• BIST 107.148
  • Altın 143,559
  • Dolar 3,5506
  • Euro 4,1367
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 36 °C
  • Adana 35 °C
  • Antalya 37 °C

15 Temmuz emperyalist darbe hedefleri doğrultusunda kutlanıyor

15 Temmuz emperyalist darbe hedefleri doğrultusunda kutlanıyor
AKP, emperyalizmin diğer işbirlikçisi olarak, bu kez zaman ve koşullara göre yeniden üretilen daha ustalıklı başka yol ve yöntemlerle birer birer yapmaya çalışmaktadır...

Güngör AYDIN*

ABC Gazetesi'nde 30 Ağustos 2016 tarihinde ”Önce AKP Doğru Analiz Edilmelidir” başlığı altında yayınlanan yazımızda belirtildiği üzere;

"ABD emperyalizminin, Türkiye için en öncelikli hedefi, emperyalist politikaları uygulamada, yalnız Türkiye’de değil tüm İslam dünyasında bir engel olarak gördüğü   antiemperyalist Kemalist Düşünceyi, ülkeden, Ortadoğu’dan,  olanaklıysa tüm dünyanın hafızasından silmek, ülkede egemen olmaktan, devlet yönetiminden ve Türk Halkının dünyasından çıkarmaktır.

Bugün, 15 Temmuz başarısız darbe girişimi ile ve sonrasında, ABD emperyalizminin ülkemizde ne yapmaya çalıştığına baktığımızda gördüğümüz şudur: ABD emperyalizmi, Irak, Libya ve Suriye’de yapıp geldiğini, yani böl-parçala-yönet politikasını Türkiye’de de aynıyla yapmağa çalışmış;  bunu yaparken, ülkemizde önce 12 Eylül despotizmi ile, sonra ABD, AKP ve Gülen Cemaatı üçlü ortaklığında Ergenekon, Balyoz ve Casusluk davaları ile Kemalist Düşünceden bütünüyle arındıramadığı TSK’ni, bir iç çatışmaya götürerek, liderini ülkesinde barındırdığı bir tarikatın ele geçirdiği azımsanmayacak kesimiyle Cumhuriyeti ve devleti savunan Kemalist Düşüncedeki kesimlerini karşı karşıya getirip birbirine kırdırmak, böylece itibarsızlaştırıp güçsüzleştirerek Ortadoğu’da etkili bir güç olmaktan çıkarmak; öte yandan da ülkede laik-dinci, Alevi-Sünni ve Türk-Kürt din, mezhep, aşiret-tarikat, etnik köken ayrışması, çatışması yaratarak, ülkeyi süreğen din ve ırk iç savaşlarının içine taşıyarak böl-parçala-yönet plan ve politikasını uygulamaya geçirme denemesi, provası ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır.

ABD emperyalizmi, destekleyip yönlendirdiği bu darbe girişimi ile Türkiye’de önce iktidarı doğrudan ve engelsiz olarak yönlendirecek biçimde ele geçirmeyi, ülkede yaygın bir dinsel mezhepsel ve ırklar arası iç savaş çıkararak halkı birbirine kırdırmayı, bunu bahane ederek aşamalı biçimde ülkeyi işgal etmeyi ve sonrasında da kolay yönetebileceği Sünni, Alevi, Türk, Kürt, laik, radikal dinci bölgelere ayırarak Türkiye’yi bölmeyi hedeflemiş bulunmaktadır."

