• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

31 Ekim Dünya Tasarruf Günü ve Borçlular Hapishanesi

İ.Melih BAŞ

Ülkemizde de son yıllarda kutlanılan Dünya Tasarruf Günü (DTG), cumhuriyet tarihimizdeki yerli malları ve tutum haftasından biraz farklı bir içeriğe sahip. Bu özel günün amacı, bireylerin bugünkü gelirlerinden bir kısmını harcamayıp, gelecekteki gereksinimleri için biriktirmesinin önemini vurgulamak. Elbette bireylerin bu birikimlerini başta para piyasaları olmak üzere finansal piyasalara fon sunumu olarak yönlendirmeleri beklenmektedir. Böylelikle ülkede fon gereksinmesi olan yatırımcıların bu fonları kullanarak ülkenin ekonomik büyümesine ve kalkınmasına katkıda bulunacakları beklenir.

1924’de Milan’da yapılan Birinci Uluslararası Tutumluluk Kongresi (First International Thrift Congress) sırasında Uluslararası Tasarruf Bankaları Birliği (International Savings Banks Institute) kurulur. 1994’te Brüksel’e taşınır ve adı da Dünya Tasarruf Bankaları Enstitüsü (World Savings Banks Institute) olur. 1963’de kurulmuş kardeş örgütü olan Avrupa Ekonomik Topluluğu Tasarruf Bankaları Grubu ile ortak bir şemsiye çatı altına girerek World Savings and Retail Banking Institute and European Savings and Retail Banking Group (WSBI-ESBG) eşdeyişle Dünya Tasarruf ve Parekende Bankacılık Enstitüsü ve Avrupa Tasarruf ve Parekende Bankacılık Grubu adıyla etkinlik göstermektedir. WSBI, 92 ülkede 7000 dolayında tasarruf ve parekende bankacılık işletmelerini kapsamı içine alan bir kuruluş. Bu kuruluşta işbirliğine yönelik çalışmalar, bankacılık ve finansal konularla ilgili bilimsel ve uygulamasal çalışmalar, üyelere yönelik eğitimler yapılıyor.

Anılan bu Birinci Uluslararası Tutumluluk Kongresi’nin son gününde İtalyan profesör Filippo Ravizza bu günü ‘Uluslararası Tasarruf Günü (International Savings Day) olarak ilan eder.

r-003.jpg

Tutumluluk Kongresi’nin kapanış bildirisinde bu gün ‘Dünya Tutumluluk Günü’ olarak belirlenir. Bu günün tasarruf bankalarının eşgüdümüyle okullar, kültürel kuruluşlar, spor kuruluşları, uğraşsal (meslekî) kuruluşlar ve kadın kuruluşları eliyle tutumluluğa dikkat çekilen ve farkındalık yaratılmaya yönelik bir gün olması kararlaştırılır. WSBI’ın açıklamasında tasarruf, “ulusun ve sonuçta tüm insanlığın uygarlık yolunda gelişimi için her bir bireyin edinmesi gereken bir erdem ve alışkanlık” olarak tanımlanmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından DTG, 1955-70 döneminde çok yaygın ilgi gören bir gün olmuştur.

avus.jpg

Avusturya’da 1964’te Dünya Tasarruf Günü posteri (Çocuklar ve Tasarruf Bankası maskotu Sparefroh)

Ülkemizdeki kimi kuşakların çok iyi bildikleri bir nesnedir başta İş Bankası’nınki olmak üzere banka kumbaraları. En sağdaki de yeni zamanlar postmodern kumbarası!

kumbara.jpg

Tasarruf eğitimine geliri (parayı) ussal biçimde harcamak, geleceğe yönelik belirsizlik ve olumsuzluklara karşı hazırlıklı olmaktan ibaret olarak tanımlamak yerine daha genişçe bakılması yerinde olabilir. Tasarruf eğitiminde aynı zamanda gereksinim ve istek ayrımının yapılabilmesi öğretilip, yapay isteklerle israfa kaçmamak, deyim yerindeyse gelirin (paranın) tasarruf edilmesinin önündeki tüm engel ve kötü alışkanlıklara karşı çıkmanın ve bunlarla mücadelenin de anlatılması daha iyi olacağı düşünülebilir.

DTG 2016 ana teması

Bu yılki Dünya Tasarruf Günü (2016) ile ilgili olarak WSBI, şu ana temayı belirlemiş: ‘Finansal Geleceğinizi Garanti Altına Almak’.

Gerçekten de bireylerin finansal okuryazarlık, bugünkü ve gelecekteki yatırım ve cari harcamalarına ait olarak finansal planlama ve kontrol yapmaları için bilinç kazanmaları ve bilgilenmeleri çok önemli.

