• BIST 108.615
  • Altın 144,934
  • Dolar 3,4945
  • Euro 4,1285
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 31 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 29 °C

AKP dayıbaşı, suç işlettiği kişiler de taşeron işçi mi?

Doğan YURDAKUL

ABD tarafından ikili sıkıştırmaya (Zarrab ve Suriye) uğratılan AKP iktidarı bunalıyor.  Bunalımdan çıkmak için hem içerde, hem dışarda manevralar yapmaya çalışıyor, çalıştıkça saçmalıyor, saçmaladıkça daha da batıyor. Dış politika sorunlarından kurtulmak için iç politikaya sarılıyor.  Ama dümeni “ölümüne başkanlık” saplantısına bağladığı için, bu kez orada da saçmalamaya başlıyor.

YARGI İLE “AHENK”

Bu saplantı çerçevesinde demokrasinin dört kuvvetini de (yasama, yürütme, yargı, medya) saraya bağlamayı tasarlıyorlar.  O arada, orta vadeli ajandalarının bir bölümünü ağızlarından erken kaçırıyorlar. Saray’da yapılan Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan hükümet sözcüsü, orada konuşulanları açıklarken, “Yargı Cumhurbaşkanı’na bağlıdır!” deyiveriyor. Bu sözleri çok büyük bir tepkiyle karşılaşınca, geri adım atıyor “yok, yok, öyle demek istemedim, Cumhurbaşkanı devlet organlarının ahenk içinde çalışmasını gözetir diyecektim, yanlış oldu” diye zırvayı tevil etmeye çalışıyor.  Yüksek Yargı ise hükümetin toplu açılış törenlerine katılarak, “ahenk içinde çalışmayı” sürdürüyor.

TERÖRLE MÜCADELE ve “ÖNLEYİCİ VURUŞ”

“Terörle mücadele” konusunda 90’lara dönmenin adını “önleyici vuruş” koydular. Nedir bu önleyici vuruş? Bush’un Irak işgali sırasında geliştirdiği,  11 Eylül’den sonra ise CIA ve MOSSAD’ın uyguladığı bir “doktrin”. Özeti şu: düşman sana saldırmadan sen ona saldır, ölenler sivilmiş, aldırma, kurunun yanında yaş da yanar! Zaten “vanminits”den dönüldü, İsrail ile iyi ilişkiler kuruluyor, MİT ile MOSSAD yeniden bir araya geliyor. “Terörle mücadelede” ki yeni konseptin adını da onlardan almanın ne sakıncası var? Kısacası, “PKK’yı şehirlerde bitirdik, sıra kırsalda” adı altında sivil-terörist ayrımı yapmadan saldıracaklar. Zaten bu yüzden MİT’in “örtülü operasyon” yapma yetkilerini de genişletiyorlar.

HER MANEVRAYA BİR GÜNAH KEÇİSİ!

AKP iktidarı, dış politikada çaresizce bir “eksen değiştirme” çabası içinde. Önce Binali Yıldırım “Suriye’deki dört yıllık anlamsız savaş…”, “dostları çoğaltıp düşmanları azaltmak…” gibi sözler söyledi. Ardından hükümet sözcüsü “eskiden beri yaptığımız bazı uygulamalarda mutlaka bazı değişikliklere gidilmeli” dedi.

Yeni bir dış politika manevrasına girişiyorlar. Ve şu gerçek artık herkesçe biliniyor: AKP, yapacağı her siyasi manevrada, eski suçlarını “o yollarda beraber yürüdüğü” ortaklarına yıkıp işin içinden sıyrılıyor. Sanki AKP Dayıbaşı, o suçları işlettikleri kişiler de taşeron işçi!

Şimdi de dört yıllık Ortadoğu macerasını Davutoğlu ve ekibine yıkma çabası içindeler. Söylentilere göre o ekipten Hakan Fidan Tokyo’ya, Feridun Sinirlioğlu da New York’a “sürülüyormuş”! Dışişlerindeki gizli görüşmede yaptıkları “yollarız karşıdan bir füze” geyiğinin bir gün ayaklarına dolanacağını herhalde hiç düşünmemiş olmalılar. Taşeronluğu kabul ettiysen, taşeronluğunu bileceksin!

“PİLOT HATASI”

Numan Kurtulmuş, bazı gazetecilerle yaptığı kahvaltılı toplantıda “yargı potunu” düzeltirken, dış politikada yapılacak “değişikliklerin” ana başlıklarını da sıralamış.  Onlar buna manevra demiyorlar da, “rötuş”, “değişiklik” falan diyorlar. Hani enflasyona “fiyat ayarlaması” denir gibi bir şey. Dikkat çekici olan noktalardan biri de, Rusya ve İran ile “Suriye’nin toprak bütünlüğü” konusunda anlaşmaya çalışmak! (Abdülkadir Selvi, Hürriyet 1 Haziran 2016). Suriye’de atı alan Üsküdar’ı geçmiş! ABD, YPG ile kollarda ortak amblem IŞİD’i bitirmeye çalışıyor. Orada yakın gelecekte (belki Esad’ın başında olacağı) bir konfederasyon oluşturulmaya çalışıyor. Siz oradaki o çok karmaşık ittifaktaki güçlerden hangisini kandıracağınızı sanıyorsunuz? Örneğin Rusya’yı mı?

Cumhurbaşkanı dün Uganda’ya uçmadan önce şöyle dedi: “…iki iyi dost noktasındayken böyle bir konuma gelmiş olması veyahut bir pilotun yapmış olduğu hata veya yanlış sebebiyle koskoca Türkiye’yi feda etmesi gerçekten düşündürücüdür.” (Hata ve yanlış eş anlamlı sözcülerdir ama onu geçelim.) Tam herkes  “Rus uçağının düşürülmesini de bizim pilotlarayıkacaklar” derken, Saray’dan “kastedilen Rus pilottur” diye “düzeltme” geldi.  Rus pilotlardan hangisi?  Sözde “Türkmenler” tarafından öldürülen mi, yoksa kurtulan mı? Belki yeni bir “düzeltme” de o konuda gelebilir. Ne olursa olsun, o olayla ilgili yüzlerce ayrıntı ve belge var. Yaşayan bir Rus pilotu var, yaşayan Türk pilotları var, bulunan bir kara kutu var.  Olay uluslararası yargıya taşınırsa orada ne diyeceksiniz?

AKP gemisi su aldıkça delikleri tıkamaya çalışıyor ama nafile gayret!

NOT: Yazı çok uzadığından ABD’de yargılanan Zarrab’a sıra gelmedi. Oradaki son durum şöyle: Zarrab’ın avukatı, Savcı Bharara’nın kefaletin reddi itirazına karşı bir dilekçe verdi. Dilekçesinde, Türkiye’deki 17 Aralık soruşturmasının bir “hükümet darbesi” olduğunu ve iddiaların TBMM tarafından reddedilmesini delil olarak sundu. Bu demektir ki, kıendi ayağına kurşun sıktı. Duruşmada 17-25 Aralık dosyasının açılmasını kaçınılmaz duruma getirdi. Yarın kefalet talebi için karar duruşması var. Heyecanlı bir dizi gibi izlemeyi sürdürüyoruz.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)