• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 0 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 8 °C

Ahmet Altan'ın tetikçiliği ve serbest bırakılma serüveni?

Ahmet Altan'ın tetikçiliği ve serbest bırakılma serüveni?
Yaklaşık 13 gün önce FETÖ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan ve dün itibariyle mahkeme tarafından serbest bırakılan Ahmet Altan’ın, neden ve nasıl serbest kaldığını yazmak belki de serbest bırakanlardan hesap sormak demek.

Çağlar EZİKOĞLU*

“…Aslında iddianamede betimlendiği gibi bir Ergenekon örgütünün var olduğuna veya var olmuş olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Doğrusu, iddianameler o kadar çelişki, söylenti, spekülasyon, yanıltıcı bilgi, mantıksızlık ve asılsızlıkla dolu ki, kendi içinde tutarlı ve uyumlu olduğu bile söylenemez.”

Bu cümleler 2009 yılında Gareth Jenkins tarafından kaleme alınmıştı. Peki kimdi Jenkins? Eşinden dolayı yaklaşık 20 sene önce Türkiye’ye taşınmış, Türkiye’de akademik çalışmalarını sürdüren ve askeri konularda uzman olan bir araştırmacı. Ama onu önemli kılan özelliği bu değil, Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları için hazırlanmış olan iddianamelerin tamamını yani o binlerce sayfayı tek tek okumuş yegane insanlardan birisi. Ve iddianamenin tamamını okuduğu zaman ciddi çarpıklıkların, tutarsızlıkların farkına varıyor ve ‘Gerçek ile Fantezi Arasında: Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması’ adlı araştırmasını kaleme alıyor. İlgilisi dipnotta ilettiğim bu araştırmayı okuyabilir ama yazımın konusu elbette bu değil. Yaklaşık 13 gün önce FETÖ soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan ve dün itibariyle mahkeme tarafından serbest bırakılan Ahmet Altan’ın, neden ve nasıl serbest kaldığını yazmak belki de serbest bırakanlardan hesap sormak.

SIRAT KÖPRÜSÜNÜN HAMALI BİR TETİKÇİ

Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarının tetikçisi Ahmet Altan’ın sorgusunda verdiği ifade basına yansımış gün itibariyle. Altan sorgusunda yöneltilen suçlamaları reddederken, Fethullah Gülen’le hiç tanışmadığını kendisini sadece basından duyup bildiğini söylemiş. Yargıçları nasıl ikna etti onu sonra sorgulayalım, lakin önce basit bir arşiv taraması yapalım. Günlerden 17 Mart 2012. Kumpas davalarının savcısı konumunda yönettiği Taraf Gazetesi’ndeki köşesinde Ahmet Bey bir yazı yayınlıyor. Yazının başlığı ise ‘Kaş Göz’. Bakalım ne demiş Ahmet Bey;

"Kaşı yaparken gözü lobuyla beraber çıkartıp almışım. Aferin bana. Dün Alaattin Kaya'nın Fethullah Gülen'le ilgili anlattığı anekdotu aktarırken, 'Ergenekon sanıklarından biri için üzüldüğünü söylemişti ama müdahale etmedi' diye yazmıştım. Kaya aradı, dedi ki 'Ben müdahale etmedi diye bir şey söylemedim ki, bunu söylemek Gülen'in müdahale edebileceğini söylemek olur, hiç öyle şey olur mu, nasıl müdahale edecek.'

İnsanın en kızdığı şey nedir biliyorsunuz? Karşınızdakinin haklı olması. Ve, Kaya haklıydı. Mahcup oldum.
Ki mahcubiyet de çok harika bir duygu değildir.

Netice-i kelam, gözü çıkarttık, şimdi yerine takıyoruz.

Ama bu hatadan dolayı onlara borçlandım, bu dünyada ödeyebileceğim kefaret özür dilemek oluyor ama ahrette ayrı ayrı bölümlerde ikamet edecek olsak da ben onları kabul ederlerse Sırat Köprüsü'nde sırtımda taşırım.
Umarım böylece ödeşiriz.

İfadesinde Gülen’i tanımadığını iddia eden Ahmet Bey, Gülen Cemaati’nin yargıya müdahalesini gayet iyi bildiğinden bilinçaltını yazıya dökmüş fakat bunun hemen akabinde Cemaat’in Zaman Gazetesi’nin sahiplerinden ve Fethullah Gülen’in sağ kollarından Alaeddin Kaya tarafından hizaya çekilmiştir. Demek ki memleketin yargıçları Ahmet Altan’ın Gülen Cemaati ile hiçbir yakınlığının olmadığını düşünüyor. İlginç, halbuki bu yazı 'Fethullah Gülen’i Sırat Köprüsü’nde sırtında taşıyacak bir Ahmet Altan' gösteriyor bizlere.

