• BIST 107.202
  • Altın 145,420
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 28 °C

AKP-Vatan Partisi ittifakı mümkün mü? Mehmet Ali Güller yanıtladı!

AKP-Vatan Partisi ittifakı mümkün mü? Mehmet Ali Güller yanıtladı!
TSK'nın son 10 yıl içindeki kumpaslarla büyük yara aldığını belirten gazeteci Mehmet Ali Güller, son darbe ile 'siyasete bağımlı kılınma' tehlikesinin belirdiği görüşünde.

Türkiye'nin NATO üyeliğinden çıkması iddiaları için "Geniş stratejik düzlemde kaçınılmaz" diyen Güller, bunu dünya ekonomisinin Asya ve Pasifik'e kaymasıyla izah etti.

15 Temmuz’da askeri darbe girişiminin travmasının yaşandığı Türkiye’de ordu ve kamu kurumları ile üniversiteler dahil olmak üzere geniş çaplı görevden almalar, gözaltı ve tutuklama furyası başladı. Darbeye dair pek çok soru yanıt beklerken, 'demokrasi şenliği' başlığı altında sokaklarda büyük çoğunlukla siyasal İslamcı kitle nöbet tutmaya devam ediyor. Erdoğan yönetiminin yeni 'Gezi parkı' çıkışıyla 'isteseniz de istemeseniz de kışlayı yapacağız' diyerek darbe girişimini Türkiye’yi daha İslamcı çizgiye çekme fırsatı olarak kullanabileceği görüşü ağırlık kazanıyor. Cemaatle yaşananlardan sonra Erdoğan'ın 'Kemalizme döneceği' görüşü eksik olmazken, kimileri de 1909’daki 31 Mart Ayaklanması'ndaki aktörlere atıf yapıyor.
Türkiye’nin yeni yönelimini Aydınlık Gazetesi’nden gazeteci ve yazar Mehmet Ali Güller, RS FM'de Ceyda Karan'ın hazırlayıp sunduğu 'Eksen' programında değerlendirdi.

'DARBE GİRİŞİMİ ORDU’YU VURDU'

Darbe girişiminin en çok Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) zarar verdiğini belirten Güller, asıl sorumluluğunun devletin içine yerleşmiş Gülen Cemaati örgütlenmesinde olduğu görüşünde. Güller, “Bundan 10 yıl önce ‘Atabeyler davası’ ile başlayan bir sürecin sonunu yaşıyoruz aslında. Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla gelinen süreçte F tipi çete dediğimiz bu oluşumun dışarıdan Türk ordusuna kumpas kurarken de içeriden ordu içindeki ekiplerini darbeye teşvik ederken gördük” dedi. Güler şöyle devam etti:
"Son 10 yılda ortaya çıkan resme baktığımızda ordunun büyük zarar gördüğünü, kuvvet yapısında sıkıntıya düştüğünü, liyakat esaslı durumun darbelerle bozulduğunu, liyakat sıralamasında kiminin daha ön sıralara çekildiği süreci yaşamış olduk. Bundan sonrası daha riskli. Darbe girişiminin ardından Erdoğan ve hükümet bunu bir fırsata çevirerek TSK’yı kendine biat eden bir yapıya büründürmeye çalışacak. Ordunun siyasete bağla hale getirilmesi de gündemde. Ve eğer olursa bunun sıkıntıları olacaktır.” TSK’nın siyasete bağlı hale getirilmesinin ötesinde yapısında köklü değişkliğe gidilmesinin terörle mücadelenin sürdüğü bir yandan Suriye merkezli sorunlarla ortadoğu haritasının çizilmeye çalışıldığı bir dönemde ‘elini kolunu bağlayacağına’ yoran Güller, “Risklerin olduğu bir sürece giriyoruz” diye konuştu.

'CUMHURİYET TARİHİNDE DÖNÜM NOKTASI'

Güler, yaşananların Cumhuriyet tarihi açısından bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Güller, “Nasıl bir sürece gireceğimizi bundan sonra güç mücadelesi biraz da tayin edecek. Yani bir yandan Erdoğan’ın her gün ‘İsteseniz de istemesiniz  de Topçu Kışlası’nı yapacağız’ diyerek kutuplaştırmaya devam ettiği bir durum var. Bir yandan da Türkiye’nin nesnelliği var” diye konuştu.
"Sonuçta F tipi çeteye yönelik operasyonlar yapılması Türkiye’nin yararınadır” diyen Güller, “Bu operasyonları AKP hükümetinin kullanması ve kendi iktidarını konsolide etmeye çalışması başka bir problemdir. Bununla ilgili süreç biraz da Türkiye’deki iç siyaset dengelerine, demokratik kitle örgütlerinin bundan sonraki süreçte nasıl tavır koyacağına bağlı” görüşünü dile getirdi. Bu bağlamda AKP dışında muhalefet partilerinin miting düzenleme çağrılarını doğru bulduğunu belirten Güller, “Türkiye’nin diğer muhalefet partilerinin de alanlara çıkmasında fayda var” vurgusu yaptı.

