• BIST 73.391
  • Altın 133,104
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C
  • İzmir 9 °C
  • Adana 10 °C
  • Antalya 11 °C

AKP'deki paniğin nedeni

Torun Ahmet TÜRKMEN

AKP iktidarının 15 Temmuz süreci ile birlikte hızlandırdığı Cumhuriyet rejimini ortadan kaldırmaya dönük adımları karşısındaki tüm direnç noktalarına dönük yok etme stratejisi kesintisiz devam ediyor.

Bu çerçevede FETÖ operasyonu görüntüsü altında, tüm muhalifleri, kendisine karşı çıkan tüm odakları bir program çerçevesinde imha hareketi uyguluyor. Son olarak Cumhuriyet operasyonundan sonra HDP eş başkanları ve milletvekillerini somut bir suç isnat edilmeden tutuklanması, HDP parti örgüt binalarının kullandırılmaması, fiilen çalışmalara engel olunması kamuoyunda “Hukuksuzluğun boyutunun diğer muhalefet partilerine de ulaşması” endişesini doğuruyor.

Geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi, AKP ittifaklar oluşturdu, kontrolü kendisinde kalmak koşulu ile köktendinci, muhafazakar- milliyetçi, şoven güçlerden oluşan bir blok oluşturdu. Devlet Bahçeli çevresi ve FETÖ ile üst aklın girişimi ile yeni bir oluşuma gitti. FETÖ soruşturması çerçevesinde tutuklanan suça bulaşanlar tek tek serbest bırakılıyor bugün. Cumhuriyet gazetesi operasyonunda FETÖ davası nedeniyle yargılanan bir savcının bu operasyonda kullanılması bu işbirliğinin somut bir göstergesidir. Olgunun siyasi ayağı tümden kapatıldı.

ABD bir süre hükümet üzerindeki sarsılan imajını şimdi yeniden kurmuşa benziyor. İşin boyutu o noktaya geldi ki; ABD’li bir general Suriye ve Irak operasyonun denetimi noktasında görevlendirildi. AKP hükümeti başka bir seçeneğinin olmadığını görüyor.

Bu gelişmeler üzerine toplanan CHP parti meclisinin “Halkın demokratik direnme hakkının savunulması” beyanı Erdoğan ve siyasi iktidar çevrelerinde ciddi bir dalgalanmaya ve verdikleri tepkilere baktığımızda paniğe yol açtığı görülüyor. Tepkilerden de görüldüğü gibi AKP iktidarının en korktuğu, asla istemediği bu. Biliyor ki; Türkiye toplumunun hiç küçümsenmeyecek bir kesimi üzerinde ( belki yüzde 10-15) bugüne kadar yaratılan “Güç” algısıyla güçlüden, egemenden yana olma eğilimini kaybedebilir. Bu da beraberinde kontrolün kaybedilmesini getirebilir.

CHP, kendisine her koşulda oy veren, örgütlü siyasal güçler ve hatta HDP’ye oy veren büyük bir kesimden başlayarak ciddi bir direnç odağı oluşumunun ortaya çıkmasında önemli bir misyon üstlenebilir. Şu bilinmelidir ki bugün bunu yapmadığında çok uzak olmayan bir süreçte Varlık- yokluk noktasında bu çıplak gerçekle zaten yüz yüze gelecektir. O zaman “geri zor dönülür” noktadan başlamak zorunda kalarak. Eğer bu noktaya düşmek, toplumda “Edilgen-figüran” durumuna düşmek istemiyorsa günün gereğini yerine getirmek zorundadır. Unutulmasın ki AKP’yi geriletmenin ve hatta iktidardan düşürmenin, Cumhuriyeti kurtarmanın başka yolu da gözükmüyor.

Ortaya konabilecek bu politikaya karşı yapılan eleştiriler ve saldırılar ve hatta terör örgütleriyle bağ kurdurma girişimleri siyasi iktidarın planlarının bir parçası olarak görülmelidir. Demokratik kamuoyuna oluşabilecek kısmi eleştiriler günün gerçekleri iyi anlatılarak giderilebilir.

Yakın dönemde demokratik kamuoyunda oluşmakta olan “Diktatörlüğe karşı tüm demokratik ve özgürlükçü güçlerin birlikte davranması, bu doğrultuda güçlü bir demokratik direnişin ortaya konması“ fikriyatının oluşması ile ve CHP’nin bu sürece “önderlik etmek” istemesi bu çevrelerde büyük bir heyecana yol açarak, açıklamanın somut aktivitelere dönüşmesi beklentisini oluşturdu.

Ülkenin geleceği noktasında önümüzde aydınlık bir yol açılabilir. Bunun yolu muhalefetin güçlü bir çerçevede oluşması demokratik hak ve özgürlükler, demokratik bir Türkiye hedefiyle kararlı bir şekilde ortaya çıkmadan geçiyor. Önderlik söylemini açıklayan CHP bu direnişin nasıl ve hangi argümanlarla gerçekleşeceğini ortaya koymalıdır. Yasalarımızda, anayasada henüz var olan haklar bu aktivitelerin temelini, başlama noktasını oluşturabilir. Bu noktada topluma güven veren, onları eylemliliğe hazırlanması görevi ortada duruyor.

Hükümetin bu süreci ilanihaye sürdürme şansı yoktur. Ülke ekonomisi çok kötü durumda. Son açıklanan verilere göre bu yılki üretimin ciddi olarak düştüğü görülüyor. Toparlanma ihtimali de gözükmüyor. Dünya, bölgemiz ve özellikle Avrupa ile ilişkiler kopmak üzere. Almanya “Siyasi iltica kabul ederiz" demek durumunda kalıyor. Bu durum fiilen ipin kopması olarak görülebilir. Sadece uzatmalar oynanıyor. Siyasi iktidar; bu nedenledir ki AKP acele ediyor. Her günün aleyhinde olduğunu biliyor.

Bizlere düşen görev ise bu süreci kısaltmak.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.