• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 24 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

'10 Ocak'ı İşsiz Gazeteciler Günü olarak anacağız'

TGS İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlamayacaklarını belirterek 10 Ocak'ı 'İşsiz Gazeteciler Günü' olarak anacaklarını bildirdi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şubesi Başkanı Halil İbrahim Hüner, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü kutlamayacaklarını belirterek 10 Ocak'ı "İşsiz Gazeteciler Günü'' olarak anacaklarını bildirdi.

Hüner, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) Yönetim Kurulu Başkanı Misket Dikmen ile cemiyet merkezinde düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, 31 gazetecinin cezaevinde bulunduğunu, son iki yılda gazeteciler hakkında 250'ün üzerinde dava açıldığını, 500 civarında adli işlem yapıldığını, kayyum ataması sonucu elkonulan gazete ve televizyonlarla, radyo, internet sitelerinden işlerine son verilen basın emekçisi sayısının 1200 civarında olduğunu anımsattı.

2015'ín ilk 11 ayında medya kuruluşlarına 13 fiziki saldırının gerçekleştiğini, bu sürede medya mensuplarına yönelik toplam 161 fiziki ve sözlü şiddet olayı yaşandığını, bunların büyük çoğunluğunun güvenlik kuvvetlerinden gelmesinin endişe kaynağı olduğunu, 30 gazetecinin tehdit edildiğini ifade eden Halil İbrahim Hüner, şunları kaydetti:

''2015 yılında gazeteciler yine işsiz kaldı. Basın sektöründeki işsizlik Türkiye’deki işsizlik ortalamasının üç katına çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 7 bin gazetecinin işsiz olduğunu açıkladı. Gazetecilerin ekonomik haklarını koruyan ve tek güvenceleri olan 212 sayılı yasa, 10 Ocak 1961 tarihinde yürürlüğe girdi. Gazetecilerin sosyal haklarının temelini oluşturan, zamanına göre de ileri haklar sağlayan bu yasa, toplu iş sözleşmeleriyle desteklenerek vazgeçilmez nitelikteydi. 12 Eylül 1980 darbesiyle, sendikal örgütlenmenin önüne engel koyan yasaların çıkarılması sonucu, özellikle özel sektörde, gazetecilik işkolunda sendikal örgütlenme olanaksız hale geldi. Medya sahipliğinin şeffaf olmaması, aynı basın kuruluşunda çalışan gazetecilerin farklı şirketlerde çalışıyormuş gibi gösterilebilmesi, çalışanların bir şirketten diğerine kolayca kaydırılabilmesi; işyerlerinde sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi yetki alma sürecini olanaksızlaştırdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda karşılaşılan bürokratik engeller, kolaylaştırılmış gibi gösterilen, çalışanların örgütlenme hakkını daha bir ihlal boyutuna ulaştı. Gazetecilik işkolunda sendikal örgütlülük, salt basın emekçilerini ilgilendiren bir konu değildir. Medya patronlarının ve onların temsilcisi konumundaki üst düzey yayın sorumlularının baskısı altında çalışan gazetecilerin sendikal örgütlülükten yoksun olmasının, halkın haber alma hakkının da ihlal edilmesi sonucunu doğurması açıktır. Gazetecilerin kazanılmış haklarının ne denli gerisinde kaldığı gerçeğini de yaşamış oluyoruz. Her türlü baskıya maruz kalan Türk basınının ve gazetecilerin böylesi bir baskı ortamında, özgürlüklerinin ve yasal haklarının yok edildiği süreçte, geçmişte kazandıkları hakları bile ellerinden alınırken '10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı'nı kutlamaları söz konusu olamaz. Geçen yıl 10 Ocak bizim için  'Çalışan Gazeteciler Günü' değil, 'Mücadele Günü' demiştik. Bu yıl ise 10 Ocak'ı çalıştırılmayan, çalışamayan, İşsiz Gazeteciler Günü olarak anacağız. Biz bayram veya gün değil, gazetecinin aşı, işi, sendikası olsun istiyoruz. ''

Halil İbrahim Hüner, gazetecilere karşı açılan davalarda, hazırlık soruşturması aşamasında ifadelerinin gazetelere en yakın polis merkezleri (karakol) veya basın savcılığında alınmasını talep ettiklerini vurguladı.

