• BIST 105.324
  • Altın 146,628
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 26 °C
  • Adana 28 °C
  • Antalya 26 °C

ABC Kitap'ta haftanın yenileri, çok satanları ve editörlerin seçtikleri

ABC Kitap'ta haftanın yenileri, çok satanları ve editörlerin seçtikleri
Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

ABC Kitap sayfalarını okumadan sahaf turuna çıkılmaz.

İşte ABC Kitap editörlerinin seçkileri:

YENİ ÇIKANLAR

Celil Oker, “Sen Ölürsün Ben Yaşarım”

Altın Kitaplar

"Önünde durduğunuz kapının aralık olması bela getirir. Ama sizi o kapıya kadar getiren şey, sırtınızı dönüp gitmek isteseniz de çoktan kaderinizi çizmiştir. Ve bunun böyle olduğunu hiç kimse, Dedektif Remzi Ünal'dan daha iyi bilemez."

Remzi Ünal bu defa hatır için, kendine göre gayet kolay bir işi çözmek amacıyla yola koyuluyor. Hisarüstü'nde yaşayan ihtiyar bir çifte, büyük bir inşaat firmasının şantiyesinde kaza geçiren oğullarının hak mücadelesinde yardım etmesi istenmiştir. Ama bu iş için çaldığı ilk kapının ardında, kafasından tek kurşunla vurulmuş bir cesetle karşılaşır. Ve her zamanki gibi bu ceset de sadece bir ceset olarak kalmaz.

Celil Oker'den tüm mahalleleri rant hırsıyla devasa beton yığınlarına çevrilen İstanbul'un sıkışık trafiğinde, acımasız iş dünyasında, göğü delmek hevesindeki binaların arasında geçen, ince bir mizahla örülü, sürükleyici bir polisiye daha…

İstanbul, 2015

Yıldız Kenter, Benim Hayatım

 Yapı Kredi Yayınları

Dikmen Gürün, Yıldız Kenter'in Ankara Halkevi ve ardından Ankara Devlet Konservatuarı'na adım attığı 1940'lı yıllardan başlayarak günümüze uzanıyor. Tiyatro ile dopdolu geçen bir yaşamı okurla paylaşırken ülkenin içinden geçtiği süreçleri de yansıtıyor. Yıldız Kenter şöyle diyor kitapla ilgili olarak: "Beni çocukluk yıllarımdan bu günlere duyarlı bir dille taşımış. Tiyatro çevresinde dönen bir hayatı doğrularıyla, yanlışlarıyla işlemiş. Mücadelemi, mücadelemizi paylaşmış. Titizlikle yapmış bunu."

"Tiyatro Benim Hayatım", yaşamı tüm renkleriyle yakalamış ve sahnenin merkezine yerleştirmiş güçlü bir sanatçının, Yıldız Kenter'in hikâyesini anlatıyor. Ankara Devlet Tiyatrosu yılları, İstanbul'a geliş, Karaca Tiyatrosu, Site Oyuncuları, Kent Oyuncuları olarak Dormen Tiyatrosu'nda paylaşılan yıllar ve büyük maddi zorluklarla kendi tiyatrolarının, Kenter Tiyatrosu'nun devletten tek kuruş destek almadan inşa edilişi ve bu adımı büyük bir cesaretle atan, elini taşın altına koyan Yıldız Kenter başta olmak üzere; Müşfik Kenter'in, Kâmran Yüce'nin, Şükran Güngör'ün, Kent Oyuncuları'nın uğraşları…

İki büyük oyuncunun, iki kardeşin; Yıldız ve Müşfik Kenter'in birlikte ve ayrı ayrı sergiledikleri onca oyun, onca unutulmaz performans… Başarılı nice oyunlar, oyuncular…Kenter Tiyatrosu sahnesinden yetişen isimler… Yıldız Kenter'in tükenmek bilmeyen enerjisinden, öğretme ve öğrenme tutkusundan yararlanan öğrenciler… Böylesine yoğun bir tiyatro yaşamında sinemaya, ekrana ayrılan zamanlar ama yine de tiyatronun her zaman, her şeye galebe çaldığı gerçeği…

Yıldız Kenter'in kendi sözleriyle: "Tiyatro Benim Hayatım sanki başkasına ait bir hayat hikâyesiymiş gibi merak uyandırdı bende. İlgiyle okudum. Biyografimin yazılmasını heyecan verici buluyorum. Biyografilerin ders anlamında da önemli olduğunu düşünüyorum. O nedenle kitabın benim hayatımdan öte, o dönemin tiyatro yaşantısını veriyor olması çok önemli."

