• BIST 107.112
  • Altın 145,460
  • Dolar 3,5237
  • Euro 4,1103
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 32 °C

AKP'den 'Gazi' Meclis'e şeriatçı başkan adayı

Erdoğan önerdi, 'Anayasa’da Allah olmalı' diyen İsmail Kahraman AKP'nin Meclis Başkan adayı oldu. İşte Kahraman'ın Türkiye'nin 2 numaralı koltuğuna oturmaya hazırlanan Kahraman'ın portresi.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısının ardından partilerinin TBMM Başkanı adayının İstanbul Milletvekili İsmail Kahraman olduğunu açıkladı. AKP’nin Meclis Başkanı adayı İsmail Kahraman, “Yeni Anayasa’da Allah lafzı mutlaka yer almalıdır” diyen ve İslam hukukunu kastederek ‘genlere uygun anayasa’ isteyen bir isim.

Yeni anayasa tartışmalarının en önemli gündem maddeleri arasında yer alacağı TBMM’nin 26’ıncı dönemi için AKP’nin Meclis Başkan adayı olan İsmail Kahraman’a göre, “Yeni Anayasa’da Allah lafzı mutlaka yer almalı.”

Erdoğan’ın isteğiyle AKP’nin Meclis Başkanı adayı olarak açıklanan İsmail Kahraman, geçmişte tartışma yaratan açıklamalara ve uygulamalara imza attı. AKP’nin kuruluş sürecinde önemli rol oynayan Kahraman, partinin isim babası. Hemşehrisi Erdoğan’ın ‘Ağabey’ diye seslendiği belirtilen Kahraman, REFAHYOL hükümeti döneminde bir süre Kültür Bakanı olarak görev yaptı. Kahraman’ın bakanlığı döneminde destek verilen filmler ve tiyatroların, yayınlanan kitapların seçiminde ‘dinsel ögeler’ öne çıkarken, bakanlık kadrolarında önemli değişiklikler yaşanmıştı.

'Genlere uygun anayasa'
İsmail Kahraman, yeni anayasa konusundaki ilginç çıkışlarıyla da dikkati çekiyor. Kahraman daha önce “Allah lafzının Anayasa’da yer alması” gerektiği yolunda açıklamalar yapmış, bu öneri kurucusu olduğu Birlik Vakfı’nın kendisinin başkanlığında hazırladığı anayasa teklifinde de yer almıştı. Kahraman, katıldığı televizyon programında yeni bir hukuk sistemi gerekliliğini şu sözlerle ifade etmişti: “Kulağına ezan okunarak İslam hukukuna göre doğuyorsun, büyüyorsun; İsviçre Medeni Kanunu’na göre muamele görüyorsun, suç işliyorsun; İtalyan kanunlarına göre ceza alıyorsun; ticareti Alman ticaret kanununa göre yapıyorsun; Fransız idare sistemine göre idare ediliyorsun ve ölüyorsun; yine İslam hukukuna göre musalla taşına konup, defnediliyorsun. Sadece doğum ve ölüm esnasında kendimize ait bir hukuk var. Adil bir Türkiye için hukuk sisteminin baştan dizayn ederek, kendimize ait, genlerimize uygun bir anayasanın yapılması gerekiyor.”

Erdoğan için 'altın sikke' bastırdı
Kahraman, Türk Talebe Birliği ve Birlik Vakfı’nın düzenlediği kompozisyon yarışması ödül töreninde o dönem başbakan olan Erdoğan’a üzerinde resmi bulunan 22 ayar altın sikke hediye etmişti. Sikkeyi “Devlet başkanımıza takdim ediyorum. Lütfen kabul buyursunlar” diye sunan Kahraman, “Dilinin sürçmediğini” belirterek, Erdoğan’a “İnşallah 10 Ağustos’tan itibaren de Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başkanı olacaksınız” demişti.

'Modaya uymayın'
Kahraman, memleketi Rize’de Kız Teknik ve Meslek Lisesi’nde düzenlenen bir törende genç kızlardan modaya uymayarak inançlı olmalarını isteyerek şöyle seslenmişti: “İyi bir anne olmak lazım. İnançlı olmak lazım. Modaya uymayacağız. Moda geçicidir, gündelik bir hadisedir.” 

