• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Adana 7 °C
  • Antalya 8 °C

17-25 Aralık ile MİT Tırları arasındaki bağlantı

Doğan YURDAKUL

Dindar Anayasa, dokunulmazlıklar, taht oyunları, Davutoğlu’nun gidişi, “düşük profilli” yeni Başbakan arayışı, MHP’yi karıştırıp oradan milletvekili devşirme çabaları, partili cumhurbaşkanı girişimleri… Saray ve medyası gündem değiştirmekte ve muhalefeti de o yapay gündemin peşine takmadaki ustalığından o kadar emin ki, daha önemli konuları unutturabileceklerini sanıyorlar. Örneğin Reza Zarrab davasını. Ama biz unutmadık ve unutturmayacağız.

Yandaş medya, Zarrab Amerika’da tutuklandığında, üstünü örttükleri 17-25 Aralık yolsuzluğu yeniden açığa çıkacak diye telaşa kapılmıştı. Gülünç duruma düşmeyi de göze alarak soruşturmayı yürüten New York Eyalet Savcısı Preet Bharara hakkında söylemediklerini bırakmamışlardı. Galiba, ABD’de de Beyaz Saray’a bağlı bir HSYK var ve o da o savcıyı derhal görevden alır sanıyorlardı.

billioner.jpgDİZİSİ BİLE VAR

Billions (milyarlar) adında yeni vizyona girmiş bir Amerikan dizisi var. Dizi, Chuck Rhoades adlı bir Savcının, Bobby Axelrod adında milyarder bir işadamını borsa spekülasyonu yaptığı şüphesiyle izlemesi üzerine kurgulanmış. Peşine düşülen milyarder çok zeki, savcılığın kendisini takip ettiğini bildiği için karda yürüyüp izini belli etmeyen usta bir iş adamı. Hem siyaseti, hem de finans dünyasını kendi çıkarları için kullanmasını biliyor. Savcı ise, çok hırslı ve siyasette yükselmek isteyen, ama gerektiğinde emekli savcı olan babasını bile yargılamaktan çekinmeyen ilkeli biri. Dosyasını “temyizden dönmeyecek” kadar sağlam hazırlamadan dava açmıyor. O yüzden dolandırıcı milyarderlere karşı açtığı 81 davanın 81’ini de kazanmış. Kimi yorumcular, dizideki savcıyı, Zarrab’a karşı dava açan Bharara’ya benzetiyorlar. Hani, futbolda beceriksiz oyunculara veya hakeme “mektebi var” diye bağırırlar ya, biz de o zaman Bharara’ya saldıran yandaş medyaya “dizisi var” diyebiliriz. (Dizi henüz bizde yayınlanmıyor ama internette bulabilirsiniz).

Amerikan yargı sistemi, bu tür mali suçlarda elbette “kapitalizmin genel çıkarlarını” gözetiyor, devletin liberal ekonomi sistemindeki hakemlik rolünü sağlamak için çalışıyor. Dolayısıyla orada “vahşi kapitalizme” geçit yok! O yüzden Zarrab’ın da, bizim 17-25 Aralık’çıların da işi zor görünüyor.

ZENCANİ’NİN İTİRAFLARI

Zarrab konusuna girince, onun İran’da idama mahkum edilmiş olan ortağı Babek Zencani’den söz etmeden olmaz. ABD, Zencani davasını çok yakından izledi, hatta İran yargısına yardımcı oldu. Örneğin Zencani kendisini savunurken, ülkesine borcunu ödemek istediğini, ama İran, dünya bankaları arasındaki elektronik fon transferi sağlayan SWİFT sistemine dahil olmadığı için parasını getirmediğini söyledi. Bunun üzerine ABD ambargonun en güçlü ayağını ortadan kaldırdı ve İran’ı tekrar SWIFT sistemine dahil etti. Zencani sözünü ettiği paraları getiremedi. İdam kararının en önemli gerekçelerinden biri ABD’nin İran yargısına yaptığı bu yardım oldu.

Bize gelince, Türk medyasının yandaşından vazgeçtik, muhalifi bile Zencani’nin İran’daki 26 duruşmalık yargı sürecini tek bir muhabirle izlemedi. Oysa o sürecin her duruşması buradaki gündemi sarsacak kadar önemliydi. Örneğin Zencani, Türkiye’deki ortağı aracılığıyla Türk yetkililere yüksek miktarda rüşvet verildiğini, “üç Türk bakana bizzat ne kadar para verdiğini isimlerini sayarak” anlattı.

Dahası ve en önemlisi “kayıp” 20 milyar doların nereye gittiğiydi. İddialara göre bu paranın iki milyar doları İran tarafından Suriye’de savaşan Şii milisler ve Hizbullah’a gönderildiği,  bir milyar dolarının “Türkiye tarafından Suriye’de savaşan El Nusra ve Ahrar’a verildiği”, bir milyar dolara yakının da Dubai üstünden IŞİD’e aktarıldığıydı (Kaynak: Nokta Dergisi, 5 Nisan 2016).

Özetle, “bizim medya” görevini yapsa, “17-25 Aralık ile MİT Tırları” bağlantısının ortaya çıkması işten bile değildi.

“HÜKÜMETİN KÖŞEYE SIKIŞTIRDIĞI KESİMLER”

Hürriyet’in Washington temsilcisi Tolga Tanış’ın üç hafta önce yazdığı bir yazıda önemli bir satır arası vardı: “Kazanmak istiyorlar. Zarrab’a hüküm giydirmek istiyorlar. Ve bunun için de harıl harıl bilgi topluyorlar. Türkiye’de hükümetin son üç yıldır izlediği politikalarla köşeye sıkıştırdığı kesimleri düşünecek olursanız, bilgi vermeye istekli kaynak bulmakta da zorlanmıyorlar” (Hürriyet, 24 Nisan 2016).

Peki kimdir bu “Türkiye’de hükümetin köşeye sıkıştırdığı” kesimler?

2-033.jpg

Anımsayalım. HSYK’nın görevden uzaklaştırdığı savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara, Fikret Seçen, Mehmet Yüzgeç, Cihan Kansız, haklarında soruşturma açılacağını ve yurtdışına çıkma yasağı kararı alınacağını duyar duymaz firar etmişlerdi. Yanlarında örneğin 17-25 Aralık gibi önemli davaların dosyalarını götürdüklerini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. İleride işlerine çok yarayacak olan yüzlerce klasörü kamyonla taşıyacak değiller ya, bir flaş belleğe hepsi sığar. Acaba “bilgi vermeye istekli kaynaklar” onlar mıdır?  Göreceğiz.

1-033.jpg

Sözünü ettiğim diziye dönecek olursak, oradaki savcı, kıskıvrak yakaladığı dolandırıcı milyarderleri, peşinde olduğu başka milyarderler hakkında bilgi vermeleri için işbirliğine razı etmeyi de iyi biliyor. Eğer Bharara da o savcı gibi çalışıyorsa, Zarrab’ı işbirliğine razı etmesi işten bile değildir.

Türkiye’deki iktidarın yumuşak dokularından biri “başkanlık sistemi” ise, öteki ikisi “17-25 Aralık” ve “MİT Tırları” dosyalarıdır. İşte bu iki dosyayla ilgili gördükleri kabuslar, onları sürekli yanlış yapmaya zorluyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.