İstanbul, 2015

Ertürk Akşun, 18 Saat

Destek Yayınları

Aynı sorun 18 saat içinde geçerli

"Bedelini ödediğim hatalarımdan dolayı kimse beni yargılayamaz..."

Yaşadığın hayatın üzerinde bıraktığı izleri fark edebilmek için ölümün soğuk yüzüyle karşılaşmayı bekleme. Bazen sadece 18 saatlik bir zaman dilimi dahi, koca bir hayat kadar uzun gelir insana. En büyük aşkların filizlendiği ve en devrimci düşüncelerin toprağa düştüğü anlar zaten en dar ve çıkmaz zamanlar değil midir? Belki de bu yüzden hayat dediğin yarın cayacakmışsın gibi yaşanır...

"18 Saat" aşk, tutku, şehvet, macera ve tarihle örülü nefes kesici bir roman. Yolları aynı adreste kesişen birbirinden farklı ve iddialı karakterler ölümle burun buruna geldiklerinde bir daha eskisi gibi olmayacak hayatlar yeniden yazılmak zorunda kalınan kaderler sadece fikirleri değil, ruhları da değişenler...

"Gözümüzle gördüğümüz her güzel şeyin arkasında mutlaka bir giz ya da acı saklıdır..."

Ekim 2015

Jack Kerauac, Deniz Benim kardeşim

Siren Yayınları

Amerikan edebiyatına damgasını vurmuş efsanevi bir yazardan yıllarca okurunu beklemiş bir ilk roman: Deniz Benim Kardeşim.

Jack Kerouac, henüz yirmi yaşındayken kaleme aldığı bu 'kayıp' romanda Beat Kuşağı'nın kutsal kitabı Yolda'nın temelini atıyor, uçsuz bucaksız bir dünyada özgürlük sarhoşluğuna dair ilk deneyimini olduğu gibi sayfalara taşıyor... Deniz kabarıyor, ufuk bulanıyor, tehlike kol geziyor belki ama Kerouac'ın kahramanları, ölümün gölgesine inat, bazen bir arabanın yolcu koltuğuna kurulup bazen de bir geminin güvertesinde dikilip bilinmezliğe meydan okuyor. Şişeler devrilir, kalpler kırılır ve kafalar her daim karışırken yaşam, olanca temposu, sınırsız coşkusuyla kahramanları sarıp sarmalıyor ve onları mucizesine ortak ediyor. Öyle bir mucize ki bu, toz toprak içinde bir yolun kenarında bekleyerek geçirilen huzursuz saatleri, izbe barlarda içilen biraları ve hayal kırıklıklarının duvarlarda paralanan şişelere yansımasını kapsıyor, fakat her daim, 'daha, daha, daha' dedirtiyor. Öyle bir mucize ki, ölümünden onca yıl sonra, bizleri Kerouac'ın bu ilk romanıyla buluşturuyor.

Dünya bunca büyük, hayat bunca kısayken Kerouac, Deniz Benim Kardeşim'e dostluğu, macerayı, mana arayışını, yaşamın tüm o sıradan anlarının güzelliğini atlamadan sığdırıyor. Yıllarca karanlıkta kalmış, Deniz Benim Kardeşim, Kerouac'ın bir şişeye koyup zaman denizinin enginlerine fırlattığı bir mesaj bizler için ve şişeden çıkan kâğıdın üzerinde şöyle yazıyor: "Yaşa!"

İstanbul, 2015

Tunç Kılınç, Sıfır

Destek Yayınları

Hayatın senin için ayarladığı randevudan habersiz, "Bana bir şey olmaz!" der ve hızla gidersin ya hani dünyanın dikine...

Öyle gidiyorum işte!

