• BIST 106.862
  • Altın 144,893
  • Dolar 3,5263
  • Euro 4,1266
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 30 °C
  • Antalya 29 °C

Ankara Heyeti ve Cumhuriyet Cephesi

Ankara Heyeti ve Cumhuriyet Cephesi
'Erdoğanların kumanda etmediği bir Ankara çok daha hızlı ve sağlıklı olarak bölgesel ittifaklar kurabilecektir, o da işin bir başka boyutudur….'

Mehmet Ali GÜLLER

Önce bazı saptamalar yapalım:

1) AKP Hükümeti Atlantik kampından ayrılıp Avrasya kampına geçmek için Moskova’yla yakınlaşmıyor; Atlantik kampı içindeki yalnızlaşmasına karşı denge arıyor ve bunu iktidarını sürdürebilmenin bir pazarlık kartı haline dönüştürmeye çalışıyor.

2) Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin neo-Abdülhamit tarzı denge arayışı, Ankara-Moskova yakınlaşmasının önemini ve değerini azaltmaz. Çünkü Ankara-Moskova yakınlaşması, doğası gereği Ankara’nın Bağdat, Tahran ve Şam’la yakınlaşmasını da zorlayacaktır, zorlamaktadır.

3) Erdoğanlar sınıfları itibariyle bu süreci hem zikzaklı götürecektir, hem de mümkün mertebe iç politikadaki hedeflerini gerçekleştirmekte kullanacaklardır. O nedenle dış politikadaki olumlu gelişmelere bakarak iç politikada muhalefet etmeyi sınırlamak muhalefet adına intihar olacaktır. Dün İttihatçıların Albülhamit’e karşı kesintisiz uyguladığı muhaliflik, bugün de neo-Abdülhamitlere karşı sürdürülmelidir!

AKP’NİN ZİKZAKLARI

Erdoğan’ın Putin’den özür dilediği günden beri bu saptamaları ısrarla hemen her yazımızda vurgulamaya çalışıyoruz.

Bunu Türkiye’nin dış politikasının “sağlıklı” değiştirebilmesinin de yöntemi olarak görüyoruz. Sırtı sıvazlanan ve alkışlanan bir AKP Hükümeti değil, sürekli muhalefet edilen ve yanlışlarına karşı mücadele edilen bir AKP Hükümeti, daha az zikzak yapmaya zorlanacaktır, dış politikadaki olumlu gelişmeleri iç politika kazanıma dönüştürmeye daha az meyledecektir…

Ve elbette son tahlilde Erdoğanların kumanda etmediği bir Ankara çok daha hızlı ve sağlıklı olarak bölgesel ittifaklar kurabilecektir, o da işin bir başka boyutudur….

Çünkü inişli çıkışlı açıklamaları da göstermektedir ki, Erdoğan ve AKP Hükümeti bir bölgesel ittifakın peşinde değildirler; denge aramakta, dün değerli dedikleri yalnızlıklarına karşı çareler aramakta, zaman kazanmaya çalışmakta ve böylece iktidarlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar…

Örneğin İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif Suriye için Türkiye-İran-Rusya üçlü zirvesi önerirken, Binali YıldırımABD’yi de dâhil ederek dörtlü masa kurulmasını istemiştir!

Örneğin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Süreç, esas olarak ‘Geçici hükümet Esad’lı mı olacak, Esad’sız mı olacak’ sorusuna takıldı. Bu kadar insanı öldürdükten sonra geçiş hükümetinde Esad’ın olması gerçekçi olmaz. (…) Esad’la barışmamız için bir sebep yok” (Haber Türk, 18Ağustos 2016) derken, iki gün sonra Başbakan Binali Yıldırım “Esad geçiş döneminde muhatap olarak kabul edilebilir ama Suriye’nin geleceğinde yeri olamaz” (Ajanslar, 20 Ağustos 2016) demektedir!

Bu zikzakları azaltabilmek, Ankara’yı bölgesel işbirliklerine zorlayabilmek, sürekli ve kesintisiz muhalefet edebilmekten geçer. Erdoğanların sıkışmışlıklarından Türkiye adına yararlanabilmek ancak böyle mümkündür.

ESAD FIRSATTAN YARARLANMAYA BAŞLADI

Bölgesel gelişmeleri okuyan ve bundan en iyi yararlanan ise saha tecrübesine sahip Beşar Esad’dır: Ankara’nın önce Moskova ile sonra da Tahran ile vardığı “Suriye’nin toprak bütünlüğünün önemi” mutabakatını fırsata çeviren Şam, Haseke’de YPG’yi vurdu!

Suriye Ordusu’nun bu hamlesi karşısında ABD özel kuvvetlerinin Haseke’yi terketmeye başlaması (Sputnik, 19 Ağustos 2016) öncelikle bölgedeki tüm Kürtler için derslerle doludur:

1) Güç ağırlığı hızla Atlantik’ten Avrasya kuvvetlerine kaymaktadır. Kürtleri en sonunda yenilecek olan Atlantik cephesi ile hareket etmesi, ileride Türk, Arp ve Farslarla ilişkilerini olumsuz etkileyecktir.

2) ABD son 25 yılda birkaç kez yaptığı gibi, sıkıştığında Kürtleri terk edecektir, bırakıp kaçacaktır, satacaktır!

3) Kürtlerin yeri ABD cephesi değil, bölge cephesidir. Kürtler son tahlilde bulundukları ülkeler olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin bölgesel işbirliği modeli içerisinde en refah yaşama ve özgürlüklere sahip olacaktır!

İTTİFAKLAR İHTİYACI

Bölgedeki bu hızlı değişimleri hem iç hem de dış politikada Türkiye yararına değerlendirmenin mümkün olduğu bir sürece girebiliriz.

Dış politikadaki bu gelişmelere siyaseten bir süredir öncelik eden Vatan Partisi’nin, süreci daha da hızlandırmak ve geliştirmek için bir “Ankara Heyeti” kurmaya soyunması önemlidir. (Amerika’nın Sesi, 19 Ağustos 2016)

Salt Vatan Partililerden değil, başka partililerden de (CHP ve MHP özellikle olmalı) oluşacak bu heyet, hem AKP’yi bölgesel işbirliğine zorlayacaktır hem de AKP’nin zikzaklar çizmesine karşı sağlıklı bir fren işlevi görecektir. Dahası AKP Hükümeti’nin Atlantik’e göz kırpan siyasetlerine de barikat oluşturacaktır.

Ancak bunu iç politikaya taşıyabilmek meselenin esasıdır ve yakıcı ihtiyaçtır. Suriye için “Ankara Heyeti” kurabilmek, buna özellikle CHP’yi dâhil edebilmek, iç politikada da Türkiye için AKP’ye karşı bir “Cumhuriyet Cephesi” kurabilmeyi gerektirmektedir.

Aksi takdirde AKP Hükümeti tıpkı 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek TSK’ye darbeler vurduğu gibi, dış politikadaki olumlu havayı da fırsata çevirip Türkiye’ye Anayasa-Başkanlık darbesi vuracaktır!

İçeride AKP’ye karşı “Cumhuriyet Cephesi” kurmak, dışarıda Suriye için “Ankara Heyeti” oluşturmak ve toplamda ABD’ye karşı “bölge inisiyatifi için işbirliği” geliştirmek, demokratik ve laik Cumhuriyeti yeniden inşa edebilmenin de biricik yoludur!

Not: Bu yazı Mehmet Ali Güller'in bloğundan alıntılanmıştır

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Diğer Haberler
      Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : +90 212 963 1051 (pbx)