• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 30 °C

AKP'nin Milli Eğitim politikası: Paran varsa oku

Torun Ahmet TÜRKMEN

Adana’nın ilçeleri özelinde milli eğitim politikalarına bir göz atmak istiyorum. 

Adana’nın Kozan ilçesinde taşımalı eğitim sistemi uygulanmaktaydı. Bu çerçevede taşımacılık yapan çok sayıda firma ve bu firmalara ait yaklaşık 350 araç var. Bu araçların kimi bir günde bir defa, kimi ise günde iki tur atmakta. Yaklaşık olarak taşımacı eğitim kapsamında olan 4 bin ögrenci var.  

Öğretim yılı başladı. Milli eğitim müdürlüğü bu firmalarla 15 günlük geçici bir anlaşma yapıyor. Anlaşma geçen yılın anlaşma şartlarının yarısının bile altında bir rakam içeriyor. Bunun geçici bir süreyi kapsaması nedeni ile firmalar bu koşulları, asıl anlaşmada koşulların yeni bir şekilde düzenleneceği beklentisi ile zararı sineye çekiyorlar.  

Asıl sorun bundan sonra gündeme geliyor. Milli eğitim tüm yıl boyu için aynı şartlarla ortaya çıkınca tartışmalar başlıyor.

Olay CHP milletvekili Elif Doğan Türkmen tarafından araştırılınca olgu kamuoyuna mal oluyor ve olayın Adana’nın tüm ilçelerinde yaklaşık olarak uygulamaya konmaya çalışıldığı anlaşılıyor.

Hatta bu uygulamanın tüm Türkiye kırsalında uygulamaya çalışıldığı söyleniyor.  

Ceyhan ilçesinde durum daha da vahim. Milli eğitim bu ilçede “Bu ilçenin köylerinde toplu taşıma araçları çalışıyor bu nedenle bakanlık tarafından ögrenci taşımaya gerek yok” yorumu getirerek dramatik bir uygulama başlatıyor. 

Yani, 6-10 yaşındaki bir öğrenci durağa çıkacak otobüs gelecek ve bu otobüse binerek okuluna gidecek ve  aynı şekilde evine dönecek. Ve bunu kışın ağır koşullarında yapacak. Aynı zamanda toplumun bütününü tehdit eden terör, şiddet koşullarında, istismar vakalarının had safhada olduğu dönemde yapacak. 

Olayla ilgili kaymakamlık ve valilik yetkilileriyle görüşüldüğünde “Ne yapalım elimizdeki fon bu kadar” yorumuyla karşılaşılıyor. Araştırıldığında mali durumun, ayrılan rakkamların gerçekten bu noktada olduğu görülüyor.  

Bu uygulamanın (Eger önlenemez ise) bir tek anlamı var; Parası olan aileler kendi imkanlarıyla çocuğunu okula göndersin, parası olmayanlar okutmasın demek. Başka bir deyişle eğitim ve öğretim sistemini topyekün ortadan kaldırmak demektir. 

Bu uygulama yerel bir uygulama olsa  çözmeye çalışılarak bölgesel bir sorun olarak ele alınabilirdi. Fakat görülüyor ki bu ülke çapında kotarılmaya çalışılan bir sorun. Hem de  çok  büyük  bir  sorun. Ülkedeki tüm siyasal  partilerin, toplumsal güçlerin duyarlı olması gereken bir sorun. 

Böylesi bir sorunu ülke genelinde tartışmak gerekiyor.

Bu tablo AKP iktidarının acizliğinin, içine düştüğü çaresizliğin bir göstergesi. Eğitim sisteminin iflası anlamına geliyor. Osmanlı döneminde maarif bakanlığı yapan Emrullah efendi’nin “ Şu mektepler olmasa maarifi ne de güzel idare ederdim” dediği gibi AKP de giderayak adeta okulları kapatarak milli egitimi idare etmeye çalışacakgibi gözüküyor. 

Oysa Milli eğitim ve öğretim bir ülkenin en öncelikli kurumu olmalı. En büyük ekonomik fonlar bu birime aktarılmalı. Ülke kalkınacak, çağdaş ülkeler düzeyine ulaşmasının başka bir yolu var mı? Bu nedenle büyük Atatürk ve Cumhuriyet kadroları o dönemdeki kısıtlı imkanlar ve sorunlara ragmen önceliği egitime vermişlerdir.

Bu nedenle Cumhuriyetin en önemli kurumlarından olan bugün için bile ders çıkarılması gereken sistem olan “Köy enstitülerini” kurmuşlardır.  

Bir de  olayın mali boyutu var. Bizzat yaşayarak şahit olduğum,  yukarıda anlattığım bu süreç sonucunda, yerel makamların beyanları itibari ile ülke ekonomisi SOS vermekte. Ülkede para yok, kaynak aktarılamıyor. Bir çok kurum kendi doğal seyrine terkedilmiş durumda. Eğitim ve öğretimle ilgilenen bile pek yok.  

Siyasi iktidar kendi iktidarını kurtarma telaşına düşmüş. 

Ülkede katma değeri yüksek, ekonomiyi finanse edecek, üretim yapacak anlayış yok. Günü kurtarma telaşı var. 

Düzelme belirtileri de gözükmüyor. Özellikle kırsalda STK’lar tarafından dillendirilen tepkiler sık sık dillendirilmekte. Tüm bunlar kırsalda bir takım şeylerin, özellikle algıların tartışıldığını ortaya koyuyor. 

Gözüken o ki hükümetin günden güne toplumsal fonları kısması, insanları bankalara, alış veriş merkezlerine daha çok borçlandırmak için vade aralıklarını arttırması, dün ne söylediyse şimdi tersini yapmaya başlaması gidişatının hiç de iyi olmadığını gösteriyor.  

Böyle olunca doğal olarak artma eğilimi gösterebilecek toplumsal tepkiler karşısında Hükümetin diğer alanlarda olduğu gibi baskı ve şiddete başvurma eğilimine girip girmeyeceğini yakın zamanda göreceğiz.  

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)