Neyin peşindeyim, bilmiyorum! "Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi geliyor" diyen Baudelaire gibi, sıkıştığım yerde bunaldım ve artık olmadığım yeri mi merak ediyorum?

Peponi!

Burada, "hatalarıyla bütünlüğü yakalayabilen bir insan" olduğum duygusu hâkim. Hayatıma dair ne varsa bilindiğini, anlaşıldığımı ve en önemlisi yargılanmadığımı hissediyorum. Bu, kendimle barışık olma halimin en zirve noktası.

Burada Einstein var; Steve Jobs, Benjamin Button, Andy Warhol var... Yetmez! Anne ve babasına "Sevmek yeter sandınız!" diyen büyüme sancıları içindeki genç var. V for Vendatta var, Fight Club var; Süveyda, Erhan, Bilge var. Ancak daha önemlisi sen varsın, ben varım, hepimiz varız. Hâlâ yetmedi mi? O zaman sevgilin var, kardeşin var, annen baban var.

Gören gözlere, duyan kulaklara, dokunan tenlere...

Sıfır!

"Bir ömre birden çok hayat sığar" diyen hepimize.

İstanbul, 2015

Harper Lee, Tespih Ağacının Gölgesinde 

Sel Yayıncılık

Harper Lee 'den 55 yıl sonra unutulmaz bir roman daha...

Amerikan edebiyatının başyapıtlarından biri olan, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek'in unutulmaz karakteri Jean-Louise "Scout" Finch, 20 yıl sonra New York'tan çocukluğunun geçtiği kasabaya, babası Atticus Finch'in yanına, eve dönüyor. Çocukluğunda eşitlik, doğruluk ve adalet kavramlarıyla kişiliğinin yapı taşlarını oluşturan babası Atticus'un hayal kırıklığı yaratan değişimi, artık 26 yaşında genç bir kadın olan Scout'u derinden etkiliyor.

Harper Lee'nin bilge kaleminden çıkan ve daha yayınlanmadan son yılların en büyük edebiyat olayı haline gelen Tespih Ağacının Gölgesinde, bir tarihsel dönemi güçlü ve gerçekçi çağrışımlarla aktarmakla birlikte, güncelliğiyle de bir eserin kendi devrini aşabileceğinin en nadide kanıtlarından biri...

İstanbul, 2015

HAFTANIN KİTABI / Rana Ulaş yazdı

Arif Tekin, İslam’da Şiddet

Berfin Yayınları

Paris’te siyasal islamcı terörün vahşi yüzünün bir kez daha ortaya çıktığı bu günlerde Arif Tekin’in  “İslam’da Şiddet” adlı kitabı, tam da  “neden” sorusunu  yanıtını arayanların beklentilerini karşılıyor. Bu özelliği ile gündemin odağına denk gelen Tekin’in çalışması, sıkça yinelendiği için genel bir doğru sanılan “İslam’da terörle yanyana gelmez” görüşünün ne kadar temelsiz olduğunu gösteriyor. Tekin bu önemli kitabında İslam’da şiddetin teolojik kaynaklarını ortaya çıkarıyor.

Arif Tekin, “İslam’da Şiddet” adlı çalışmasında İslam’ın şiddet ve inanç özgürlüğüne ilişkin teorik bilgiler ve pratik örneklerle anlatmaya çalışıyor. Tekin öteki çalışmalarında olduğu gibi kendine öncelikle Kur’an’ı referans alıyor.

Tekin bu çalışmasıyla ezberleri yine yıkıyor. “İslam aslında bu değil” söylemi artık her müslümanın diline yapışmış durumda. Oysa bu ezberden başka bir şey değil. Bu ezbere takılmış olanlar bir kez bile İslam dini hakkında bir araştırmaya girmemiş hatta konuya ilişkin yeterince okumamıştır. Kulaktan kulağa yayılan bu ezbere inanmıştır yalnızca.

