• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 3 °C
  • Adana 5 °C
  • Antalya 13 °C

ABD Emperyalizminin Yeni Sahnesi: Musul

ABD Emperyalizminin Yeni Sahnesi: Musul
Türk askeri Musul’a girmiş olsa, şu anda sevinç nidalarıyla ‘Musul fatihi Erdoğan’ başlıkları atacak olan bu ikiyüzlü kitle, bir anda orada yaşayan sivilleri hatırlayıp ‘Katil ABD’ diye bağırmaya başladı.

Çağlar Ezikoğlu

Gün itibariyle Twitter’da bir başlık popüler konuma geldi; ‘MusuldaKatliamVar’. Aklıma ABD’nin 2003 yılındaki Irak İşgali geldi. O işgale karşı yurdun her noktasında protesto eylemleri düzenleyen, bir tarafta ABD emperyalizmini yerden yere vuran, diğer tarafta bu işgale ortak olmak için tezkere çıkarma çabasına girişen AKP hükümetini ‘çıkarsa tezkere, Bilal gitsin askere’ sloganlarıyla eleştiren bir muhalif solcu kitleyi hatırladım. Tabi insan hatıralarını düşündüğü vakit, bahse konu Twitter başlığının yine bu ülkenin ilerici anti-emperyalist solcuları tarafından açıldığını düşünmüyor değil. Ne yazık ki gördüğüm manzara ülkedeki anti-emperyalizmin ve Anti-Amerikancılığın 14 sene boyunca tamamen eridiği ve bu süre zarfında emperyallerin bir numaralı oyuncaklarından olan İslamcıların eline düştüğünü gösteriyor.

Bir tarafta kerameti kendinden menkul ve meczupluğu tartışmalı Fatih Tezcan, diğer tarafta İslamcıların genç jenerasyonundan Adem Özköse ve diğer İslamcı isimler bu Twitter başlığı altında bir nevi Anti-Amerikancılık oynuyorlar. Irak hükümeti veya koalisyon güçleriyle yapılan pazarlıklar olumlu sonuç verse ve Türk askeri Musul’a girmiş olsa, şu anda sevinç nidalarıyla ‘Musul fatihi Erdoğan’ başlıkları atacak olan bu ikiyüzlü kitle, bir anda orada yaşayan sivilleri hatırlayıp ‘Katil ABD’ diye bağırmaya başladı. Peki ne oldu da, bu ülkede anti-emperyalizm İslamcıların elinde böylesine bir meze haline geldi? Musul bu mezenin görünür hale gelmesinde hangi rolü oynuyor?

ABD’nin Karşı Hamlesi

15 Temmuz Fethullahçı Darbe Girişimi’nin ilk saatlerinde ABD tarafından darbenin ciddi anlamda eleştirilmemesi ve hatta sessiz bir şekilde sahiplenilmesi, darbeyi savuşturan AKP’nin kitlesini Anti-Amerikancılık ve anti-emperyalizm olgusu altında konsolide etmesini sağlaması açısından ciddi bir fırsat vermişti. Bu bağlamda başta yandaş medya olmak üzere AKP ideologları tarafından başlatılan Anti-Amerikancılık son kertede Musul operasyonu çerçevesinde devam ediyor. Aslında Musul serüveni ABD’nin Ortadoğu’daki birçok devlet üzerinde kurduğu emperyal tahakkümün bir benzerinden ibaret. Irak İşgali’nden sonra ABD tarafından yürütğlen ‘DeBaathification’ yani ‘Baas’sızlaştırma’ politikası Irak’ta mezhep savaşının daha da körüklenmesine yol açacak ve bu mezhep savaşından faydalanmasını bilen IŞİD’in doğuşuna yol açacaktı. İlerleyen süreçte ise, olmayan kimyasal silahları bahane göstererek Irak’ı işgal eden ABD, IŞİD’in var olan tehdidini olabildiğince göz ardı etmişti. Bugün operasyon düzenlenen Musul IŞİD tarafından işgal edildiğinde, pılını pırtısını toplayarak kaçan Irak Ordusu’na her ne hikmetse ABD yardımını görememiştik yıllar önce. Daha da ilginci, var olan bazı haritaları incelediğimizde, ABD’nin önderliğini çektiği koalisyon kuvvetlerinin hem Irak’ta hem de Suriye’de IŞİD’le mücadelede isteksiz davrandığı, yapılan hava saldırılarının bölgesel ve kuvvetsel dağılımından ortaya çıkıyordu. Fakat son aylarda hatta son günlerde ne olduysa, ABD ve koalisyon güçlerinin isteği ve iştahı arttı ve birden Musul operasyonu konusunda hızlandılar. Peki gerçekte ne olmuştu?