İsmail Kahraman kimdir?
İsmail Kahraman, geçmişte Talebe Cemiyeti Başkanlığı, Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanlığı, Birlik Vakfı, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) Kuruculuğu ve Mütevelli Heyeti Başkanlıkları, Özel Sektörde İdare Meclisi Başkanlıkları, Çalışma Bakanlığı Müşavirliği ve Kültür Bakanlığı yaptı. Kahraman, ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Geliştirme Vakfı Kurucular Kurulu Üyesi ve Mütevelli Heyeti Başkanlığı yapıyordu. Kahraman, 1 Kasım seçimlerinde AKP'den İstanbul 1. Bölge 1. sıra milletvekili adayı olarak seçimleri kazandı.

NEDİR BU MTTB?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Abdullah Gül'ün de gençlik yıllarında üye olduğu ve aktif siyasete başladığı bir gençlik/öğrenci örgütü olan Milli Türk Talebe Birliği, bugünkü AKP kadrolarının bir çoğunun yetiştirildiği "Türk-İslam" ideolojisini savunan bir gençlik örgütü.

Bilinen yapısıyla Millî Türk Talebe Birliği (MTTB) ilk olarak 1946 yılında Edebiyat (Öğrenci) Derneği Başkanı Reha Köseoğlu, Hukuk (Öğrenci) Derneği Başkanı Tahsin Atakan, Tıp (Öğrenci) Derneği Başkanı Rehai İslam tarafından, merkezi İstanbul'da olmak üzere, "Türk Talebe Birliği" adıyla kuruldu. Demokrat Parti iktidarına karşı mücadele eden dernek önceleri CHP'li sol ve muhalif bir yapıya sahipti. Dernik 27 Mayıs 1960 müdahalesinden sonra "Milli Türk Talebe Birliği" adını aldı. 

Ancak, CIA ve NATO'nun gizli yapılanması Gladyo (Türkiye'de 'derin devlet' de denilen Kontrgerilla) teşviki ve yönlendirmesiyle "Komünizmle Mücadele Dernekleri" adıyla islamcı, milliyetçi ve ırkçı nitelikli bir örgütlenme kuruldu. Bu dernek aracılığıyla, 27 Mayıs 1960'dan sonra Türkiye'nin içine girdiği demokratik, laik ve cumhuriyetçi çizgi kıralmak istendi. Daha da önemlisi, bu örgütler aracılığıyla, 27 Mayıs ile önü açılan ve yükselişe geçen solun önünün kesilmesi içir mücadele yürütülmesi amaçlanıyor, Cumhuriyet tarihinin en özgürlükçü ve demokratik anayasası olan 1961 Anayasası'nın değiştirilmesi için kampanyalar yürütülüyordu. Bu dönemde aynı dinci-ırkçı çevre, NATO'nun emrindeki Kontrgerilla ve MİT'in desteğiyle MTTB'ni de ele geçirdi. Bunun üzerine 27 Mayıs'ı destekleyen ve üniversite-lise gençliğinin büyük çoğunluğunu oluşturan solcu ve CHP'li gençler, Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı (TMGT) adlı derneği kurdu. TMGT, daha sonra kurulacak Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Dev-Genç gibi efsane gençlik örgütlerine temel oluşturdu. Özellikle 1965 sonra islamcı-milliyetçi bir çizgiye oturan MTTB, sola ve devrimci gençliğe karşı karanlık bazı eylemlerin içinde yer aldı. MİT ve Polis destekli bir dizi Kortrgerilla operasyonlarına katıldı, CIA'nın kirli senaryolarında rol aldı.

