• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 11 °C
  • Antalya 10 °C

12 Mart ve ekonomi

İ.Melih BAŞ

12 Mart muhtırası neden gündeme gelmişti? Artık çok net biliyoruz ki, uluslararası finans-kapitalin çıkarlarına engel olan 1961 Anayasası ve ortaya çıkan yeni bir toplumsal yapı ortaya çıkmıştı. Natotürk ekolünden ve o zamanın Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, 15-16 Haziran 1970’de patlayan direnişin ardından, ‘Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı’ demişti, anımsayanlarınız olacaktır.

Namı diğer ‘Morrison’ Süleyman Demirel’in 12 Mart 1971’de havlu atmasının eşdeyişle istifasının ardından namı diğer ‘kitapsız’ Nihat Erim (N.E.) başkanlığında bir kabine oluşturuluverir. 1961 Anayasası’nı Türkiye için lüks bulan bu kabinede yarı-darbenin Dünya Bankası’ndan ithal unsuru Devlet Bakanı Atilla Karaosmanoğlu (A.K.) da vardır.

A.K., 1966’dan başlayarak Dünya Bankası’nda 5+22 yıl çalışır ve başkan yardımcısı da olur. Türkiye’ye Dünya Bankası’ndan gö(revle)nderilen üç kişi sayabiliriz: 12 Mart’ta A.K., 12 Eylül’de Turgut Özal ve daha sonra A.K.’nın yanında çalışmış Kemal Derviş! A.K., Usunuza CHP’nin Kemal Derviş ile birlikte çalışmış şimdilerde sözcüsü olan bir kadın iktisat profesörü geldiyse, bu işler devamlılık gösteriyor derseniz, bakın bu esaslı bir tartışma…   

A.K., Türkiye’ye geldikten sonra (tarımda kapitalistleşmeyi amaçlayan toprak hukuku ve ekonomisi düzenlemeleri, planlı kalkınmanın sonunu getirecek KİT düzenlemeleri, dış ticaret reformları vb.) yeni yasal düzenlemeler tasarımlar.

Ara not: Geçen yıllarda A.K’yı anma toplantısı yapılmıştı okulumuz Mülkiye’de, konuşmacılar da Tuncer Bulutay, Korkut Boratav ve Ercan Uygur idi. Aşağıda youtube bağlantı adresi var. Toplantının görsel bantını Mülkiye tarafından yapılmış ve youtube’a yüklenmiş kaydını izleyebilirsiniz:

Altını çizerek belirtelim ki, N.E. de kabineye bakan olarak alacağı kimselere reformun ana hatlarını kabul ettirerek bakan tayin eder.

Dönemsel olarak bakıldığında, 1962-1976 dönemi iktisadî olarak içe dönük, dışa bağımlı genişleme dönemi olarak tanımlanabilmektedir. Bu dönemde ekonomiye dış kaynak sokulup akıtılarak yüksek bir büyüme temposu elde edilir. Gelgör ki, sömürü derecesini saptamaya dönük bir gösterge olarak sınai katma değerde ücretlerin payı 1963-1964’lerde yüzde 31’i aşkın iken 1972’de yüzde 24,1 olmuş!

Gelir dağılımı ciddi ölçüde bozulmuş sizin anlayacağınız.

Yıl olarak 1970, ekonominin sürekli olarak darboğazlarda bulunduğu, 10.8.1970 yüzde 66,6’lık devalüasyonu sonucu oluşan enflasyonun her gün yeni boyutlara ulaştığı bir yıl olmuştu. Bu ekonomik bunalımın yanı sıra, 15-16 Haziran işçi ayaklanması gibi toplumsal devinimlerde yoğunlaşma yaşandı. Yerli tekelci kentsoylu (burjuvazi), 1971’in başlarında orta ve küçük kentsoylunun sağ ve orta kanatlarını da yanına alarak açık faşizme geçti. Tekelci sermaye diğer kesimlere söz hakkı tanımaksızın iktisadî siyaseti belirlemeye başladı.

A.K., 14.4.1971 tarihinde düzenlediği basın toplantısında, 1967-70 döneminde verilen 8,2 milyar liralık teşvik tedbiri uygulanmasına karşın dışsatımda plan hedeflerine ulaşılamadığını ve teşviklerin gözden geçirileceğini, teşviklerden sadece bir kısım sanayicinin yararlanacağını belirterek bu işi açıktan ilan etti. Bakanlar arasında Sanayi Bakanlığı’na getirilen Ayhan Çilingiroğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na getirilen İhsan Topaloğlu’nu da belirtelim. Genel rüzgarın tersine, İ.Topaloğlu milli petrol konusunda namuslu sınav vermiş biriydi!

Yitirdiğimiz değerli iktisatçılarımızdan Arslan B. Kafaoğlu’nun ifadesiyle ‘Bu hükümetin KİT zamlarını uygulamaya koymasıyla birlikte planlı dönem bitiyordu’. Bundan sonraki planlar, Yalçın Küçük hocamızın söylemiyle ‘sadece bir aldatma belgesi’ olacaktı. Teşviklerden yararlanma vd. kimi konularda kentsoylunun kanatları arasındaki mücadele sonucunda 11’ler tasfiye edilerek 1.Erim Hükümeti devrilir. Amerikancı faşist çete ile AP’nin ortaklığı sonunda 2.Erim Hükümeti kurulur. Büyük kentsoylu ve toprak ağalarının egemenliği AP’yi ana dayanak yaparken, CHP de karpuz gibi çatırdar. 

Faşist 12 Mart rejimi, 1960’larda başka bir eksene kayan ülkeyi tekelci sermayenin istediği eksene çekme konusundaki hukuksal dönüşüm, sosyal baskılama (orduda, sivil bürokraside, akademisyenlerde ve aydın kesimde tırpanlama vb.) ve geçimbilimsel olarak planlı kalkınma evresinin kapanması gibi işlevler görmüştü. Sonra 12 Eylül’de bir altın vuruşu, bir sonra Kemal Derviş altın vuruşu. Derken ölüm vuruşu ise 2002’den sonra yeni bir ABD projesi ile yapılagel(mekte)di(r)!

Peki maç bitti mi? Hayır, maç devam ediyor. Ne diyor Beşiktaş Çarşı: alem biter, ortam biter, Çarşı bitmez! Şimdi de ‘Çarşı’ sözcüğü yerine ‘Türkiye halk sınıfları’ yazabilir miyiz? Neden olmasın?

Meraklısına not: Önce 9 Mart hareketi safında yer alan Gürler-Batur kliği, sonra Sunay-Tağmaç kliği ile ittifak kurup 12 Mart’tan sonra 11’ler tarafından temsil edilerek iktidara ortak oldu. Montajcı büyük sanayi ve malî sermaye çevrelerine dayanan Sunay-Tağmaç kliği ile Gürler-Batur kliği arasındaki ilişkilere ait siyasal ayrıntılara Talat Turhan’ın ve Erol Bilbilik’in kitaplarından bakılabilir.          

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.