Bu sorunun cevabı için Suriye’ye göz atmak gerekiyor. Özellikle 15 Temmuz 2016 Darbe girişimi sonrasında ilişkilerini daha da sıcak bir hale getiren Rusya ve Türkiye Suriye konusunda Esad’ı da kapsayacak bir biçimde ittifaka girişmiş durumda. Bu ittifakın temelinde Türkiye’nin Halep’te Nusra dahil olmak üzere cihatçılara vereceği desteği çekmesi ve Halep’i Esad yönetimine bırakması, karşılığında da Kürt kantonlarının birleşmesini engelleme şansına kavuşması vardı. Türk Dışişleri Bakanı’nın ‘Terörist Nusra Halep’ten çekilsin’ açıklamasını bu yönde okumak çok da yanlış olmayacaktır. Lakin bu denklem en fazla ABD’yi rahatsız etmişti. Zira Suriye İç Savaşı’nın başından itibaren tek hedefi Esad yönetimini devirmek olan ve bunun için hem cihatçıları hem de Kürtleri silahlandıran ABD için bu iki müttefikin birden güç kaybı demek Suriye politikasının iflası anlamına geliyor.

İşte ABD bu süreçte daha çok söz sahibi olabildiği Irak’a yöneldi. Irak yönetimi ile çeşitli pazarlıklara girişen ABD yönetimi, bunda başarılı oldu ve Musul’a operasyon konusunda erken davrandı. Peki bu operasyonun erkene alınmasında ABD’nin çıkarı veya meselenin Suriye’ye etkisi ne olacak? İşte son gelen haberler, ABD’nin neden aceleci olduğunun da göstergesi. Zira IŞİD’in yönetim kademesinden ve bölgeden gelen haberler gösteriyor ki, IŞİD ciddi bir direniş göstermeden kuvvetlerinin büyük çoğunluğunu Suriye’deki merkezi Rakka’ya çekmeye çalışıyor. Böylelikle ABD IŞİD’in güçlerini Suriye’de toplayacağını ve Suriye sathında Rusya ve Türkiye ile mücadele gücünü arttıracağını düşünüyor. Böyle bir durum iki açıdan ABD açısından avantajlı, birincisi Rusya ve TR’nin Suriye üzerindeki hamlelerini IŞİD kozuyla pasifize etmeye çalışmak. İkinci ise IŞİD’i tekrar Suriye üzerinde yoğunlaştırmak suretiyle, Suriye’deki iki müttefiki olan Ilımlı! cihatçılar ve Kürtler’i IŞİD’e karşı mücadele amacını öne sürerek yeniden bir aktör haline getirmek. 

Türkiye’nin Rolü

Türkiye bu denklemin neresinde? AkTroller’in bahsettiği gibi bir anti-emperyalist bir politika mı izleniyor yoksa niyet başka mı? Niyet aslında 14 senedir süregiden bir niyet. Musul üzerinden Osmanlıcılık okumaya çalışan bazı aklıevvel muhalifler görüyorum. Lakin Osmanlıcılık hayalleri Mayıs 2016’da kısa boylu stratejik bir derinliğin iflasıyla sona erdi. 14 sene boyunca tek hedefi siyasi kariyeri ve siyasi hayatta kalmak olan ve bu uğurda pragmatizmi dibine kadar yaşayan bir lider olan Erdoğan’ın Musul isteği elbette Osmanlıcılık hayallerinden kaynaklanmıyor. Veya kendisinin Anti-Amerikancı olmasından. Temel mesele Suriye’de üstü örtülü bir biçimde gerçekleştirdiği Rusya-TR-Esad ittifakını, Irak’ta Rusya-TR-Barzani ittifakına taşımak. Böylelikle ipini çeken ABD’nin kendi iktidarı için yaratacağı olası tehdit ve tehlikeleri bertaraf edeceğini düşünüyor. Yoksa niyeti Osmanlıcılık veya İslamcılık olan bir iktidar veya bir lider, günlerdir Rus bombardımanı altında kalan Halep konusunda niye birden sus pus kesildi?

Daha vahim olan ise, bu tartışmaların iç politikada yansıması. Maalesef ki ülkede var olan anti-emperyalizm ve ABD karşıtlığı tek bir olgunun elinde esir düşmüş durumda: Erdoğan düşmanlığı. Bugün ABD emperyalizminin aynı 13 yıl önce yaptığı işgalin bir benzeri Musul’da sergilenmeye çalışılırken, buna tepki vermesi gereken Türk solu sessiz kalıyor ve meydan sırf konjonktüründen ötürü ABD’ye cephe alan ‘Reis’lerinin fedailerine kalıyor. Daha da vahimi bu AkTroller’in söylemi ABD karşıtlığı noktasında yoğunlaştığı ve Türk solu sırf Erdoğan ile aynı noktada görünmemek adına ABD emperyalizmini eleştirmekten ciddi anlamda kaçıyor. İşte bu ahvalde, herhalde ABD kendisi istese bile anti-emperyalizmi bu ülkede böylesine sıfırlayamaz ve solcuların elinden alıp İslamcılara oyuncak edemezdi…

Çağlar Ezikoğlu
Aberystwyth Üniversitesi
Uluslararası Siyaset Departmanı
Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)