Kanlı Pazar

Bu eylemlerden en ünlüsü 16 Şubat 1969'da Taksim'de "Kanlı Pazar" olarak bilinen olaydır. Bu tarihte Amerikan emperyalizmini ve İstanbul'a gelen ABD'nin 6.Filo'sunu protesto etmek için büyük bir yürüyüş ve miting düzenleyen devrimci gençiliğe karşı, polis ve MİT desteğiyle kalleşçe bir tuzak kuruldu. Çevredeki camilere mitingden günler önce yığınak yapılarak silah, sopa, bıçak gibi saldırı silahlarını depolandı. Dönemin sağcı-dinci gazetesi Bugün'ün sahibi ve başyazarı, bugünkü siyasal islamcıların çoğunun hocası olan şeriatçı Mehmet Şevket Eygi, günlerce kışkırtıcı yazılar yazdı. Bu ibret verici yazılardan birinde Eygi, "Amerikan 6'ncı Filosu Kıble yönünde demirledi. Ey müslümanlar, önce Kıbleye dönüp namaz kılın, sonra da kızıl komünistlerin kanlarıyla kaldırımları sulayın" diyordu. M. Şevket Eygi, 2008 yılında Milli Gazete'de yazdığı bir yazıda CIA ve MİT'le kirli işbirliğini itiraf edecek ve, "O zaman ABD nüfuzu altındaydık, bu da tabiiydi, çünkü İslamda ehven-i şerriye kaidesi vardır" diyecekti. Dinci Eygi, halen Vahdet gazetesinde köşe yazarlığı yapıyor.

Olay daha sonra şöyle gelişti; 16 Şubat 1969 Pazar gününün bir gece öncesinde çevredeki camilere yerleşen 3 bin kadar dinci/şeriatçı, solcu gençlere polis desteğinde saldırarak 2 kişiyi öldürdü 200 kişiyi de yaraladı. Pis bir tuzak kurulmuştu,  50 bin kişinin katıldığı (bu sayı o döneme göre çok büyük bir kitledir) yürüyüş Beyazıt Meydanı'ndan başlamıştı. Kitlenin sonu daha Beyazıt Meydanı'ndayken, öncü gruplar Taksim'e çıkan Gümüşsuyu yokuşundaydı. İşte tam burada dönemin Çevik kuvvet polisi diye niteleyebileceğimiz Toplum Polisi, öndeki 400 kişilik grup ile yürüyüşçülerin büyük kitlesi arasına girerek barikat kurdu. Arbedeyse Taksim Meydanına sokulan 400 kişilik bu küçük gruba ise saklandıkları bina ve camilerden tekbir getirerek çıkan 3 bin kişilik gerici-dinci grup, polis desteğinde saldırdı. O dönemin haberleşme araçlarının sınırlığı nedeniyle, büyük kitlenin bir süre bu olaydan haberi olmadı. Haberleri olduğu zaman ise saldırganlar kaçmış, Taksim'i polisler tutmuştu. Olay sırasında çekilen ve çember sakallı gericilerin yere düşen devrimci bir genci polisin önünde bıçaklarken gösteren ünlü fotoğraf daha sonra bu kirli operasyonun simgesi oldu. Bu saldırı MTTB'de planlanmış ve saldırıda esas olarak dernek üyeleri görev almıştı. Saldırının palanlayıcıları arasında Abdullah Gül'ün adı da geçiyordu. 

'Kıytırık örgüt'

Kirli bir sicili olan, CIA ve MİT gibi istihbaret örgütlerinin oyuncağı haline gelen MTTB, hiçbir zaman öğrenci hareketi ve gençlik içinde etkili bir örgüt olamadı. Dönemin dernek üyelerinden islamcı yazar Ali Bulaç bu yılın başında, "Talebeliğimizde ben dahil bir çoğumuza ajanlık teklif edildi' diyecikti. MTTB aslında 1960'lı ve 70'li yıllarda "kıytırık" bir yapılanma olarak kaldı. Önemi kirli operasyonlarda rol almasıydı. Solun ve devrimci gençliğin yükselişini önleyemediği gibi, sağcı gençlik grupları arasında da etkili bir örgüt haline gelemedi. Örneğin, 1970'li yıllarda Erbakan liderliğindeki Milli Görüşçülerin eline geçen MTTB ve ona paralel oluşturulan Akıncı Gençlik Derneği (Ak-Genç) sağ kanatda Ülkü Ocakları / Ülkücü Gençlik Derneği karşısında da küçük, önemsiz ve etkisiz kaldı. MTTB, 12 Eylül Darbesi sonrasında diğer dernekler gibi kapatıldı.