Arif Tekin, “İslami inançta şiddet hep vardı” başlıklı bölümle başlıyor kitaba da adını veren tezini açmaya. Hz. Muhammed’in "İslam galiptir, mağlup olmaz" dediğini not ediyor. Tekin ardından da konuya ilişkin ayetlerden örnekler veriyor;

“Kim İslam’dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kaybedenlerdendir. Allah katında din ancak İslam’dır.” (Al-i İmran ayetler 19 ve 85)

“Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” (Maide Suresi ayet 3)

Ayetlerden de anlaşıldığı üzere İslam’a alternatif  ya da onun saygı gösterebilceği bir inanç söz konusu değildir. Böyle bir durumda inanç özgürlüğünden söz etmek de bir o kadar saçma olacaktır. Tekin ayetlerden sonra İslam’da şiddete örnek olarak işkence dolu örneklere geçiyor. Bu örneklerdeki olaylar yaşandıktan sonra da şiddeti haklı çıkaracak ayetlerin nasıl indiğini anlatıyor. Bu ayetlere örnek olarak, Enfal suresinden bir örnek veriyor;

Tekin'in çalışması, “Ben inkar edenlerin kalplerine korku salacağım, artık onların boyunlarını ve her parmağını vurun”,

“On Yıllık Medine Döneminde Gerçekleşen  Savaş ve Baskınlar”, “Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarının Asıl Nedeni” ve “Hz. Muhammed’in Bizzat Katıldığı Baskınlar” başlıklı önemli bölümlerle sürüyor.

“İslam’da İnanca karşı şiddet” bölümünde ise, “İslam’da zorlama yoktur” sözünün gerçeği yansıtıp yansıtmadığını araştırıyor.

“Hz. Muhammed’i Eleştirmenin ve İslamiyet’ten Çıkmanın Cezası”  ve "Hz. Muhammed’in Mekke Fethinde Gerçekleştirdiği İnfazlar” adlı bölümler bu konuda çalışmanın çalışmanın dikkat çeken yanını oluşturuyor.

“İslam’da Kadına Karşı Şiddet” de çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturuyor. 

Günümüzde yaşadığımız kadına karşı şiddetin nedenlerinin çoğunu burada buluyoruz. Mekke’de inen ayetlerde kadına karşı bilgi bulunmazken, neden Medine’de inen ayetlerde durum değişir ve birden kadının yeri değişmeye başlar. Arif Tekin bu konulara örneklerle açıklamalar getiriryor. Hz. Ömer’in kadınların konumunu belirlemede önemi çok. Hz. Ömer’in Hz. Muhammede’e yaptığı baskı sonucu; “Gerektiğinde siz erkekler hanımlarınızı dövebilirsiniz” ayeti iner. Tüm bu bilgileri kaynaklarını vererek yazıyor Tekin.

Kitabın, “Kur’an’an Göre Sermaye-Emek İlişkisi” bölümünde, şiddet ile sermaye-emek ilişkisi arasında nasıl bir bağlantı olabilir sorusunun yanıtını arıyor yazar. Tekin, Kur’an’dan bir ayetle durumu açıklıyor;

“Rabbin rahmetini onlar mı bölüştürüyor? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz (Allah olarak) paylaştırdırk. Birbirlerine iş gördürmeleri için, kimini kimine derecelerle üstün kıldık. İnsanlar bir tek ümmet/topluluk haline gelmeyecek olsalardı, o rahmana nankörlük edenlerin evlerine gümüşten tavanlar çatar, sırtlarına binip yükselecekleri merdivenler yapardık. Evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bunların hepsi, ancak dünya hayatının geçici menfaatidir.” (Zuhruf suresi, ayet 32-35)

Tekin, yukarıdaki ayetin açıkça gelir dağılımının tanrıya bağlı olduğunu, hatta bunun bir kader meselesi olduğunu belirtiyor. Bu konuya ilişkin görüşlerini ayrıntılı bir biçimde açıklıyor.

Arif Tekin, çalışmanı sonlandırıken şöyle diyor;

“Dinler değişik nedenlerden dolayı insanlar tarafından ortaya atılmıştır; bence bunların ilahi/kutsal  boyutu yoktur. İnsanlığın huzuru için bu defter artık bir an önce kapanmalıdır; aksi halde her gün gördüğümüz cinayetleri, vahşeti izlemeye devam edeceğiz.”

