• BIST 104.884
  • Altın 163,301
  • Dolar 3,9395
  • Euro 4,6776
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 18 °C
  • Adana 18 °C
  • Antalya 19 °C

Ana muhalefeti bekleyen tehlike!

Ana muhalefeti bekleyen tehlike!
YARSAV eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, son KHK'ları yorumladı.

Uzun yıllar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Siyasi Partiler Büro Sorumluluğu ve AKP kapatma davasında soruşturma savcılığı yapan Eminağaoğlu, OHAL KHK'sı ile ana muhalafetin ya da herhangi bir siyasi partinin kapatılmasının mümkün olduğunu söylüyor. 
Hatta Anayasa Mahkemesi'nin de KHK ile kapatılma olasılığının olduğunu ifade eden Eminağaoğlu, AYM'ye varlık nedenini unuttu eleştirisinde bulunuyor. 
Siyasi partiler hukuku alanında ayrıca çalışmaları olan Eminağaoğlu, 12 Eylül'de  2533 sayılı kanun ile siyasi partilerin kapatıldığını   ve bu kanunu beş generalin çıkardığını hatırlatarak ana muhalefete de bir sonraki hedefin kendileri olabileceği uyarısında bulunuyor.
İşte Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun o yazısı; 
Olağanüstü hal KHK'sı demek, olağanüstü hal süresince hükümetin her istediği konuda her türlü düzenlemeyi yapabilmesi demek değildir.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın ifade ettiği gibi, olağanüstü hal KHK'ları yoluyla Anayasa'ya aykırı düzenlemeler yapılabilmesi, anayasaya aykırı tedbirler alınabilmesi demek hiç değildir. 