15 Temmuz darbesine AKP açısından gördüğümüze baktığımızda görünen tablo şöyle özetlenebilir. Böylesi bir iktidarı ele geçirme darbesi karşısında, devleti yönetme bilgi, kültür ve birikiminden yoksun arkaik bir devlet anlayışına ve eş düzeyde kadrolarına sahip, esasen olağan çağcıl devlet yapılarına, Cumhuriyet ve demokrasiyi savunan kadrolara karşı ve mücadele içinde olan AKP iktidarı, olağan ve otomatik işlemesi, işletilmesi gereken "Dakika geciktirilemez-yıldırım" hızıyla basamaklanım içinde ve zincirleme işletilecek çağcıl bir devleti koruma refleksi ve bilincini ortaya koyamaz ve darbeyi önceden haber alarak ya da anında büyümeden önleyemez; devletin TSK, MİT gibi temel ulusal savunma kurumlarını darbeye karşı otomatik ve bir bütün olarak harekete geçiremezken; daha önemli olarak da darbeye kalkışan güçlerin aynı emperyalist merkezden yönetilen, karşı devrimci iktidar ortaklığı ve dinsel felsefe birliği içinde olup geldiği, ancak iktidarın paylaşım ve yürütümünde rant ve taht kavgası/anlaşmazlığı içine düştüğü, devletin içine bizzat yerleştirip koruduğu güçler tarafından yapılıyor olması nedeniyle şaşkınlık ve acz içine girmiş ve felce uğramış bulunmaktadır. Bu darbe ile devlet ve kamu yönetimi de, tüm stratejik yönetim merkezlerinden ve görev alanlarından kısmi bir felce uğratılmış; ivedi çağcıl bir yeniden yapılanma, modernizasyon, onarım, kadrolaşma ve rehabilitasyon gerektiren duruma düşürülüp getirilmiştir. Çözümü ve hemen ele alınmayı gerektiren bu durum, devlet/kamu yönetiminin yeniden, sağlıklı, etkili ve hızlı bir işlerliğe kavuşturulması ise, asla, hele böyle çağdışı bir yönetimin elinde, sapmalar, hukuksuzluklar, insan hakları ihlalleri ve keyfiliklerle şiddet, nefret ve intikam tohumları eken bir OHAL yönetiminden değil, toplumda/halkta, iç ve dış kamuoyunda güven, huzur, umut, adalet, eşitlik, barış ve saygınlık üretecek modern, çağcıl, demokratik olağan sivil yönetimin gerçekleşmesinden geçmektedir.

15 Temmuz darbesinin, devletin tüm stratejik kurum ve görev yerlerine bizzat iktidar tarafından yerleştirilmiş, yapılan bütün uyarılara (2004 MGK kararı v.b.) rağmen, ele geçirdikleri kritik görev yerlerinde, Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yaverlikleri dahil, daha da çoğalmalarına göz yumulmuş, iktidar ortaklığı ve felsefe birliği içine girilmiş güçler tarafından yapılmış olması nedeniyle devlet ve kamu yönetiminde ayrı bir ivedilik, özellik ve önem kazanmış bulunan tüm devlet kurumlarında ve üst görev yerlerinde ivedi rehabilitasyon, onarım, değişim, modernleşme/çağcıllaşma ihtiyacı gereklilik hatta zorunluluk haline gelmiş bulunmaktadır. Kuşkusuz bu "Yenilenme, değişim, modernleşme/çağcıllaşma ve iyileşme"den yargıyasama ve siyasal güçler/partiler de, çürüme, tıkanıklık, olumsuzluk, etkisizlik, işlevsizlik ve bağımlılıklardan kurtulmak için özel bir öncelikle nasibini almalı; üzerlerine düşenleri yapmalıdırlar.

Buna karşın, ABD emperyalizminin, güdümlediği, AKP’nin eski iktidar ve yönetim ortağı bir işbirlikçisi eliyle yürürlüğe koyduğu, ancak ülkemizde büyük çoğunluğu oluşturan TSK içindeki ve dışındaki Kemalist Düşünceyi savunup özümsemiş yurtsever üniter ulus devlet güçleri başta olmak üzere Cumhuriyet ve demokrasinin kurumları ve güçleri ile Cumhuriyeti, demokrasiyi, Atatürk'ü, laikliği, ulusal birliği ve barış içinde birlikte yaşamayı savunan büyük halk çoğunluğunun (AKP’nin salâlarla sokağa saldığı bir avuç militan yandaşların değil) direnmeleri nedeniyle 15 Temmuz darbesinin başarısızlığa uğramasından sonra, darbenin başaramadıklarını AKP, emperyalizmin diğer işbirlikçisi olarak, bu kez zaman ve koşullara göre yeniden üretilen daha ustalıklı başka yol ve yöntemlerle birer birer yapmaya çalışmaktadır.   

Oysa şimdi bugün açıkça görülmektedir ki, AKP, 15 Temmuz 2016 kanlı darbesini kutlama adı altında ve kapsamı içinde ortaya koyduğu sözde tören çalışmalarında, Çanakkale Savaşlarından başlayarak, 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos ve 29 Ekim ulusal gün ve bayramları, Cumhuriyet Devrimi ve devletin kurucu felsefesi v.b Türkiye Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet ve ulus yapan, ulus olarak övünüp kıvandığımız tüm kurucu ulusal kimlik, kavram, kurum, bayrak dahil tüm simge ve değerleri, denetimi altına aldığı tüm medya organlarını ve emperyalizm kokan afişlemeler dahil her türlü yol ve yöntemleri kullanarak gölgeleyip yok saymaya/etmeye, tüm bu ulusal değerlerin yerine, planladığı, hedeflediği ve ABD emperyalizminin de desteklediği Sünni İslam federatif din devleti doğrultusunda, yeni başka kutsallıklar arayıp yaratmaya çalışmaktadır. Böylece de AKP, ulus/millet, vatan, ulus devlet, Türkiye Cumhuriyeti kavramlarının yerine din, şeriat, ümmet, saray, hatta hilafet v.b. gibi arkaik dinsel ortaçağ kavramlarını yerleştirmek istemektedir.

