• BIST 107.202
  • Altın 145,263
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 31 °C
  • İzmir 32 °C
  • Adana 34 °C
  • Antalya 31 °C

Anayasa ve devlet adamlığı

Cüneyt AYRAL / Paris

TBMM yeni bir Anayasanın maddelerini görüşüyor ve yapılan oylamalar yeni Anayasanın maddelerinin kabul edilmekte olduğunu gösteriyor.

Kabul edenler kimler?

Çoğunluğu elinde bulunduran iktidar partisi ile, onlarla belli konularda anlaşma yaptığı anlaşılan, milliyetçi olduğu savındaki bir partinin milletvekilleri...

Peki TBMM’nin dışında neler oluyor?

İktidar partisinin yandaşları, yeni Anayasa taslağına desteklerini sürdürüyorlar...

İktidar partisi ile sözleşmiş olan MHP’nin, hem içinden, hem de tabanından çıkan sesler, TBMM'de kullanılmakta olan oylarla koşut değil. Onlar karşı duruyorlar. Yani milletin vekili sıfatı ile oy kullanmakta olan MHP’liler, almış oldukları vekalete göre hareket etmiyorlar, ki bu; vekaletin yanlış ve kötü, uygunsuz kullanımı anlamına geliyor.

Demokrasi, yalnızca milletvekillerinin oyları ve TBMM olmadığına göre, yani sivil toplumun da sözünün dinlenmesi gerektiğine göre, biraz da oralara bakalım...

Hukukçular ayakta!

Ülkede hukukun ayaklar altına alındığını söylüyorlar ve yeni anayasa ile bu durumun daha da kötüleşeceğini anlatıyorlar. Kuvvetler ayrılığının geri gelmesi, uygulanması gereği üzerinde duruyorlar.

Akademisyenler, üzerlerindeki ağır baskılara ve korkutmalara rağmen, yeni Anayasanın demokrasiden uzaklaşma anlamına geldiğini söylüyorlar ve tek adam rejimine yol açacağını öne sürüyorlar.

Sözünü sakınmayan, korkusuz gazeteciler (ki çok az kaldılar), hapis edilmek pahasına da olsa, yeni Anayasaya karşı çıkıyorlar ve ülkenin bir iç savaşa sürüklenmekte olduğunu söylüyorlar.

Eski milletvekilleri ve pek çok emekli büyükelçi de bir menifesto yayınlayarak bu Anayasanın tehlikesini anlatıyorlar.

Sosyal medayada #HAYIR kampanyası hızla büyüyor!

Yurt dışında, Türkiye’nin geleneksel dostları ve ait olduğu “varsayılan” batı dünyası da, bu yeni tasarının güçler ayrılığına karşı olduğunu, kabul edilmesi halinde Türkiye’de tek adam döneminin güçlenerek süreceğini açık açık anlatıyorlar ve Türkiye’nin Batı dünyası ile halen var olan ilişkilerinin “normal” devam edevbilmesi için “gerçek demokrasiye” geri dönmesinin zorunlu olduğunu söylüyorlar.

Batı dünyasının bu söylemi de, Türkiye’deki “bütün kötülükler batılılardan kaynaklanıyor” söylemini çürütüyor, çünkü Batı dünyası bizden “daha iyi ve doğru” olmamızı istiyor...

Böyle bir durumda, bu Anayasanın çıkmasını arzu eden ve bunu başlangıçta öneren devlet adamı/adamları ne yapmalıdır?

Elbette en doğrusu, ülkeyi bir kaosa sürüklemekten ise, hemen bu tasarıyı geri çekmeleri gerekir ve tabii geri çekmiş oldukları için de, derhal istifa edip yeni bir seçime gidilmesi doğru olur.

Eğer yeni Anayasanın savunucusu olan devlet adamı/adamları geri çekilip istifa etmiyorlarsa, ekonominin batağa doğru sürüklenmekte olduğunu görmüyorlarsa, ülkenin bir iç karşıklığa doğru sürüklenmekte olduğunun hâlâ farkına varmıyorlarsa, o zaman onların bu Anayasadan beklemekte oldukları başka çıkarları olduğu anlamına geliyor ki, bu da şahsi çıkar demektir.

Bir devlet adamı, ülkesinin çıkarlarını şahsi çıkarlarının üzerinde tutamıyorsa eğer, tarih onları devlet adamı olarak yazamıyor...

Benden söylemesi..

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Yazarın Diğer Yazıları
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)