Bir hukuk devletinin, anayasal sistemin, hukukun üstünlüğü yoluyla korunma zorunluluğu, Anayasa Mahkemesinin bu kararlarını ortaya çıkarmıştır.
Olağanüstü hal ilanı durumunda çıkarılacak KHK'ların hangi içerikte olabileceği, Anayasa'da ortaya konulmuş olup, olağanüstü halin de tabi olduğu bir hukuk vardır. Bunun koşulları da anayasa ve yasalarda açıkça gösterilmiştir. Olağanüstü hal durumunda asla bu koşullara bağlı kalınamaz gibi bir sonuç veya görüş söz konusu edilemez. Olağanüstü hal durumunda, anayasa ve yasalarda olağanüstü hal ile ilgili tabi olunan bu kuralların dışına asla çıkılamaz.
Olağanüstü hal süresince, olağanüstü hal KHK'sı adı altında yapılan bir düzenlemenin içeriğine bakılmadan, bu içeriğinin olağanüstü hal ilanı gerekleri kapsamında kalıp kalmadığı hiç bir biçimde incelenmeyip, başvurunun Anayasa Mahkemesince reddedilmesinin sonuçları son derece ağırdır.
İktidar, bu KHK''larla Anayasa'ya aykırı düzenlemeler yapıldığını bizzat Adalet Bakanı'nın ağzından ortaya koymaktadır ki, böyle bir durum Anayasa Mahkemesince incelenip denetlenmemektedir. 
Böylece olağanüstü hal süresince Anayasa, olağanüstü hal KHK'ları yoluyla fiilen askıya alınmaktadır.
Anayasal sistemi, Anayasa'nın üstünlüğünü, hukukun üstünlüğünü korumakla görevli olan Anayasa Mahkemesi, ben bir düzenlemenin içeriğine değil adına bakarım demekle yetinerek, varlık nedenini unutmuştur.
Bu kararın sürmesi demek, Anayasa Mahkemesi'nin tamamen devre dışı kalması demek anlamına da gelecektir.
Bir yasa ile çıkartılacak ve yasa ile çıkartılınca anayasaya aykırı olması nedeniyle iptal edilecek bir düzenleme, artık bu yola başvurulmadan olağanüstü hal KHK'sı yoluyla çıkartılabilecek ve Anayasa Mahkemesi devre dışı kalacaktır ki, böyle de yapılmaktadır.
Çıkartılan bir KHK ile anayasal organlar, olağanüstü hal ile sınırlı olsun veya olmasın kaldırılsa, ne yapılabilecektir.
Anayasa Mahkemesi, iktidara bu fırsatı sunmuştur.
Hatta hükümet, Anayasa'ya aykırı KHK çıkartmayı normal gördüğüne göre, Anayasa ile birebir aynı konuda hüküm içeren, Anayasa ile çatışan bir KHK da çıkartma yoluna gitse, bu KHK ile de Anayasa Mahkemesinin görevlerini veya bu görevlerinden bir kısmını, süreli veya süresiz olarak bu mahkemenin elinden alsa, bu mahkemenin elinden aldığı bu görevleri, hükümet kendi bünyesinde toplasa, örneğin dernek, vakıf kapatır gibi, FETÖ ile ilgili diyerek, bir çok siyasi partiyi de kapatsa, Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da, Anayasa'nın 69 uncu maddesi uyarınca bu konularda görevli olan ben isem de, konu bir olağanüstü hal KHK'sı ile yapılmıştır, yapabileceğim bir şey yok mudur diyecektir...
Bu bakış açısı ile, AKP, bir tek kendisini FETÖ dışında bırakıp, tüm siyasi partileri FETÖ kapsamı içine sokup, olağanüstü hal KHK'larıyla siyasi parti de kapatabilecektir. Anayasa Mahkemesi de bu durumu seyredecektir.
Oysa Anayasa'nın 148/son maddesine bakıldığında, Anayasa Mahkemesinin görevleri sadece ve sadece Anayasa ile düzenlenebilir. Anayasada düzenlenen bu görevlere de dokunulamaz.
Anayasa Mahkemesinin görevleri, bir KHK ile bu mahkemenin elinden alındığında, parti kapatmalarla bu yola başlandığında Anayasa Mahkemesi olağanüstü hal KHK'ları görev alanım dışındadır görüşünü sürdürdüğünde o zaman ne yapılabilecektir.
Hatta bir süre sonra iktidar bu mahkeme de FETÖ ile ilgili diyerek, bu kapsamdaki bi KHK ile bu mahkemeyi de kapatsa Anayasa Mahkemesi, ben sadece düzenlemenin adına bakar, adında olağanüstü hal KHK'sı yazıyorsa, hiç bir şey yapamam mı diyecektir...
Kendi sonunun gelmesine de seyirci mi kalacaktır...
***
Anayasa Mahkemesi Kuruluş yasasına aykırı biçimde, kişisel suçlarda, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir Anayasa Mahkemesi kararı bile olmadan yerel adli mercilerce tutuklanması, Anayasa Mahkemesi Başkanının geçmiş görevlerinde çalıştığı kişilerin bu bağlamda tutuklanmış olması, bu mahkemede hükümetin beklentisine aykırı işlem halinde, bu mahkemenin de FETÖ soruşturması kapsamına sokulacağı ve mahkeme mensuplarının da tutuklanacağı düşüncelerine haklılık payı kazandırmıştır.
Bu tablo ise, Anayasa Mahkemesinin hukukla bağdaşmayan söz konusu KHK red kararını ortaya çıkarmıştır.
***
Siyasi partileri kapatma görevi sadece Anayasa Mahkemesine aittir. 1961 Anayasası döneminde de, 1982 Anayasası döneminde de bu durum aynıdır.
12 Eylül darbe yönetimi boyunca 1961 Anayasası yürürlükte kalmıştır. Ancak darbe konseyi, 1980 yılında 2324 sayılı Yasa çıkarmış olup, bu yasadan da anlaşılacağı üzere, anayasaya aykırı olarak aldıkları her karar 1961 Anayasası değişikliği sayılmıştır. kararlarına da anayasa yargısı yolu kapatılmıştır.
Darbe konseyi bir süre sonra 1981 yılında 2533 sayılı yasa ile mevcut siyasi partilerin feshine ilişkin yasa çıkartarak, mevcut siyasi partileri feshetmiştir.
Bu siyasi partiler ancak 1992 yılında çıkartılan bir yasa ile açılabilmiştir.
Şimdi AKP hükümeti, olağanüstü hal KHK'ları ile Anayasa'ya aykırı düzenlemeler yapabilirim dediğine ve de yaptığına, hatta yargı yoluyla kapatılabilecek diğer tüzel kişilikleri bir olağanüstü hal KHK'sıyla kapattığına ve Anayasa Mahkemesi de, bu durumu ben  anayasal yönden denetleyemem dediğine göre...
Şimdi bir olağanüstü KHK'sı ile, başta anamuhalefet partisi olmak üzere tüm siyasi partileri kapatma yoluna gitse, Anayasa Mahkemesi böyle bir durumda; bu düzenleme anayasaya aykırıdır, böyle bir düzenleme yapılamaz, böyle bir KHK çıkartılamaz diyerek, hukuka uygun olan önceki kararlarına dönecek midir... 
Önceki kararlarına dönecekse, o zaman mevcut red kararını neden vermiştir...
Hukuka uygun önceki kararlarına dönmeyerek sistemi AKP faşizmine, AKP'nin iki dudağı arasına, AKP'nin tek parti yönetimine teslim mi edecektir...
AKP'nin olağanüstü hal KHK'ları yoluyla Cumhurbaşkanının görevlerini artırma yoluna giderek, bu yöntemle fiilen başkanlığı bile getirmesine de sessiz mi kalacaktır...
Anayasa'yı, Anayasa'nın üstünlüğünü, hukukun üstünlüğünü korumakla görevli Anayasa Mahkemesi, bu bakış açısıyla, bu yorumuyla, kendi sonunu getireceği gibi, mevcut Anayasa'nın da bütünüyle yok olmasına mı neden olacaktır...
***
Gönül isterdiki, CHP'nin TBMM grubu tüm KHK'lar için Anayasa Mahkemesine başvurmuşl olsun.
Ancak CHP TBMM Grubu tüm KHK'lar için Anayasa Mahkemesine başvurmamıştır.
Onlar da sadece Anayasa Mahkemesinin kararı, bu dönemde bu KHK'lar hakkında acaba ne yönde dedirtecek sınırlılıkta bir başvuru yapmakla yetinmişler, hukuka bağlı bir iradeyi kararlılıkla tüm KHK'lar karşısında ortaya koymaktan geri durmuşlardır.
CHP yönetiminin, AKP hükümeti ile mutabık kalınan noktalarda iptal davası başvuru yapmadığı kamuoyuna yansımıştır.
Bu bilgi son derece manidardır.
Evet, AKP'nin bu tutum ve uygulaması karşısında, tüm siyasi partiler için, hele de AKP karşısında en etkin duruş göstermesi gereken CHP için de bir kapatma riskini öne çıkarmaktadır.
Ancak bu risk geri adım atmayı değil veya kararsızca durmayı değil, daha kararlı bir biçimde yürümeyi gerektirmektedir.
 


      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      123456
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)