• BIST 89.270
  • Altın 147,050
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 19 °C
  • Adana 21 °C
  • Antalya 18 °C

Adil Öksüz ve Levent Türkkan'ın misyonu açıklanmalı

Torun Ahmet TÜRKMEN

Bir süredir 15 Temmuz “Darbe” girişimi başarılı olsaydı Cumhurbaşkanı, Başbakan kim olacak? Tartışması yürütülüyor medyada. Yanlış, yanlış olduğu kadar hedef saptırıcı sorular bunlar. Çünkü hiçbir zaman bu soruyu sorduracak bir plan ve buna uygun bir uygulama olmadı da ondan.

Darbe planlayıcılarının, planın uygulayıcılarının önemli bir bölümünün niyetleri bu olabilir ve hatta buna uygun adım atmış da olabilirler. Kesin sonuç alıp başarı kazanabileceklerine inanmış da olabilirler. Bu çerçevede ilgili kurumlara atanacak isimler de belirlemiş olabilirler. Büyük hayallerle iktidarın mutlak sürdürücüleri, önemli parçası olabileceklerine inanabilirler. Tüm bunlar doğru olabilir. Bunlara inanmamak hiçbir neden yok.

Ama olayın boyutu, uluslar arası kimi güçlerle bağlantılı “FETÖ” terör örgütünün amaçlarıyla sınırlı değil. Olayın çok yönlü bir boyutu var. Bu boyutunu görmeden, tartışmadan, olayın karanlık noktalarını aydınlatmadan olguyu doğru tahlil etmek mümkün mü?

Kimi konular ve olgular özenle tartışma ortamından uzak tutulmaya, dikkatlerden kaçırılmaya çalışılıyor.

Darbe sürecini saat saat dikkatle incelediğimizde darbe girişiminden, en azından saatler öncesinden haberdar olduklarını net bir şekilde anlıyoruz. Milli istihbarat teşkilatının ve genelkurmay başkanlığının ve onun yöneticilerinin olayı bildiklerini biliyoruz. Olayı 4- 5 gibi öğreniyorlar.

Fiili darbe girişimi saatler sonra başlıyor. O anlar altın değerindeki anlar. Neden hiçbir önlem alınmıyor? Bu kurumların yöneticileri Hükümete bilgi vermedilerse ve kusurları varsa neden hala görevdeler? Yok haber verildi ise Hükümet tarafından sürecin önü çalışılmadı? Haberimiz olmadı gibi cevabın asla tatmin edici olmadığı açık. Daha buna benzer bir dizi olgular da var.

Burada sorulması ve cevaplandırılması gereken temel bir soru var. Devletin ve Hükümetin, en azından bir bölümünün tüm bu gelişmelerden haberi var mıydı? Bilinçli bir şekilde bu süreç yönlendirilerek amaca uygun fayda sağlanmaya mı çalışıldı?

Bu sorular boşlukta duruyor. Bu nedenle Cumhurbaşkanının bu konuda ki Birleşmiş Milletler genel kurul konuşması askıda kaldı, inandırıcılığı pek fazla olmadı. Dünya devletlerinin ikna edilmesi çok zor gözüküyor.

FETÖ örgütünün Türkiye ya da hava kuvvetleri imamı olduğu iddia edilen Adil Öksüz’ün yakalanıp serbest kalması ve dosyasının içinin boşaltılması iddialarına neden cevap verilmiyor. Neden serbest kaldı, bunu sağlayan görevliler hakkında herhangi bir işlem yapıldı mı? Şimdi nerde ve neden yakalanamıyor? Aynı şekilde hakkında “Darbenin koordinasyonu yaptığı“ iddiaları bulunan genelkurmay başkanının yaverinin akıbeti ne durumda? Bu soruların cevabı acilen verilmesi gerekiyor.

Bu konular; basitçe “ Kandırıldık, aldandık” diyerek işin içinden çıkmak mümkün değildir. Ortada Türkiye Cumhuriyetine kast etme var.

Yoksa bu insanlar iddia edildiği ve kamuoyundaki yaygın kanı itibari ile çift taraflı bir misyon mu üslendiler? Darbe girişiminin detayları tam olarak ortaya çıkar korkusu nedeni ile mi bunlar açıklanmıyor?

Yoksa, yaratılan kaos ortamı ile getirilen OHAL ve ona bağlı olarak çıkarılmakta olan Kanun hükmünde kararnamelerle fiilen otoriter rejime geçiş mi planlandı? Bu nedenle mi olgular karartılıyor?

Yoksa, büyük oranda yok edilen hak ve özgürlüklere karşı oluşan direnç rahat engellensin diye mi?

Yoksa, bu fırsatla devletin içi boşaltılarak, suçlu, suçsuz ayrımı yapılmadan yüz bine yakın kişi işten el çektirilsin, yeni devlet yapılanmasının önünde engel olarak görülen örgütlü demokratik güçler yok edilebilsin diye mi?

Yoksa, devlette alan açılarak Fetö türü karanlık tarikat ve cemaatlerin önü rahat açılsın diye mi?

Darbeleri önlemenin, demokratik ve özgür bir Türkiye’yi oluşturmanın tek bir yolu var; Bunun yolu, evrensel hukuk kurallarının, hak ve özgürlüklerin eksiksiz uygulandığı, bireyin devlete karşı haklarının güvence altına alındığı, kökenine inancına bakılmaksızın özgür birey yetiştirmenin önünün açıldığı bir Türkiye’den geçiyor.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.