'ABD 50 YILDIR TSK’YA GÜVENMİYOR'

Türkiye hükümetinden darbe girişiminin arkasında hem iadesi talep edilen Fethullah Gülen hem de ABD'nin bulunduğu iddiaları eksik olmazken Washington ile giderek bozulmakta olan ilişkileri Güller şöyle yoruladı: "Irak örneğini hatırlayalım. 1991 ABD’nin Irak’ı işgali ile başlayan süreçteki gelişmeleri anımsarsak, eğer, Türkiye’nin NATO konsepti dışına çıkıp bölge merkezli dış politika uyguladığı ve bizzat ABD’nin kontrol sahası altındaki Irak’a ABD’den bağımsız çeşitli hareketler yaptığı dönemler vardı. O dönemde hem NATO yayın organlarında hem ABD’nin değişik düşünce kuruluşlarının yayın organlarında ve NATO koridorlarında temel şikayet TSK’nın hizadan çıktığı yönündeydi. Neticede TSK bir NATO ordusu ama bir de kendi özgürlüğü var. Bu nedenle çizgi dışına çıkma ihtimalleri hep var.”

RAHATSIZLIKLARDAN BİRİSİ KARADENİZ’Dİ'

F Tipi çetenin, AKP hükümeti ortaklığıyla yapılan kumpasta ABD’nin temel rahatsızlıklarından biri Karadeniz’di. Avrasyacı generallerin Karadeniz’i NATO’ya açmaması, İsrail’e kapatması ABD’de büyük sıkıntı yaratıyordu” diyen Güller, bunların da Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında belirleyici olduğu görüşünde. Güller, “Yani ABD açısında Türk ordusu, çizgi dışına çıkma eğilimi taşıdığı için zaten 50 yıldır güvenilmezdi. Ordunun içinde çeşitli kesimler var. Bugün gördük ki F tipi çete de önemli bir noktaya gelmiş. Ama netice itibariyle TSK’nın ana gölgesi Kemalist, Cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı, laik bir ordu modelidir. Ama bu ordu öyle ya da böyle kendisine darbe yapılırken, kendisine kumpaslar kurulurken çok yara almış halde” ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE YA DIŞ POLİTİKASINI DEĞİŞTİRECEK YA İNTİHAR EDECEKTİ'

Türkiye’nin NATO’dan çıkabileceği iddiaları için "Geniş stratejik düzlemde kaçınılmaz" diyen Güler, bu görüşünü şöyle izah etti: "Dünya ekonomisi Atlantik’ten Pasifik’e doğru kayıyor. Üretimin merkezi kayıyor. Pek çok Batılı ülke ticaretini Çin’le yapmaya başladı. Bu bir nesnel süreç yaratıyor” dedi. Türkiye’nin 2011’le birlikte Suudi Arabistan ve Katar’la Suriye’ye yönelik yürüttüğü hareketle hedefine ulaşamayıp çok sıkıştığını belirten Güller, şöyle konuştu: “Suriye’de Beşşar Esad hükümetini yıkıp bir İhvan rejimi inşa etmekti, hedefleri. Başaramadılar. Bunun gerçekleşememesi, özellikle ABD’nin Rusya’yla karşı karşıya gelmek konusunda riskler almaktan kaçınması, hele de işin mimarı olan Davutoğlu’nu ortada bıraktı. Türkiye nefes alabilmek için ya bu süreci değiştirmek zorunda ya da intihar etmek durumundaydı.”
'AKP İLE MÜMKÜN MÜ? TARTIŞILIR'

AKP hükümetinin sıkışması yüzünden başta Rusya’yla olmak üzere yeni işbirliklerine yönelttiği değerlendirmesini yapan Güller, “Umarız Suriye’yi de en sonunda katarız. Türkiye bölge merkezli dış politika uygulayan, komşularıyla barış içinde olan, terör ihraç etmeyen ve sınırlarını teröristlere kapatan bir ülke durumuna umuyorum ki gelir. AKP ile bu mümkün mü? Tartışılır” dedi.

'VATAN PARTİSİ İLE İTTİFAK SÖZ KONUSU DEĞİL'

Güller’e Türkiye kamuoyunda gündeme taşınan ‘Erdoğan Kemalizme döndü’ iddialarını da sorduk. Bu argümanlara katılmadığını belirten Güller, “Erdoğan ve tayfası ezelden beri 31 Mart’çıdırlar. Erdoğan taktik manevra kabiliyeti oldukça yüksek bir politikacı. Özellikle son 14 yıla bakarsanız, çok kıvrak manevralar yapan, ittifaklar kuran ve düşmanını yalnızlaştıran siyasetler uygulayabiliyor. Bu onun ayakta kalmasının temel nedeni. Önce AB’ye yaslandı, liberallerle ittifak yaptı ve devlet içindeki bürokrasideki Kemalist yapıyı tasfiye etmeye çalıştı. Yani ittifaklar kurarak süreci istediği noktaya götürebiliyor. Aynı şeyi Kürt açılımıyla da yaptı” dedi. Vatan Partisi ile ittifak iddiaları içinse “Yani böyle bir şeyi ben mümkün görmüyorum. Vatan partisine dayanması teknik olarak mümkün değil. Partinin kadrolarıyla, yapısıyla bu mümkün değil. AKP-Cemaat çatışması nedeniyle cemaatin çok daha büyük bir tehdit olması başka bir şey,  Vatan Partisi’nin bu nedenle ittifak yaptığı iddiası başka bir şey" değerlendirmesinde bulundu.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)