Kasım 2015

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Romanda Estetik Kalkışma-1

Editör:Cengiz Gündoğdu

Cengiz Gündoğdu’nun editörlüğünde hazırlanan “Romanda Estetik Kalkışma-1” İnsancıl Yayınlarından yayımlandı. Çalışmada yer alan yazarlar; Mehmet Aslan, Leyla Civil Aslan, Nurşen Aydoğan, Neşe Baştürk, Güldane Bulut, Cem Çomunoğlu, Neriman Çelik, Baha Çıtakoğlu, Deniz Demirdöğen, Cengiz Gündoğdu, Hüray Kılıç, Sevinç Kırmızıgül, Korkut Köseoğlu, Güler Mirza, Ramazan Oktay, Adnan Öztel, Deniz Saraç, Hüseyin Şahin, Tahir Şilkan, Mustafa Tabak, Rana Ulaş, Gülay Yeşilipek, Şermin Yılmaz, Fehim Yurdal, Özden Yurdal

Kitap,  Cengiz Gündoğdu yapıta ilişkin değerlendirmesi ile başlıyor;

“...Türkiye’de roman dendikte, kimi kişiler bu romanları özetlemişler… bu özete romandan bir parça eklemişler…

Özet, bir romanı var kılan öğe değildir. Türkiye’de özneler, roman denilen varolanla karşı karşıya gelmişler, ama romanı gerçekten var kılamamışlardır.

Türkiye’de yazın için bir yıkımdır bu. Ben, bunu söyledim hep. Yazılarımla… söyleşilerimle bilgi verdim insanlara… Özetçiler aldırmadılar… özeti sürdürdüler…

Bilgisizliğin… sorumsuzluğun yıkıntıları içinde sürüklenen romana ne yapmalıydı, roman nasıl var kılınmalıydı… Bu, bir romanı var eden öğelerin ortaya çıkarılmasıyla olanaklı olur.

Her sanat yapıtı nesnelerin estetik biçimlenmesiyle oluşur. Bu, roman için de böyle.

Bir romanın var kılınması ne demek... o romanı oluşturan öğelerin ayrıştırılmasıyla, o ögelerin üstünde durmakla, o öğeleri belirtmekle roman gerçekte var kılınır.

Bu kitapta yapılan budur. Bu kitapla birlikte yazında Kopernik devrimi yapılmıştır.

Ben, Estetik Kalkışma’yla kuramda Kopernik devrimini başlatmıştım. Bu yapıtla Kopernik devrimi kılgıda gösterildi.

Peki ama ben ne demek istiyorum. Ne demek istediğimi göstermeden önce şunu söylemeliyim. Sanat yapıtlarının çok yönlü işlevi vardır. Gerçekliğin bilgisini göstermek… insancıl duyarlılığı geliştirmek… estetik haz vermek… insanı deneyimli kılmak… insanda estetik bilinç oluşturmak…

Biz İnsancıl olarak, sanatın toplumsal işlevini biliyoruz. Bu varsıl geleneğin mirasçısıyız.”

Çalışmanın yazarlarından Gülay Yeşilipek de “Osmanlı’da Toplumsal  değişimin/Çöküşün Romanlara Yansıması” adlı yazısında neden gerçekçi roman olması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor;

“Gerçekçi romanlar, içinde yaşadığımız toplumu, farklı sınıfların yaşam biçimlerini, sorunlarını, geçmişten günümüze geçirdiği değişimi anlamamız için bize ışık tutar. Gerçekçi romanlar toplumsal yaşamın bir yansımasıdır. Gerçekçi yazarlar, yaşadıkları toplumu gözlemler, toplumsal sorunları yapıtlarında ele alır. Belli bir dönemi anlatan romanlar ise okura, o toplumdaki değişimin ipuçlarını verir.”

Günümüz yazın dünyasına bakınca bu kitabı okuyup anlamak daha bir önem kazanıyor. Gerçekçi bir sanatın gerekliliğinin bilincine varmak ve estetik haz duygularını canlandırmak için bu çalışmaya kulak vermeli.

