• BIST 99.639
  • Altın 141,794
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 28 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 33 °C

AKP-CHP koalisyonunu kimler istiyor?

Usta gazeteci Doğan Yurdakul, Paris’te ABC Gazetesi Paris Temsilcisi Cüneyt Ayral ile Paris yılları, Türkiye siyaseti ve gündem üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi.

Röportaj: Cüneyt Ayral
Fotograflar: © Dilara KUTAY / ABC Gazetesi 

Deyim yerindeyse eğer 70’ine merdiven dayamış bir gazeteci Doğan Yurdakul, geçmişinde bıraktığı 69 yılın 4 yıla yakın zamanını Türkiye’nin hapishanelerinde geçirmiş. Toplamda 9 yıla yakın Paris’te, 3 yıl kadar da Cenevre’de yaşamış gençliğinde, şimdi ise Paris’e “torunlarını” görmek için gelmiş 20 gün için. 

Onunla önce bir akşam yemeğinde buluştuk, eski eşi Leyla Güz’ün evindeki yemekte aynı dönemde, aynı yerlerde çalışmış olduğumuzu yeniden keşfettik ve anılarımızı paylaştık, ikimiz de “Rüzgârlı Sokak” çıkışlı olduğumuz için, aynı yıllarda aynı yerlerde dolanıp durmuşuz.

Kalabalık bir ortamda, her ayrıntıyı konuşamayacağımız için randevulaştık ve sonunda Paris’in şanlı cafélerinden saydığım Rotond’da buluştuk. Bunca yıl Paris’te yaşamış olduğu halde bu café’ye ilk kez gelmiş olması da hoş bir tesadüf. Çünkü Rostand; gazetecilerin, yazarların sıklıkla uğradıkları cafélerden bir tanesi...Paris’in hayli eskilerinden yani.

"FAŞİST DAYATMA TÜRKİYE'DE SÖKMEZ"

Doğan Yurdakul’a ilk sorum, bugünlerde herkesin herkese sormuş olduğu soruydu: “Ne olacak bu memleketin hali?”

“Eğer” dedi, “Doğrusunu istersen bu memlekete artık kolay kolay bir şey olmaz, olamaz, çünkü nüfus çok genç ve hemen hemen bütün gençler sosyal medyayı cadı gibi kullanıyorlar, her şeyden haberleri var, hızla birbirlerine ulaşabiliyorlar. O nedenle Türkiye’de İslamcı Faşist bir dayatma pek sökmez, yani Suudiler gibi, İran gibi bir rejimi özleyenler varsa, bunu elde edemezler.

Çünkü bu ülke insanlarının bir yaşama alışkanlığı, algısı var. AKP bugüne kadar oy aldıysa eğer, yoksulun yanında olduğu için ve onları beslediği için aldı, ama artık dayatmalar artınca onlardan bile “yeter” diyenler olmaya başladı.

Haziran seçimlerinde dikkat ettiysen eğer CHP’nin söylemi hep ekonomik çıkarlar yönünde gelişti, çünkü AKP’yi ayakta tutanlar yoksulardı...”

Doğan Yurdakul 1960’ı, 71 ve 80’i de yaşamış olduğu için, ona bu darbeler ile bugün yapılmaya çalışılan faşist sivil darbe arasındaki bağlantıyı sordum.

“1960 darbesi, 1961 Anayasası gibi bir kazanım ile sonuçlandı, çünkü darbeyi yapanlar sola eğilimli subaylardı, nitekim 14'ler denilen Türkeş ve ekibini tasfiye etmişlerdi, fakat sonuç olarak onlar da askerdi. Ancak hemen söylemek gerekir ki Adnan Menderes ve arkadaşlarının idamı kabul edilebilir bir sonuç değildi. İsmet İnönü’nün bu idamları istediği söylenir hep, yanlıştır, engellemek için çok uğraştı. Ama darbecilerin içindeki “Silahlı Kuvvetler Birliği” denilen ekip, ki bunların içinde Talat Aydemir de vardı (ve daha önce de, sonra da birkaç kez başarısız darbe girişimleri olmuştu) TBMM’inin etrafını kuşatıp, 'Bu meclisten ya idam kararı çıkacak ya da siz çıkamayacaksınız' şeklinde tehdit etmişlerdi. Hoş idam edilen Zorlu, Polatkan ve Menderes daha karar çıkmadan İmralı’ya götürülmüşlerdi bile.

