• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 14 °C
  • Adana 23 °C
  • Antalya 20 °C

'AKP iktidarda kalmak zorunda'

Torun Ahmet TÜRKMEN

Başka seçeneği yok. Çünkü uyguladığı iç ve dış politika itibari ile bu böyle, ülke ekonomisinin getirildiği nokta itibari ile bu böyle. Parçası oldukları, göz yumdukları hırsızlıklar, yolsuzluklar itibari ile bu böyle. Ülkenin bir bölümünü savaş koşuları içine sokarak milyonlarca insanı, insanlık dışı bir şekilde yaşamaya zorlamaları ile bu böyle. Uyguladıkları yanlış dış politikalarla bölgemizin tüm dengelerini bozacak şekilde, ülkemizin, halkımızın çıkarlarına ters, bölge ülkelerini  bir birine düşüren çizgisiyle bu böyle. Terörün, şiddetin ülkemize ithal edilmesinin kapısını araladıkları için bu böyle. Haksızlığı, adaletsizliği, hukuksuzluğu, hukuk normlarının yerine koydukları için bu böyle.

İktidardan düştüklerinde başlarına nelerin geleceğini biliyorlar. 14 yıl boyunca yaptıkları ve uyguladıkları politikalar nedeni ile haklarında binlerce davanın açılacağını, bu davaların sonucunun kendilerine ağır bedeller ödeteceğini biliyorlar. Kazandıklarını yiyemeyeceklerini, gönenemeyeceklerini iyi biliyorlar. Suç işlediklerini, hukuksuzluk yaptıklarını, yetimin, yoksulun haklarını gasp ettiklerini iyi biliyorlar.

Bu riski göze alabilirler mi?  Temel soru bu.

Seçimlerin üzerinden henüz 2 ay geçmesine rağmen siyasi iktidar, yaptıklarını savunmakta zorlanıyor. Politikalarının; önümüzdeki süreçte toplumu toparlama, kucaklayan bir çizgiye yönelme ihtimali olabilir mi? Hayır. Böyle bir şanslarının kalmadığını düşünüyorum.

Çünkü; AKP kuruluşundan bu yana köklü bir yapısal değişim yaşadı. Temsil ettiklerini söyledikleri toplumsal çevreler dahil, halka yaklaşımlarında bakış açılarının değiştiği görülüyor. Önceleri ifade ettikleri ”toplumu kucaklama” yerini “onlara hükmetme” bakışına dönüşmüş durumda.

 İktidardaki kadroların, siyasi ve bireysel çıkarlara hukuku zorlayacak şekilde bulaşmış oldukları ve bu yanıyla da geri dönüşlerinin mümkün olmadığının farkındalar. 

Kötü yönetim, hukuksuzluk, yanlış politikalar sonucunda ortaya çıkan ekonomik tablo, zaten topluma dönük pozitif ekonomik politikaların ortaya konmasını engelliyor. Yani verilecek bir şey kalmadı. Ülke ekonomisinde alarm zilleri çalıyor. Son bir yılda hiçbir ekonomik hedef tutturulamadı. Bu yılda ekonominin daha da kötüye gideceği öngörülüyor. Bu durum hükümete yakın medyada da  dillendirilmeye başladı.

Ekonomide suistimaller, hukuksuzluklar arttı. Sayıştay’ın 2014 raporunda, takibe alınan, karşılığı şüpheli kredi toplamı 2 milyara ulaşmış bulunuyor. Bu miktarın geri dönüşünün zor olduğunu da herkes biliyor.

Öte yandan, ülkede toplumsal dinamikler tüm olumsuzluklara rağmen güçleniyor ve çeşitleniyor. Artı toplumsal muhalefet sadece siyasal gündemle bağlı değil. Gezi’den buyana çok çeşitli alanları kapsıyor. Kararlılıkları ve dirençleri de artıyor.

Yukarıda birkaç örnekte görüldüğü gibi siyasi iktidarın, iktidarda kalma zorunluluğu ile somut durumun derin çelişkisi ortada. Süreç içerisinde bu çelişkinin daha da artacağı ve toplumsal muhalefetin daha da güçleneceğini düşünmek mümkün.

Bu nedenlerle, siyasal iktidar demokratik sistem içerisinde çözemeyeceğini düşündüğü sorunları ancak ülke çapında baskıyı arttırarak çözebileceğini düşünüyor. Yangın yerine dönen ülkenin daha da karanlık bir noktaya dönüşmesinin temelleri atılmakta, şiddet, terör ve faşist karakterli uygulamalar gün be gün artmaktadır.

Ülkeyi faşizme doğru evrimleştirmeye çalışıyorlar. Nitekim geçtiğimiz günlerde Diktatör olmaya heveslenen zat, beyninin içindekileri net bir şekilde ortaya koydu. Başkanlık sisteminin ve ülkenin bölünmemesinin güvencesi olarak Hitler Almanya’sını gösterdi.

Bu konuda siyasi iktidar tüm kartlarını masaya sürmeye başladı. Geçmiş dönemlerinde söyleyemediklerini, etrafından dolandıkları konuları açık-seçik dillendirmeye başladılar. İşi o kadar ileri götürmeye başladılar ki; Kendilerini bir inancın parçası olarak gören ve nüfusun önemli bir bölümünü oluşturan alevi kitlesini adeta o inancın dışına atma cesaretini göstermeye başladılar.

Ok yaydan çıkmadan bu gidiş tersine çevrilmelidir.

Toplumsal muhalefet kendini bu yeni duruma hızla adapte edmek zorundadır. HDP ve Kürt siyasal hareketi kendini sorgulamalı, Kürt sorununun demokratik çözüm yolunun ancak demokrasi güçleriyle birlikte hareket ederek çözülebileceğini görmeli ve bu platformdaki yerini almalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyeti kuran parti olma sorumluluğu ile yaklaşan kongresinde, ülke sorunlarına dönük çıkış önerileri ortaya koymalıdır. Bunun da toplumun beklentisi olduğunu görmelidir.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)