• BIST 107.359
  • Altın 151,681
  • Dolar 3,6702
  • Euro 4,3105
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 29 °C

‘20. yüzyılın zorlamaları’ ve zortlamalar

Ender HELVACIOĞLU

Özellikle muhafazakâr strateji uzmanları, jeopolitikçiler daha sık yazmaya başladı: 20. yüzyıl bir zorlamaymış, 21. yüzyılda 19. yüzyılın yarım kalan işleri tamamlanacakmış, Türkiye’nin de eski imparatorluk refleksleriyle davranması gerekiyormuş. Başı AKP’nin ideologları çekiyor. Bunlardan biri de, biliyorsunuz, ülkenin başbakanı.

“20. yüzyılın zorlamaları” derken kastettikleri, üç büyük devrimle ortaya çıkan üç büyük devlet: Çöken Osmanlı İmparatorluğunun yıkıntıları arasından Anadolu devrimiyle çıkan Türkiye Cumhuriyeti; çöken Rus Çağlığının yıkıntılarından bir sosyalist devrimle çıkan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği ve Asya’da emperyalist tahakkümün kırılması sonucu -yine büyük bir sosyalist devrimle- ortaya çıkan Çin Halk Cumhuriyeti.

Ve tabii, bütün ezilen dünyayı saran anti-emperyalist ulusal kurtuluş mücadeleleri ile irili ufaklı sosyalist devrimler (Doğu Avrupa halk cumhuriyetleri, Yugoslavya, Kore, Küba, Vietnam, Laos, Kamboçya…). 

Bizim “proletarya devrimleri ve ulusal kurtuluş mücadeleleri çağı” dediğimiz 20. yüzyılda ortaya çıkmış sosyalist ve ulusal devletler.

İşte onların “zorlama” dedikleri budur.

Aslına bakılırsa son yirmi yılda hemen hemen hepsini hallettiler (ya da hallettiklerini sanıyorlar) ve artık 20. yüzyılın başında yarım kalmış işlere devam edecekler.

Son derece naif, hatta -bizim muhafazakârlar göz önüne alındığında- aptalca analizler bunlar. Neden?

***

Öncelikle şu “zorlama” tespiti üzerinde duralım.

20. yüzyıl sadece sosyalist ve ulusal devrimler çağı değildi. Emperyalizm çağıydı ve dünya iki kez emperyalistler arası paylaşım savaşları sonucunda kana bulandı. Soğuk Savaş da cabası…

Devrimler yaşandığı için savaşlar çıkmadı; savaşlar yaşandığı için devrimler oluştu. Sovyet ve Türkiye devrimleri Birinci Dünya Savaşından sonra, Çin, Doğu Avrupa ve Hindiçini devrimleri de İkinci Dünya Savaşından sonra gündeme geldi.

Kapitalizmin sömürüyü dünya çapına yayma eğilimine (emperyalizm), halklar da devrimlerle karşılık verdiler.

Halklar durup dururken devrime kalkışmaz. Son çaredir devrim; “çaresizliğin çaresi”dir.

Sen geleceksin ülkeleri işgal edeceksin, bölüp parçalayacaksın, sömürüyü katmerleştireceksin, dünyanın bütün kaynaklarına el koyacaksın, talan edeceksin, milyonlarca insanı öldüreceksin, bu “zorlama” olmayacak, “doğal gidişat” olacak; halkların bütün bunlara “yeter” deyip ayaklanmasına ise “zorlama”, “doğal gidişatın yarıda kesilmesi” diyeceksin… Yok öyle dünya!

Uzun lafın kısası, 20. yüzyılda “zorlama”yı yapanlar halklar değil, emperyalistlerdi.

Şimdi bu devrimleri boğduklarını sanıyorlar ya, başladılar yine “zorlama”ya.

***

Şimdi gelelim bizimkilerin aptallığına, yani “zortlamalara”…

Sanıyorlar ki emperyalistler aralarında anlaşacaklar, “kardeş payı” yapıp dünyayı bölüşecekler, “hani bana, hani bana” diyen küçük kardeşlerinin önüne de birkaç kemik atacaklar.

Emperyalist “zorlama”, savaş demektir; savaşsız paylaşım olmaz. Emperyalistler birbirleriyle savaştıktan sonra masaya otururlar. O masada da taşeronlara, piyonlara yer yoktur. Onlar paralı askerlikleriyle ve vatana-halka ihanetleriyle kalırlar.

Türkiye’yi yönetenlerin “Yeni Osmanlıcılık”, “imparatorluk haritasına dönmek”, “alt bölgesel düzen”, “Ortadoğu hamiliği”, “Kürtlerle büyümek” gibi hedeflerinin fantastik düşüncelerden öte bir değeri yoktur. Bırak büyümeyi, Sevr’i bile mumla aratırlar.

Bu dalaştan emperyalistlerle uzlaşarak “bağımsız bir devlet”, “kanton”, “devrim” vb. çıkarabileceklerini sanan Kürt hareketi liderleri de çok yanılırlar. Eğer izin verilirse bir devlet kurabilirler belki; ama o devletin yanında İsrail bile “bağımsız” kalır. Etrafı en ufak tökezlemede onu yok etmeye hazır devletlerle çevrili bir “emperyalist üs” olabilir sadece.

Emperyalist paylaşım savaşlarından nasıl başı dik bir toplum olarak çıkılabileceğini Mustafa Kemal, Lenin ve Mao Zedung göstermiştir.

Çağımızda, özellikle bizim gibi ülkeler için “vatan”ın tarifi, “emperyalizmden kurtarılmış toprak parçası”dır.

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)