• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Adana 9 °C
  • Antalya 11 °C

AKP'nin cinayet dosyası: Bellek unutur, arşiv unutmaz

Doğan YURDAKUL

Türkiye üç yıla yakın bir sürede tam sekiz bombalı saldırı olayı yaşadı. Bunlardan son iki Ankara saldırısında olay yeri büyük brandalarla kapatıldı. Ama ben bu gerçek brandalardan değil, bu yedi olayın da “yayın yasağı” adı altında sanal bir brandayla kapatılmasından söz ediyorum.

AKP’nin brandanın altına süpürüp, unutulacağını sandığı o olaylar şunlardı: 

Reyhanlı, 11 Mayıs 2013: Hatay’ın Reyhanlı ilçesine iki bombalı saldırıda (resmi rakamlara göre) 52 kişi öldü, 147 kişi yaralandı. El Nusra ve Suriye istihbaratı ile ilişkili 20 kişi tutuklandı. 

Suruç, 20 Temmuz 2015 : Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde düzenlenen bombalı intihar saldırısında 34 kişi öldü, 100'den fazla kişi yaralandı. 5 kişi IŞİD üyesi olduğu, 49 kişi de PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Failin IŞİD üyesi Abdurrahman Alagöz olduğu belirlendi. 

Diyarbakır, 5 Haziran 2015: 7 Haziran seçiminden iki gün önce HDP’nin  Diyarbakır mitinginde meydana gelen canlı bomba saldırısında  5 kişi öldü, 400'ün üzerinde kişi yaralandı. Saldırının faili olarak IŞİD üyesi Adıyaman’lı Orhan Gönder Gaziantep’te yakalanarak tutuklandı.   

Ankara-1, 10 Ekim 2015: Barış mitingine katılacak olan kitleye karşı Ankara garı kavşağında düzenlenen  bombalı intihar saldırısında 107 kişi öldü, 500’ün üzerinde kişi yaralandı. Canlı bombanın Suruç katliamı faili Abdurrahman Alagöz’ün abisi ve Suruç katliamından sonra yakalanması için emniyet güçlerinin “teyakkuza geçtiği” Yunus Emre Alagöz olduğu belirlendi. Ancak, Başbakan Davutoğlu, IŞİD, PKK, DHKP-C ve MLKP’nin dahil olduğu bir “terör kokteyli”nden söz etti. 

İstanbul-1, 6 Ocak 2015: İstanbul, Sultanahmet meydanındaki canlı bomba intihar eylemi sonucu 10 kişi öldü, 15 kişi yaralandı. Saldırganın IŞİD üyesi Diana Ramazova olduğu belirlendi. 

Ankara-2, 17 Şubat 2016: Ankara’nın en önemli merkezlerinden, Genel Kurmay’a ve TBMM’ye beşer dakika uzaklıktaki Merasim Sokak’ta TSK’ya ait servis araçlarına bomba yüklü araçla saldırıldı. 29 kişi öldü, 61 kişi yaralandı. Önce Saldırının YPG /PYD tarafından düzenlendiği açıklandı, daha sonra PKK bağlantılı TAK örgütü olayı üstlendi ve failinin Van’lı Abdulbaki Sömer olduğunu duyurdu. 

Ankara-3, 13 Mart 2016: Ankara Kızılay’da Güvenpark önünde otobüs bekleyen vatandaşlara bomba yüklü araçla yapılan saldırıda 37 kişi öldü, 125 kişi yaralandı.  Saldırıyı yine TAK üstlendi. İçişleri Bakanlığı failin Seher Çağla Demir olduğunu doğruladı. 

İstanbul-2,  19 Mart 2016: İstiklal Caddesi’deki canlı bomba saldırısında 5 kişi öldü, 36 kişi yaralandı.  Saldırganın daha önce IŞİD’e “müzahir (yardımcı)” olduğu belirlenen Mehmet Öztürk olduğu açıklandı. 

“MAKEMEYİ KÜBRA”YA KALMAYACAK  
Üç yıldaki sekiz bombalı saldırıda, “resmi rakamlara göre” yerli yabancı toplam 276 ölü! Bu arada hükümetin, katliamların ardında PKK olduğunda derhal açıklama yaptığını, bir zamanlar “öfkeli çocuklar” olarak niteledikleri ve aralarında mezhep bağı bulunan IŞİD olduğunda ise birkaç gün kem küm ettiğini de unutmayalım.

Birçoklarının diline doladığı “güvenlik zaafiyeti” falan gibi hafifletici nedenlerle sulandırılacak bir dosya değil bu. AKP’nin sırf iktidarda kalabilmek için ülkeyi Ortadoğu bataklığına sokması nedeniyle doğrudan sorumlu olduğu 276 cinayet. Arkasında ister PKK olsun, ister IŞİD, bu liste AKP’nin suç sicilinin sadece bombalı saldırı bölümüdür.

Gezi sürecinde öldürülen gençler, yargısız infazlarla (Dilek Doğan gibi) evlerinde katledilenler,  Hrant Dink, Trabzon ve Malatya, Ergenekon, Balyoz, Odatv kumpaslarında ölenler ise ayrı birer cinayet dosyası. 

AKP içinde henüz aklını ve mantığını yitirmemiş olanlar kaldıysa,  bütün bu suçların hesabının “mahkemeyi kübra”da değil, bir gün bağımsız yargı yeniden kurulduğunda bu dünyada sorulacağını umarım biliyorlardır. 


NOT: Yolsuzluk, rüşvet, cemaate yakın şirket ve bankalardan kayyum yoluyla AKP’ye sermaye aktarımı ise ayrı bir fasıldır. Anayasa’nın, basın özgürlüğünün, yargı bağımsızlığının katledilmesi de yine başka bir fasıl. MİT TIR’larına gelince,  o, uluslararası yargıyı da  ilgilendiren bir fasıl. 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.