• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 16 °C
  • Antalya 15 °C

Akademisyenlerden 4 maddelik yeni bildiri

Akademisyenlerden yeni bildiri... 'Yetmez ama evetçi' Baskın Oran okudu.  Akademisyenler bir önceki bildiride PKK'nin adını hiç anmamakla suçlanmıştı. Hazırlanan ikinci bildiride ise PKK'ye kör terör uyarısı var.

Güneydoğu'daki operasyonlar için akademisyenlerin yayınladığı ve gündeme bomba gibi düşen bildirinin arkasından yine çok konuşulacak bir bildiri daha geldi. Akademisyenler bir önceki bildiride PKK'nin adını hiç anmamakla suçlanmıştı. Hazırlanan ikinci bildiride ise PKK'ye kör terör uyarısı var.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bildiriye imza atan akademisyenler için İstanbul'da savcılık 123 akademisyen hakkında re'sen soruşturma başlatmış akademisyenler tek tek gözaltına alınmıştı.

Akademisyenler, "Bu suça ortak olmayacağız" diyerek Güneydoğu'daki çatışmaların bir an önce durdurulmasını istedi kıyamet koptu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aydınları, "Bunlar aydın değil karanlık, kapkaranlık" diye suçladı, sonra suçlamanın dozunu arttırdı, alçak, hain, zalim sıfatlarını kullandı. Üniversiteler imzacı akademisyenlerin peşine düştü, savcılar hızla harekete geçti. Gelişmeler üzerine aydınlar bir bildiri daha hazırladı. O bildiride Erdoğan'a 12 Eylül hatırlatması, PKK'ye kör terör uyarısı var.

BASKIN ORAN AÇIKLADI

Kamuoyunda sert tepkilere neden olan birinci bildiriyi yayınlayan akademisyenler arasında yer alan Prof. Dr. Baskın Oran, 4 maddelik yeni bir bildiri açıkladı.

Oran'ın açıkladığı dört maddelik bildiri şöyle:

1. Erdoğan rejimi bizzat yarattığı kargaşayı bahane ederek resmi ideoloji dışındaki farklı düşüncelerini ifade eden akademisyenler başta olmak üzere Türk halkına 12 Eylül'ü aratacak bir baskıyı asla uygulayamaz.

2. Hendekler ve barikatlar denilen olay bugünkü kargaşanın sebebi değildir. Kürtlere 1919'dan bu yana verilip tutulmayan sözlerin, son olarak da müzakere masasının devrilmesinin yarattığı hayal kırıklığının ve Kürtlere uygulanagelmiş boğucu baskının günümüzdeki koşulları sonucudur.

3. Erdoğan rejimi bunları bahane yaparak kendi Kürt vatandaşlarını öldüremez, zulmedemez, onurlarını ayaklar altına alamaz, cenazelerini zırhlı araçlar arkasında sürükleyemez, kentlerini harabeye çeviremez.

4. PKK ise Kürtlerin imha edilmesi politikası ile mücadele ederken kör teröre kayarak sivillere zarar veremez, kendi halkını çaresiz bırakamaz, iktidara daha büyük baskı uygulama fırsatı yaratamaz.

'BASKICI REJİM KORKU YARATMAK ZORUNDA'

RS FM'de dört maddelik bildiriyi okuyan, Erdoğan ve AKP eski destekçisi, "yetemz ama evetçi" Prof. Baskın Oran, bugünü 12 Eylül askeri darbesi ile karşılaştırırken, "O gün buramıza kadar gelmişti, sonucunu düşünmeden aydınlar dilekçesini verdik, bugün de buramıza kadar getiriyor Erdoğan" dedi.

Bu günkü düzenin kurulmasında, 12 Eylül 2010 referandumunda Erdoğan-AKP iktidarının anayasa değişiklik paketine evet demelerinin büyük rolü olduğunu unatan Baskın Oran, programda bu konuya hiç değinmedi. Sanki başından beri AKP iktidarının dinci faşizan uygulamalarına karşı çıkmış gibi davrandı.

