• BIST 107.202
  • Altın 145,675
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 27 °C
  • Antalya 28 °C

AKP’nin Cerablus hamlesi ve nedenleri

AKP’nin Cerablus hamlesi ve nedenleri
AKP iktidarı Cerablus operasyonu ile birden çok avantaj elde etmeyi hedefliyor.

Ömer Ödemiş / Haber Analiz

AKP iktidarı büyük bir askeri atak yaparak, ÖSO, Feylak el Sham, Tahrir Ordusu, Nureddin Zengi Tugayı, Sultan Murad Tugayı gibi cihatçı terör gruplarıyla ittifak halinde, sınırımızın hemen dibindeki Cerablus kasabasına girdi.

Yaklaşık 3 yıldır IŞİD’ın elinde olan kasaba, nerdeyse hiç çatışmasız olarak ele geçirildi. "Fırat Kalkanı" olarak isimlendiren operasyonda Çeçen teröristlerde de bulunuyordu. ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) diye adlandırılan silahlı yapının içinde aynı zamanda 150 civarında Türk özel birliklerinden askerin de yer aldığı açıklandı.

Suriye'de meşru devlet güçlerine karşı 6 yıldır terör eylemlerinde bulunan ve binlerce insanın katledilmesinde yer alan silahlı terör gurupları ile Türkiye hükümetinin ilişkisi ilk kez açıkça sergilendi. Türkiye içinde silahlı olarak barındırılan, lojistik destek verilerek askeri organizasyonu sağlanan bu terör grupları; Türk askeri güçleri ile birlikte ilk kez ortak bir operasyona girdi. Artık gizlenmeye gerek duymadan, açıkça dünya kamuoyunun gözü önünde, sözde IŞİD tehdidi gerekçesi ile silahlı terör grupları ile işbirliği yapıldı.

IŞİD, Cerablus kasabasına 3 yıl kadar önce yine Türkiye sınırlarından girmişti ve sınır kapısını o günden bu güne kadar kontrolü altında tutuyordu. İlk başlarda bundan bir rahatsızlık duymayan, hatta IŞİD’in bu kasabayı ele geçirmesine olanak sağlayan AKP iktidarı, Kürt silahlı gruplarının bölgede hareketlenmeleri üzerine, IŞİD tehdidini birden önemseyerek Cerablus'a girişi organize etti.

Giriş yapıldı yapılmasına ancak, Cerablus kasabasında tek bir IŞİD mensubu bulunamadı. Çatışma çıkmadı, direniş olmadı. Türkiye’den, Türk ordusu ile birlikte Cerablus'a giren sözde ılımlı katil şebekeleri ivedilikle kenti yağmalamaya yöneldi. Yer yer de kendi aralarında tartışmalar yaşadı.

Peki, çok kısa süre önce yüzlerce elemanı bulunan IŞİD, birden nereye kayboldu, neden gitti, neden direniş göstermedi, birden bire nasıl buharlaşabildi? Birileri IŞİD’a çekilin talimatı mı verdi? Türkiye medya destekli Cerablus operasyonuna kalkışırken, kasabanın IŞİD tarafından boşaltıldığını biliyor muydu? Eğer biliyorsa, o kadar tank IŞİD için değil başka bir amaç için ilk kez Suriye topraklarına sokuluyordu.

Koalisyon güçleri denilen ve içinde ABD ve pek çok Avrupa ülkesi ile Türkiye’nin de bulunduğu askeri oluşum, yaklaşık 2 yıldır IŞİD’a karşı askeri operasyon yapıyor. Ancak IŞİD bu askeri operasyonlardan çok etkilendiği, zayiat verdiği, ciddi anlamda silah ve mühimmat kaybettiği söylenemez.

