• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 20 °C
  • Antalya 22 °C

71 milyon seyirci, 870 milyon TL gişe!

71 milyon seyirci, 870 milyon TL gişe!
Türk sinemasının başarısını üç kuruşluk kazanca bağlayanların bu yazıyı bundan sonra okumasına gerek yok

Ali Rıza Özkan

Sözleri ve bestesi İlhan Şeşen’in “Ankara’dan abim gelmiş, evde bir bayram havası” kıvamına geldi Türk sineması. 2014’den beri “beklenen çıkışı” yapıp, 2017’de tam 71.188.594 seyirci ve 870.773.224 TL gelirle bir önceki seneye göre % 22.1 artış kaydederek tüm zamanların en büyük kazancına ulaşmış, sinemamız.

Sevinelim mi? Bayram etmek için yeterli sebebimiz var mı? O halde; çalsın sazlar, oynasın kızlar mı?

Hayır, hayır! Türk sinemasının başarısını üç kuruşluk kazanca bağlayanların bu yazıyı bundan sonra okumasına gerek yok. Sinema parayla yapılır, ama sinema para demek değildir. Bunu anlamayan, onaylamayan için bu yazının bundan sonraki kısmı, “felsefesine taban tabana zıt” görüşler içerecektir. O nedenle, yol yakınken, dönmesini tavsiye ederim. Biz, sinemayı paradan daha değerli, daha yüksek değerlerin işlendiği sanat alanı olarak gören okuyucularla devam edelim.

İSTATİSTİK YANILGISI: KÂR DEĞİL, ZARARDAYIZ!
Ama, önce, istatistik yanılgısını ortaya koyalım. 2010 ile 2017 yılları arasında sinemamızın büyümesi paçal olarak % 9’dur. Bu demektir ki, eğer ekonomik krizden ve terörden etkilenmese idi, 2010’da 41.534.146 olan seyirci sayımız şu anda en az 75.229.474 olması gerekirdi. Yani, seyirci sayımız kendi mecrasındaki doğal gelişimi ile gerçekte olması gereken yerden ortalama % 5 daha az bir seyirci sayısına ancak ulaşabilmiş. Gelirlerde de, doğal artışı içerisinde en az 920 milyon TL’ye ulaşması gereken kazancın yaklaşık % 6 daha aşağı bir seviyede kaldı. Ekonomik durum ve özellikle de son iki yılın terör saldırılarının verdiği tahribat olarak bu veriyi kayda geçirelim. Ve, “zamanında” terör tahribatını öngörerek, Sayın Nabi Avcı’ya sinemaya ek fon ayrılması yönündeki önerimizin dikkate alınmadığını da!

İktisadi incelemede, Türk Sineması’nın ortalama gelişimini yakalayamadığını gördük. Peki, sanatsal yaratıcılık alanında neler oldu, oradaki başarılarımıza da bakalım.

FESTİVALLER İPTAL REKORU DA 2017’NİN!
Türk Sineması’nın “emekçisi” sıfatını her yönüyle hak eden Hayri Çölaşan’ın uzun yılların birikimi ve emeği ile her yıl yayınladığı verilerden aldığım bazı bilgileri paylaşmak istiyorum. Daha detaylı olarak incelemek isteyenler, çalışmayı (http://www.kameraarkasi.org/makaleler/makaleler/2016-2017_yili_festival_degerlendirmesi.pdf) adresinden indirip inceleyebilir.

Hayri Çölaşan’ın incelemesinde hemen gözüme çarpan dünya çapında ödüller toplayan bir animasyon oldu. Ayçe Kartal’ın Kötü Kız (Vilaine Fille) adlı 8 dakikalık çalışması dünya çapında tam 14 festivalden ödülle dönmüş. Ama, hiçbirimizin haberi yok! Cem Yılmaz’a övgüler düzmekle meşgul olan sinema medyası sanırım, bu “küçük” haberi atlamakta sakınca görmemiş! Yani, sinema medyası gerçekten sinemamıza katkı sunabildi mi, takdirinize bırakıyorum.

Yine, Hayri Çölaşan’dan öğrendiğimize göre, 2017 yılında tam 57 sinema etkinliği, festival iptal edilmiş! Bunlar arasında, şehirlerin düzenlediği, tematik, yurtdışında Türk sinemasını tanıtmaya yönelik film festivalleri var. Bir kısmının FETÖ terör örgütü bağlantısı nedeniyle iptal edildiklerini biliyoruz. Bu çerçevede, sorgulanmayı bekleyen soruyu da sormuş olalım: Türk sinemasında FETÖ’yle mücadele adına 2017 yılında ne yapıldı? Benim gözlemlerim, çok fazla bir yol alınamadığı yönünde.

Çocuk, çevre, korku vd tematik film festivallerinin yeniden hayata geçmesi, yeni taşıyıcılarla sinemanın önünü açma görevine katkıda bulunmaları dileğimizdir. Ancak, özellikle de belediyelerin Ankara’dan giderlerini sübvanse ederek, bu tür etkinlikleri düzenlemelerinin önüne geçmek, şehir festivallerini gerçekten şehirlere mal etmek açısından, bence hayati derecede önemlidir. Sinema sektörüne ayrılan bütçenin belediyelere bölüştürülmesi çok haksız bir uygulamadır.