NEDEN "ÇALIŞAN GAZETECİLER" GÜNÜ?: Çalışan Gazeteciler Günü ... 1961 yılının da 10 Ocak günü resmi gazetede yayınlanan bir kanun ile basın çalışanlarının bazı hakları yasal güvenceye kavuştu. (Yeni düzenlemeyle 5953 sayılı kanuna) dönüşen, ''212 sayılı kanun''  iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyor.

PATRONLAR KAZAN KALDIRDI: Ancak 212 sayılı yasanın çıktığı süreç başta ''Babıali'de Dokuz Patron olayı'' olmak üzere Türk basın tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini tetikledi. İlgili yasanın gazetecilere getirdiği haklar patronlara da bazı sorumluluklar yüklüyordu. Bunun üzerine adeta kazan kaldıran patronları 10 Ocak günü gazetelerinde okuyucularını şaşkına çeviren bir ortak bildiri yayınladılar ve ''gazetemizi üç gün kapatıyoruz'' duyurusunu yaptılar. Bildirinin altında, 9 gazete patronunun imzası vardı. Yayınlanan bildiride ise 212 sayılı yasa ile Basın İlan Kurumu'nun oluşturulmasıyla ilgili 195 sayılı yasaya yönelik tepkilerin dile getirilirken yasaların mesleki sakıncalar doğuracağı iddia edilmişti. Bidiriye imza atan 9 patronun sahibi oldukları gazeteler ise Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah'tı.

GAZETECİLER DE PATRONLARA KAZAN KALDIRDI!: Gazete sahiplerinin bu ortak tepkisi karşısında, çalışanlar da bir araya geldiler. İstanbul Gazeteciler Sendikası, çalışanlara ait bir ortak bildiri yayınlayarak, kapanma kararının gazete sahipleri tarafından verildiğini, diğer çalışanların ise bu durumu tasvip etmediklerini açıkladılar. Gazeteciler aynı gün, sendika önünden başlayan sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdiler. ayrıca, sendikada gerçekleştirilen olağanüstü toplantıda, patronların üç günlük boykotu sırasında ''basın'' adlı bir gazete yayınlanmasına karar verildi.

"ÇALIŞAN GAZETECİLER" BASIN GAZETESİ'Nİ ÇIKARDILAR: Gerekli girişimlerin ardından çalışanların ortak ürünü olan ''Basın Gazetesi'', 11 Ocak günü yayınlandı. Basın gazetesi, gazete patronlarının üç günlük boykotu sırasında düzenli olarak yayın hayatını sürdürdü. Patronların boykotuna karşılık, Ankara ve İzmir'de de çalışanlar, gerçekleştirdikleri yürüyüşler ve yayınladıkları bildirilerle tepki gösterdiler.

Basın Gazetesi'nin son sayısında yer alan başyazıda, basın emekçilerinin elde edilen hakların korunması amacıyla elbirliğiyle mücadele edecekleri kaydediliyordu. 14 Ocak 1961'de boykot sona ererek, gazeteler yeniden yayına başladı ancak üç günde yaşanan olaylar, Türk basın tarihinde yerini aldı. Patronların boykotuna karşın 11 Ocak'tan itibaren üç gün boyunca çok zor şartlarda çalışıp "Basın Gazetesi" çıkartan gazeteciler "Çalışan Gazeteciler Günü"nün de temeli oldu.

PEKİ GAZETECİLERİN BUGÜNKÜ DURUM NE?: 212 sayılı yasanın çıkması hayli çalkantılı bir sürecin ürünü olsa da 2016 yılı itibariyle gazeteciler açısından ( yürürlükteki 5953 sayılı ) 212 sayılı yasa hala bir kazanıma dönüşmüş değil. Bugün Doğan Grubu,  Doğuş Grubu, Turkuvaz Grubu gibi endüstriyel medya grupların çalışanları arasında 212'li olanların oranı yüzde 10'un bile altında kalıyor. Gazete ve televizyon kanallarında çalışan binlerce gazetecinin ezici çoğunluğu ne 212'li ne de Basın Kartı sahibi. Sektörün yeni istihdam alanı olan internet medyası ise 212 bir yana hala herhangi bir yasal zemine bile sahip değil.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)