• BIST 108.953
  • Altın 144,293
  • Dolar 3,4840
  • Euro 4,1157
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 31 °C

Abdüllatif Şener, Davutoğlu'nun dokunulmazlık restinin perde arkasını açıkladı

Abdüllatif Şener, Davutoğlu'nun dokunulmazlık restinin perde arkasını açıkladı
AKP kurucusu Abdüllatif Şener, Başbakan Davutoğlu'nun dokunulmazlık çıkışının arkasındaki siyasi planı ve yapılan teklifteki tuzağı açıkladı.

Eski Başbakan Yardımcılarından AKP kurucusu Abdüllatif Şener, Halk TV'de Semra Topçu'nun 'Güne Başlarken' programında gündemdeki milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, yolsuzluklar, yayın yaskaları ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın fetvaları konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Gündeme getirilen dokunulmazlık meselesinin siyasi bir manevra olduğunu belirten Şener, AKP'nin bunu iktidarını pekiştirmek için bir fırsat olarak kullanmak istediğini ve muhalefetin bu konuda uyanık olması gerektiğini belirtti.

İşte Abdüllatif Şener'in çarpıcı tespitleri:

"AKP DİRENDİĞİ İÇİN HAKLI ÇIKIYOR"

"AKP'nin ve Başbakan'ın bu konuyu ortaya atar atmaz herkesin bu konuda onunla yarışır hale gelmesini anlayamıyorum. Neden iktidar bir şey söylediğinde muhalefet onu desteklemek zorunda hissediyor kendisini de, muhalefet bir şey söylediği zaman iktidar ona direniyor ve direndiği için de haklı çıkıyor."

"AKP'NİN TEKLİFİNDE BAKANLAR YOK"

"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin programında milletvekili ve bakanların dokunulmazlıklarının sadece kürsü dokunulmazlığı ve Meclis çalışmaları ile sınırlandırılacağı yazıyor. Bu madde, 2001 yılında parti kurulurken yazılmış. O maddeyi de ben yazdım iyi biliyorum. Parti programını düzenleyen komisyonun başkanıydım ben. Hatta bakanların dokunulmazlığını da aynı cümle içine koydum, mantıken aynı olduğunu düşündüğüm için. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi, 15 yıldır kendi programındaki bu ilkeyi işletmiyor."

"ERDOĞAN SÖZ VERMİŞTİ AMA.."

"2002 seçimleri öncesinde Sayın Baykal'la Sayın Erdoğan canlı yayına çıkmıştı. Canlı yayında her iki lider de seçimden sonra dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili düzenlemeyi yapacakları konusunda vatandaşın karşısında söz vermişlerdi. Ben o gün dinlerken, 'hem bizim programımızda var, hem de muhalefet bunu destekliyor, ne güzel' diye düşünmüştüm"

"16 YIL VEKİLLİK YAPTIM TEK BİR DOSYAM GELMEDİ"

"Aslında milletvekili olarak benim dokunulmazlığın kaldırılmasına karşı çıkma lazım, kişisel çıkarım gereği. Ama şunu söyleyeyim, 16 yıl milletvekilliği yaptım, hakkımda tek bir fezleke Meclis'e gelmedi."

"DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASINA ERDOĞAN DİRENDİ"

"Ama 2002 seçimlerinden sonra Sayın Erdoğan dokunulmazlıkların kaldırılmasına direndi. Çünkü kendi dosyaları vardı. Kendi dosyaları olduğu için 15 yıl boyunca dokunulmazlıkların kaldırılmasına, hatta sadece bununla ilgili düzenlemeye değil, başka bir milletvekilinin dokunulmazlık dosyası görüşülürlken bile karşı çıktı. Muhalefet milletvekili bile olsa, 'o yol açılırsa sıra bana gelir' diye karşı çıktı. 15 yıl boyunca direnecek, bugün konjonktür kendi lehine döndüğü için dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyecek. Sanki sadece kendisi istiyor da başkaları istemiyormuş gibi. Dokunulmazlığı bu hale getiren sensin. 15 yıl boyunca direnen de sensin. Bugün yapmak istediği şey kendi siyasi çıkarlarına uyuyor, konjonktür de buna uygun düştüğü için istiyor." 