Sonuç olarak İslamcı hareket ve dinciler, ileri sürdükleri gibi mağdur, dışlanan, devletin baskısı altanda kalan bir kesimi değil; tam tersine CIA'nın kirli işlerini gören, Polis ve MİT'le çalışan, derin devletle ahlaksız bir ilişki yaşadığı geçmişe sahip oldu. Bugünkü iki yüzlülükleri bu tarihsel gerçeği hiçbir zaman gizleyemedi. Tarih ve sicilleri hep arkalarından geldi.

Mağdur değil, sinsi işbirlikçi 

Millî Türk Talebe Birliğine üye olup da Türk siyasetinde öne çıkan isimler arasında; Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Eski Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Eski Yardımcısı Beşir Atalay, Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kültür Eski Bakanı İsmail Kahraman (Başkan), İçişleri Eski Bakanı Abdülkadir Aksu, Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik ve Bahattin Yıldız gibi birçok isim yer alıyor.

Yılmaz Özdil'in kaleminden İsmail Kahraman

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil de bugün köşesinde İsmail Kahraman'ı yazdı.

İşte Özdil'in kaleminden Erdoğan portresi.

Sikke-i demokrasi

Tahta geçen padişah, bismillah ilk iş, kendi adına sikke bastırırdı.
Hükümdarlık alametiydi.

İlk altın sikke Fatih Sultan Mehmet için bastırılmıştı. Üzerinde “darib’ün nadri sahib-ül-izzi vennasri, filberri velbahri” unvanı bulunuyordu. Yani “izzet sahibi, karaların ve denizlerin hakimi”ydi.

Kanuni’nin sikkesinde “iki karanın ve iki denizin sultanı, Mekke ve Medine’nin hizmet eri” yazıyordu.

Şu anda televizyonda dizisi oynayan 1’inci Ahmed’in sikkesinde “mülkü daim olsun” yazıyordu, henüz 27 yaşındayken gömdüler!

Padişah sikkelerinde genellikle “galibiyeti daim olsun, yüce saltanat yeri, adil sultan, büyük mülklerin sultanı, ömrü uzun olsun” gibi pohpohlamalar bulunurdu.

Bayezid’in sikkesinde “han” ibaresi vardı. “Sultan” unvanı ilk kez Mehmet Çelebi’nin sikkesinde kullanıldı. Yavuz’un sikkesinde “şah” yazıyordu. Abdülmecid’in sikkesinde gül motifi vardı. 3’üncü Selim’in sikkesinde “Konstantiniye” yerine, ilk kez “İslambol” kullanılmıştı.

Vahdettin’in sikkesi pek havalıydı. “El-müstenidu bi-tevfik-ti’r Rabbaniyyeti Meliki’d Devleti’l Osmaniyyeti” yazıyordu. Yani “ilahi yardımlara dayanan Osmanlı devleti meliki, hükümdarı”ydı. Neticede… İlahi yardım aldığı İngilizlerin gemisine binip, kaçtı.

Cumhuriyet tarihimizin ilk sikkesi… “Son Osmanlı Padişahı” pankartıyla tanınan Tayyip Erdoğan için bastırıldı.

Geçen sene, henüz başbakanken, Türk Talebe Birliği ve Birlik Vakfı’nın kompozisyon yarışması ödül törenine katılmıştı. Birlik Vakfı Başkanı sahneye çıktı, Tayyip Erdoğan’ı Fatih Sultan Mehmet’in torunu ilan etti… “12 yılda sessiz devrim yapan büyük bir devlet adamımız var, Fatih’in torunu var, biz sayın başbakanımıza darphanede 22 ayar sikke bastırdık, bir tarafında Fatih’in tuğrası var, öbür tarafında başbakanımızın resmi var, takdim ediyorum, lütfen kabul buyursunlar” dedi. Tayyip Erdoğan sikkesini aldı.

Hani, AKP’nin TBMM başkanlığına aday gösterdiği İsmail Kahraman’ın kim olduğunu merak ediyorsunuz ya… İşte bu.

Tayyip Erdoğan’a padişah torunu sıfatıyla sikke bastıran herif, saltanatı kaldıran gazi meclis’e başkan oluyor.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)