• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 11 °C
  • Adana 15 °C
  • Antalya 15 °C

Ali Yüce Ankara'da anıldı

Ali Yüce Ankara'da anıldı
Halk Çağı'nın şairi Ali Yüce, birinci ölüm yıl dönümünde Ankara Nâzım Kültür Merkezi'nde anıldı.

29 Nisan 2016 Cuma günü Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Halk Çağı’nın Şairi Ali Yüce’yi Anma” etkinliğiyle ölümünün 1. Yıldönümünde Yayladağlı öğretmen-şair-yazar Ali Yüce anıldı.

Müslüm Kabadayı’yla Özgül Kılıç’ın sunumunu yaptıkları anmaya, oğlu Prof. Dr. Galip Yüce, Anayasa Mahkemesi Eski Başkanı Yekta Güngör Özden, Prof. Dr. Tahir Hatiboğlu, şair-yazarlar Abdullah Özkucur, Remzi İnanç, Attila Aşut, Ahmet Özer, Erdal Atıcı, Ahmet Yıldız, Cengiz Kaplan, Selami Karabulut, İbrahim Tığ, Ayşe Kaygusuz, Adnan Özveri, Osman Namdar, Ali Günal, Davut Köksoy ve onlarca şiirsever katıldı.

Ali Yüce’nin yaşamından, kitaplarından, kendisiyle ilgili yapılan etkinliklerden fotoğraf ve görüntülerin sunumuyla başlayan programda Yüce’nin şiiri üzerinde duran Ahmet Özer, “Ali Yüce çağdaş Nasrettin Hoca’dır ve şiire zengin bir humor katmıştır. O, şiiri de ustaca tanımlamıştır. ‘Şiir, annesiz bir bebeğin boşluğu emmesidir’ diyerek, duyarlığımızı harekete geçirmiştir.” dedi.

ozan-ali-yuceyi,-koylusu-muslum-kabadayi-anlatti.jpg

Yayıncı ve yazar Remzi İnanç, anılarıyla süslediği konuşmada, “Ali Yüce, içtenlikli ve çalışkan bir şair olmanın yanında dostluklarını da sağlam biçimde örerdi.” dedi.

Prof. Dr. Tahir Hatiboğlu, şairin birkaç kitabını yayınladığından ve Ali Yüce’nin inceliklerine tanık olduğundan söz ederek, Remzi İnanç’a yazdığı şiiri okudu. Yusuf Şaylan da, Ali Yüce’nin “Mürselekli Kadınlar”a yazdığı şiiri besteleyen büyük ozan Ruhi Su’nun unutulmaz yorumuyla ünlü şiiri seslendirdi.

Oğlu Galip Yüce, anmayı düzenleyenlere ve babasının dostlarına teşekkür ettikten sonra Ali Yüce’nin Şiir Sıcağı’yla Anamı Arıyorum şiirlerini bağlamasıyla seslendirdi.

Müslüm Kabadayı da “Şeytanistan” romanının iki temel özelliğine değindi. “Bir anı roman olarak Şeytanistan, gerçekçi edebiyatımızın toplumsal dokuyu hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan ustaca veren yapıtlarından biridir. Çocukluğu Fransız işgal yıllarında geçen Ali Yüce bu romanında bir yandan emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin iç yüzünü ortaya koyar, diğer yandan da toplumun yoksullaştırılıp cahilleştirilerek sömürülmesine karşı Köy Enstitüleriyle başlayan aydınlanma sürecini anlatır.” dedi.

prof_-dr_-galip-yuce,-baglama-esliginde-babasi-ali-yucenin-siirlerini-seslendirdi.jpg

Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı Erdal Atıcı da, “İş içinde eğitimle yetişen Ali Yüce, Abdullah Özkucur gibi öğretmenlerimiz hem üretken ve yaratıcı hem de halkçı bir çizgide mücadeleleri sürdürmüşlerdir.” dedi.

Abdullah Özkucur, Yekta Güngör Özden, Arslan Kavlak, Selim Sevim ve Necmettin Tazeaslan’ Ali Yüce’den anılar aktarmalarıyla program sonlandırıldı.

Ali Yüce’nin anmada okunan şiirlerinden bazıları şunlar:

SEVDALI SÖZCÜKLER

Beni tanımadın mı dedi

Bir sözcük bir sözcüğe

Çevir zamanın sayfalarını

Belleğini iyi yokla

İyi bak gözlerimin içine

Anılar devşir yüzümden

 

Bir yağmur sonrasıydı

Yan yana düşmüştük hani

Bir şiirin ilk dizesinde

Göz göze gelmiştik birden

Bir şey kımıldamıştı içimizde

Sonra sürülmüştük şiirden

İzinsiz öpüştük diye

 

Anımsadım dedi öbürü

Elin elime değince

Bindim sevdanın mor atına

Gittim ta eski günlere

Küçüldükçe büyüdü hüzün

Adını bilmediğim bir şey

Çıt diye kırıldı içimde

 

