• BIST 105.268
  • Altın 163,398
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 4 °C
  • Adana 12 °C
  • Antalya 10 °C

Adalet Yürüyüşü'nün ardından

Adalet Yürüyüşü'nün ardından
Benim başlangıcı spontane -ki kendi beyanları da bunu doğrulamaktadır- dediğim bu isabetli eylemli muhalefet çıkışının Kemal Bey’i de kökten değiştirdiği anlaşılıyor.

Sami Günal

Kimileyin bir serinlik ya da beşeri bir sıcaklık katmak amacıyla zaman zaman yazılarımızda çeşni olsun diye ya kendimizle dalga geçer ya da yazınsal reel magazinler yaptığımız olmaktadır. Bu, aynı zamanda okuyucunun dalgınlığını gideren ve okunurluğu sürükleyen bir taktiktir. Hüner, yazarın -oturtabilmişse- özgün üslubuna kalmış bir şeydir. Tıpkı bu giriş taktiği gibi. Dikkat gerek. Sırıtmamalı.

Bir önceki yazımızda bu taktikle (Ki dışlandığım ya da en azından sitem gördüğüm gerçektir.) Kemal Bey’e bir çağrıda bulunmuştuk. Şöyle: “Kendisinin liderliğine olan muhalifliğimden dolayı CHP’li olan kimi hısım akraba-eş dosttan ayrı düştüm, adaletsiz bir şekilde dışlandım, sevilmez oldum. Bu nedenle bana da sevgiden yana adaletli olunması için yürümesini rica ediyorum.”

Bir gözlemci olarak Maltepe’ye vardığımızda “bin iki yüz kilometre” ötelerde dahi gelen katılımcı eş dostla karşılaştık, ayaküstü sohbetler yaptık. Gördük ki gerçekten sitem edenler, uyaranlar oldu. “Kemal Bey’e haksızlık ediyorsunuz, kimi görmek istiyorsunuz, Kemal Bey’i eleştirmekle iktidara yürüyecek olan partimize zarar veriyorsunuz…”

Devam edelim… Bizim temel eleştirimiz neydi?

Kemal Bey’in, dolayısıyla Y-CHP’nin muhalefet işlevinin; atalet (durgunluk) ve pasifizm çizgisinde olduğunu, toplumun muhalefet edebilme şuurunu ve cesaretini kırdığını, bugünkü adaletsiz yönetimin cesaretini Kemal Bey’in muhalefetsizliğinden aldığını, yeni rejimin sorumlusunun Kemal Bey ve dolayısıyla onun Y-CHP’si olduğu… Yönündeydi. Hatta başka başka yazılarımızda CHP’lilere yol göstermelerde bulunup “İktidara yürümek istiyorsanız durmayın, değiştirin liderinizi!” diyorduk(!)

Geldik “Adalet Yürüyüşü”ne... Bu nokta için de bir tespitte bulunmuştuk. “Kemal Kılıçdaroğlulu CHP tarihini ya da başka bir deyişle salt Kemal Bey’in liderlik dönemini tanımlayacak olursak, 'Adalet Yürüyüşü'nden önce (AYÖ) ve 'Adalet Yürüyüşü'nden Sonra (AYS) diye bir tespitte bulunmak daha yerinde olacaktır” demiştik.

Burada bir ara yorum-cümle ekleyelim… Yukarıda tırnak içinde bin iki yüz kilometre dedim. İnsanlar Kemal Bey’in hareketinden medet ummuşlar. Adalet için kalkmış tee nerelerden bireysel olarak, sponsorsuz otobüslerle-özel otomobiliyle gelmişler. Bu bir çığlık! İnsanlar adalet yokluğuna karşı ıstırap ve ihtiyaç içindeler ve demokratik laik bir cumhuriyet adaletinin sağlanması için iktidar talep ediyorlar. Bunun yeni bir dönem olduğundan kuşku yok.  