60 darbesinin ardından yapılan Anayasa ile Türkiye’de bir özgürlük ortamı oluştu. O güne kadar yasak olan tüm sol yayınlar YÖN Dergisi’nin yayınlanmaya başlaması ile basılmaya başlandı.

Konuşabiliyordu insanlar, basın özgürlüğü iyileştirilmişti; bence diğerlerinden temel farkı budur. 

1971 muhtırası verildiğinde ben Paris’te bir yandan “asya tipi üretim tarzı” üzerine doktoramı yapıyordum, bir yandan da Atatürk düşmanı, rasist bir Afganlının, Fransız eşinden dolayı sahip olduğu otellerden birisinde geceleri resepsiyonda çalışıyordum. 1969'da özel burs ile gelmiştim Paris’e, az Fransızcam  vardı, ama önce biraz kurslara falan gittim, ilerlettim, sonra da Sorbonne’dan “doktora yapabilir” diye kağıt aldım, öyle başladım.

Ama 71 muhtırası verilip, Deniz Gezmiş’in asılmasına karar verilince beni çağırıdılar,"devrim olacak"dediler, gittim hemen... Ne oldu? Hiç!

Biz hapse girdik.

80 darbesi de bugünü hazırlayan darbedir, zaten bugünküler de onların Anayasası ile götürmüyorlar mı işi?

Türkiye’de sosyalist devrim halka anlatılamadı, aydınların ve gençlerin arasında sıkışıp kaldı, o nedenle de darbeler hep diğerlerinin arasında olup bitti, solcular sürekli dayak yedi. Bugün yapılmak istenen, ama başarılması hemen hemen olanaksız olan faşist devrimin de ilkece diğerlerinden bir farkı yok açıkçası.”

"FAŞİSTLERİN YAPTIĞI İLK İŞ MUHALİFLERİ SUSTURMAK"

Yurdakul ODATV davasının sanıklarındandı ve Silivri “toplama kampında” bir yıl kadar yatmıştı. Bunun nedenini sorduğumda, o işi yapanların Fettullahçılar olduğunu söyledi. Bugün havuz medyası denilen gazetelerin okunmadığını, satışlarının çok düşük olduğunu, o yüzden de tüm gazetecileri toplamak niyetinde olduklarını, ancak batıdan gelen tepkilerin yoğunluğu yüzünden işi Ertuğrul Özkök’e kadar uzatamadıklarını anlattı.

Sözcü gibi gazetelerin tiraj aldıklarını, buna karşılık yandaş basının bir iş becermediğini ve bundan hırslandığı söyledi.

Merkez medyanın, daha da açık söylemek gerekirse Doğan Gurubu televizyonlarının başarısını, izleyicisini bir türlü ele geçirememekten çok hırslandıklarını anlatan Doğan Yurdakul, faşistlerin iktidarında ilk yaptıkları işin muhalifleri susturak olduğunu söyledi.

 71 ve 80 darbeleri ile bugünün benzeştiği bir diğer noktanın da bu olduğunun altını çizen Yurdakul “hâlâ Aydın Doğan ile uğraşmıyorlar mı?” diye ekledi.

AKP-CHP KOALİSYONU İSTİYORLAR

Balyoz ve Ergenekon davalarında ABD’nin de parmağı olduğunu anlatan usta gazeteci Doğan Yurdakul, ordunun içindeki ABD yanlısı olmayanların bu davalarda içeri alınmasının nedeninin de bu ortak davranıştan kaynaklandığını söyledi. Ordu içinden bazı subayların Çin’e gidip işbirliği aramış olmalarını örnek olarak veren Yurdakul, ama işlerin karıştığını ve "hoca afendi" ile iktidarın arasının açıldığını dengelerin değiştiğini söyledi.

