• BIST 110.059
  • Altın 174,736
  • Dolar 4,0867
  • Euro 5,0024
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 16 °C

696 sayılı OHAL yasası katliama davetiye mi çıkardı?

Torun Ahmet TÜRKMEN

Türkiye, Osmangazi Üniversitesi’ndeki katliamla sarsıldı. Aynı fakülteden Volkan Bayar adlı bir zanlı, eğitim fakültesinde, içinde dekan yardımcısının da olduğu 4 öğretim üyesini katletti. Olay dramatik, drama olduğa kadar da ibret verici. 

Olgu, sadece bir adli bir vaka değil. Olay öncesi gelişmelere baktığımızda, adım adım uygulanan bir plan söz konusu. Zanlı Volkan Bayer, olayın her aşamasına şahit olmuş, süreç içerisinde mağdur olmuş kişilerin tanıklığına göre, üniversite, YÖK ve savcılık makamı tarafından adeta korunmuş ve teşvik edilmiş gözüküyor. Olay vahim. Burada asıl görülmesi, asla atlanmamalı gereken olgular var.

1) Bir devletin, devlet olmadan kaynaklanan tüm sorumlulukları atlanmış, mağdurların da içinde yer aldığı, onlarca öğretim görevlisinin uyarıları ve bu doğrultuda verdikleri dilekçeler ya işleme konulmamış, ya da yok sayılmış. Bu noktada üniversite yönetimi ve YÖK zan altındadır. Devletin adli kurumları ve Cumhuriyet savcıları acilen harekete geçip, zanlının daha önce çalıştığı üniversitedeki davranışlarından başlayarak, tüm tehdit, şantaj ve tüm yaşanan süreç derinlemesine irdelenmeli ve aydınlatılmalıdır.

2) Bu olay basit anlamda adli vaka olarak görülemez ve değerlendirilemez. Bu olgunun altındaki ‘fikriyatın’ ve ‘esin yaratan’ olguların da tartışılması gerekiyor. Zanlının bu olaydaki ‘cesaretinin ve cüretinin’ iyi irdelenmesi, buna temel olacak yasal mevzuatın yeniden tartışma masasına konması gerekiyor. 696 sayılı OHAL kararnamesi ile kanuna eklenen “Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediğine bakılmaksızın 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması niteliğinde hareket eden kişilerin hakkında birinci fıkra hükümleri uygulanır” düzenlemesi ile zanlının davranışları arasındaki bağ dikkat çekicidir. Zanlı bu yasa zırhının arkasına sığınmış olabilir.

3) Şimdi merak edilen ve izlenmesi geren olgu, bu yasanın bu olayda uygulanıp uygulanmayacağıdır. Yargılama aşamasında suçlunun ‘bu yasanın’ kendisi için uygulanmasını istediğinde takınılacak tutum merakla beklenecektir. 

4) Atlanmaması gereken bir diğer olgu da, mağdur ve tanık ifadelerinde söz konusu edilen zanlının davranışları konusunda uyarılara karşı Cumhuriyet savcılığı makamının ‘vatandaş görevini yapıyor’ türü yaklaşımdır. Adeta teşvik içeren bu davranışla ‘toplum ve devlet yapısının’ bile isteye çürütülmesi var ki, bu olgu özenle kamuoyunda yeniden tartışılmalıdır. Bu durum, yerli yersiz birilerini, komşunun, komşusunu ‘gammazladığı’ bir toplumsal ilişkinin meşrulaştırılması demektir.

Bir düşünün, bu durum toplumu ne hale getirir.

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)