Ne acılar çektim bilsen

Nelere katlandım gurbette

Senetlere tutanaklara

Mahkeme kararlarına geçtim

Yıllarca ad oldum bir kötüye

Bir an bile unutmadım seni

Göz göze gelmedim hiç

Senden başka bir sözcükle

 

Sesin sesime değince

İçimdeki süt denizleri

Köpürmeye başladı gene

Öpüşe banınca dudaklarımızı

Kendi kokusunu duydu yosun

Şiirin gizli aynasında

Kendi rengini gördü menekşe

 

Haydi gel dedi

Dişi sözcük erkek sözcüğe

Başka bir şiire girelim

Görünmeden ozan abiye

 

                  

OLMACA

 

Ben çocuk olsaydım eğer

Kav çakmak satardım

Bulut amcalara

Pamuk şekeri alırdım yerine

Patlamış mısır alırdım

 

Ben çiçek olsaydım eğer

Hiç saksı giymezdim ayağıma

Ödünç kanat alırdım

Güvercin teyzemden

Barış uçardım üstünüze

 

Ben ırmak olsaydım eğer

Altıma saklamazdım ayaklarımı

Öyle yaklaşmazdım denize

Düşmana yaklaşır gibi

Sürüne sürüne

 

Ben tüfek olsaydım eğer

Patlamazdım kimsenin üstüne

Bir tetiğimden utanırdım

Bir de eğri parmağından

İnsan amcaların

                            

DERSİMİZ SEVGİ

 

Nesine bahar nesine bahçe

Ötmesiz bir kuşun

Neylesin al yanak

Gamze ne yapsın

Gülmesiz bir kıza

Değil mi Karacaoğlan

          

Kullana kullana

Kirlettik her şeyimizi

Aşındırıp eskittik işte

Kala kala bir bu kaldı

Sevgi kaldı elimizde

En sağlam dinimiz

Değil mi Yunus Emre

 

Dinleyin beni çocuklar

Binmeyin bu kör gemiye

Bu can çekişen denizi

Götürüp koyun yerine

Kiklop amcalara bakmayın siz

Binlerce göz her birinizde

Değil mi Homeros

Sirenler de kim oluyormuş

Değil mi Ruhi Usta

 

Yalnızlık da kim oluyormuş

Haydi bakalım çocuklar

İniyoruz bu başsız dağdan

Ayrılık da kim oluyormuş

Boyuyor kendi kendini gurbet

Gözlerinizin rengine

Değil mi Nazım Usta

 

Yer yorgun gök yorgun

Suya sıkılmış bulutlar

Çıkıyoruz bu üzümsüz bağdan

Haydi bakalım dostlar

Azrail de kim oluyormuş

Kim oluyormuş Hızır Paşa

Binlerce can her birinizde

Acıyın cellatlarına

Değil mi Pir Sultan

 

Yer dargın gök dargın

Kala kala bir bu kaldı

Sevgi kaldı elimizde

En güleç dinimiz

Haydi bakalım çocuklar

Çıkıyoruz bu çirkin dağdan

Merhaba diyoruz insanlara

Öfke de kim oluyormuş

Pinochet amcalara bakmayın siz

Değil mi Neruda

Aç Ağzını Karanlık

İşim gücüm bu benim

Sorguya çekmek gerçeği

Sevginin rüzgarı ak da

Savaşın bayrağı niçin kara

Bütün suçum bu benim

Evreni kucaklamak

Çözmek kör düğümleri

…           

SÖYLEŞTİLER

Boz Azime'nin oğlu

Selim Çavuş ile

Kör Nuru'nun oğlu Al'efendi

Söyleştiler

 

Dedim ya gene derim

Bizim Asarcık var ya Al'efendi

Bizim bu deyyus köyü var ya

Vallah billah adam olmaz

İtler köpekler olur da

Bizim köy olmaz Al'efendi

Dinime imanıma talağıma

Avradım benden boş olsun

Yalan yanım yere gelsin

Bizim köy adam olmaz Al'efendi

 

Adam ta Angara'dan kalkıp

Büyük başınnan ayağımıza gelmiş

Böyle mi değil mi Al'efendi

Yüzünden nur damlıyo şıp şıp

Ağzından bal akıyor konuşurken

Nohut gibi dane dane olup sesi

Beynimize giriyoAl'efendi

Ah ki bizim köyde beyin nerde

Bir kulağımızdan girip

Ötekinden çıkıyo dedikleri

Böyle mi değil mi Al'efendi

 

Adam ne dedi bak Al'efendi

Kardaşlarım dindaşlarım

Verin kolunuzdan kopanı

Tanrı veren kullarını sever

Şeker gibi söz Al'efendi

Ah ki bizim köyün adamı ham

Toplana toplana ne toplandı

Üç bin lira para bir kamyon kavak

Yüzüm yere düştü utancımdan

Dinime imanıma talağıma

Bizim köy adam olmaz

 

Ne gülüyonAl'efendi

Bir çürüklük mü var sözlerimde

Haydi be Kör Nuru'nun oğlu

Gavır Ali sen de

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)