• BIST 108.673
  • Altın 153,107
  • Dolar 3,8275
  • Euro 4,5102
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 19 °C
  • Antalya 17 °C

2010'daki o öneri dikkate alınsaydı, bugün bunları konuşmayacaktık!

Nahit DURU

Anayasa değişikliği referandum sonuçlarını, kim ne derse desin, YSK’nın kanuna ve kendi genelgesine aykırı biçimde aldığı kararlar şaibeli hale sokmuştur.

Zaten Anayasa değişikliğine ilişkin mevzuat da akla, vicdana terstir.

Bunu nereden çıkarttığımı sorar gibisiniz.

Bakınız.

Şu anda Anayasa değişiklikleri şaibeli bir referandum sonucuna göre; kayıtlı seçmenlerin, yüzde 44’ünün oyları ile kabul edilmiştir. Yani kayıtlı seçmenlerin yarısından fazlasının oyu ile değişiklik kabul edilmiş değildir. Sonuç oy kullanan seçmene göre, son dakikada yapılan değişikliklerle belirlenmiştir.

Biraz gerilere giderek konuyu irdeleyelim…

Tarih, 7 Nisan 2010…

O günlere CHP İstanbul Milletvekili olan Ali Topuz, TBMM’de görüşülmeye başlanacak olan Anayasa değişiklikleri ile ilgili basın toplantısı yapıyor. Neler söylemiş kulak verelim:

"… Bilindiği gibi Anayasa değişiklikleri, TBMM’de Milletvekili sayısının 2/3 çoğunluğuyla, yani 367 oyla kabul edilmesi halinde Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmi Gazete’de ilanı ile hemen yürürlüğe giriyor.

Ya da TBMM’de 3/5 çoğunluğu geçerek, yani 330’la 367 arasında oy alabilen değişiklikler halkoylamasına sunularak, kabul görmesi halinde yürürlüğe giriyor.

Anayasa değişikliği önerileri üç şekilde sonuçlanmaktadır. Birincisi, 2/3 çoğunluğun sağlanması ve böylece geniş kapsamlı bir uzlaşma ile anayasa değişikliğinin kabul edilmesidir.

İkincisi ise, anayasa değişikliği önerisinin gerekli oyu, yani en az 330 oyu sağlayamaması nedeniyle TBMM Genel Kurulunda reddedilmiş sayılmasıdır.

Bu iki durumda da bir kısım vatandaşlarımızın beklentilerinin yerine gelmemiş olmasından kaynaklanan bir hayal kırıklığı olabilirse de bu durum toplumsal açıdan sıkıntı yaratacak bir çekişme ve kutuplaşma nedeni olamaz."

Her dönemde önemli görevler üstlenen duayen politikacı Ali Topuz, günümüzde yaşananları, yaşanacakları 7 yıl önce görerek, şu cümle ile ciddi bir tehlikenin altını çizmiş:

"Ama üçüncü şekil yani anayasa değişikliği önerisinin halkoyuna sunulması söz konusu olursa, teklifin kabul edilmesi için bir alt limit belirtilmemiş olduğundan, büyük çelişkilerin, çekişmelerin ve tehlikeli kutuplaşmaların ortaya çıkması olasılığı çok yüksektir."

 Topuz, TBMM’de 2/3 çoğunluk aranmasının neden Anayasaya konulduğunu da şöyle özetlemiş:

" … Bu ihtiyaç, partiler ve milletvekilleri arasında, geniş tabanlı bir uzlaşma sağlama amacından kaynaklanmaktadır. Böylece, milletimizin büyük bir bölümü tarafından benimsenebilecek bir Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu öngörü çok anlamlıdır, çok yararlıdır ve de çok gereklidir."

Topuz, bugün olduğu gibi, “anayasa değişikliğinin halkoylamasına sunulmasında, geniş tabanlı uzlaşma anlayışının ortan kalktığına dikkat çekiyor ve devam ediyor:

"…Bu azınlığın çoğunluk için anayasa yapması, bir başka deyişle, azınlığın çoğunluğa tahakküm etmesi demektir. Bu büyük bir tehlikedir.

Anayasa değişikliği için TBMM’de üye sayısının, 2/3 çoğunluğu aranırken, halkoylamasında 2/3 ya da 3/5 çoğunluğu aramamak açık ve tehlikeli bir çelişkidir. Bu yanlıştır."

Topuz’un vurguladığı toplumun kutuplaşması ne yazık ki, günümüzde doruk noktaya ulaşmıştır.

2010’da Topuz’un önerileri dikkate alınabilseydi, bugün ne kutuplaşmadan, ne de referandum sonucunun üzerine düşen şaibeyi konuşmazdık.

Hem de daha demokrat ve toplumun her kesiminin kabul edip içine sindirebileceği bir Anayasaya sahip olurduk.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)