• BIST 104.918
  • Altın 147,061
  • Dolar 3,4842
  • Euro 4,1810
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 21 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 25 °C

Adalet Yürüyüşü’nden Sonra CHP

İbrahim Kaya

Cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarından birine tanıklık ettik. 69 yaşındaki bir Genel Başkan ülkenin içine düşürülmüş olduğu duruma bir direniş göstererek, Ankara’dan istanbul’a yürüdü. Elbette tek başına yürümedi; binler, onbinler derken katılımcılarının milyonlara ulaştığı bir eylem yaşandı. Bu eylemin muhteşem bir finalle noktalanması ise onun gücünü göstermek bakımından muntazamdı. Muhteşem final, yani Maltepe Mitingi, esasında bir son olmaktan ziyade bir başlangıçtır ve bu başlangıcın neye işaret ettiği sorusunun yanıtı, bundan böyle CHP’nin nasıl bir yol izleyeceği anlamına gelmektedir.

CHP, Muhaliflik, Genel Başkan

Öncelikle, CHP muhalifliği yeniden tanımlamıştır ve bu tanımın dışına çıkması, deyim yerindeyse, kendi ayağına sıkması demek olacaktır. Bu tanım, muhalifliği eylemlilikle ilişkilendirmekte ve siyaseti “kurumsal” sahasının ötesinde toplumsal sahada yani bir bakıma sokakta gerçekleştirilmesi gereken bir etkinlik olarak görmektedir. Daha önceki gibi salt eleştiren, söz söylemenin ötesine nadiren geçen yani deyim yerindeyse muhalifliği “dikensiz bahçe” olarak gören yaklaşımı artık sürdürmesi olanaksızdır. Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi, artık siyaset sokakla ilişkilendirilmiştir çünkü koşullar bunu dayatmaktadır.

İkinci olarak, CHP epey bir süre genel başkan değişikliği ihtiyacını hissetmeyecektir. Bu satırların yazarının da dahil olduğu eleştirel gözlemciler Kılıçdaroğlu’nun liderlik nitelikleri açısından yetersiz olduğunu, kitleleri heyecanlandıracak özelliklere sahip olmadığını ve bu nedenlerle de değiştirilmesi icap ettiğini haklı olarak yazdılar. Ancak, Adalet Yürüyüşü önemli ölçüde Kılıçdaroğlu’nun tek başına kararlaştırdığı, kitleleri harekete geçirdiği ve ülke gündemini belirlediği sıra dışı bir eylemdi. Kılıçdaroğlu kendi eylemiyle adeta yeniden doğdu ve liderliğini belki de ilk defa bu ölçüde kitlelere kabul ettirdi. Partinin olası genel başkan adaylarından bazılarının yürüyüşe katılmaması çok büyük ihtimaldir ki onların CHP’de siyaset yapma şanslarını ortadan kaldırdı. Sadece CHP tabanının değil toplumun çok önemli bir bölümünün (ki bu bölüm %60 civarıdır) ilgi gösterdiği, desteklediği bir eyleme şu veya bu gerekçeyle katılmayanların bu partide siyaset yapma şansına sahip olmaları olanaksız değilse de çok zordur.

Bundan Sonra Yürünecek Yol

Buraya kadar parti ve lider açısından her şey iyi yani sorunsuz gibi görünebilir. Ancak, burada durmak ve CHP’nin bundan böyle yürümesi gereken yol hakkında ve bunun için yapılması gerekenleri düşünmek bir zorunluluktur. Öncelikle Kılıçdaroğlu’nun belirttiği gibi, CHP için parlamenter rejim savunusu ve talebi birincildir. Yani son referandumda hileyle geçirilmiş olan yeni rejim “anayasası” mutlaka tersine çevrilmelidir. Bu anlaşılabilirdir ancak gerçekliğe gözlerimizi kapayamayız. İki yıldan daha az bir zaman sonra bu ülkede yeni anayasaya göre yeni cumhurbaşkanı seçilecektir. Bu seçimi kazanmak rejimi yeniden parlamenter demokrasi olarak inşa etmek için vazgeçilmezdir.

Seçimi CHP’nin kazanması, yıllardır tartıştığım “Yeniden kurtuluş” ve “Yeniden kuruluş” programına sahip olmasıyla mümkün olacaktır. Yani Türkiye Cumhuriyeti bildiğimiz formu ve içeriğiyle son bulmuştur ve Yeni Türkiye’den çıkmak kurtuluşa ve yeniden cumhuriyet inşası kuruluşa işaret etmektedir. Bu durum, “yeniden cumhuriyet” programına ve bu programı hayata geçirebilecek parti örgütüne gereksinim duyulduğunu göstermektedir. Yeniden cumhuriyet programı sadece CHP seçmenleri için değil bütün muhalif toplumsal/siyasal gruplar için çekici olacaktır.