"MUHALEFET BU KONUDA DİKKATLİ OLMALI"

"Muhalefetin şunu söylemesi lazım: 'Bir dakika! Konjonktür efendi sana çalışmadığı zaman uygun değil de sadece sana çalışınca mı uygun? Önce bunun bir hesabını ver' İşin birinci boyutu bu. İkinci boyutu bence daha önemli.Bu maddeyi yazarken bakanları da içine koyan bir cümle yazdım. Çünkü bakanların soruşturma kapsamına giren yargılama yolundaki engel ile milletvekili dokunulmazlığı birlikte düşünülmeden, yasaların vatandaşlara eşit uıygulandğını söylemek mümkün değil. Bakıyorum dünden beri verilen demeçlere, bütün siyasi partiler soruşturma ile ilgili maddeler kapsamındaki Anayasa'nın 100. maddesindeki bakanların dokunulmazlığını sağlayan maddeye hiç atıfta bulunmaksızın, sadece milletvekillerinin dokunulmazlığını ilgilendiren maddeyi ele almak suretiyle konuyu anlatıyorlar. Bakanların yargılanması önündeki engel devam edecekse, diğerlerini değiştirsen ne olur, değiştirmeden ne olur?"

"ASIL SORUN BAKANLARIN DOKUNULMAZLIĞI"

"Bugün bir numaralı sorun, bir milletvekilinin bir yerdeki konuşması nedeniyle Meclis'e gelen fezleke değil. En basiti Barış Yarkadaş hakkında 5 tane dosya var. Ama eminim bu dosyaların hepsi yaptığı konuşmalarla ilgilidir. Bugün Türkiye'nin sorunu bu mu? Bugün Türkiye'nin sorunu, gırtlağına kadar yolsuzluğa batan bakanların yargılanamamasıdır, hesap vermemesidir. Layüsel (dokunulmaz) bir yönetim anlayışının olması bugün Türkiye'nin bir numaralı sorunudur. Bu sorun diğer yasama dokunulmazlığı ile birlikte ele alınmadığı sürece, konjonktür efendinin Davutoğlu ve partisine sunduğu hizmete muhalefetin ayak uydurması demektir"

"AKP'LİLERİN DOSYALARI NEDEN AZALDI?"

"Bir üçüncü nokta ise, önce yargıya güvenmek lazım.Yargının yargı olması, eşit işlemesi lazım. Hakkaniyete uygun işlemesi lazım ki, ondan sonra biz bu dokunulmazlıkları tartışalım. Şu anda yargının içinde bulunduğu siyasallaşma, vatandaş açısından vahim bir durum. İktidar büyüklerini mutlu edecek konularda yargı şakır şakır beraat kararları veriyor, yine iktidar büyüklerini mutlu edecek konularda da cezalar veriyor, davalar açıyor. Kamu vicdanı bu yargı süreçlerinden son derece rahatsız. Yargının itibarı, yargı mensuplarının tutumu ile sağlanır. Her yargı mensubu, bu mesleğin itibarını ve kendi itibarını düşünerek yoluna devam etmeli. Ama şimdi bakıyoruz, tam tersine işliyor. En az dosyası gelen parti Adalet ve Kalkınma Partisi. Ben AKP'den ayrılırken, (yargının siyasallaşmadığı bir dönemden bahsediyorum) dosyaların 3'te 2'si Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine aitti de, şimdi nasıl azalmış o dosya sayısı? Demek ki muhalefet ile ilgili konularda çalışan süreç, iktidar mensupları için aynı şekilde çalışmıyor."

"ÖNCE BAĞIMSIZ BİR YARGI LAZIM"

Diyelim bütün dokunulmazlıkları kaldırdınız. Yargının bütün milletvekillerine eşit şekilde muamele edeceğinin bir garantisi var mı? HDP milletvekiline bakış açısıyla, AKP miilletvekiline bakış açısı aynı olacak mı? Kuran'ı Kerim'de buyuruyor: "Sakın ha bir kavme olan düşmanlığınız, sizi adaletsizliğe sevk etmesin" Anayasa'da da ceza yasalarında da adalet temel ilkedir. Dini, dili ideolojisi ne olursa olsun, her vatandaş yargı önünde eşittir. HDP'li milletvekili de, AKP'li milletvekili de eşit muamele görmelidir. Yarın dokunulmazlıklar kaldırıldığında böyle bir adalet bekliyor musunuz? Şu anda Türkiye'de en fazla sorgulanması gereken kurum yargıdır. Ekrana çıkan herkes 'yargıya güvenelim' diyor. Bu ülkenin politikasıcına güvenmeyeceksin, bürokratına güvenmeyeceksin, üniversite hocalarına güvenmeyeceksin, doktorlara, askere, polise güvenmeyeceksin, ama 'yargı mensuplarına güvenelim' diyeceksin. Yargı mensupları bu ülkenin insanları değil mi? Konjonkture göre nasıl çalıştığını biliyoruz. Yargıyla ilgili bu ülkede bir algı bozukluğu varsa, bunun bir numaralı sorumlusu yargı mensuplarıdır. Oturup konuşsunlar, yargının saygınlığını ve toplum için umut olma vasfını yeniden kazandırsınlar."

"CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA YAPILAN YOLSUZLUKLARIN TAMAMINDAN FAZLA"

"Muhalefet partileri özellikle dikkat etsin, milletvekillerinin dokunulmazlığı diye başlamadan önce şu bakanların dokunulmazlıkları ile bir başlayın. 17-25 Aralık'ta ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, cumhuriyet tarihi boyunca yapılan tüm yolsuzluklardan daha fazladır, hatta dünyadaki en büyük yolsuzluk iddialarından daha fazladır. Bakanların fokunulmazlık oylamasına 'Evet' oyu vermeyen Davutoğlu, şimdi 'hepsini kaldıralım' diyecek. Dün konjonktur karşındaydı, bugün kendi lehine olduğu için 'kaldıralım' diyor. Bu Meclis, önce bakanlarla ilgili şu meseleyi halletmeden milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırırsa yanlış yapmış olur."

"KUZEY IRAK'TA FARKLI SURİYE'DE FARKLI"

"Kuzey Irak'taki kantonlarla gayet iyi geçinen AKP hükümeti, Suriye'dekine farklı bakıyor. Dış politikada bir tutarlılık, bir istikrar olmalı. Dış politikada bir birinden uyumsuz bir bakış açısı var ama elindeki medya gücüyle bunu milli bir politikaymış gibi anlatıyor, hepimiz peşine takılmak zorunda kalıyoruz."

"IŞİD'İN EYLEMLERİ HİÇ KONUŞULMUYOR"

"Türkiye çok duygusal bir ortamda. Şehit cenazeleri, bombalı eylemler oldu. 5 bombalı eylem oldu, bunların üçünü IŞİD yaptığı halde kamuoyu algısı ne şekilde oluşturuluyorsa bu mesele bir türlü yerine oturmuyor. Gardaki 103 vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve bu 5 eylem içinde en fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiği patlama IŞİD eylemiydi. Bu 3 eylemi IŞİD yaptığı halde, kamuoyunda bu konuda zayıf bir algı var."

"40 YALANI 3 DAKİKADA SIRALIYORLAR"

"Hiç televizyon ve haber dinlemiyorum. Bu ülkedeki 80 milyon saf, temiz, ülkenin geleceği için çaba harcayan ve iyi niyet besleyen insanımızı bu ekranlar gece gündüz kandırırken, beni de mi kandırsınlar? 40 tane yalanı 3 dakika içinde sıralıyor bütün kanallar. Ve herkes o yalanları doğru gibi algılıyor."

"DOĞRUDAN HDP'Yİ HEDEFLEYEN SİYASİ BİR OPERASYONDUR"

"Bu dokunulmazlıkların kaldırılmasının temel nedeni HDP'ye yönelik bir operasyon. Sayın Davutoğlu ve Sayın Erdoğan, aslında HDP'yi siyaset sahnesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bunu hem yasal yollarla hem de diğer yollarla yapıyor. Oradan boşalacak alanla kendi iktidarını pekiştirmek istiyor. Buradaki amaç ve hedef hukuki değil, suç işleyenin cezalandırılması değil. Doğrudan doğruya siyasi bir operasyondur. HDP'yi Meclis dışında bırakmayı amaçlamaktadır. Bunu işin merkezine koymadan yorum yapıp karar belirtmesin hiçbir parti."

"EN BAŞTAKİ HIRSIZLIĞI YAŞAM BİÇİMİNE DÖNÜŞTÜRÜRSE..."

"Muhafazakar bir iktidar var. Dini söylemleri çok kullanan bir iktidar var. Ama bu söylemler uygulamaya nasıl yansıyor. Din aslında güzel ahlak demektir. Ama sürekli siyasi maksatla, oy devşirmek maksadıyla dini söylemler kullanan -en fazla Sayın Erdoğan kullanıyor- ama Türkiye'nin idaresinde bir dejenerasyon var. En baştaki hırsızlığı, yolsuzluğu bir yaşam biçimine dönüştürürse, en alttaki vatandaşa varana kadar hırsızlık yaygınlaşır ve meşruluk kazanır."