Ekim 2015

Harun Karadeniz, Olaylı Yıllar Gençlik

Literatür

Türkiye'de toplumsal mücadele tarihinin önde gelen isimlerinden biri olan Harun Karadeniz'i kırk yıl önce kaybetmiştik. 12 Mart askeri darbesinin sistemli şiddetine maruz kalarak, tutuklanan ve tedavi imkânları bilinçli olarak ortadan kaldırıldığı için adeta ölüme terkedilen Karadeniz'in, yaşama veda etmeden önce kaleme aldığı Olaylı Yıllar ve Gençlik'te, 60'lı yılların başından 70'lere uzanan gençlik hareketlerinin geniş bir panoramasını tüm ayrıntılarıyla birlikte bulacaksınız. Bir kuşağın, bir dönemin kısa bir gençlik tarihi olma özelliğini de taşıyan bu kitapta; Karadeniz'in öğrenci derneklerinde başlayan, üniversite işgalleri, Amerikan 6. Filo'suna karşı yapılan protesto gösterileri, üniversite reformu eylemleri, NATO'ya, Montaj Sanayii'ne karşı yürüyüşler, işçilerin, köylülerin, tarım emekçilerinin grevleri ve direnişleri arasında geçen eylem dolu yıllarına, kısacık yaşamına sığdırdığı mücadelesine ve sosyalizme olan sarsılmaz inancına tanık olacaksınız.

Literatür Yayınları olarak Harun Karadeniz'in aramızdan ayrılışının kırkıncı yılında, daha önce defalarca basılan Olaylı Yıllar ve Gençlik'in bu yeni basımına, olayların yaşandığı tarihsel döneme ilişkin görsel malzeme ve belgeleri de ekleyerek zengin bir mücadele mirasını yeni kuşaklara yansıtmaya çalıştık.

"Harun Karadeniz, Amerikan emperyalizmine karşı direndiği için kafası ezilmek istenen devrimcilerden biriydi. Önce, sağ kolunu omuzundan keserek, yurtseverlik borcunun diyeti olarak fırlattı yöneticilerin suratına; sonra da devrimci namusunu bir mezar taşına kazıyarak, bu dünyadan göçüp, gitti."

-Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1975, Cumhuriyet-

İçindekiler

-Biz Rusya'yı Yeneriz

-1965 Gençlik Olaylarında Değişim

-1967'de Gençlik Eylemleri

-1968 Dönemi

-Kanlı Pazar

-Dev-Güç Olayı

-1960-1970 Arası Öğrenci Eylemleri

-Harun Karadeniz İle Konuşma

İstanbul, 2015

B. Sadık Albayrak, “Düşkıranlar”

Doğu Kitabevi

B. Sadık Albayrak’tan “Düşkıranlar” onbeş yıl aradan sonra ikinci baskısı ile karşımızda.

Albayrak’ın, “düşkıranlar” olarak tarif ettikleri; “sermaye sınıfının kültürel araçları ve teknokratları”dır. Yazar, bu çalışmasıyla, “Tekeller düzeninin kuraklığını, insani kültürü yok eden sürecini, bunun ekonomi politiğini, estetik kuraklığını, insan aklı ve kişiliği üzerindeki kurutuculuğunu, 90’lardan başlayarak, neredeyse bir çığlık keskinliğinde” yazmaya çalıştığını belgeliyor.

Düşkıranlar, dört ana başlık altında toplanıyor;  Tekellerin Ortaçağında Burjuva Kültürü, Sinemanın Işığında Silineneler, Ezilenlerin Terbiye edicisi Mizah ve Yol Yazıları.

Arka kapaktan;

İnsanın eylemi içinde düşlerin yeri önemli;insan, gerçekliği güzelleştirmek ve değiştirmek için olması gerekeni düşler, düşünür ve harekete geçer.

Zengin düşler için zengin bir kültür birikimine ihtiyaç var. Bu kitaptaki incelemelerde, insanlığın kültür sorunu ele alınıyor. Günümüz toplumunda insanlık alabildiğine kısıtlanmıştır.  Kültür de insanın varoluş koşulları olarak bu kısıtlamanın sınırları altındadır. Tekellerin hakim olduğu bir dünya, insanı fabrikasyon mamullerin yanı sıra, fabrikasyon fikirlerin, duyguların ve imgelerin müşterisine çevirmiştir.