Ülkemizde de bu konudaki kitap vb. kaynaklar artmaya başladı. Bir tane de güncel bir kaynak aşağıda tavsiye etmiş olalım, kitabın büyükçe bir bölümü tümüyle bireysel finansla ilgili.

pd.jpg

Kitapta ‘Bireysel Finansal Durum Analizi’, teorik olarak doğru bir zemine dayanan çok anlaşılır farklı senaryolara dayalı uygulama örnekleriyle ele alınıyor. Ele alınan bu konu öncelikle,  varlıklar, borçlar ve net varlıklar, gelir ve gider, nakit akışı başlıkları ile inceleniyor. Daha sonraki kısımda ise risk analizi inceleniyor. Risk analizi kısmında şu olası durumlar ele alınmış: gelirlerde düşüş / giderlerde artış / varlıkların değer kaybı / borçların değerinin artışı / ertelenen nakit girişi / öne çekilen nakit çıkışı. Y.Etike kitabında bireylerin ve şirketlerin değerlendirilmesindeki benzerlikler başlıklı ilginç bir bölüm de hazırlamış.   

Paradoks : Gelir eşitsizliği, yoksullaşma, borçlanma ve geleceği tüketme karşısında tasarruf.

Gelelim şimdi, giderek artan gelir eşitsizliğine. Thomas Piketty’nin çalışmalarına bakıldığında 2000’li yıllarda gelir eşitsizliği 1920’lerdeki kadar kötü. 1998-2008 dönemindeki gelir eşitsizliği konusunda çalışmaları olan Branko Milanovic’in bulguları da Piketty’i destekliyor. Milanovic’e göre, neoliberal küreselleşmeden kazanç sağlayanlar dünya nüfusunun en zengin yüzde 5’lik dilimi. Peki bu denli gelir düşmesine uğrayan, işsizliğe maruz kalan geniş kitlelere ve onların çocuklarına ‘tasarruf et’ demek, biraz güldürü gibi olmaz mı?

Yoksullaş(tırıl)ma diyor Samir Amin, asla hayatta kalmak için yeterli bir gelirin bulunmamasına indirgenemeyecek modern bir olgudur. Aslında yoksulluğun modernleşmesidir ve sosyal hayatın tüm boyutları üzerinde yıkıcı etkilere sahiptir. (Ayrıntılı bilgi için bkz. http://bianet.org/bianet/siyaset/24962-dunya-yoksullugu-yoksullasma-birikim). Gerçekten de ülkemizi ele alırsak, derin bir kültürel yoksullaşmayı da görebiliriz. Bunun getirdiği bir aşırı borçlanmayı da daha iyi anlayabiliriz. Çünkü kültürel olarak yoksullaşmış kitleler, tüketim pompalamalarına da aldanıp, görgüsüzce isteklere kapılarak, kolayca borçlanma eğilimine girebiliyorlar. Bu da zaten dünyadaki büyük sermaye merkezlerinin finansallaşan kapitalizmde iyice belirginleşen ‘borçlular hapishanesi’ uygulamalarını pekiştirmeye başladı. Bu konuda oldukça çok sayıda çalışma var ama ikisi dünya genelinde, biri de ülkemize özgü olan üç çalışmayı aşağıda salık vermiş olalım.

son.jpg

Özellikle üçüncü kaynakta yer alan Elife Kart’ın ‘Yoksulluğun Mekanlarında Borçluluğun ve Borçlunun Yeniden Üretilişi’ başlıklı yazıda özetle şu düşünce işlenmektedir: Borçlanmanın yoksullukla başa çıkabilmek için kullanılan bir strateji haline gelmesi, toplumun farklı kesimlerinde farklı borçluluk örüntülerini görünür kılmaktadır. Borçlanma, yoksulluğun giderek derinleşmesine yol açtığı gibi yoksulluk ve borçlanma olguları, birbiriyle bağlantılı olarak birçok durumda birbirini üretebilmektedir. Aynı zamanda, borçluluğun ve “borçlu”nun üretilişi, sadece derinleşen yoksulluk olarak değil, bir borç toplumunun biçimlenişi olarak da ele alınmaktadır. Borçlanmanın bireyler üzerinde yarattığı etkiler, “sosyal dışlanma” olgusuyla birlikte tartışılmaktadır.

Sonsöz

Gerek ezilen ülkelerin içine düştüğü gelir eşitsizliği ve borç sarmalı, gerekse hem gelişmiş ülkelerin hem de yoksul ülkelerin ezilen sınıf mensuplarının içine düştükleri gelir eşitsizliği ve borç sarmalı bağlamında ‘tasarruf etmek’ ne denli uygulanabilir bir eylemdir, acaba?

Belki olaya farklı bakıp, gelir eşitsizliği ve yoksullaşma-borç sarmalına düşmeyecek bir tasarruf mantığıyla tüketim budalası olmaktan kurtulmak için bir şans olarak bakabilir miyiz, Dünya Tasarruf Günü’ne? Nasıldı Çin atasözü: Her kriz, fırsatı da içinde barındırır. Nasıl krizlerde kapitalizm yeniden biçimlendiriliyorsa, biz de o zaman kendimize yeniden farklı bir biçim vermek için bir fırsat olarak kullanabiliriz bu Dünya Tasarruf Gününü.

Bağışlayın, düzeltiyorum biz Dünya Tutumluluk Günü diyelim. Tutum sözcüğü Geçim ile ne denli uyarlar birbirlerine. Yaşasın Geçim ve Tutum!    

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.