Halbuki, olması gereken, belediyelerin sinemaya katkı sunmalarıdır. Umarım, Kültür Bakanlığı’nın biraz da, FETÖ ile mücadele konsepti içerisinde verdiği kararlar, tutarlı bir yaklaşıma dönüşür ve sinemaya belediyelerin de katkı sunması için yol açılmasına vesile olur.

Bu çerçevede, RATEM, SETEM gibi meslek örgütlerinin de festival düzenleyicisi olarak boy göstermelerini eleştirmek istiyorum. Meslek örgütlerinin görevi sektörün içeriden sorunlarına çözüm bulmak, bakanlığı bu yönde harekete geçirmek ve üyelerinin kazançlarını artırıcı tedbirlerin alınmasına öncülük etmek olmalıdır. Ama, festival düzenlemek değil.

PEKİ, YASAL DÜZENLEMELER?
2017 yılında da, sinema sektörü beklediği yasal düzenlemelerin hayata geçirilmediğini gördü. Daha doğru ifade etmek gerekirse, izledi. İzledi diyorum. Çünkü, ben sektörü temsil eden kurumların yasal düzenlemeler konusunda herhangi bir teklifine, mücadelesine, önerisine rast gelmedim.

Meslek örgütlerinin haklarını yemeyelim: Kültür Bakanlığı’nda hazırlanan yasal değişikliklere dair toplantılar yaptılar, görüşler oluşturup yetkili makamlara sundular. Bakanlık çalışanlarının da hakkını yemeyelim. Onlar da, önerileri değerlendirmeye aldılar. Hatta, internet ortamında oldukça demokratik bir yöntem olarak, kamuoyunun bilgisine sundular.

Ama, ben bu öneriler içerisinde sinema sektöründe teliflerin nasıl toplanacağına dair bir yöntem yaklaşımı, mevzuat önerisi, organizasyon tasarımı göremedim.

Türk Sineması hâlâ çalınan değerlerini nasıl geri alacağını bilmiyor! Bakın, sinema gişelerinden elde edilen 870.773.224 TL’nin tek bir kuruşu dahi, bu filmleri yaratan yönetmenlere, senaristlere ve bestecilere ödenmiyor! Halbuki, 5847 sayılı ‘Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ hiçbir kafa karışıklığına yer vermeyecek açıklıkta bir filmin eser sahibi kimdir, sorusuna cevap vermiş: “Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler.” Emek hırsızlığı mı dersiniz, kul hakkı yemek mi dersiniz, ne derseniz deyin; ama vakit geçirmeden sinemada adaleti sağlayın, her yıl yüz milyonlarca TL’yi bulan alın teri gaspını önleyin!

Bazıları “abartıyorsun” dediği için, “el konulan” değerin boyutunu basit bir matematikle göstermek istiyorum. En alt birim olarak % 10’dan hesaplasak, sinemanın yaratıcılarının en az 87 milyon TL’sinin gasp edildiğini söyleyebiliriz. Televizyon, internet, mobil telefonlar vd mecraları da beraber hesaplamaya kalkışırsak, sektörde yaşanan haksızlığın boyutunu kelimeler ifade etmeye yetmez. Sektörün tüm mecralarından gelecek kazançların toplamının en az 250 milyon TL olması gerektiğini düşünüyorum. Sinema sektörü bu sömürü çarkını durduracak, adaleti sağlayacak sistemi kurup işletmedikçe, bana her türlü yasal düzenlemeyi “fantezi” kategorisinde değerlendirmek kalıyor. Kimse darılmasın.

Sonuç olarak, 3 yıldır üstüne serili ölü toprağını silkeleyen bir sinema, diğer tarafta ise, tam 57 film festivali vd etkinliklerin iptal edilmesiyle ciddi bir travma yaşayan ve sektörün ortaya çıkardığı maddi kazancın deyim yerindeyse, 3-5 kişi arasında pay edilmesine seyirci kalınan bir sinema vardı, 2017 yılında.

Dileriz ki, sinemanın toplumsal işlevi konusunda daha bilinçli, sektördeki haksızlıkları ortadan kaldıran ve yerli sineması güçlü ve seyircisi bol bir 2018 yaşayalım.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Seçimlerde Kürt denklemi13 Mayıs 2018 Pazar 16:55
  • Parti sözcülerimize öneriyorum…13 Mayıs 2018 Pazar 08:58
  • Orta Doğu’da kovboy diplomasisi...09 Mayıs 2018 Çarşamba 07:44
  • Bir soygunun hikayesi: GSS08 Mayıs 2018 Salı 16:55
  • Kitap Eleştirisi: Bora Abdo - Öteki Kışın Kİtabı08 Mayıs 2018 Salı 13:57
  • Bugün herkesten beklenebilecek olan nedir?08 Mayıs 2018 Salı 13:11
  • Abdullah Gül'ün imzaladığı mektup02 Mayıs 2018 Çarşamba 10:25
  • Başka bir toplum mümkün29 Nisan 2018 Pazar 18:53
  • 24 Haziran’a doğru: Muhalefet ne yapmalı?23 Nisan 2018 Pazartesi 17:00
  • Fethullahçı bir Amerikan Uşağının Hikayesi15 Nisan 2018 Pazar 17:00
  • 1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)