E biz, sokaktaki insanlar olarak bunu görüyorduk ve bu ihtiyaca cevap veremeyen Kılıçdaroğlu’na muhalefet ediyorduk… İşte, Kemal Bey, eş dost sevgisi yönünde adaletimizi sağlaması için yaptığımız yukarıdaki muzip çağrımıza uyarak bizim de adaletimizi kendi eliyle-ağzıyla sağlamış oldu.

Haksız mıyız, bakar mısınız?

Spiegel Online’e konuşan Kılıçdaroğlu’na “Kamuoyunda, demokrasinin yok oluşuna uzun süre seyirci kalındığı eleştirileri yapılıyor, ne dersiniz?” şeklinde bir soru soruluyor. Peki, ne diyor Kemal Bey?

“Biz itirazlarımızı parlamentoda sürekli dile getirdik. Ama haklısınız: Kitleleri daha önceden harekete geçirmemiz gerekirdi. Yürüyüşle birlikte yeni bir CHP ortaya çıkıyor; artık sesimiz daha gür çıkacak, daha mücadeleci olacağız.” diye cevap veriyor.

Muhalefetsizlik ya da bir başka deyişle eksik muhalefet itirafında bulunarak olgunluk gösteren Kemal Bey, bizi haklı kılarak, bize karşı yapılan eleştiri adaletsizliğini böylece gidermiş olmuyor mu?

Yukarıdan buraya kadar gösterdiklerimiz ve Kemal Bey’in kompleksini atarak özeleştiriye yönelmiş olması “AYÖ-AYS” bölümlenmesinin gerçek olacağını göstermektedir. Aman, yine de eleştiriden uzak durmayalım. Kemal Bey’in gösterdiği muhalefet performansına hep rezervli yaklaştık. Dolayısıyla “gerçek olacağını göstermektedir” söyleminden ziyade “daha gerçekçi ve eylemci lider olmaya namzet bir hali var gibi” diyelim. Siyasi gözlemci(!) değil miyiz? Şimdilik öyle bir tövbesini var gördük.

Kılıçdaroğlu önemli bir milattan söz ediyor. Ne diyor?

“9 Temmuz bir yürüyüşün sonu değil; yeniden doğuşun tarihidir.”

Kamil insanın beyanı esastır. Kemal Bey, ciddiyetine inanılan bir insandır. Her politikacının programını, pratiğini gözden geçirme ve yenileme hakkı vardır. Kemal Bey her şeyden önce kendisi için değişmek; lider olmak zorundadır. Kitlelere, buna reel politikteki “iyi niyetler” pragmatizmi denir, inanma mı diyeceğiz? “Değişim”in kuralını hatırlayıp milyonları harekete geçiren bu yeni aşamanın gözlenilmesi mecburiyeti vardır. Karşıda duran ilkesiz bir kasaba politikacısı olmuş olsa her türlü güvenilmezlik eleştirisi sürgit haktır. Muhalif bir yurttaş olarak yine de rezervimizi koymuş olduk. Rezervimizi boşa çıkarmak Kemal Bey’in görevidir.

9 Temmuz, gerçekten Kemal Bey’le pasifize olan CHP’nin yeniden doğuş tarihi olacak mı? Evet, görev ifası ve görsel açıdan doruğa ulaşmış olmasına ulaşmıştır da önemli olan bu Adalet Yürüyüşü’nün nasıl bir sonuç yaratacağıdır. Adalet Yürüyüşü’nü var eden unsurların devam etmesi halinde eski bürokratik tip muhalefet tarzına dönülecekse bin iki yüz kilometreden kalkılıp gelen ruhu öldürecektir. CHP kepengi çekilen dışarıda tabelası asılı bir yapıdan öteye gidemeyecektir artık.

Kemal Bey, bu çıkışımıza karşı da yeni dönemin karakteristiğini ortaya şöyle koyarak kendini bağlamaktadır.