Tekellerin kültürünü üretenler ve yaygınlaştıranlar “düşkıranlardır”. Televizyon düşkıranların başta gelen araçlarından biri; içerdiği müzik, sinema, dizi film, haber programlarıyla topyekün bir düşkırıcısıdır. Gündüz üretimde esir edilen emekçi, gece televizyon karanlığında uyutulmatadır. Tekellerin kültür sanat kuşatması altında yaşayan insan, kendi yaşamına ve ihtiyaçlarına yabancılaşmıştır. İnsanın kendini görebileceği , yaşamını bulabileceği, özgürlüğünü duyumsayabileceği gerçekçi bir sanata ihtiyacı vardır.

Tekellerin orataçağındayız. Karanlıktayız. Yollar bozulmuş, insanlar arasında toplumsal ortaklıklar dağıtılmış, düşlerin uzak yıldızları karartılmış, çıkışı arıyoruz. Düşkıranlar’da, “düşkıranalara” karşı yirmi yıldan beri süren bir savaşın güncesini okuyorsunuz; edebiyat cephesindeyiz. Estetik kalkışmanın en köklüsünün yolundayız.

Düşkıranlar’ı alt etmek için en yıkıcı eleştirmeni, Devrim’i arıyoruz.”

Kasım 2015

ABC EN ÇOK SATANLAR LİSTESİ

 

ABC EN ÇOK SATANLAR LİSTESİ
EDEBİYATEDEBİYAT DIŞI

1. Tutsak Güneş

Ayşe Kulin, Everest Yayınları

1.Kadın

Yılmaz Özdil, Kırmızıkedi

2. Kürk Mantolu Madonna

 Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

2. Günübirlik Hayatlar

Irvin D. Yalom, Pegasus

3. Tespih Ağacının Gölgesinde

Harper Lee, Sel Yayıncılık

3. Saraysız Başkan Jose Mujica

Andres Danza,Ernesto Tulbovitz, Tekin Yayınları

4. Küçük Prens

Antonie Saint- Exupery, Can Yayınları

4. Hayvanlardan Tanrılara Sapiens

Yuval Noah Harari, Kolektif kitap

5.Gizli Aşıklar

Hıfzı Topuz, Remzi Kitabevi

5. Akılsız Duyguların Cezasını Kararlar Çeker

Acar Baltaş, Prof. Dr., Remzi Kitabevi

6.Sıfır Sayı

Umberto Eco, Doğan Kitap

6. Memleketi Ben Kurtaracağım

Gülse Birsel, Doğan Kitap

7.Swastika Geceleri

Katharine Burdekin, Encore

7. Başarıya Götüren Aile

Doğan Cüceloğlu, Remzi Kitabevi

8.Örümcek Ağındaki Kız

Stieg Larsson, David Lagercrantz, Pegasus

8. Türklerin Tarihi

İlber Ortaylı, Timaş Yayınları

9. Pi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

9. Ted Gibi Konuş

Carmine Gallo, Aganta Kitap

10. Fi

Akilah Azra Kohen, Destek Yayınları

10.Bir Ateistin  İnanç Tarihçesi

Matthew Kneale, İlteşim Yayınları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • Editörün seçtikleri / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 14:26
  • Haftanın Kitabı: "Çin'in Yirminci Yüzyılı"11 Eylül 2017 Pazartesi 11:13
  • Yeni çıkan kitaplar / 11 Eylül 201711 Eylül 2017 Pazartesi 09:51
  • Editörün seçtikleri / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:16
  • Yeni çıkan kitaplar / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 14:02
  • Haftanın çok satan kitapları / 28 Ağustos 201728 Ağustos 2017 Pazartesi 13:54
  • Haftanın Kitabı: "Yaşam Sanatı"28 Ağustos 2017 Pazartesi 13:46
  • Haftanın çok satan kitapları / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:16
  • Editörün seçtikleri / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 16:09
  • Yeni çıkan kitaplar / 21 Ağustos 201721 Ağustos 2017 Pazartesi 15:51
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)