• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 16 °C

5 Haziran ’47 yaş yetmiş : Marshall Planı

İ.Melih BAŞ

Marshall Planı deyince, bizim kuşak ve önceki kuşağa hemen yardımlarla gelen ‘süttozu’ çağrışımı yapacaktır eminim. Acaba bu süttozları sağlıklı mıydı? Orası da derin mevzuu!

Tam yetmiş yıl önce bugün George C. Marshall (GCM) Marshall Planı’nı Harvard Üniversitesi açılış töreninde açıklamıştı. İşte o gün GCM Harvard’da:
 
Önce GCM’yi kısaca tanıyalım. 1880 Pennsylvania doğumlu (Bu kadar da rastlantı, bütün muzırlar da Pennsylvania’dan mı çıkar?). Bakın aşağıdaki şu sevimli çocuğa. Ama büyüyünce ne çoraplar örecek dünyanın başına!     
 
GCM, 1897’de Virginia Askeri Enstitüsü’ne girmesiyle başlayan askerlik serüveni 1.9.1939’da (II. Dünya Savaşı’nın başladığı gün) Başkan Franklin D. Roosevelt’in (kısaca FDR) atamasıyla ABD Genelkurmay Başkanlığı’na getirilmesiyle tavana vurur; hem Amerikan savaş stratejisini yönetirken hem de ABD dış politikasının biçimlenmesinde etkili olur. 
ABD tarihinde (geçirdiği çocuk felci nedeniyle yürüyemezlik) özürlü tek başkan olan  FDR’nin, iç politikada kimi düzensizlikleri (rüşvet, yolsuzluk, aşırı yoksulluk, doğa katliamı vb.) çözme yanlısı uygulamalar yaparken, dış politikada yayılmacı politika çabalarını küçük devletlere baskı ve zorbalık, büyük devletlerle (örnekse SSCB ile) uzlaşmacılık politikası güttüğü söylenir. Hatta SSCB ile uzlaştığı, Japonya’ya atom bombası atılmasını istemediği için öldürüldüğü savı bile vardır. 
Aklınıza JFK (Kennedy) olayı geldi değil mi? Belki de General Patton’un garip bir trafik kazası sonucu öl(dürül)mesi de gelmiştir. Komplo olabilir ama siz teorisini yapmayın, bunlar takdiri ilahidir öyle değil mi? Neyse dağılmayalım, dönelim FDR’nin yerine geçen Harry S. Truman’a (ismin ortasındaki S harfi bir kelime değil, anne tarafından büyükbabası Solomon’un baba tarafından büyükbabası Shipp isimlerinin ilk ortak harfi S). Harry dış politikayı değiştirdi, soğuk-sıcak savaşı başlattı, Japonya’ya bomba atılmasını buyurdu, İsrail devletinin kurulması için çok ciddi bir çaba harcadı. Solomon ismiyle bir ilişki kurdunuz değil mi? 
Tekrar dönelim GCM’ye! Şubat 1945’de SSCB’deki Yalta Konferansı, ardından Temmuz 1945’de Truman ile birlikte Almanya’da Postsdam Konferansı’na katılır. 1945’de askeri görevini bırakır ve Başkan’ın özel elçisi olarak Çin’e atanır. Aralık 1946’ya dek orada görev yapıp geri dönen Marshall Truman’ın isteğiyle ABD Dışişleri Bakanı olarak görev alır. 
Truman doktrini ve Marshall Planı deyimlerini birlikte anmak belki de yerinde olacaktır. Bu konuyla ilgili TRT arşivinden bir belgesel parçanın bağlantı adresi aşağıda. Yorumları eleştirel gözle almanız dileğiyle izlemenizi öneriyorum.
http://www.trtarsiv.com/izle/82877/turkiye-amerika-iliskileri-ve-marshall-yardim-plani
Neydi bu Truman Doktrini ve Marshall Planı? Batı Avrupa İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ABD tarafından ‘komünist tehdit’e karşı korunması kollanması gereken bir alan oldu. 
Truman doktrini Yunanistan’da toplumcuların iktidara gelmesini önlemeye ve bu harekatta Türkiye’yi de tampon mekanizma olarak konumlandırmaya dönük bir proje olarak ortaya çıkar. Truman doktrinine baktığımızda daha çok askerî ve ideolojik amaçların ön planda olduğu görülmektedir. ABD ‘komünizm tehlikesi’ ve yükselen işçi hareketine karşı bir yapılandırma manevrasına girişirken Harry Truman ‘Yabancı Yardım Yasası (Marshall Planı) denilen yasayı imzaladı (3.4.1948).
 
