• BIST 96.628
  • Altın 144,690
  • Dolar 3,5709
  • Euro 4,0165
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 23 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 24 °C

90'lar mı, 550'ler mi?

Doğan YURDAKUL

“Ya işlemedikleri bir suçla itham ederek, ya da dil döküp armağan ettiklerine inandırarak halkın bütün özel mülkünü kendi elinde topladı. Başkalarının servetine hiç tereddütsüz açıkça el koydu. Böylece millet çapında bir yoksulluğun yaratıcısı oldu. İşlenen cinayetler için soruşturma açıldığı yoktu. Yargıçların kararları korkunun yarattığı felci yansıtıyordu, kafaları tek bir adamın saldığı dehşetle doluydu. Partizan gençlere büyük paralar dağıtıyor, birçoğunu kendi çevresinde tutuyor, yargıçlığa ve başka önemli mevkilere getiriyordu. Ama aynı zamanda onu kandırmak isteyenler için kolay lokmaydı...”

Benzerliğe şaşırmış olabilirsiniz, ancak ben bu cümleleri Bizanslı saray tarihçisi Prokopius’un dönemin İmparatoru Justinianus (MS. 527-565) ve İmparatoriçesi Teodara’nın zorbalığını ve zulmünü anlattığı “Bizans’ın Gizli Tarihi” anılarındandan aktardım.

“Bizi indirirseniz 90’lara dönersiniz, öcü gelir, beyaz Toroslar gelir sizi ham yapar” diyerek halkı tehdit edenler, bugün ülkeyi 90’lara değil 550’lere, ortaçağ karanlığına geri götürdüklerini boşuna gizlemeye çalışıyorlar. Beyaz Torosların içindeki Jitem ve Kontrgerilla, bugün siyah ciplerin içindeki sakallı “emniyet görevlilerine” dönüştü. Artık “Aranıyor” listeleri bile 90’lardan geri gitti “Vahşi Batı”ya uzandı. Aranan teröristlerin isimleri kırmızı, mavi, yeşil, turuncu ve gri kategorilere ayrıldı. “Sayın muhbir vatandaşlara” 200 binden 4 milyona kadar ödül var.

Darbe dönemlerinde yapılan zulme  iyi kötü hukuki bir kılıf geçirilmeye çalışılırdı. Şimdi artık ona bile gerek duyulmuyor, yanlı kayyumlar yetkileri olmadığı halde muhalif televizyon kanallarını basıp yayını kapatabiliyor, yandaşlar diğer muhaliflere de “sıra size de gelecek” diyebiliyorlar. Bunu seçime dört gün kala yapmaları ise kimsenin gözünden kaçmıyor.

KİMLERDEN MİRAS?

Bizans’tan bize saray entrikaları kaldığı söylenir, yanlış değil ama eksiktir. Bizans’tan entrikalarla birlikte, saray darbeleri, kişisel güvenlik için yaratılan örgütlerin canavarlaşıp sahibini tehdit etmesi de miras kaldı. Selçuklu’da da aynı saray entrikaları vardı. Özellikle yıkılışa doğru devlet aygıtını ele geçiren  Acem kökenli Pervâne (Veziriazam) Muineddin Süleyman’ın, baskı, kıyım ve soygunlarla ün yapması, düşman Moğollarla ve düşman Memluklarla işbirliği yapması dikkat çekicidir. Bu “geleneklerin” Osmanlı’da olduğunu ve özellikle son dönemlerde daha da katı uygulandığını biliyoruz.  Belki de o yüzden Saray’a “dışı Selçuklu, içi Osmanlı” deniyor.

Yine aynı kitaba dönersem, Prokopius’tan özetle şunları da öğreniyoruz:  İmparator eski posta örgütünü ve gizli haber alma servisini dağıtıp ve yenisini kendilerine bağlamış.  

Kadıköy Konsilinde (456) dindışı sayılan ama ortadan kaldırılamayan Monofizit mezhebini şiddetli bir baskı altına almış. Hipodromdaki atyarışlarında  iki taraftar grubu olan Maviler (Venetoi) ve Yeşiller (Prasinoi) takımlarını siyasallaştırmış ve toplumdaki kutuplaşmayı temsil eden iki parti haline getirmiş. Mavileri besleyerek ve destekleyerek bir suç örgütüne dönüştürmüş. Büyük arazi sahiplerini, tüccarları, eski senatörleri geceleri sokak aralarında öldürterek mallarına el koymuş.

Benzerlikler çok çarpıcı. Ama Justinianus’un kendi çıkarlarını güvence altına almak için bütün yasaları birleştirme girişimi tersine dönmüş, Tribonianus başkanlığındaki on hukukçudan oluşan komisyon, bugün hâlâ birçok modern yasanın temelini oluşturan, Hukuk Fakültelerinde ders olarak okutulan Roma Hukukunu ("Corpus İuris Civilis” Yurttaşlar Hukuku Derlemesi) meydana getirmiş.

KESER DÖNER SAP DÖNER...

Bizleri kendi kurguladıkları uydurma dijital delillerle ve “terörist” suçlamasıyla Silivri zindanına tıktırıp, üstüne de iftiralar atanlar bugün kendileri aynı duruma düştüler.

Meğer “biz de solcu arkadaşlar gibi zulme direnmeyi öğreniyoruz” demesini de biliyorlarmış!

Meğer, “aynı düşünceye sahip olmadığımız insanlar bize öyle bir sahip çıktı ki, kimin kim olduğunu anladık” demesini de biliyorlarmış!

Ne yazık ki bu bildiklerini baltanın keskin tarafı kendilerine vurulunca anımsıyorlar.

Ergenekon, Balyoz, Odatv kumpaslarından yargılananlar, her duruşmada ısrarla “hukuk birgün size de lazım olacak” demişlerdi. Aradan çok uzun zaman geçmedi, gün geldi hukuk bizleri “yargısız infaz” edenlere de lazım oldu.

Bizler zulme direnmeyi öğretmeye de devam edeceğiz, zulme uğrayan herkese sahip çıkmaya da. Hiç unutmayalım ki, “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner.”

Özgür, bağımsız ve demokratik günlere kavuşmanın yakın olması dileğiyle hepinizin Cumhuriyet Bayramını kutlarım.

 

 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)