• BIST 101.892
  • Altın 189,041
  • Dolar 4,6043
  • Euro 5,3842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Adana 25 °C
  • Antalya 25 °C

Afrin operasyonunun düşündürdükleri

Torun Ahmet TÜRKMEN

Son günlerde yoğun bir şekilde gündeme getirilen TSK’nin yurt dışı operasyonu tartışmalarında gerçek, AKP iktidarının sunmaya çalıştığı gibi mi?

Önce bölgemizdeki ve özellikle Suriye’deki gelişmelere şöyle bir bakmakta yarar var.
Bu konuya oldukça temkinli yaklaşmak gerekiyor. Suriye’deki son dönemdeki gelişmelerin hiç de Türkiye’nin lehine olabilecek bir seyir izlemediği açık. Buna paralel olarak, her zamanki gibi siyasi iktidar bu olguyu da iç politikanın bir parçası olarak gördüğünü, sıkışan iç politikasının önünü açabilecek bir olguya dönüştürmek istediğini görmek gerekiyor.

Bu iki olguyu tartışmanın merkezine oturtmakta fayda var. Her şeyden önce Suriye’de sürecin Türkiye’nin hiç de istemediği bir boyuta evrilmeye başladığını görmek gerekiyor. Olası bu hareketi, büyük oranda saha dışına itilmiş olan Türkiye’nin yeniden sahaya dahil olma girişimi olarak da görülmesi gerekiyor.

Türkiye’nin son günlerde Cenevre’den sonra, Astana ve Soçi’den de dışlanma sürecine sokulduğu görülüyor. Son aylarda ki yakınlaşma görüntüsünün aksine, Rusya ve İran’dan uzaklaşma gerçeğiyle karşı karşıya geleceğimiz açık. Bu sürecin daha da derinleşebileceğini de görmek gerekiyor. Çünkü, bu ülkelerin destekledikleri Esad yönetimine karşı, içinde terörist yapıların da olduğu güçlerin Türkiye tarafından destekleniyor görüntüsünün var olması, Türkiye’nin bu operasyonla Suriye’nin egemen bir ülke oluşturma çabalarına engel olacağı kaygıları endişe yaratmakta.

İşte bu noktada, yeniden Amerika’ya yanaşma girişimi cevapsız kalan( Yeniden Esat’ın terörist ilan edilmesi) AKP iktidarı Rusya’nın da onayı ile (Eğer Rusya ile tam olarak anlaşırsa) Afrin operasyonunu gündemine almış gözüküyor. İzin verildiği ölçüde hareket serbestisi olacak gibi gözüküyor. Olası bir harekatta, Afrin’de güçlü bir dirençle karşılaşacağı açık. Bu nedenle ilk başlarda öncü güç olarak, toplama terörist unsurları kullanacaktır. Bu tür durumlarda olayın boyutunun nerelere kadar gidebileceğini kimse önceden kestiremez.
Öte yandan Ortadoğu’da ve Suriye’de izlediği saldırgan politikalar nedeniyle gerilemekte olan Amerika, Kürtler üzerinden Suriye’de tutunma, kaybettiği itibarı ve gücü yeniden kazanma çabasına girdiği görülüyor. Bu yolla yeniden yapılanacak olan Suriye’de etkili olmanın yollarını arıyor. Bir bakıma bu yolla, son zamanlarda Kudüs ve İran’a karşı yaptırımlar politikasındaki başarısızlıklarını ve prestij kayıplarını gidermeye çalışıyor.

Bir de bu operasyon girişiminin açıklanan gerekçeleri ne olursa olsun zamanlaması çok önemli. Esat güçlerinin, Rusya’nın da desteğini alarak, tam da teröristlerin bugünkü merkezi gibi gözüken İdlip üzerine hareket başlatması dönemine denk gelmesi oldukça düşündürücü. Ayrıca Astana sürecince garantör ülke olarak üslendiği İdlip çatışmasızlık bölgesinin ‘temizlenmesi’ görevinde bir adım atmamasını da not olarak düşmek gerekiyor. AKP iktidarının bu temizlik sürecinin güçlü bir şekilde ilerlemesinden rahatsız olduğu görülüyor.

Tüm bu süreçleri “sınır güvenliğinin korunması” tezi üzerine oturtmaya çalışan AKP iktidarının komşu bir ülkenin topraklarında askeri bir operasyon başlatmasının yaratacağı algıyı nasıl göğüsleyeceği merak konusu. Bu noktada, diplomatik yolların tümü kullanıldı mı? sorusu haklı olarak soruluyor. Ayrıca, Afrin’deki direncin IŞİD kontrolündeki yerlerdekinden daha farklı olabileceğini de öngörmek gerekiyor. Yarın şehit cenazeleri gelmeye başladığında AKP hükümeti bunun hesabını nasıl verecek. Vatan savunması edebiyatı ne kadar etkili olacak.
Siyasi iktidarın, tüm bu olguların üstünde bu süreci, iç politikada oldukça sıkışan durumundan çıkış olarak gördüğü gerçeği var.

Ekonomik veriler hiç de iç açıcı değil. Cari açık uzak bir tarihle değil, geçen yıla oranla katlanarak büyümüş durumda. Zamlar üst üste geliyor. Toplumsal hoşnutsuzluk kendi tabanında da hızla artıyor. Tüm bunlar anketlerin diline yansıyor.

Bir sözüm de Amerika’nın atına binip hayaller kuranlara var; Dünyada olduğu gibi bölgemizde de Amerika’nın etkinliği hızla azalmakta. Son olarak Trump’ın Kudüs girişiminde bu durum iyice tescillendi. Aynı zamanda bu girişim Ortadoğu’da köktendinci radikal islami güçlerin yeniden önünün açılması sürecini teşvik etme girişimi idi. Sonuçlarını yakın gelecekte daha iyi göreceğiz. Daha önce yazmıştım. Bir kez daha ‘huysuz at binicisini üzerinden çabuk atar’ diyorum. Emperyalist güçlerle yapılan hesap çabuk bozulur.

Ayrıca bölgemizde yeni dengeler oluşmuşken, meşru Esad rejimi ile talepleri konuşma, anlaşma zemini varken, bu yola başvurmanın bir ‘sonuç alıcı’ anlamı var mı?

Dünya’da kabul görmüş bir gerçek var; Barış içinde birlikte yaşamayı düşünen, özgürlükçü ve demokratik güçler için Emperyalizme karşı tutum öne alınması gereken bir olgudur. Bu gerçeği gözetmeyen hiç bir girişim halkların yararına olamaz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    1234567
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)