ABD’nin kapitalist sisteminin uluslararasılaşması dinamiği için de ekonomik yardım cephesi gerekliydi. Avrupa ülkelerinin savaş sonrası bozuk sosyo-ekonomik yapılarını gerekçe olarak göstermek de işe insani bir kılıf bulmanın yolu oluvermişti (Marshall bu nedenle bir de Nobel barış ödülü almıştı 1953’de! Ah Nobel ahh!). Resmi adıyla Avrupa İmar ve Kalkınma Planı (ERP), yaygın adıyla Marshall Planı işte tam da budur. ABD Dışişleri Bakanı G. S. Marshall bu ekonomik yardım planını yukarıda da söz ettiğimiz üzere Harvard Üniversitesi’nin açılış töreninde dünya kamuoyuna duyurur. Bu duyuru sırasında buna engel olmak isteyen hükümetlere karşı tehdit de savurur, aslında kastedilen SSCB hükümetidir. Dış yardımların önleyici olmaktan çok, deva sağlayıcı olacağı belirtilir. Bu devanın amacı ABD’nin ve kapitalist sistemin içinde Avrupa ülkelerinin yeniden yapılandırılmasıdır. 
Marshall Planı’na hem ABD içinden hem dışından itirazlar da gelmiştir, gelmesine ama Avrupa için iktisadî federasyon fikri ortaya atılmıştır. ABD Kongresi Avrupa Birleşik Devletleri konulu bildirgeyi imzalar. Bu kapsama sosyalist Avrupa ülkeleri de dahil düşünülmektedir! Derken Marshall Planı’na Türkiye ve Yunanistan da dahil edilir, SSCB’ye karşı Orta Doğu’da bir duvar olarak!
Marshall planı ile Türkiye’ye ne mi oldu? Kapitalizme entegre oldu, şöyle ki: Köylerdeki traktörlerden TSK’nın NATO formatlanmasına, demiryolculuktan karayolculaşmaya gidiş vs.
Bu kapsamda belki Marshall planı ile kapitalist bloka yaklaşma projesinin CHP eliyle başlatıldığı, CHP’den kopan kimi aktörlerin ana unsur olduğu Demokrat Parti ile de devam ettiği düşüncesi ilginç bir tartışma noktasıdır.
Marshall Planı’nın etkileri olarak, Batı Avrupa ülkelerinde kapitalist sermaye birikim sürecini sağlamasını ve Türkiye’de ticaret sermayesinden kapitalist sisteme bağlı sanayi sermayesinin ortaya çıkmasına yol açmasını özellikle belirtmek gerekir. ABD sermayesinin ürettiği yatırım mallarına talep oluşması ve ABD’nin doğrudan yatırımları için zemin oluşması hususları Marshall Planı’nın altını çizmemiz gereken işlevleridir. Plan kapsamında kapitalist sermayenin dolaşımı ve ödemeleri gibi mekanizmalar için kurumlar da oluşturulmuştur: İktisadî İşbirliği İdaresi (ECA), Avrupa Ödeme Birliği (EPU). Böylece para ve meta sermayesinin dolaşımı denetim altına alınmıştır. Dış yardımlar ABD kaynaklı malların ithalatında kullanılmıştır. 
Marshall Planı ile ilgili Türkiye’deki filmin karelerine hızlı bir bakış atalım, sonra ileri okumalar için yayın salık veririz: 1947 Planı, 7 Eylül 1946 Kararları, dış yardımların gerektirdiği askeri misyonun kabulü bağlamında ABD ile askeri bir anlaşma imzalanması, plandan Batı Avrupa ülkeleri kadar finansman yardımı alamayan ticaret sermayesinin baskısıyla hükümetin Marshall Planı’na itilmesi, Türkiye’ye biçilen rolün tarım ülkesi olması, daha çok kamu kurumları aracılığıyla (Marshall Planı karayolları vb.) özel sektörün kapitalist sermaye birikim sürecine destek vermesi, 1954 sonrası Marshall Planı’nda değişiklikle tarım ithalatçısı olmamız ve sanayi sermayesine destek olmak için TSKB bünyesinde oluşturulan Marshall Planı özel teşebbüs fonu, özellikle gıda ve kimya sektörlerinde gelişme, giderek 1958 istikrar kararları, vd.
Biraz da para rakamlarından söz edelim: Marshall Planı ile Türkiye’ye mesela 1948-1952 döneminde kısmen borçlanma (84 mio), kısmen hibe (73 mio), kısmen de şarta bağlı borçlanma (177 mio) olmak üzere toplam 352,8 milyon dolar yardım yapılmış. 
Marshall Planı ülkemizin siyasal ekonomisini ve seyrini anlamak için çok önemli bir olgudur. Vakit ayıramamış olanlara ileri okumalar yapmaları dileğiyle konuyu dikkatinize sunmuş olalım. 
NOT (KAYNAK ÖNERİSİ):
Bu konuda ileri okuma için başka kaynaklar da mevcut ancak, öncelikle toplumcu bir perspektifle kaleme alınmış Tolga Tören’in kitabını (Yeniden Yapılanan Dünya Ekonomisinde Marshall Planı ve Türkiye Uygulaması, Sosyal Araştırmalar Vakfı, 2007) salık veriyoruz.
İsterseniz bir de anaakım kitap var: İlhan Aksoy ve Yavuz Güler tarafından kaleme alınmış bir eser (Türk- Amerikan İlişkilerinin Politik ve Ekonomik Boyutu, Gazi Kitabevi, 2010)  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)