• BIST 104.918
  • Altın 147,061
  • Dolar 3,4842
  • Euro 4,1810
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Adalet mitinginin sonuçları!

Mehmet Ali Güller

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a 25 gün boyunca sürdürdüğü 450 km’lik yürüyüş, Maltepe’de 2 milyon kişinin katıldığı büyük bir mitingle son buldu.

Son buldu diyoruz ancak aynı zamanda yeni bir başlangıç da oldu. Bu başlangıcın Türkiye’yi nereye götüreceği kuşkusuz hedefe, programa, bu hedef için izlenecek strateji ve taktiklere, hangi kuvvetlerle ittifak yapılacağına bağlıdır. İlerleyen zamanlarda bunu zaten değerlendireceğiz. Şimdilik toplam olarak yürüyüş ve mitingin sonuçlarını incelemeye çalışalım:

AKP’YE KARŞI 3. BÜYÜK DALGA

1) Kılıçdaroğlu bu yürüyüşle genel başkanlığını liderlik boyutuna yükseltti. 6 yıldır eleştirdiğimiz ve Atatürk’ün koltuğunu dolduramadığını belirttiğimiz Kılıçdaroğlu, sallanan koltuğunu bu yürüyüşle sağlamlaştırdı. Yürüyüşle ilgili kimi önemli isimlerden gelen itirazlar da, esas olarak yürüyüşün bu CHP içi çatışmasıyla ve liderlik mücadelesiyle ilgiliydi.

2) Adalet Yürüyüşü ve Mitingi, AKP Hükümeti’nin Atatürk Cumhuriyeti’ne saldırılarına karşı cumhuriyet kuvvetlerinin 3. büyük direnişiydi. İlk ikisi 2007’deki Cumhuriyet Mitingleri ve 2013’deki Gezi/Haziran Halk Hareketi’ydi.

İlk ikisi kesin sonuç alamasa da, cumhuriyete saldırılara karşı bir mevzi yaratabilmiş, cumhuriyet kuvvetlerini dinamikleştirmiş, AKP hükümetini belli bir zaman içinde duraklatabilmiş, hatta belli ölçülerde geriletebilmişti de…

PROGRAM: BAYRAK-ATATÜRK-ADALET

3) Adalet Mitingi’nin sadece Türk Bayrağı, Atatürk posteri ve “adalet” dövizleriyle sınırlandırılması, kapsayıcılık bakımından önemliydi. Zira yürüyüş ikinci bölümünden itibaren Kılıçdaroğlu’nu ve CHP’yi aşmaya başlamıştı.

Türk Bayrağı, Atatürk posteri ve Adalet dövizi üçlüsü aynı zamanda bir programı işaret etmektedir. Bu program soldan sağa tüm kuvvetleri bir Cumhuriyet Cephesi içinde buluşturabilecek biricik programdır.

Bu noktada şunu da söylemeliyiz: Yürüyüşün Kandıra ayağında Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’li milletvekilleriyle yürüyüş pozu vermesi yanlıştı. O fotoğraflar AKP tarafından çok kullanılacaktır.

Fakat şunu da belirtmeliyiz. Aslında HDP Kandıra’dan yürüyüşe parti pankartları ve bayraklarıyla kitlesel katılacaktı. Fakat Kılıçdaroğlu yönetimi daha o noktada “bu parti yürüyüşü değildir” diyerek ve “Türk Bayrağı-Atatürk posteri-adalet dövizi” sınırlaması yaparak, yanlışlığın daha da büyümesini engellemiştir. Bunun üzerine HDP milletvekilleri sembolik olarak ve çok kısa bir süreliğine yürüyüşe katılmıştır.

Bu doğru tutum, Adalet Mitingi’ni de daha kapsayıcı hale getirmiş ve kitleselleştirmiştir.

Zaten mitingin en çok atılan iki sloganı “hak, hukuk, adalet” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” olmuştur.

Bu tablo şu gerçeği de bir kez daha ortaya çıkarmıştır: 200 yıllık devrimci geleneğimizin çok önemli bir damarı işte o kitledir. O kitleyi yok saymak, o kitleye sırtını dönmek ya da o kitleye rağmen CHP’yi yönetmeye kalkmak, herkes için başarısızlıktır.

CUMHURİYET CEPHESİ

4) Kuşkusuz 200 yıllık devrimci geleneğimizin daha ileri damarları bakımından yürüyüş eksik bulunabilecektir, Kılıçdaroğlu’nun kimi açıklamaları ve özellikle mitingde ilan ettiği 10 madde sorunlu bulunabilecektir. Fakat Kılıçdaroğlu ve ortaya koydukları aslında yürüyüşe başladığı 25 gün öncesinden çok daha ileri bir mevzidedir.

Kılıçdaroğlu yürüyüşü başlatmış ama yürüyüş de Kılıçdaroğlu’nu ileri taşımıştır.

“Laiklik tehlikede değil” diyen, Ekmeleddin İhsanoğlu tercihi ile Erdoğan’a cumhurbaşkanlığı koltuğunu hediye eden, Esad’a diktatör diyerek dış politikadaki cepheleşmeyi anlayamayan, 16 Nisan akşamı ve sonrasında kazanılan seçime sahip çıkamayan, “CHP, kurumsal kimliğiyle sokak protestolarına destek vermiyor” diyerek Gezi’de hayal kırıklığı yaratan ve büyük bir devrimci dalganın sönmesine seyirci kalan Kılıçdaroğlu artık “sokaksa sokak” demektedir ve alanlardan muhalefeti esas alacağını göstermektedir. Tek başına bu bile çok önemli kazanımdır.

Yürüyüşün daha ilk gününde belirtmiştik. Kılıçdaroğlu bu yürüyüşü tercih etmemiş, mecbur kalmıştır. Çünkü Enis Berberoğlu kararı, gerçekte Kılıçdaroğlu’nu 2019 için rehin almayı hedefleyen bir operasyondu. Kılıçdaroğlu yürüyüşe mecbur kalmış ve hem AKP’yi hem de CHP’yi şaşırtmıştır!

Tam da bu nedenle, yani Erdoğan’ın 2019’da cumhuriyete son balyozu vurabilmesini engelleyecek bir fırsata dönüşebileceği için bu yürüyüşe destek verilmesi gerektiğini savunmuştuk.

Şimdi cumhuriyet kuvvetlerinin tamamının 2019’u esas alan bir mevzilenmeye birlikte girmesi gereken süreç başlamıştır. İşte en başta belirttiğimiz “yeni başlangıç” budur.

Kılıçdaroğlu’nun 25 gün öncesine dönmesini engellemek, soldan sağa tüm kuvvetleri Türk bayrağı-Atatürk posteri-Adalet dövizi üçlüsüyle sembolize edilen program altında Cumhuriyet Cephesi’nde birleştirebilmek günün en yakıcı görevidir. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)