• BIST 109.244
  • Altın 156,111
  • Dolar 3,8598
  • Euro 4,5505
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 13 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 18 °C

29 Ekim 1923, asgari ilericilik-gericilik kıstasıdır

Ender HELVACIOĞLU

29 Ekim 1923’te Osmanlı hanedanlığına, saltanata kesinkes son verildi ve tarihin çöplüğüne gönderildi. Kısacası devrim ile kurulan devletin adı kondu. 29 Ekim 1923, Osmanlı İmparatorluğu’nun sol bulduğunun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğunun resmen ilanıdır. Devrimciler, neyi yıktıklarını ve neyi kurmaya girişeceklerini ilan etmişlerdir.

Neye son verildiği kesinkes bellidir, ama neyin kurulacağı, daha doğrusu cumhuriyetin içeriğinin nasıl doldurulacağı henüz belli değildir. Bunu o tarihten sonraki sınıf mücadeleleri belirlemiştir; hâlâ da belirliyor.

29 Ekim 1923, asgari bir ilericilik-gericilik kıstası oluşturur. Bu ülkenin simge tarihlerinden ne 19 Mayıs 1919 ne de 23 Nisan 1920, 29 Ekim 1923 kadar bir kıstastır. Krallar, sultanlar, ağalar, beyler, şeyhler, tarikat şefleri de ülkelerini (daha doğrusu iktidarlarını) korumak için bağımsızlık savaşı verebilirler. Krallar, sultanlar, ağalar, beyler, şeyhler de zorda kaldıklarında meclis açabilirler. Ama krallar, sultanlar, ağalar, beyler, şeyhler, tarikatçılar cumhuriyet ilan edemezler, çünkü cumhuriyet krallığın, sultanlığın, ağalığın, beyliğin, şeyhliğin, tarikatçılığın lağvedilmesidir.

Bu nedenle 29 Ekim 1923 bu toplumun temel ilericilik-gericilik kıstasıdır. Bu çıtanın altına inilemez, inilmesi teklif dahi edilemez! 29 Ekim 1923’te gerçekleşen olaya karşıysan gericisin, ilerici olamazsın, burası net! Karşı değilsen -ilericisin demiyorum- ilerici olabilirsin.

Gerici değilim diyorsan bir kere cumhuriyetçi olacaksın; bunun gerisine düşemezsin. Sonrasında ulusalcı (Türk veya Kürt ulusalcısı) mı olursun, Kemalist mi olursun, demokrat mı olursun, sosyal demokrat, radikal demokrat, solcu, anarşist, ütopyacı, sosyalist, komünist vb. mi olursun, kendi bileceğin iş.

Ama cumhuriyetçi değilsen, bu saydıklarımın hiçbiri olamazsın! Krallığa, sultanlığa, ağalığa, beyliğe, şeyhliğe, tarikatçılığa (bütün bunların ideolojik temeli olan dinciliğe) karşı değilsen, ilerici olamazsın. Çünkü kul olursun, kıl olursun; yurttaş olamazsın.

Eğer Said-i Nursi’yi savunuyor ve övüyorsan, istediğin kadar güzel menemen yap veya saz çal, ilerici değilsin. Eğer Adem ile Havva’dan söz ediyorsan, bilimden söz edemezsin, bilim dışısın. Cumhuriyet ile bilim aynı paketin unsurlarıdır.

Bunlar çok temel, yaşamsal, asgari kıstaslar.

***

Zaman zaman, özellikle gençlikte, özellikle geleceğe yönelik hovardalık yapılabilir; biraz kulak çekilir, hoş görülebilir. Ama tarihe hovardaca yaklaşılamaz. Hele kendine ilerici-devrimci diyenin buna hiç hakkı yoktur.

Devrimci tarihte neye sahip çıkacağını, neyi tarihin çöplüğüne yollayacağını iyi analiz eder, sahip çıktıklarını damıtır, gözü gibi korur ve geleceğin tetiği yapar. Tarih evdeki bulgurdur. Bunu bol keseden harcarsan Dimyat’a pirince gitmek de hayal olur. Pirince ulaşmak istiyorsan yanına bulgurunu alacaksın; bulgurunu umursamayanlarla yolunu ayıracaksın. Çünkü halk, teoriyle değil belki ama, doğal bilgeliğiyle öyle yapar. 

Cumhuriyet, evdeki bulgurumuzdur. Halkımız ne zaman geleceği kurmak için ileri atılsa, sokaklara meydanlara çıksa, yanına o bulgurunu da almıyor mu? En güçlü silahı odur! Neden? Çünkü cumhuriyet, 29 Ekim 1923’e gelirken Dimyat’taki pirinçti. Büyük fedakârlıklarla, kanla canla kazanıldı. Kolay mı 600 yıllık bir saltanatı tarihe gömmek? Babailerle, Bedreddin’lerle, Pir Sultan’larla, Namık Kemal’lerle yazıldı o tarih. 600 yılda gömdük, o 600 yıllık saltanatı. 13 yılda geri mi vereceğiz? Avuçlarını yalarlar!  

Toplumlar, elde ettikleri pirinci bir kez bulgura çevirdiyseler, ondan vazgeçmezler. Pirinçleri bulgura dönüştüre dönüştüre ilerler toplum. Sınıf mücadelesi de budur zaten.

***

Ey Tayyip’ler, ey AKP yöneticileri, ey şeriatçılar, din tüccarları, ey Osmanlı sevdalıları, ey Said-i Nursi savunucuları, ey eyyamcılar, her kılığa giren bin bir surat liberaller, ey bilim düşmanları… Bu toplum 29 Ekim 1923’ün gerisine düşmeyecektir! İlerisine gidecektir, gerisine düşmeyecektir!

Ne yaparsanız yapın, 29 Ekim 1923 bir Emekçi Cumhuriyeti ile taçlanacaktır. Bizim 2023 planımız da budur!

Şimdi gidin oyunuzu atın değerli okurlar. En azından 29 Ekim 1923’ün gerisine düşmeyin; gerici olmayın.  

O baraj var ya o baraj… 29 Ekim 1923’ü unutmamız için kurulmuştur. Barajı aşmanın ne demek olduğunu Emekçi Cumhuriyetini hep birlikte kurarken kavrayacağız.

2013 Haziran’ında kavrar gibi olmuştuk, biraz unuttuk, ama yine hatırlarız… Sağ olsunlar, 30’ar, 100’er canlarımızı parçalayarak, ekmek almaya giden çocuklarımızı vurarak, karanlık sokaklarda gençlerimizi linç ederek, ev basıp güzelim kızlarımızı katlederek hatırlatıyorlar bizlere…

Yaşasın Cumhuriyet!

Yaşasın Sosyalizm!

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)