• BIST 108.594
  • Altın 144,644
  • Dolar 3,4937
  • Euro 4,1115
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 27 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 29 °C

'Ahlak ve Sanat geri kalırsa, 'Adalet' yolundan sapar'

Salih Yön: ‘Çocukların ve gençlerin hayatlarından resim ve müzik gibi sanatsal etkinlikleri söküp aldığınız takdirde, Duyarsız, bilinçsiz, hoşgörüsüz ve sürekli tartışma içinde bir toplum yaratırsınız’

Çağdaş Gökbel /ABC Gazetesi
Geçen yıl Fas’ta UNESCO’nun öncülüğünde düzenlenen resim çalıştayına Mehmet Gürsoy, Şemsettin Dağlı ve Nadide Gürcüoğlu ile birlikte katılmış ve ülkemizi önemli noktalarda temsil etmiş bir isim. Empresyonist tarzda eserler veren ve 2011 yılında üç dilde yayın yapan “Public Republic” adlı dergide haftanın ressamı seçilen Salih Yön, Anadolu’nun küçük bir beldesinden çıkıp resme ve insana doğru uzanan zorlu bir mücadelenin hikayesini bizlere ulaştırıyor. 

Sanatın geldiği noktada geleceğini tartışmanın doğru olmadığını belirten Yön, sanatın bir avuç yürekli insanın çabaları ile ayakta kalabildiğinin altını çizdi.

Burdur’un Çeltikçi ilçesinde doğdunuz. Resim sanatına ilginiz ne zaman ve ne şekilde başladı kısaca bize anlatır mısınız?

Resimle tanışmam ilkokula başladığımda oldu. Resimde yeteneğimin olduğunu anlamam ise; (1970’li yıllarda kış akşamları ailecek çat kapı komşu gezmeleri olur, ya da komşular çat kapı size gelirlerdi. Hala bu gelenek küçük yerlerde varlığını sürdürmektedir. Bu gezmelerde aile büyükleri sohbet ederken, bize düşen de oturup onları dinlemek olurdu. Aslında ben pek gezmelere gitmeyi sevmezdim. Evde kalıp kitap okuyarak ve resim yaparak kendi kendime kalmayı tercih ederdim. Ama bazen de küçük olduğum için, evde bırakmak istemezlerdi ve beni de zorla götürürlerdi.

“Postere bakarak taklitini çizdiğim kişi Bülent Ecevit’ti”

İşte zorla götürüldüğüm bir akşam gezmesinde, babamın bir arkadaşının evinin duvarında asılı olan büyükçe bir resim dikkatimi çekmişti. Her götürüldüğüm ev gezmesine muhakkak hikâye kitabımı ve defterimi yanımda götürürdüm. (Çünkü okumayı ve yazmayı sınıfta ilk söken kişi olarak, sürekli bir şeyler okumak ve muhakkak bir şeyler karalamak isterdim. ) Duvardaki resmi (poster) uzun bir süre incelediğimi hatırlıyorum.  Daha sonra bu resmi yapmaya karar verdim. Komşu ziyaretinde herkes kendi meşguliyetindeydi ve bir kenarda kendi başına oturan çocuğun ne yaptığı ile de kimse ilgilenmiyordu. Ben oturduğum yerde, duvarda asılı olan posteri yapmaya başladım. Ne kadar sürdü hatırlamıyorum ama resmi tamamladığımda gerçekten duvarda asılı olan ve o posterdeki kişiye çok benzediğini fark ettim. O duvardaki posterdeki resim ise, o dönemin siyasi bir partisinin genel başkanı olan Bülent Ecevit’in resmi idi. Ben yaptığım resmin duvardaki kişiye çok benzediğini fark ettim fakat hiç kimse benim resim yaptığımı fark etmedi. O yaptığım resimden sonra, resim yapabildiğimi, yaparken ve yaptıktan sonra da mutlu olduğumu fark ettim. Bunu anladıktan sonra da resim yapmaya hep devam ettim ve bu 44 yıldır halen devam ediyor.

Eğitim sistemimizde Resim ve Müzik gibi derslerin gittikçe öneminin kaybolduğunu görüyoruz. Bu durumun gençlerin gelişiminde ne gibi bir olumsuz etkisi vardır?

Eğitim sistemimizde resim ve müzik derslerinin her geçen gün öneminin kaybolduğu çok doğru. Okullardaki resim ve müzik dersleri aslında çocukları ve gençleri ne ressam yetiştirmek, ne de müzisyen yapmak içindir. Okullardaki resim ve müzik derslerinin birinci amacı çocukların ve gençlerin beyinlerinin farklı bir biçimde çalışmasını sağlamak içindir. Bunu biraz daha açarsak; sürekli resim ve müzik ile ilgilenen bir gencin olaylara bakış açısı değişecek, algısı ve duyarlılığı artacak, sosyal ve kültürel yönden gelişerek, toplumda, duyarlı, hoşgörülü, barışçıl ve kendini ifade edebilen, toplumda var oluşun ve kolektif yaşamın gerekliliği içinde yaşamlarını sürdüreceklerdir. Çünkü sanat; özünde sevgiyi, güzel duyguları, hoşgörüyü barındırır ve sanatın içindeki, her bir birey, toplumda varlıklarını bu şekilde sürdürürler.

Çocukların ve gençlerin hayatlarından resim ve müzik gibi sanatsal etkinlikleri söküp aldığınız takdirde, duyarsız, bilinçsiz, hoşgörüsüz ve sürekli tartışma içinde bir toplum yaratırsınız.