Öte yandan, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP de, Büyük Türk Cumhuriyet Devriminin kurucu felsefesinin temel öğeleri olan tam bağımsızlık, ulusal egemenlik, aydınlanma, çağdaşlaşma, laiklik/laikleşme, uluslaşma, ulus devlet oluşturma ve çağın yönetim felsefesi demokrasiye ulaşma hedeflerini unutup görmezlikten gelerek, tüm önemine karşın demokrasinin yalnızca bir öğesi olan ve söz konusu kurucu ilkeler bütünü ile birlikte/içinde ancak yaşama geçirilebilir bulunan adalet kavramı ile sınırlı ve demokrasi savaşımının sonuç üretici siyasi pratiklerine aktarılmayan, taşınamayan söylemlerden ibaret kalan  bir 'Yürüyüş' yapmakla yetinmiş; aymazlıklar içinde geçit verdiği karşı devrimin ve yürürlüğe konulmuş AKP despotik dinsel diktatörlüğünün nasıl durdurulup yenik düşürülerek sona erdirilebileceğine ilişkin siyasal halk gündemi konusunda, demokrasi cephesi, 'Hayır' bloku oluşturulması, demokratik iktidar seçeneği üretme, türdeş ve tümleşik bir cumhuriyet ve demokrasi kadrosu oluşturma v.b demokrasi hedeflerini gerçekleştirmek için ulusal, özgün, bütünsel, dizgesel ve demokratik bir siyaset felsefesi üretimi ve bunun gerekli kıldığı bir bağlaşıklar politikası ve tüm bunları içeren bir siyasi proje ortaya koyamamıştır; koyamamaktadır.

CHP, aynı zamanda, referanduma sunulan, gerek var olan Anayasaya gerekse imzacısı olduğumuz Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi'ne aykırı karşıdevrim taslağının ve yapılan referandumun meşruiyet sorununu, Cumhurbaşkanının AKP Genel Başkanlığına getirilerek despotik parti devletinin kuruluş sürecini de unutmuş bulunarak ve yeniden AKP’nin karşıdevrim süreci gündemine tabiiyet göstererek, halkı, oyalayıp alıştırarak beklemeye tahammülünün olmadığı / kalmadığı 2019 gündemine bağlamaya, yeni bir 'Ekmeleddin olayı'na hazırlamaya  çalışmaktadır.

CHP yönetimi böylece, her zaman olduğu gibi karşı devrime yol veren oldubittileri, AKP’nin Cumhuriyet ulus-devlet yönetimini sona erdirmeyi hedefleyen söylem, eylem ve yıkımlarını büyük bir aymazlık ve yetmezlik içinde yalnızca izlemekle yetinmektedir. 

(*) Emekli Vali

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
    • Gezi’deki Hatayı Tekrarlamak: Adalet Yürüyüşü Bitti, Peki Ya Sonra?11 Temmuz 2017 Salı 09:02
    • Liberteryenizm ve Meritokrasi10 Temmuz 2017 Pazartesi 18:06
    • 'Adalet' demokrasinin günümüzdeki somut adıdır03 Temmuz 2017 Pazartesi 21:33
    • Gezi’yi kapsayarak aşma şansı02 Temmuz 2017 Pazar 18:41
    • Sivas'ın adı ağıt02 Temmuz 2017 Pazar 11:10
    • Eskişehir'de bonzai tehlikesi...27 Haziran 2017 Salı 20:24
    • Sosyal medya maymunluğum27 Haziran 2017 Salı 17:35
    • Adaletin yürüyüşü24 Haziran 2017 Cumartesi 17:05
    • Cevap Veriyorum Kumpasçı ve Tetikçi Ahmet Altan!24 Haziran 2017 Cumartesi 16:52
    • Allah'ın emirleri ve yasakları24 Haziran 2017 Cumartesi 09:39
    • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)