Koalisyon güçlerinin IŞİD operasyonunda amaçladığı şeyin, bu gücü sınırlı bir alanda tutarak, Suriye devlet güçleri ile çatışmada bırakmak. Suriye devlet güçlerine karşı savaşan IŞİD güçleri, koalisyon için dolaylı müttefik konumundadır. Bu anlamda koalisyon güçlerinin IŞİD’a kaşı operasyonları, imha etmeye, bitirmeye, varlığını sonlandırmaya yönelik değil, sınırlandırmaya, hareket alanını belirlemeye yöneliktir.

IŞİD’ın Cerablus’dan çekilerek, asli alanlarına dönmesinin nedeni de budur. Akse halde IŞİD’in Suriye sahasının hemen her yerinde karşılaştığı ve her zaman ezip geçtiği, ÖSO ya da türevi çapulculardan oluşturulan devşirme örgütlerden askeri olarak çekinip mevzi terk ettiği düşünülemez. IŞİD, danışıklı bir şekilde Cerablus kasabasından çekilerek, bölgede çatıştığı Kürt güçlerle Türkiye ve güdümündeki devşirmeleri karşı karşıya bırakmayı hedeflemiş olmalıdır.

ÖSO VE DİNCİ GRUPLARIN TÜRKİYE'DE NE İŞİ VAR?

Cerablus'a Türk askeri ile birlikte giren, “ılımlı muhalifler” olarak tanımlanan ve sayıları yaklaşık 5 bin civarında olan bu güçler Türkiye’ye nasıl girdiler? Uluslararası hukuka aykırı olarak, bir başka ülkede terör eylemlerinde bulunan ÖSO ve benzeri cihatçı örgütler Türkiye’ye nereden getirildi?

Türkiye’den Suriye’ye giren VE ÖSO çatısı altında toparlanan cihatçı daha önce nerede barındırılıyordu? Bu kadar ciddi bir askeri güç Türkiye sınırları içerisinde nasıl bir güvenlik altında tutuluyordu, sızma oldu mu, sızmalara karşı tedbir alındı mı, bilinmiyor. Bilinen tek gerçeklik, sayıları 5 bine yakın olan cihatçı terör grupları, Türkiye sınırları içerisinde, Türk askeri tarafından organize edilerek, komşu ülke olan Suriye'ye geçişlerinin sağlandığıdır. Kuşkusuz bu türden bir askeri hamle, bölgede etkin ve belirleyici olan güçlerin bilgisi ve onayı ile yapılmıştır. 

İran ve Suriye’nin Cerablus operasyonunu kınamaları normal bir tepkiydi. İran'ın, konuya ilişkin açıklamasında, Suriye topraklarına yapılan harekâtın Şam hükümeti ile koordineli gerçekleştirilmesi gerektiğinin belirtilerek, “Suriye topraklarındaki terörist gruplarla mücadele, uluslararası hukukun temel ilkelerinden birisi olan o ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarına saygı gösterilerek merkezi yönetimle koordineli şekilde yapılmalı” denildi. 

Türkiye, Rusya’nın yumuşaması ve bilgisi dahilinde, kendi iç sıkıntılarını da hafifletmek ve Suriye sahasında yeniden bir pozisyon kazanmak için böyle bir operasyona giriştiği anlaşılıyor. Aksi halde Suriye devleti ile yeniden ilişkiler geliştirmeye yönelen, bu konuda İran ve Rusya ile işbirliği adımları atan, Suriye politikasını değiştirme işaretleri veren AKP iktidarının bağımsız bir girişimde bulunma ihtimali  zayıf görünüyor.

AKP NEYİ HEDEFLİYOR?

AKP iktidarı Cerablus operasyonu ile birden çok avantaj elde etmeyi hedefliyor. 

İlk olarak, darbe girişimi nedeniyle itibarı sarsılan ve personelinin önemli bir kısmını bu soruşturma kapsamında kaybeden Türk Silahlı Kuvvetlerinin prestijini yeniden kazanmasını sağlamak; ikincisi, ABD’nin bölgede müttefik olarak Kürt silahlı güçlerini kabul etmesine karşı kendi politikasını dayatarak, PYD’nin terör örgütü olduğu savını kabul ettirmek; üçüncüsü ise, gerekirse askeri olarak bu güçlerin etkinliğini kırabileceğini göstermektir.