Ankara Katliamı’nın devlet destekli bir operasyon olduğunu ve endişesinin 1 Kasım seçimlerine kadar başka katliamlar olacağına dair haberlerin gerçek olmamasının olduğunu söyleyen Yurdakul, söylentilerin seçimlerin iptali yolunda olduğunu anlattı.

Ancak kendisine Batı’nın gözü üzerimizdeyken seçimleri iptal etmenin güç olduğunu anımsatınca, “eğer seçimler yapılırsa, yapılan anketler AKP'nin bir miktar daha oy kaybedeceğini gösteriyor, bu durumda da büyük koalisyona giderler” değerlendirmesini yaptı.

Ben CHP – HDP koalisyonunun daha gerçekçi olup olmadığını sorunca, CHP'nin bünyesinin henüz buna hazır olmadığını ve ABD & AB ve iş dünyasının AKP – CHP koalisyonunu dayattığını anlattı.

GÜL PARTİ KURARSA...

Yurdakul: “Davutoğlu da Erdoğan’dan rahatsız, güçlü bir koalisyon ile Erdoğan’ı saraya kapatmak istiyorlar, AKP’nin içindeki rahatsızlık da had safhada. Ayrıca Abdullah Gül’ün uyuyan partisinin bu seçimlere girmesi hükümetin kontrolündeki YSK tarafından engellenmedi mi? Amblemi AKP ile benzeşiyor gerekçesi ile adamları seçime sokmadılar, ama Gül yüksek sesle partisini açıkladığında, AKP içinden çok kişi oraya geçecek ve Erdoğan ister istemez hesap vermek durumunda kalacak” dedi. 

Ankara katliamının AKP tabanında olumsuz bir etki yapmadığı görüşünde olan Doğan Yurdakul “herşeye rağmen Türk seçmeninin ne zaman ne yapacağı belli olmaz, o nedenle seçimleri beklemek ve sonuçları görmek lazım” dedi.

7 Haziran yenilgisinin ardından Tayyip Erdoğan’ın kurgusunun yeni bir seçimde HDP ve MHP yi baraj altına itmek ve tek başına iktidar olmayı sağlamak olduğunu anlatan Yurdakul, anketlerin MHP’nin oy kaybettiğini gösterdiğini ancak HDP'de bir oy kaybının görülmediğini anlattı. Ayrıca MHP’nin baraj altında kalmasının Türk siyaseti açısından tehlikeli olduğunu ve mecliste bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Doğan Yurdakul’a seçimlerden 7 Haziran benzeri bir sonuç çıktığında Tayyip Erdoğan’ın tavrının ne olabileceğini sorduğumda: “Şu anda Türkiye bir azınlık hükümeti ile meclsin yok sayıldığı bir ortamda yönetiliyor. Bildiğin gibi Osmanlıdan beri Türkiye’de darbe geleneği meclisin kapatılıp, tek adamlığın ilanı şeklinde olmuştur. Yani hep baştaki adamı değiştirmek için darbe yapılır Türkiye’de, sistemi değiştirmek için değil. Böyle bir durumda da Erdoğan’ın meclisi fesh edip tek adamlğını ilan etmesi bir olasılıktır. O zaman bir karşı darbe söz konusu olabilir. Yalçın Küçük böyle bir durumda Fettullahçı askerlerin karşı darbe yapabileceğini savunuyor, olabilir...” dedi.

Ancak AKP içinden bir karşı darbe olasılığını da göz ardı etmemek gerektiğini söyledi, Abdullah Gül’ün hazırlıklarından söz ettiğini ve bu olasılığın hazır beklediğinin altını çizdi. 

Abdullah Gül’ün çok fazla stratejik davranan birisi olduğunu ve atak, çabuk hareket eden bir kişiliği olmadığını anlatan Yurdakul “Peki Erdoğan gidip Gül gelirse, hangisi daha iyi?” diye sorduğumda: “Bu öyle bir soru ki şimdi, beterin beteri var mı demeliyim? Gül bugüne kadar çizdiği tabloda Avrupa yanlısı, demokrasiden yana bir tavır sergiledi, Hürriyet Gazetesi’ne yapılan saldırıda Erdoğan sessiz kalırken Gül hemen kınadı, ama sen de biliyorsun, deneyimlerin yeterli, bunlar iyi polis kötü polis...” dedi.

