• BIST 105.268
  • Altın 163,398
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 4 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 10 °C

Acaba neden Rusya’nın yanındayız?

Ne kadar tuhaf bir soru değil mi? Pasaportunu taşıdığınız, yurttaşlık bağıyla bağlı olduğunuz devlet, bir başka devletle gerilim (ya da çatışma) yaşıyor, siz karşı tarafı tutuyorsunuz. Olur mu öyle şey? Şu an Türkiye’deki manzaraya bakacak olursak, olur,

Red Dergi'de "Deli Gaffar" ismi ile yazan ve yine aynı ismi taşıyan kişisel blogu bulunan "Deli Gaffar" son yazısında Türkiye ile Rusya arasında yaşanan uçak krizini değerlendirdi. 

'Deli Gaffar' Rusya ile yaşanan uçak krizinin ardından toplumda büyük bir bölümün neden Rusya'nın yanında yer aldığını ve AKP iktidarının ve destekçilerinin beklediği 'milli duruşu' sergilemediğini açık açık anlatıyor.

 ABC Gazetesi olarak, Deli Gaffar'ınn bu ilginç ve önemli saptamalar yaptığı yazısını aşağıda paylaşıyoruz:

Acaba Neden Rusya’nın Yanındayız?

Ne kadar tuhaf bir soru değil mi? Pasaportunu taşıdığınız, yurttaşlık bağıyla bağlı olduğunuz devlet, bir başka devletle gerilim (ya da çatışma) yaşıyor, siz karşı tarafı tutuyorsunuz. Olur mu öyle şey? Şu an Türkiye’deki manzaraya bakacak olursak, olur, oluyor.

Bugün Türkiye genelinde bir araştırma yapılsa ve insanlara “hangi tarafı haklı buluyorsunuz” diye sorulsa, Rusya’yı haklı bulanların hayli yüksek bir oranda çıkacağını tahmin etmek güç değil. Sokakta, kahvelerde, sosyal medyada söylenenler bunu açıkça gösteriyor. Evet, Türklerin hiç de azımsanamayacak bir bölümü, bu gerilimde kendi devletlerinin değil Rusya’nın yanındalar.

Çünkü Türkiye’yi bugün dediklerini yarın kendi ağızlarıyla inkar eden insanlar yönetiyor. Yalanları ayyuka çıkmış, kirli işleri, çirkin ilişkileri faş olmuş, hukuksuzluk ve kaba güçle ayakta duran bir iktidarın yönetimi altındayız. Toplumun yarısının bu yönetimden nefret etmek için çok makul gerekçeleri var. İkiye bölünmüş bu toplumda, vicdan ve izan sahibi Türkler, yaşanılanları bu zorba yönetimin yeni çılgınlıklarından biri olarak görüyor ve Rusya’yı haklı buluyor.

Ne acı! Biz Türkler başımızdaki siyasetçilerin ucuz hesapları yüzünden dünya çapında bir utanca mahkum oluyoruz. Pasaportunu taşıdığımız devlet, yurttaşı olmaktan onur duyduğumuz ülke masum insanların kanını döken alçak İslamcı çetelerle beraber anılıyor.

Türkiye’de dört koldan yeşertilmeye çalışılan Rus ve Rusya düşmanlığı tutmuyor, tutması da zor görünüyor. Çünkü Türkiye’yi yöneten irade sadece rekor düzeyde bir halk desteğine değil aynı zamanda rekor düzeyde bir halk nefretine de mazhar olmuş durumda.

Halkın önemli bir bölümü, AKP iktidarının 13 yıldır çevirdiği dümenleri çok iyi bildiği için bugün yaşananlara da ulusal sınırların güvenliği ya da egemenliğin korunması penceresinden bakmıyor. Ülkemizin gerektiğinde işi kanlı bir savaşa kadar götürebilecek bir çıkar lobisi tarafından yönetildiğini biliyoruz, bunun için acı bir biçimde, kendi devletimize karşı Rusya’yı haklı buluyoruz. 

Bir an için durup düşünün,Türkiye batı blokunun bir üyesi, ABD ve Avrupa’nın bu denli içli dışlı bir müttefiki değil de gerçekten bağımsız bir devlet olsaydı olaylar yine bu şekilde mi gelişirdi? Açık ki hayır.

Çünkü Suriye krizi bizzat Türkiye’nin müttefiki batılılar tarafından yaratıldı. Bundan dört yıl önce ne mülteci sorunu ne de IŞİD vardı. Suriye bütünlüklü bir devletti ve başında da bizim yöneticilerimizin “kardeşim” dediği Beşar Esad vardı. O günden bugüne dek batı (ve Türkiye) ne dediyse yanlış çıktı, ne yaptıysa işleri daha da batırmaktan başka bir şeye yaramadı. Bugün Suriye’de can veren onca insanın, milyonlarca mültecinin vebali en önce batının ve onun kadim işbirlikçisi AKP’nin üzerindedir. Bunun tam aksine Rusya ne dediyse doğru çıktı, batılı devletler ne derse desin Rusya’nın attığı her adım halklar nezdinde meşru bulundu, destek gördü.

Batılılar Esad’ın ve Rusya’nın haklılığı karşısında geri adım atmak zorunda kaldılar. Ama Türkiye’nin rejimi tavrında ısrar etti. Hepimiz biliyoruz, AKP IŞİD’e ve cihadcı çetelere destek oluyor. Tırlar dolusu silahların gönderildiğini en tepedeki isimler itiraf ediyor. Cihadcılara destek olmak için ortada  sınır falan bırakmamış bir ülke şimdi nasıl olur da sınır güvenliğinden söz edebilir? Türk halkı çok uzun süredir sınır güvenliği diye bir şeyin olmadığını çok acı tecrübelerle öğrendi. Reyhanlı, Suruç ve Ankara katliamları bize kendi hükümetimizin ne gibi kirli işler çevirdiğini gösterdi.