AKP iktidarının, Suriye’deki kirli savaşta 6 yıldır desteklediği ÖSO ve türevi terör gruplarını bölgeye yerleştirerek, kendi denetiminde güvenli bir bölge oluşturmak da diğer önemli hedefleri arasındadır. Çünkü bu güçler Suriye sahsında ve Türkiye sınırları dışında varlık gösterebilecekleri çok fazla bir alanın kalmaması nedeniyle, yeni bir bölgeye ihtiyaç duyuyor. Özellikle Halep ve Lazkiye bölgelerinin Rusya hava gücü ve Suriye ordusu tarafından hızla temizlenmesi sonucu sıkışmış olmaları da böylesi bir girişimi zorluyor.

AKP ayrıca; Rusya ile anlaşmalı olarak ve Suriye devletinin de bilgisi dahilinde girişilen bu operasyonla bölge politikasında yeniden etkin olmaya, aktif rol üstlenmeye de çalışıyor. Dahası, Türkiye sınırları içerisinde artış gösteren PKK eylemlerine silah ve mühimmat sağladığını düşündüğü Suriye'deki Kürt yapılanmasını sınırlamaya çalışıyor.

KÜRT KORİDORU MASALI

Suriye'de yaşanan kaos sürecinde ABD’nin yoğun desteğiyle ciddi bir silahlı bir güç haline gelen PYD / YPG örgütünün Türk sınırı boyunca koridor oluşturarak, Türkiye’yi tehdit edeceği gerekçesi mesnetsizdir. En iyimser yaklaşımla Suriye’deki Kürt gerçekliğinden bihaber olmak demektir. Bahse konu bölgede yaşayan Kürt nüfus dikkate alındığında, böyle bir hamlenin mümkün olmadığı anlaşılabilir.

Çünkü, Suriye Kürtleri ağırlıklı olarak merkezi şehirlerde yaşıyor. Özellikle Kürt nüfusun yarıya yakını Şam'da yaşıyor ve sistemle bütünleşmiş durumda. Hiçbir güç bu kesimi yaşadığı kent merkezlerinden sökerek, kırsal koridor bölgesine taşıyamaz. Diğer önemli nokta da, o bölgede tarihsel olarak var olan ve halen ciddi bir nüfus yoğunluğu oluşturan Araplar ve Türkmenler'in varlığıdır.

Suriye'deki Kürtlerin, Türkiye'yi tehdit ettiği şeklindeki gerekçe, zorlamadır. Suriyeli Kürt silahlı gruplarının yaşanan süreçte öncelikli hedefleri, cihatçı güçlerin kendi yaşam alanlarından çıkarılmasıdır. Sonrasında ise, Suriye devleti ile demokratik bir zeminde birlikte yaşam anlaşması yapabilmektir. Türkiye sınırına yakın bölgede yerleşik olan ve Suriye Kürtlerinin çok düşük bir kesimini temsil yeteneğine sahip bu güçlerin başka bir hedefe yönelmeleri çok olanaklı değildir.

ABD ittifakı Kürt silahlı güçleri bölgede soyutlayarak, bölge halklarından kopmalarının yolunu açacaktır. Bölgede yaşanan savaşın asıl sorumlusu olan, binlerce insanın yaşamını kaybettiği savaşın müsebbibi olan ABD’nin Kürtlerin dostu olamayacağı görülmelidir. Kürtler bölgede tarihsel olarak birlikte yaşadıkları halklar birlikte, emperyalist ve gerici güçlere karşı mücadele etmelidir.

Kartların yeniden karıldığı Orta Doğu gerçekliğin de Kürt siyasal güçleri sürecin kaybedeni olmak istemiyorlarsa, bölge halkları ile kaderlerini birleştirmeli ve emperyalist ve gerici güçlerin payandası olmamalıdır.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      İlgili Haberler
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)