CHP'DEKİ DEĞİŞİM

Türkiye olup bitenlerin daha önceden de yaşandığını ve bu yaşananların da gelip geçeceğini ama faturanın yine halk tarafından ödeneceğini anlatan Doğan Yurdakul’un eski bir Mao yanlısı olduğunu bildiğim için, Doğu Perinçek ve Vatan Partisi hakkındaki görüşlerini sordum... Yurdakul, “istersen bu konuya hiç girmeyelim, Vatan Partisi Kürt meselesinin çözümü açısından milliyeçi bir söylem tutturdu -ki bunu ben çok uygun bulmuyorum- ama daha çok da bu konuda konuşmak istemem” dedi.

CHP içindeki ulusalcı gurubun Emine Üker Tarhan ile tasfiye edildiğini, ancak CHP’nin içindeki değişimin şimdi daha sermayenin partisi olmaya başlaması olduğunu, soldan daha da uzaklaştığını söyleyen Yurdakul ile sohbetimizin siyaseti kapsayan bölümünü böylece bitirmeye karar verdik.

YURDAKUL'UN ZORUNLU PARİS YILLARI

Bundan 18 yıl önce geldiğim Fransa’da üniversite mezunu, sanayici, gazeteci ve yazar kimliğimle pazarcılık dahil pek çok işte çalışmış olmamın bana özel bir durum olduğunu kendime “belki de” ispat etmek için, hukuk fakültesi mezunu, yazar ve gazeteci olan Doğan Yurdakul’un 80 darebesinin ardından yeniden hapse girmemek için geldiği Fransa’da ne işler yaptığını sordum:

“İlk olarak bir metalurji atölyesinde kantincilik yaptım, 150 kişi falan çalışıyordu orada. Onlara öğlen yemeği veriyordum. Adımı Nicolas koymuşlardı Herkes bilmez, Fransızların en önemli şarap mağazalar zincirinin adı Nicolas’dır. Ben de onlara tezgâhlarda çalışırlarken önlüğümün altında şarap götürdüğüm için adımı böyle koymuşlardı.

Bu kantinde çalıştığı dönemde her işçi bir kere doğum gününde bir kere de Hristiyanlarda adet olduğu gibi isim gününde herkese pastis yani Fransız rakısı ikram ederdi. Bbir keresinde bana 'sen Hristiyan olmadığın için bir tek doğum gününde ikram ediyorsun, o nedenle adın Saint Nicolas oldu. Bundan böyle sen de iki kere ikramda bulunacaksın' demişlerdi...

Yıllar böyle geçti. Fransa’daki son iki yılımda ağabeyimin desteği ile bir akrabam ile Madelene'de bir ara sokakta küçük bir derici mağazası açmıştık. İki yılın ardından baktım ki işler kötüye gidecek, kapattık. Sonra zaten eşimden ayrıldım ve Cenevre’de bir arkdaşım çağırdığı için onun yanına gittim ve orada Türk işçilere sosyal yardım çerçevesinde tercümanlık yapmaya başladım.

80 darbesinin ardından 141-142'den ötürü bana 220 yıla yakın hapis cezası vermişlerdi. Özal gelip 141-142'yi kadırınca tüm hapis cezalarım da kalkmış oldu ve Türkiye’ye geri döndüm. Gazeteciliğe yeniden başladım ve kitaplarımı yazıyorum” diye anlattı...

O zaman gurbete gelenlerin üç aşağı beş yukarı aynı işleri yapmış olduklarını anladım.

Doğan Yurdakul ile sohbetimizin kayıtlı bölümü 48 dakika sürüyor, burada tüm ayrıntılarına yer vermedim, konuşmamızın özetini sunuyorum ve Paris’te geçirdiği 20 günün en tatlı anısı ile bitirmek istiyorum.

Doğan Yurdakul’a sakın ola en sevdiği yemek olan etli yaprak dolması ikram etmeyin, çünkü onun anılarında eski eşinin annesinin leziz yaptığı etli yaprak dolmasını ne zaman “Doğan sever bugün yapalım” dediyse, o gün Yurdakul göz altına alınmış ve eve gidememiş...

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)