Hukukun üstünlüğü, toplumsal tabakalaşmada liyakat usülünün vazgeçilmezliği, adalet, eşitlik gibi temel ilkeler çerçevesinde mevcut Türkiye’den memnun olmayan toplumsal gruplar yeniden cumhuriyet programında bir araya gelebilir ve bunun aktörünün CHP dışında bir siyasal/toplumsal  öznenin olması mümkün görünmüyor. Bu nedenlerle, toplumsal-tarihsel koşullar CHP’yi bir kez daha yeniden inşanın aktörü olmaya zorunlu kılmaktadır. Parti bu aktörlük bilinci ve sorumluluğuyla hareket etmek durumundadır, çünkü aksi halde Adalet Yürüyüşü’nün yarattığı olumlu hava kısa sürede bir karamsarlığa dönüşebilir. Sözünü ettiğim yeniden cumhuriyet inşası için partinin iki temele ihtiyacı var: örgüt ve program. Partinin gerçek “militanlardan” oluşan bir örgüte ve kısa ve öz bir programa sahip olması kaçınılmazdır.

Örgüt ve Program

Parti örgütünde yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu muhakkaktır çünkü partinin Yeniden Cumhuriyet inşasının aktörü olması mevcut örgütle mümkün gözükmüyor. Partinin insan kaynağı açısından en temel sorun; partide önemli pozisyonlarda bulunanların önemli bir bölümünün hiçbir zaman “militan” ol(a)mayışlarıdır. Siyasal partilerin iktidara yürüyüşünde anahtar rolü oynayan “militanlara” bu partide rastlamak eğer olanaksız değilse de çok zordur. Parti örgütünde çok sayıda insan kendisini siyaset teorisyeni olarak takdim ediyor. Yani siyaset sosyolojisinin işaret ettiği parti başarısındaki en önemli birim olan militanlığı bu insanlar küçümsüyor.

Siyasal partilerdeki militanlık, partilerin programını halka götürme eylemliliğidir. Başka bir deyişle; militanlar, gece ve gündüz, her mekanda partiyi halkla buluşturanlardır. Ancak, CHP’de kendisini bu işten muaf ve genel politikalar üretmede uzman gören oldukça fazla sayıda “görevli” bulunmaktadır. Elbette yaşamlarını partinin başarısına adamış, bu uğurda büyük çabalar vermiş önemli sayıdaki partilileri burada sözünü ettiğimiz sorunlu grubun dışında tutuyorum. Ancak bu sözünü ettiğim grup parti örgütünü çürütmektedir ve bu durumu düzeltmeden partinin aktörlüğü mümkün olmayacak.

Parti, örgütündeki çürümeden militanları yani partiyi halkla bütünleştiren çalışanları öne çıkararak, onları yetiştirerek kurtulabilir. İl başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı, milletvekili, gençlik kolları başkanı, kadın kolları başkanı siyaset teorisyeni olarak değil, siyaseti halkla buluşturan militan olarak seferber olmak durumundadır. Sahada hem gündüz hem gece, halkla birlikte soluk alıp verecek; sorunları önceden sezecek ve çözüm için ilk koşacak olan militanları partinin Yeniden Cumhuriyet inşasındaki en önemli ayaklarını oluşturacaktır.

Parti programı mevcut durum teşhisinin üstüne inşa edilerek kurtuluş için net, anlaşılır, somut projelere sahip olduğunda toplumda karşılık bulabilir. Bunun için şu mevcut durum teşhisi oldukça kısa bir biçimde, ayrıntıda boğulmadan işlenebilir: Bugün Türkiye, cumhuriyetini yitirmek üzeredir ve bunun arkasındaki temel faktör olarak modern-dışılaşma yatmaktadır; modern değerleri reddeden vahşi ve kuralsız kapitalizm ülkeyi hızla karanlık bir çukura itmektedir. Türkiye’nin bu çukura itilmesini sağlayan temeller; İslamcı ideoloji, sınır tanımayan, feodal mantığa dayalı hukuksuz ekonomik saha ve çoğunlukçu-araçsal demokrasidir.

Dolayısıyla, acilen Yeniden Cumhuriyet inşasına ihtiyaç vardır. Bunun gerçekleştirilmesi için de hukuka riayet eden, sınırları belirlenen, plana değer veren ve toplumu koruma hedefindeki bir ekonomik sahanın inşası; laik-demokratik cumhuriyetçi siyasanın kuruluşu ve bilimsel-Aydınlanmacı kültürel sahanın inşası çözüm olarak benimsenmek durumundadır. Çözümün ne kolektivist modellerde ne de bireyciliği kutsayan liberalizmde ama dayanışmayı temel şiarı olarak benimseyen, fakat bireysel özgürlüğü de dayanışma adına sakatlamayan, kamusal sahanın üstünlüğünü savunan cumhuriyetçilikte olduğunu vurgulayan program, genç kadınları ve genç erkekleri heyecanlandıracak ve onları örgütleyecek. 

Sonuç olarak Yeniden Cumhuriyet için partinin yeterli sayıda sempatizana ulaşmasını sağlayacaktır. Parti demek ki bundan böyle sözünü ettiğimiz yeniden cumhuriyet programı için diğer muhalif toplumsal gruplara da ulaşan militanlardan oluşan örgütüyle yedi gün yirmi dört saat çalışmak zorundadır.   

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)