Türkiye’deki siyasi iklimi gözlemlediğinizde genel olarak sanatın geleceğine ilişkin düşünceleriniz nelerdir?

Türkiye’de günümüz koşullarında bırakın sanatın geleceğini, şu anda bile sanat toplum tarafından gereksiz bir uğraş olarak görülmektedir. Şuan ülkemizde bir avuç yürekli insan tarafından sanat ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Ülkelerin, devletlerin bir sanat politikası yok ise, günümüzde olduğu gibi, o topluma ‘televole kültürü’ hakim olacaktır. Oysaki ülkemizde,  T.C.Anayasası Madde 64: “Devlet sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi,  desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gerekli tedbirleri alır.’’

Anayasa hükmüne rağmen, bırakın sanatı desteklemeyi, yok edilmeye çalışılıyor. Bunda bahsettiğim popüler kültürün de yıkıcı etkisini görmezden gelemeyiz.

“Kültür ve sanat bir milletin kimliğidir bu değerler yok edilirse millet olarak da yok oluruz”

Sanatın genel bir kavramına baktığımızda;

    ‘’Kentlerin ve kentlerde yaşayan insanların uygar bir toplum olma yolunda ilerlemesine katkı koyan ve çağdaş bir toplumun temel ölçütlerinden olan sanat; bireylerin sosyal ve kültürel açıdan gelişmelerini sağlayarak, duyarlı, bilinçli, hoşgörülü, sağduyulu ve kendi ile barışık, kenti ile barışık bireyler olarak toplumda yer almalarını sağlayan ve toplumu bir üst bilince ulaştıran, çağdaşlık ve uygarlık yolundaki en önemli aracıdır.’’

 Aslında sanatın, çocukların ve gençlerin yetişmesinde ve gelişmesinde en önemli unsurlardan biri olduğu unutulmamalıdır. Kısacası kültür ve sanat bir milletin kimliğidir. Bu değerler yok edilirse millet olarak da yok oluruz. Eğer bir devletin sanat politikası yok ise, o ülkede sanat faaliyetleri ile uğraşan tüm sanatçıların asli görevi: Sanatın varlığını sürdürmeye çalışmakla birlikte, toplumun da sanat bilincini geliştirerek, gençlere ve topluma ışık tutarak, insanlığı aydınlık bir geleceğe taşımak olmalıdır.

Gençlerin resim sanatına ilgilerini arttırabilmek için neler yapmalıyız?

Çocukların ve gençlerin resme, müziğe kısacası sanata olan ilgilerini artırmak için, naçizane hazırlamış olduğum ‘SANATIN GELİŞİM YASALARI’ na bir göz atmamız gerek.

(1.)      SANAT YAPAN BİREYLERİN (SANATÇILARIN) KENDİLERİNİ GELİŞTİRMELERİ GEREKİYOR.

(2.)      SANATIN MANEVİYATLA BESLENMESİ GEREKİYOR.

(3.)      KENTLERİ YÖNETEN TÜM KENT YÖNETİCİLERİNİN VE HATTA ÜLKE YÖNETİCİLERİNİN SANAT EĞİTİMİNDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR.

(4.)      SANATIN MADDİ DESTEKLENMESİ GEREKİYOR.

(5.)      KENTLERDEKİ TÜM SANAT FAALİYETLERİNİ SÜRDÜREN, GERÇEKLEŞTİREN TÜM KURUM VE KURULUŞLARDA GÖREV YAPAN KİŞİLER; SANATI YAŞAM BİÇİMİ OLARAK SEÇMİŞ KİŞİLERDEN OLMALIDIR Kİ, SANATIN VE TOPLUMUN SANAT BİLİNCİNİN GELİŞMESİ İÇİN ÇÖZÜM ÜRETEBİLSİNLER.

 AYRICA; HER BİR YEREL YÖNETİMİN VE KURUMLARIN, ENTELEKTÜEL BİLGİ BİRİKİMİNE VE DONANIMA SAHİP, SANATINDA USTALAŞMIŞ KİŞİLERDEN OLUŞAN ‘’SANAT DANIŞMANLARI’’ NIN OLMASI GEREKİR.

(6) ÜNİVERSİTELERİN GÜZEL SANATLAR FAKÜLTELERİNDE GÖREV YAPANLAR, TOPLUMA SANATÇI YETİŞTİRENLER, GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ SANAT FAAALİYETLERİNDE, SADECE AKADEMİK KARİYERLERİNE BİR ETKİNLİK DAHA İLAVE ETMENİN ÖTESİNDE HAREKET EDEREK, TOPLUMUN SANATSAL AYDINLANMA VE BİLİNÇLENMESİNE KATKI KOYMALARI VE BU YÖNDE HAREKET ETMELERİ GEREKMEKTEDİR.    

Gelişim yasalarının tamamı yerine getirildiğinde, çocukları, gençler ve toplumumuzu aydınlık bir gelecek bekliyor olacaktır.

Söylemiş olduğum bütün sözlerin aslında kastettiğim sözler olduğunun anlaşılması dileği ile ve bilge Konfüçyüs’ün sözleriyle tamamlamak istiyorum:

“ Söylenen sözler kastedilen sözler olmaz ise, yapılması gerekenler yapılmamış olarak kalır.  Yapılması gerekenler yapılmamış olarak kalır ise, AHLAK VE SANAT Geri kalır,

Ahlak ve Sanat geri kalır ise, "Adalet" yolundan sapar,

Adalet yolundan sapar ise, insanlar kafa karışıklığı içinde kalır ’’. (Konfüçyüs)

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)