Oran, Cumhurbaşkanı'nın akademisyenlerin hazırladığı bildiriyi neden bu kadar gündeme taşıdığına ilişkin olarak da, "baskıcı rejim korku yaratmak zorunda" dedi. Oran, "Bir küçücük olayı bu kadar büyütmek rasyonel mi (akılcı mı) irrasyonel midir? İrrasyoneldir. Ama Erdoğan açısından fevkalade rasyonel bir nedeni var. Korkutulan insanlar mevcut otorite neyse oraya sığınır. Erdoğan milleti korkutmaya çalışıyor. Her fırsatı ganimet bilerek Türkiye toplumunu geriyor, bu seferki bahanesi ise akademisyenlerin bildirgesi" diye konuştu.

'KEM SÖZ SAHİBİNİ YANSITIR'

1960'da Adnan Menderes'in akademisyenler için "Karacübbeliler" benzetmesini, Kenan Evren'in "Hain" suçlamasını hatırlatan Oran, "Bütün baskıcı rejimler aynı hakaretleri, aynı şablonları konuşurlar değişmez, kem söz sahibini yansıtır" dedi. 

Bütün baskıcı rejimlerin baskıyı bir seviyeye çıkarırsam insanları tutarım dürtüsüyle hareket ettiğini söyledi Oran "Baskı bir seviyeyi aştıktan sonra insanlar hiçbir şeye bakmazlar. Erdoğan neticelerine katlanacak" diye konuştu.

'O BİLDİRİ HAZIRLANIRKEN 1 TONLUK PATLAYICI YOKTU'

Akademisyenler bir önceki bildiride PKK'nin adını hiç anmamakla suçlanmıştı. Hazırlanan ikinci bildiride ise PKK'ye kör terör uyarısı var.

Baskın Oran bu uyarının gelen tepkiler nedeniyle mi ikinci bildiriye konulduğu sorusunu yanıtladı. Bir de Cumhurbaşkanı'nın "Çınar'da ölen Mevlüde İrem Çiftçi'yi nereye koyacaksınız" sorusunu.

Oran şöyle konuştu: "O bir tonluk dinamit kamyonu bir önceki bildiri zamanında olmadığı için o bildiride PKK yoktu. Bir de Sayın Cumhurbaşkanı nereye koyuyor şimdiye kadar öldürülen 160 sivili, duvarlara yazılan yazıları nereye koyuyor, onlar Erdoğan'dan habersiz mi yazıldı duvarlara. Zırhlı arabanın ardından cenazenin sürüklenmesi, bunları nereye koyuyor Cumhurbaşkanı?"
 
Bütün baskıcı rejimlerin baskıyı bir seviyeye çıkarırsam insanları tutarım dürtüsüyle hareket ettiğini söyledi Baskın Oran. Ama Oran'a göre bu yanlış bir tercih. Oran "Baskı bir seviyeyi aştıktan sonra insanlar hiçbir şeye bakmazlar. Erdoğan neticelerine katlanacak" diye konuştu.

İLK BİLDİRİDE NE YAZIYORDU?

İşte Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi tarafından yayınlanan "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildirinin tam metni:

"Bu suça ortak olmayacağız! Em ê nebin hevparên vî sûcî!

Bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız! Türkiye Cumhuriyeti; vatandaşlarını Sur'da, Silvan'da, Nusaybin'de, Cizre'de, Silopi'de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte, yerleşim yerlerine ancak bir savaşta kullanılacak ağır silahlarla saldırarak, yaşam hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.

Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası antlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.

Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlallerinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararların tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasına izin verilmesini talep ediyoruz.

Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulmasını, hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz. Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz. Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.

Devletin vatandaşlarına uyguladığı şiddete hemen şimdi son vermesini talep ediyor, bu ülkenin akademisyen ve araştırmacıları olarak sessiz kalıp bu katliamın suç ortağı olmayacağımızı beyan ediyor, bu talebimiz yerine gelene kadar siyasi partiler, meclis ve uluslararası kamuoyu nezdinde temaslarımızı durmaksızın sürdüreceğimizi taahhüt ediyoruz."

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)