“Mitingle her şey bitmeyecek. Sokak ve Meclis’in birlikte hareketine tanıklık edeceğiniz yeni bir siyaset hâkim olacak. Mücadelemiz asıl şimdi başlıyor çünkü halk bunu destekliyor.”

Benim başlangıcı spontane -ki kendi beyanları da bunu doğrulamaktadır- dediğim bu isabetli eylemli muhalefet çıkışının Kemal Bey’i de kökten değiştirdiği anlaşılıyor. Kendine olan özgüveni artmış durumdadır. İdeolojik yenilenme içerisine girdiği anlaşılmaktadır. Bizim en önemle üzerinde durduğumuz “korkutulmuşluğun” da farkında ve çok isabetli tespitler yapabilme kemaletine erişmiş olduğunu görüyoruz. Kendi kendine soruyor:

“Bu yürüyüşle ne kazandık. Önce toplum olarak korku gömleğini çıkarıp çöp sepetine attık. Cesur olacağız. Bir Milli Kurtuluş Savaşı’nı vermiş bir milletiz. Yalnız olmadığımızı gördük, tüm dünyaya bunu duyurduk. Umudumuzu yeniden yeşerttik. Artık hepimiz umutluyuz. Biliyorsunuz umut bulaşıcıdır.”

Dönelim Maltepe’ye. Tepede çok kavurucu bir Temmuz sıcağı var. Baktım, bulutun saçağı bile yok. Çok erken saatte alan hınca hınç olmuş. Ekranlara yansıyanlar haricinde geniş çimenlik ve park alanları sere serpe insanlarla dolu olduğu gibi geniş sahil yolu boyunca dizilmiş kafe-restoran vb. yerler de kalabalıkta nefessiz kalmış durumda. İnsanlar TV’de izliyor. İlgi ve ideolojik bileylenme dorukta ki kemal Bey’in gösterdiği performans oranında TV alkışlanıyor. Yaşlısı, eli ayağı sargılı, bebek arabalı… Kamu gücü zorlaması olmadan çok uzaklarda kendi imkânlarıyla gelmiş otelde geceleyen insanlar… Su organizasyonu var fakat yemek teminine pek emin değilim.

Gelelim işin özünün gölgelenmesi için koparılan siyasi nezaketten yoksun sayılar fırtınasına. Niceliksel ölçü kabiliyetimiz yoktur ama emniyetin rakamına eksiğiyle güvenileceğinden eminim. Resmi deklareler her zaman için pozisyonlanmalara göre aşağı-yukarı olur ki ona rağmen bir milyon altı yüz bin. Bir de göz var izan var alan ortada. Ve alana dair en önemli cümlemiz şu olacak: Yaz tatilinin zirve ayındayız. İstanbul’un sakin bir kasabaya dönüştüğü bir dönemdeki eksiltilmiş bir kalabalıklaşma olduğunu da not düşelim.

Kalabalıklaşmaların eğitimsel farklılığını ortaya koyma açısından bir gözlem aktarmakta yarar var. Kalabalığın yaşça dinamik kesimi alandan dağılmadı ve çevreyi aldığı gibi bırakmak üzere temizlik hareketine girişti. Bunun yanında belediyenin anlık gezginci çöp toplayıcıları vardı. Dayanışma ve ahlak örneği verildi. Kaybolan cüzdan teslim edildi.

Kemal Bey’in konuşmasını yeterince dolu bulmadığımızı, eksiklikler ve boşluklar olduğunu ama hâkimiyet, hitabet ve fikri üretim yönünde özgüveninin daha da artmış olduğunu gözlemlediğimizi belirtmeliyim.

Kalabalıklara söylenecek bir söz yok mu? Toplanıp deşarj olma ataletine kapılınmamalı. Talepkâr olunmalı. Politik makamınız olmayabilir. Parti merkeziniz var. Her birinizin elinde akıllı telefonlar her an hazır ve nazır. Genel merkezinize sürekli hatta günlük mesajlar atın. Başkanınızı zorlayın ve denetleyin. 

 

 

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)