• BIST 107.702
  • Altın 145,380
  • Dolar 3,5104
  • Euro 4,1211
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 30 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 30 °C

Alevilerin kalbine saplanmak istenen hançer

Alevilerin kalbine saplanmak istenen hançer
Maraş kırsalında üç bin Alevi yurttaşın yaşadığı köylerin ortasına yapılmak istenen mülteci kampı ne anlama geliyor?

"Ben Kimim ve Yazarın Soytarılığı" kitabının yazarı Sami Günal, Kahramanmaraş'ta kurulmak istenen mülteci kampını ve kamuoyunun yöre halkının bu kampa yönelik tepkilerine karşı duyarsızlığına sitem dolu bir yazı kaleme aldı.

"Konu, zavallı Aleviler veya Alevilik olursa hiç görülmüyor, ta ki bunlar yakılasıya kadar" diyen yazar Sami Günal'ın o yazısına ABC Kritik sayfasına yer veriyoruz.

MARAŞ GENE MARAŞ

Sevgili İlyas’ım,

“Madalyası ‘İstiklâl’ olan / Bu şehrin adı Maraş’tır / Sıfatı ‘Kahraman’ / Şehrin kendisi ise / O günden beri kan revan”

İnsanı en çok saran kaygılardan biridir memleket kaygısı. Bizim memleket çifttir: Antep ve Maraş illeri. Memleket ellerinde ahvaller hiç de iyi değil. Ama kamuoyunda bilen yok.

Antep’in sosyo kültürel-ekonomik dokusunu zaten zedelediler… Ecer (yeni) konu, Maraş kırsalında toplamda üç bin Alevi yurttaşın yaşadığı köylerin ortasına, “kuşku yaratan” yirmi yedi bin Suriyelinin “mülteci statüsünde” hançer gibi saplanılmaya çalışılmasıdır. Seçilen yer çok stratejiktir. Genişçe bir Alevi ovası nüfusunu kaplar. Terazi gibi ortadadır. Maraş aşiretlerinin aşağısına da yukarısına da mikrop ve tehlike saçar.

İlyas’ım haberin var mı? Bir avuç insan kaç gündür direnişte. Sense başka âlemlerdesin. Söz konusu Maraş’sa Maraş erenlerinin diliyle sorayım sana. Boşboğaz konuşup da hiç iş yapmayan insanlara derler ki, “Ekmek var, yeng mi?”

Oğlum Sami, “entel” gözükme hevesine kapılıp Artvin Cerattepe’yi yazdın da günler oldu Maraş’a neden sırt çevirirsin? Suçluya sözün yok da İlyas’ıma mı kafa tutarsın?

Ağaç gider de geri gelir; doğa, tümden gider belki o da gelir ama insan giderse hepten gider... Duyun dostlar, duymazlıktan gelmeyesiniz. Maraş’ta dim direk, insanın özüne yine kasıt var.

Eleştirisiz toplum büyümez. Eleştirelim!

Görüyorum ki ülkemizde bir “Karadeniz lobisi” var. Ticarette-politikada-bürokraside-basında hatta mayışmış magazinde. Karadeniz’e yönelik bir kasıt olduğunda bu lobi gücü sayesinde manşetler ve muhalefet yükseliyor. Haddi zatında, İstanbul’da tabii ve sosyal bir olay olmayınca Türkiye’de nümayişler olaydan sayılmıyor. Hâl bu yerinde kala kalsın, biz Maraş’a dönelim.

Konu, zavallı Aleviler veya Alevilik olursa hiç görülmüyor, ta ki bunlar yakılasıya kadar.

Kamuoyu ve onun gözü olan kameralar, “Maraş altı yana yana ört olunca / Her sineği alıcı bir kurt olunca” mı görecekler? Ne yazık ki öyle oluyor, öyle olacak.

Türkiye’nin en acil ve en önemli sorunlarının başında Alevi sorunu vardır. Fakat, başta aydınların olmak üzere, toplumun kültürel genetiklerindeki kodlanmalar gözleri ve beyinleri kör ediyor… Aleviler, Amerika ve Avrupa’nın emperyal projelerine alet olmadıkları için görülmezler. Alevi yoldaşlar, görülebilmeniz için size yol göstereyim: Cumhuriyet’e karşı ayaklanın(!) En azından saldırın(!) Olmadı, Atatürk’e küfredin(!)

E peki, ben bu Alevileri hiç eleştirmeyecek miyim? Hem de çook! Bre erenler, bana göre siyasi tavır olarak yekvücut olmanız gerekirken, yine de girin çeşitli politik yapılanmaların içine ama tarihten hiç mi ders almazsınız da meydanlarda ulu orta İdris-i Bitlisi’yi güncelleyenlerin ortaklıklarına alet olursunuz? Hem yüzyıllardır sizle birlikte ateşlerde hem de bu bilinçsizliğinize çok yanarım. (Bitlisi: Selimname adlı eserinde 40 bin Alevi’nin öldürüldüğünü bizzat yazan, Yavuz Selim’in komutanı-akıl hocası.)    