"ÇÜRÜME İKTİDARI RAHATSIZ ETMİYOR"

"Ben cumhuriyet tarihi boyunca, bu ülkede sosyal dokunun böylesine bozulduğu, böylesine dinden uzaklaşıldığı bir dönemin yaşandığını düşünmüyorum. Bütün istatistikleri gizliyorlar aslında. Buna rağmen, bakın hapishaneler doldu taşıyor. Hapishanlerdekilerin sayısı 3'e katlanmış. Kadına şiddet, hırsızlık, soygun olayarı, cinsel istismar, çocuğa şiddet Türkiye'nin her tarafında yaygınlaşıyor. Kendini satan kadınların kartları sokaklarda dağıtılıyor. Bu hangi dönemde olmuştur? Toplumda büyük bir çürüme var ve bundan hiç rahatsız değil. Bir yandan oy almak için dini söylemler kullanırken, toplumdaki bu çürüme rahatsız etmiyor. Bunların azalması yönünde bir çabaları olmadığı gibi, tek çabaları bunların üzerini örtmek."

"YOZLAŞMAYI BİTİRMEYE DEĞİL, ÖRTMEYE ÇALIŞIYORLAR"

"Devlete ait barınma yurtlarında çıkan cinsel istismar haberleri artık yayınlanamıyor. İktidara yakın olduğu izlenimi olan yerlerde ortaya çıkan suçlar ve istismarlar da bastırılıyor ve yayınlatılmıyor. Hem kamuoyu hem de siyasi denetimi engellemeye çalışıyorlar."

"DİYANET'İN FETVALARI BOP'A HİZMET EDİYOR"

"(Diyanet'in fetvaları) Benim din inancım bu değil. Yanlış olan din değil, Diyanet İşleri'nin verdiği fetvalar. Diyanet kendine çeki düzen vermeli. BOP'un asıl amacı İslam'ı çirkinleştimekti. Diyanet'in de buna uygun olarak İslam'ı çirkinleştiren metinleri sitesine koyarak bu amaca hizmet ettiğini görmekten ben büyü kendişe duyuyorum. Bağlantı mı var?"

"10 YIL ÖNCE SERBEST BIRAKMAK İÇİN FORMÜL ARIYORLARDI, ŞİMDİ TUTUKLAMAK İÇİN"

"1991'de HADEP'lilerin dokunulmazlık dosyaları geldi. O zaman o milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. O zaman da böyle bir toplum psikolojisi vardı. O dönem bizim Refah Partisi olarak vereceğimiz oy sonucu etkilemiyordu. En son Selim Sadak'ın dosyası oylanacaktı. O dönem beraber hacca gitmiştik ve aynı odada kalmıştık. Biz Selim Sadak'ın oylamasında ret oyu verdik ve 'ret' oyları fazla çıktı. Ama o dönem Meclis Başkanı buna karşı çıktı ve o sırada kulislerde olan iktidar partisi milletvekilleri genel kurula geldi ve yeniden yapılan oylamada Selim Sadak'ın da dokunulmazlığı kaldırıldı. Asıl söylemek istediğim şey şu: Aradan yıllar geçti, 2004 yılı Ekim ayında AB Türkiye ile müzakereleri başlatacaktı. İktidar o zaman telaşa düştü. HADEP'liler içeride olduğu sürece  müzakereler başlamayacak dendi ve bir telaş başladı dışarı çıkarmak için. 10 yıl önce onları içeri atmak milli bir tavırken, 10 yıl sonra onları dışarı çıkarmak milli bir tavra dönüştü ve AB baskısı nedeniyle sağlık gerekçesi ile serbest bırakılmak istendi. Ama o gerekçeyi kabul etmedikleri için başka bir gerekçe ile serbest bırakıldılar. Şimdi ben söylüyorum, o günkü AKP ile bugünkü AKP farklı mıdır? O gün AB müzakere süreci başlayacak diye tutuklu milletvekilleri için 40 formül üretmeye çalışan AKP, bugün milletvekillerini tutuklamak için neden 40 formül üretmeye çalışıyor? Önce bunu açıklamaları lazım."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)