• BIST 106.825
  • Altın 145,565
  • Dolar 3,5179
  • Euro 4,1308
  • İstanbul 29 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 34 °C
  • Adana 31 °C
  • Antalya 29 °C

Ahmet ve Mehmet Altan'ın dramı!

Ahmet ve Mehmet Altan'ın dramı!
ABC / Günün Analizi

Ahmet ve Mehmet Altan’ın gözaltına alınması çok hazin bir durum ve belki de trajik bir son.

Siz yıllarca Kemalist ya da ulusalcı olduğuna inandığınız darbecilere karşı mücadele ettiğinizi söyleyeceksiniz, dahası siyasal islamcılar ile demokratik bir gelecek kurulabileceğine ilişkin fantastik tezler ortaya atacaksınız, sonra da islamcı darbecilerle işbirliği yapmaktan kapınızı polis çalacak. Siz hem AKP-Cemaat koalisyonunun Türkiye’yi demokratikleştirerek, “askeri vesayete son vereceği” görüşünün en hararetli savunucusu olacaksınız hem de İslamcı oldukları ortaya çıkan darbecilerle yardım ve yataklık suçlamasıyla gözaltına alınacaksınız.

Ahmet ve Mehmet Altan bakımından dramatik bir tabloyla karşı karşıya olduğumuza kuşku yok. Bu iki kardeş, sanırız son 15-20 yıl boyunca savundukları bütün görüşlerin ve yaşadıkları hayatın “çöp” olacağını bildikleri için, eski görüşlerinde ısrar ediyorlardı. Örneğin Tayyip Erdoğan konusunda yanılmadıklarını düşünüyor, onun devlet tarafından teslim alındığı gibi garip ve hiçbir temele dayanmayan iddialar ortaya atıyorlardı. Dahası, 15 Temmuz darbesinin Cemaat tarafından yapılmadığını, bu kanlı darbe girişiminin de Kemalistlerin eseri olduğu gibi, artık meczupluk derecesine ulaşan görüşler savunuyorlardı. İş, zırva düzeyine varmıştı.

İki kardeş, “demokratik” ve pek "hümünist" gerekçelerle yıllarca bu ülkede zalimlerin yanında durdu, onlarla işbirliği yaptı. Demokrasilerin temelinin laik düzenler olduğunu kavrayamayacak kadar yoğun bir zihinsel kirlenme içindeydi. Bu liberal aydınlar, muhalif insanlar zindanlara doldurulur ve acımasız bir devlet terörüne maruz kalırken, ülkenin özgürleştiğine herkesi inandırmaya çalışıyordu. İslamcı iktidara bu amaçla toplumsal bir rıza üretmek için ellerinden geleni yapıyorlardı.

Ahmet Altan, Cemaat parası ve başlangıçta hükümet desteğiyle çıkardığı Taraf gazetesinde Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden biri olan 2008-2013 döneminde hukuk, adalet ve insanlık dışı iktidar-cemaat tertiplerinin bülteni işlevini görüyordu. Polis istihbaratıyla işbirliği içinde yapılan yayınlarla yurtsever aydınların, anti-emperyalist duyarlılığa sahip sosyalistlerin, suçsuz cumhuriyetçi askerlerin, AKP-Cemaat iktidarının muhaliflerinin hayatları karartılıyordu.

Altan kardeşlerin yaşamlarındaki en büyük talihsizlik, Cemaatin, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması ile –ki bu dosyalar doğruydu- Tayyip Erdoğan’ı bir Polis-Adliye operasyonu sonucu tasfiye etmeye kalkışmasıydı. Siyasal İslamcı ve Amerikancı iktidarın iki kanadı arasında devlete kimin hakim olacağı konusunda açık bir kavga başlamıştı. Gerçi bu çatışmanın işaretleri daha önceden, Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasıyla verilmişti, ama düşük yoğunluklu ve sessizce sürdürülen çekişme, ilk kez açık çatışmaya dönüşmüştü.

Çok kısa sürede Ergenekon, Balyoz ve Askeri casusluk gibi davalarla ünlenen, gerçekte AKP-Cemaat iktidarının Cumhuriyeti tasfiye araçları olan operasyonlar çöktü. İktidarın sözcüleri bu davaların “kumpas” olduğunu, sahte kanıt ve tanıklara dayandığını ilan ve itiraf etti. Bu gelişme üzerine bütün tezlerini bu davaların doğruluğu üzerine kuran liberaller ve sol liberaller büyük bir bozguna uğradı. Daha kötüsü, bu liberallerin hem objektif hem de subjektif olarak kumpasın parçası oldukları ortaya çıktı. Yaşam onları yalanlamış ve yanlışlamış, gerçek ortaya çıkmıştı.

Altan kardeşlerin dramındaki ikinci perde, bu çatışmada yanlış yerde durmalarından kaynaklanıyordu. Onlar, daha Amerikancı gördükleri Gülen Cemaati’nden yana tavır almıştı. Belki de yaşamlarında ilk kez kaybeden tarafa oynamışlardı.

Gerçeğin apaçık ve bir güneş parlaklığında ortaya çıkması üzerine, islamcılar, muhafazakar sağcılar ve liberaller arasında son 15 yılda oluşan ‘yeni gerici blok’ da dağıldı. Nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde Cemaatin TSK yapılanması üzerinden kalkıştığı askeri darbeden sonra, bu blok bütünüyle çöktü.

Siyasal islamcılık ve tarihsel gericilikle, “Kemalist-Askeri vesayet” dedikleri rejimi yıkarak; ortak bir demokrasi projesi oluşturmaya kalkışan liberallerin bütün tarih tezleri, siyasal iddiaları ve gelecek tasarımları da darmadağın oldu.

Çoğu soldan gelen ya da dönek olan bu liberaller, Kemalistlerden bir askeri darbe beklerken, iktidarın eski ortağı olan İslamcıların darbe girişiminde bulunması tam bir şaşkınlığa yol açtı. Şaşırdılar çünkü, onlar bu ülkede darbeleri ancak Kemalistler, Jakobenler, ulusalcılar ya da cumhuriyetçi sol çevreler yapar sanıyordu.

Tarih onları mahkum etmişti.

İşte tarihin siyaseten, ahlaken, hukuken, felsefi ve edebi bakımdan mahkum ettiği isimler arasında Ahmet ve Mehmet Altan kardeşler ilk sıralarda yer alıyordu. Bir dönem destekledikleri, muhalefet edenleri ise en ağır şekilde suçlayıp hakaret ettikleri pek sevgili AKP iktidarı onları sabah evlerinden aldı.

Üstelik, dinci faşizan iktidar bunu öyle bir dönemde yaptı ki, bizden başka onların hukukunu savunacak kimse de kalmadı. Biz o hukuku savunacağız, bundan kimse kuşku duymasın. Tıpkı, Boğaz Köprüsü'nde darbe sabahı teslim olduğu halde yobazlar tarafından tekbir sesleri eşliğinde başı kesilen askerin, poliste işkence gören subayın ve generalin hukukunu savunduğumuz gibi... Liberallerin, özellikle sol liberallerin Ergenekon vb. davaların mağdurlarına karşı sergilediği o hoyrat kıyıcılığı kimse bizden beklemesin.

Ancak tam buraya bir de kayıt düşelim; o liberal ihanetin parçası olanlardan söz konusu dönemin hesabını sormaktan da asla vaz geçmeyeceğiz. Açık ve dürüst bir özeleştiri ve bu toplumdan samimiyetle özür dilenene kadar iki elimiz yakalarında olacak.

Keskin Kalem

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)