• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 15 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 17 °C

AKP'de politika değişikliği ve olası nedenleri

Torun Ahmet TÜRKMEN

Belirli bir süredir Türkiye’de ciddi sayılabilecek gelişmeler yaşanıyor. AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan dış politikada köklü bir değişiklik gerçekleştiriyor. Son yıllarda AKP ve ülke adına ne söylemiş ve bunu politika olarak ortaya koymuşsa, şimdi tam karşıt bir politik çizginin ortaya konmaya başladığı görülüyor. Dün  kırmızı çizgimiz denilen tavırlar ve yaklaşımlar bugün adeta yok sayılarak yeni süreçlere kapı aralanıyor. Şimdi kamuoyu haklı olarak “Bir anda ne oldu da köklü politik değişikliklere gidiyoruz?  Bugün ortaya konmaya çalışılan politikalar doğruysa bugüne kadar olanlar tümden yanlış değil mi?” diye soruyor.

Son yıllarda olan şu;  komşularımızla, Avrupa’yla ve tüm dünya ile yaşadığımız, halkımıza karanlık bir dönem yaşatan bir çizgi izledi. Ülke çıkarları yok sayıldı, ayaklar altına alındı. Emperyalist güçlerin yönlendirdiği karanlık odaklar, terörist gruplar kollandı, gözetildi. Türkiye adeta kaynayan bir kazanın üzerine oturtuldu.

Şimdi tüm bu politikalardan geri dönülmesi, komşu ülke ve halklarına dönük ırkçı ve nefret içeren, ülkelerin bağımsızlığını yok sayan tutumlardan dönmeye çalışmak olumlu sayılabilecek bir durum. Elbette komşularımız ve tüm dünya ülkelerine dönük politika değişikliği somutlanırsa. Bunu yaşayıp göreceğiz.

AKP hükümeti yıllarca kimliksiz, başarısız bir dış politika ortaya koydu. Herkesle kavga ederek ayakta kalamaz ve bu politikayı uzun süre sürdüremezdi. Nihayet sürdüremedi. Ortadoğu’da izlediği politikalarının yanlışlığını gördü ya da ona gösterildi. Bölge ülkelerinin önderliğine soyunarak deryalara daldı ama sonunda küçük bir derede sıkıştı kaldı. Yiyemeyeceği lokmayı yutmaya çalıştı, yutamadı.

Özellikle Suriye politikasındaki güç dengelerini hesaplayamaması, öngörüsüz, gücünün sınırını bilmeyen politikasının altında kaldı. Suriye’de iç savaşın olmadığını, emperyalist güçlerin dış müdahalesi olduğunu, bölgenin yeniden şekillendirilmek istendiğini, bu güçlerin IŞİD, El Nusra gibi yapıları bu dönem için kullandıklarını görmek istemedi. Bu yapılarla birlikte hareket etmeyip, Esat rejimine karşı bu kadar hamasi tutum almasaydı ilk başlarda önerdiği “Güvenli bölgeler” tezi kabul görebilirdi. Bu şansı kaybederek “Açık kapı” politikaları ile 2 milyon civarında olan bir mülteci ile karşı karşıya kalmaz, ülkeyi teröristlerin bu kadar açık hedefi haline getirmeyebilirdi. Esat’ın artık kalıcı olduğunu ve gitmeyeceğini gördü.

Farklı boyutta da olsa benzer süreçler Irak, Mısır, İran, Rusya ve hatta Filistin’le de yaşandı. İsrail ile içeriği açıklanmayan, ülke çıkarlarına aykırı bir dizi noktanın olduğu tahmin edilen anlaşma ile Türkiye yeni bir ipoteğin altına sokuldu.

Ülkemiz bölgemizde tümden devre dışına itildi. Türkiye artık bu denklemin hiçbir noktasında yok.

Dış politikadaki bu politika değişikliğe paralel olarak iç politikada da “Düşmanları azaltma, dostları çoğaltma” söylemi ortaya atılmaya başladı bu günlerde. Yeni ittifaklar aranıyor, var olanlar güçlendirilmeye çalışılıyor. Ama bir şartla “Tayyip Erdoğan kendisini, oluşturmaya çalıştığı sistemini güvence altına almak” koşulu ile. İç politikada, parlamento’da attığı tüm adımların altında bu var. Kendisine “Biat” edilmesini temel alıyor.

Peki bu “yumuşama“ politikasının altında ne var? AKP’yi bu değişikliğe iten neden ne? Her şeyden önce  dünya konjektürü çok değişikliğe uğradı. AKP dünyada sözünü dinleyenin kalmadığını görüyor. Ülkede ekonominin kötü gittiğini, karşıtlıkların güçlendiğini biliyor. Potansiyel olarak muhalefetin güçlenebileceğini hissediyor. Taban, sokak muhalefetinin güçlenebileceğini öngörerek muhalefeti parlamentoya sıkıştırmaya, bir an önce sonuç almaya çalışıyor. Zamana tahammülü yok.

Kısacası alanının daraldığını, sıkıştığını, açmazlarının arttığını görüyor ve önlem almaya çalışıyor. Burada sormak gerek;  AKP’nin geldiği bu nokta, aynı zamanda toplumsal ve siyasal muhalefetinin olanaklarını ortaya koymuyor mu?

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)