KARDEŞİN PROFESÖR YA DİĞERLERİ!

Serbest kaldıktan sonra, kardeşi Mehmet Altan’ın tutuklanmasına veryansın eden Altan, ‘Bir profesör tutuklanıyorsa bu ülkede gerçekten yaşamak çok zor’ demiş. Yine arşivlere baktım şöyle bir geçmişe dönerek. 2009-2010 yıllarında Ahmet Altan’ın benzer bir açıklamasını aradım, ama mamafih bulamadım. Neden mi?

Ergenekon kumpasının 12.dalgası ‘Profesörler’ dalgası olarak adlandırılmış ve Yalçın Küçük, Mehmet Haberal, Fatih Hilmioğlu, Ferit Bernay, Mustafa Yurtkuran ve Kemal Gürüz ‘profesör’ unvanlarıyla gözaltına alınıp tutuklanmıştı. Ahmet Altan’ın tutumu ne olmuştu? Elbette kardeşine olduğu kadar üzülmemişti, hatta bırakın üzülmeyi içten içe sevincini Türkan Saylan hakkında kaleme aldığı o iğrenç ‘Direk ve Kıymık’ yazısıyla göstermişti. Herkes biliyordur bu yazıyı, o yüzden biz Ahmet Bey’e başka bir röportajı hatırlatalım. Kendisinin dostlarından olan ve Cemaat’in kirli tetikçilerinden birisi Mümtaz’er Türköne’nin 24 Nisan 2009 tarihli Gerçek Hayat dergisi röportajından; 

Yeni Ergenekon dalgası üniversiteleri gündeme getirdi. Profesörlerimiz için “darbeci” diyebilir miyiz?
Kurum olarak üniversiteyi sanıyorum ki çok fazla ciddiye almamamız lazım. Aslında bu üniversitelerimizin siyasi ve demokratik hayat üzerindeki darbe hikayelerinde çok fazla bir ağırlığı yok. Darbelere yandan destek kurumu olarak devreye giriyorlar. Bir çok şeyin belirleyicisi değil tamamlayıcısılar. Darbelerde profesörler “darbeci” sıfatıyla yer almıyorlar ama darbe olduktan sonra darbeye gerekçe hazırlamak üzere seferber oluyorlar.

Röportajın başlığı da bir hayli ilgi çekici; ‘Profesörler Darbenin Süsüdür’. Yani Ahmet Bey dostlarınız diyor ki; Mehmet Altan darbeci sıfatıyla yer almıyor ama darbe olduktan sonra darbeye gerekçe hazırlamak üzere seferber oluyor, yani darbenin süsü konumunda oluyor. Peki Ahmet Bey’in esas suçlanması ve yargılanması gereken Taraf Gazetesi kumpaslarından neden hesap sorulmadı? Acaba Ahmet Bey Ham Çökelek şarkısını söylerken, Atilla Taş Taraf gazetesini mi yönetiyordu ya da bizi böyle bir illüzyonla mı karşı karşıyaydık ki, Atilla Taş hapisteyken bu ülkenin yargıçları Ahmet Altan’ı serbest bırakıyor? Atilla Taş’ı daha mı tehlikeli görüyorlar, kumpas davalarının tetikçisi Ahmet Altan’dan?

İşte bu soru işaretlerinin yarattığı boşluklara ABD’nin veya CIA’nın memleket üzerindeki lobi gücünü koyabilirsiniz. Taraf kumpaslarını bavul bavul taşıyan bavulcu Mehmet (Baransu) yıllardır hapisteyken, o bavulları yayına hazırlayan eşi CIA ajanı olan ve CIA’ya haber taşıyan eski Taraf Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Çongar’a neden dokunulmuyor veya şimdilerde Havuz yayın organlarında boy gösteren dönemin tetikçileri Yıldıray Oğur veya Ceren Kenar neden hala serbest dolaşıyor soruları, aslında bütün bu soru işaretlerinin cevabını bize getiriyor.

Aylardır inatla sulandırılmaya çalışan ve siyasi ayağı ısrarla ortaya çıkarılmayan FETÖ soruşturmaları bu gidişle daha da sulandırılacak. Tetikçiliği ayyuka çıkmış ve Cemaat ile ilişkisi sabit olan, geçmişte onlarca insanın hayatını karartan bir tetikçinin böyle elini kolunu sallayarak çıkması hangi adalete sığar, darbeci Gülen Cemaati ile mücadele böyle mi başarıya ulaşacak? Bu soru işaretleri gün geçtikçe artmaya devam ediyor ve bu süreç iktidarın FETÖ soruşturmaları kapsamındaki niyetini daha da sorgular hale getiriyor.

*Aberystwyth Üniversitesi, Uluslararası Siyaset Departmanı Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)