Bitlisiler, şimdi kimleri işbirliğine mahkûm ediyor?

Ey “Marjinal, entelektüel” Alevi çocukları, size de var iki çift sözüm. Oynanan oyunların farkında mısınız? İdris-i Bitlisileri güncellemek isteyenlerle bir olup modern zamanların self determinasyon/determinizm albenisiyle devrimcilik mi yaptığınızı sanıyorsunuz?

Bilesiniz ki arasına girdiğiniz iki kale (güç) için de, sizin varlık sebebiniz olan cumhuriyet değerlerinin bir önemi yoktur. Birisi zaten yıkılsın diye ant içmiş, diğeriyse bana ne başkasının cumhuriyetinden, beni kendi cumhuriyetim ilgilendirir, gerisi tufan olsun, demektedir. 

Maraş, yine seni “meçhul olmayan bir meçhule” hazırlamaktalar... Küstüm idi ben sana, korkarım ki gene küserim.

Türkiye haritasını önümüze aldığımızda görürüz ki Maraş, ortak egemenlik alanında iri bir çıbanbaşıdır. Bu çıban patlatılırsa irin tüm coğrafyayı kaplar. Ortak egemenlik alanının çevresi ateş çemberidir. Antep-Adıyaman-Malatya-Sivas-Kayseri… Dışarıda kalmasın, ekleyiniz Hatay’ı da, çemberin yakın asli üyesidir. Ve Maraş bu çemberin merkezidir.

Ne yapılmak isteniyor?

Konu çok geniş... BOP mevzusuna girmeyeceğim. Şemsiyenin en üstüne almakla yetineceğim. Doğu-Güneydoğu Anadolu’ya da girmeyeceğim; şemsiyenin altında olduğunu aklımızda tutmak şartıyla.

Konuyu dağıtmamak için “Çözüm Süreci” yutturmacası adına Kürt varlığının da bu teokratik güç tarafından nasıl alet edilip kandırıldığına da girmeyeceğim.

Bugün, Türkiye’nin yönetiminde cumhuriyet değerlerine ve geleneksel Türk dış politikalarına bağlı bir yönetim bulunmuş olsaydı bu olaylar yaşanmayacaktı. Dünya barışı bu kadar risk içinde olmayacaktı. Türkiye’nin yönetimine hâkim olan zihniyet, tarihin çöplüğüne atılmış bir imparatorluğun boş hayalleri içinde yanıp tutuşmakta…

Mezhepçilik ekseninde monarşiye dayalı teokrasiyi hâkim kılmaya çalışmaktalar. Biz, buna kısaca dinci faşizm diyoruz. Bu sonuca (kullanılışlı devlet) gelebilmek için nice hukuk darbeleri yapıldı son on yıldır. Hedef, kokuşmuş çağdışı bir toplum yapısıdır. Bu uğurda hiç çekinmeden vicdansızca iç savaşa oynanmaktadır. Osmanlı’da oyun çok!

Şimdi, Maraş’ta iç savaş -ve yeniden yeni yeni Alevi kırımları- için lojistik katil kampları kurulmaktadır. Suriyelileştirme stratejisinin son aşaması tesis edilmektedir.

Toplumların sinir uçları vardır. Akıllı ve iyi niyetli yönetimler bu uçlara tuzla, bıçakla dokunmadan mehlem sürerler. Toplumun huzuru ve gelişimi için işlem yaparlar. Fakat o da ne!..

(…)

Atıyorum, neden Kastamonu, Kütahya, Afyon, Sinop, Trabzon değil de Maraş seçilir? “Sancısız yer” kıtlığı mı var? Demek ki amaç bağcının yanına varmaktır.

İlyas’ım, n’oldu? Yazımı yazdım, “feys bok horozluğu” yaptım, görevimi bitirdim; huzurluyum öyle mi? Geç bunları! Hedefine ulaşamayan adressiz mektup gibi, “feys bok” horozluklarına karnım tok benim. Maksadım, köylülerime ve hemşerilerime seslenmek:

Terolar köyünün, yapay idari yapılandırma sonucu “Dulkadiroğlu” belediyesi adı altında üç yıl önce tırışkadan mahalleleştirildiğine bakmayın. Orası bir köydür ve Pazarcık’tır. Yani, sizsiniz. Bu mücadeleye el verin. Yoksa o ateşin “alavı” yüzünüzü çalacaktır.

Haa sahi, CHP ve Kılıçdaroğlu Bey neredeler? Tehlike kapsamının farkındalar mı? Ben duydum ki Kemal Bey’in CHP’si dokunulmazlık ve Anayasa oyuncağıyla oynatılıyormuş.

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)