AKP’nin hile-hurdayla, baskıyla ve terörle kendini yeniden seçtirdiği 1 Kasım seçimlerinden önce muhalefet partileri terör korkusundan miting bile yapamadılar. Bugün Türkiye’de yaşayan 20 milyon Alevi kendini tehdit altında görüyor, yönetim laiklere karşı islamcı/milliyetçi kırması kendi paramiliter gücünü oluşturuyor, ülke içinde onlarca IŞİD kampı ve elini kolunu sallayarak gezen binlerce IŞİD militanı var. Ve bunların hiç birinin sorumlusu Rusya değil.

Büyük suçlunun enerji yağması için Suriye’yi kan gölüne çeviren ABD ve NATO bloku olduğunu, Türkiye hükümetinin de onlara tetikçilik yaptığınız biliyoruz. AKP bir batı bloku partisidir. Batılı devletler kendi çıkarlarına hizmet etmesi karşılığında bu partiye sınırsız destek verdiler.

Peki Rusya ne diyor : “Türkiye’de ülkeyi islamcılaşmaya zorlayan tehlikeli bir yönetim var”. Evet ne batılı dostlarımızın ne de Türkiye’deki muhalefetin söyleyemediğini Putin söylüyor. Apaçık, çıplak gerçeği gözler önüne seriyor.

Batılılar bunu söyleyemezler çünkü bizzat bizdeki yöneticilerin ortak olduğu IŞİD petrol yağmasından pay alıyorlar. IŞİD’den kazanılan kanlı para Alman bankalarına yatıyor, Türkiye’deki petrol şirketleri büyük oranda Avusturyalılara, Fransızlara, Hollandalılara ait. Ve hepimizin yıllardır sorduğu bir soruyu ilk kez Putin yüksek sesle dile getiriyor : “ılımlı muhalif dediklerinizle IŞİD arasında ne fark var anlayabilmiş değilim”.

Hafta sekiz cuma dokuz Türkiye’ye ayar vermeye kalkan ikiyüzlü batılıların aksine Rusya, hiçbir zaman Türkiye’nin iç işlerine karışmadı. Aynı ikiyüzlüler kafalarına göre terörist grup seçip beslerken, istediklerinin önünü açmak için “stratejik bombalama” yaparken, Rusya Suriye’ye, Suriye hükümetinin davetiyle, uluslararası hukuka uygun bir şekilde gitti. Rusya gelene kadar IŞİD’e karşı hiç bir ciddi başarı kazanılmadığını, Rusya’nın müdahalesinden sonra cihadcıların ağlamaya başladığını biliyoruz. İslamcı terörle mücadelesinde samimi olan tek ülkenin Rusya olduğunu biliyoruz. Rusya’nın askeri müdahalesinin Türk halkı tarafından nasıl olumlu karşılandığını da biliyoruz.

Tarihte savaş ve silah çok nadiren meşru hale gelir. Niteliği ne olursa olsun her savaş sivil insanlara zarar verir. Ancak vahşi bir terörün durdurulması ya da bir halkın vatanında özgür yaşayabilmesi için yürütülen savaşlar meşrudurlar.

Evet, Rusya’nın Suriye’deki savaşı meşru bir savaştır. Çünkü tüm insanlığın katili olan İslamcı yamyamların etkisiz hale getirilmesi bir insanlık vazifesidir. Bunun için Rus uçağının gereksiz bir güç gösteri ile düşürülmesi haksızdır, gerekçeleri inandırıcı değildir, bunun için Rus pilotun işkence edilerek öldürülmesi açık bir savaş suçudur. Ve yine bunun için Türkiye toplumu ciddi bir oranda Rusya’yı haklı bulmaktadır. Ve fakat bu utanç bizim değil, ülkemizi Batının oyuncağı haline getiren yöneticilerimizin utancıdır.

Türkiye bizim vatanımız. Atamız da, evladımız da odur, geçmişimiz de geleceğimiz de ondadır. Ondan başka yarimiz, ondan başka umudumuz yok. İslamcılar batılılarla elbirliği içinde bu vatanı yağmaladılar, talan ettiler. Satılmadık varlık, ayaklar altına alınmadık değer bırakmadılar. Kanını içtiler, iliğini sömürdüler doymadılar. Şimdi de bizi İslamcı yamyamların yanında yeni maceralara yeni yıkımlara sürmek istiyorlar. Arzuladıkları sadece ceplerini doldurmaya devam etmek ve dinci rejimi biraz daha kalıcı hale getirmek. Bunun için söz konusu olan Rusya ile Türkiye’nin çatışması değil, aşağılık yamyamların elinde perişan olmuş bir halka yardım etmeye çalışanlarla, o yamyamlara destek çıkanların savaşıdır.

Buna direneceğiz. Bugün meşru olan tek şey direnmektir, çünkü bu savaş bizim değil, Türk halkının değil, AKP’nin savaşıdır. Sonuna kadar, barış için direneceğiz. Çünkü bu savaş vatanımız Türkiye’nin değil, NATO’nun ve ABD’nin savaşıdır.

'Deli Gaffar'ın kişisel notları için

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
  • 123456
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)