• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 33 °C
  • Adana 32 °C
  • Antalya 31 °C

Ali Bayramoğlu: 'PKK bitti' demenin karşılığı yok

Ali Bayramoğlu: 'PKK bitti' demenin karşılığı yok
Hükümete yakın yazarlardan Ali Bayramoğlu Türkiye'nin iç ve dış politikada 'sıkıştığını' yazdı.

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesinin yazarlarından Ali Bayramoğlu, Türkiye'nin iç ve dış siyasette sıkıştığını işaret eden bir yazı kaleme aldı. Güneyoğu'da 'hendek' operasyonların söylenenin aksine başarısız olduğunu söyleyen Bayramoğlu,  'PKK'yla ilgili olarak Türkiye'ye egemen olan, sürekli beslenen “başarı geliyor, bitti bitiyor” iddiasının, mevzi savaşları ve bunları “kazanmak” dışında ne yazık ki bir karşılığı yok' ifadesini kullandı. 

'ÇÖZÜM SİYASETİNE DÖNÜLMELİ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bitirdiği çözüm sürecini hatırlatan Bayramoğlu, "Türkiye, çözüm siyasetine geri dönerek, bunun imkanlarını yaratarak ve zorlayarak, elindeki tüm imkanları kullanarak, belli bir anlaşma üzerinden PKK'nin silahlı unsurlarını ülke dışına itmelidir" dedi. 

'Asıl siyasi sıkışıklık güneyde' diyen Bayramoğlu, Türkiye'nin 'müttefiği' ABD'nin Türkiye'yinin PYD'ye karşı olan tutumunda yanında olmayacağını vurguladı. 

Bayramoğlu'nun yazısı şu şekilde; 

Sıkışıklık azalmıyor artıyor.

PKK'yla ilgili olarak Türkiye'ye egemen olan, sürekli beslenen “başarı geliyor, bitti bitiyor” iddiasının, mevzi savaşları ve bunları “kazanmak” dışında ne yazık ki bir karşılığı yok. Sorun Cizre ve Sur sokaklarından ibaret değil. Kaldı ki o sokaklarda yaşananlar, arada sıkışan siviller, çöken şehirler, savaşın kötü kokusu inanılmaz bir güvensizlik, örselenmeyi, tahribi beraberinde getiriyor.

Asıl siyasi sıkışıklık aşağıda, Güney'de.

Türkiye ABD'yle yaptığı en üst düzeydeki temastan da istediği sonucu alamadı.

Oysa hükümetin verdiği ilk bilgiler aksi istikametteydi. Nitekim Erdoğan ve Obama arasındaki görüşmenin Türkiye açısından olumlu geçtiğini Ankara kulislerinden hareketle ayrıntılarıyla anlattığı dünkü yazısında Abdülkadir Selvi şunları söylüyordu: Obama, Esed ve YPG'nin Suriye'nin kuzeybatısından doğuya doğru ilerlemeden duyduğu rahatsızlığı ifade ediyor ve ortak açıklamaya konulmasına olumlu karşılık veriyordu.

Ne var ki, ABD'nin yayınladığı resmi not bu istikamette değildi. Yayınlanan metinde YPG'ye yönelik bir kınama yoktu. ABD'nin YPG'ye desteğinin sona ereceğini akla getiren tek ima bulunmuyordu. YPG'nin koşulları kötüye kullanarak toprak ele geçirmeye çalışmaması isteniyor ve Türkiye top atış atışlarına son vermeye davet ediliyordu...

Açık: Türkiye'nin tehdit olarak gördüğü PYD-YPG, ABD'nin IŞİD'le mücadelesinde ayrıcalıklı bir yer tutmaya devam edecek.

Türkiye'nin Suriye Kürtlerine yönelik politikası destek bulamayacağı gibi tersine Suriye Kürtleri ABD ve Rusya'nın gözdeleri olmaya devam edecekler ve o bölgedeki Kürt alanı Türkiye'nin isteği hilafına meşruiyet kazanmaya devam edecek. Suriye Kürtlerine stratejik özel bir önem verildiği gerçeğini ve kimi yorumculara göre ABD'nin kaygılarından birisinin PYD'nin Rus etkisi altına girmesi olduğunu da hatırlatalım.

Haklılık ya da haksızlık bir yana, resim bu, denge bu...

Denge Türkiye'nin lehine değil.

Başarı bu dengenin Türkiye aleyhine daha çok bozulmasını engellemek, mümkünse tersine çevirmek.

Bunun ise tek yolu var, izlenen politikaları mutlaklaştırmamak, belli bir politik bakış ile ülkenin çıkarı ve varoluşu arasında mutlak ilişki kurmamak, gerekirse o politikaları hızla gözden geçirerek leyhe çevirmek. Oluşmakta olan o meşru alanda yer almak.

Ne yapmalı?

Sık yazdığımı tekrar edeyim. Bunun iki ayağı var.

Türkiye, çözüm siyasetine geri dönerek, bunun imkanlarını yaratarak ve zorlayarak, elindeki tüm imkanları kullanarak, belli bir anlaşma üzerinden PKK'nin silahlı unsurlarını ülke dışına itmelidir.

Rojava'ya bakışı ise değiştirerek Türkiye-Suriye Kürt bölgeleri arasındaki mutlak bağ kurmaktan vazgeçmeli, iki ülkede ayrı modellerin meşru ve akılcı politikalarını geliştirmelidir.

Mensur Akgün Star'da birkaç gün şunları yazıyordu:
“PKK kaynaklı terörü bitirmek için elimizde iki alternatif var: PKK'yı bitirmek ya da PKK'nın silahlı unsurlarını Türkiye dışına taşımasını sağlamak. Daha önce çok denendiği için birincisinin imkansız değil ama zor olduğunu, Rojava gerçeği yüzünden sorunun Kandil ötesine taşındığını, dolayısıyla da topyekûn bir askeri başarının mümkün olamayacağını düşünüyorum.

Bence yapılması gereken PKK'nın silahlı unsurlarının Türkiye'den çıkartılmasının sağlanması için çalışılmasıdır. Bunun da yöntemi güç kullanmak kadar siyaset ve esneklikten, daha önce denenmiş mecraların yeniden devreye sokulmasından geçmektedir. Türkiye dünyaya da net ve kesin bir mesaj vermeli, müttefiklerine kabul edebilecekleri teklifler götürmelidir. PKK'nın Türkiye'ye karşı silah bırakmasının temini bunlardan biridir…”

Başka yol yok…

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    İlgili Haberler
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)