• BIST 107.202
  • Altın 145,589
  • Dolar 3,5161
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 20 °C
  • İzmir 29 °C
  • Adana 26 °C
  • Antalya 27 °C

Ankara katliamının ardından

Ankara katliamının ardından
Birlik olmak şart! Yoksa bu karanlık yenilemez. Katliam etnik değil, karanlığın kalkışmasıdır. Geri Zekâlı olmaktansa Gezi Zekâlı olmakta sayısız yarar var.

Sami GÜNAL

Güvercinlerin ağzındaki zeytin dalının yapraklarını döktüler! 

Çorum, Sivas, Maraş, siz sevinin gayrı! Ankara, kardeşiniz oldu.

"Beni kessen de canım çıkmaz artık. Öldüm!"

Sabırlar… Onların anasına, babasına, çocuklarına… 

Kadir-i mutlak dedikleri “Tanrı” adına can alanların bulunduğu bir ülkede yaşıyoruz. Oysa ki veren alır. Ne büyük günahkârlık ve derin bir paradoks içinde yaşıyorlar! Şirk koşuyorlar! 

İşbu halden dolayı memleketin efkâr-ı umumiyesi konusunda “Endişeli Modernlerden” sayılmaktan öte ta kendisiyim.

“Ölenler, ölümü bilmez; ölüm, kalanlar içindir.”

Canlarımızın kaybının acısı bir yana, elden bir şey gelmemesinin kahrı bir yana...

“Bin bir çiçekli bahçe” olan öz yurdumuzu zehirli sarmaşıklar istila etmiş durumdadır. Şimdilik yine çaresizlik içinde canlarımıza yanıyoruz. Can pazarında ölüsünü bulabilenlerin bir an için acısını unutup da sırf ölüsünü bulabildiği için teselli olduğu bir vahşet vahasındayız.

Asyalıydık, Avrupalı olduk… En sonunda Avrasyalı olmuşken… Hepsi tatil edilmiş, kop koyu Ortadoğu olduk. Kan revan, gözyaşı…

Bu evrilme; tesadüfi değil, bilinçli bir seçim! Yarasalaşma durumu var. Aydınlıktan karanlığa doğru bir kaçış.
Ne uğruna?

Topu yükün tarihsel, köhnemiş bir anlayışın yinelenmesi kıstasından hareketle kişisel diktatörya özentiliği uğruna... Bu uğurda Anadolu cayır cayır yanıyor!

Tüm birlikteliklere olduğu gibi, barış özlemi için bir araya gelenlere de hayat hakkı tanımadılar. Neredeyse vücutların gölgeleriyle bir araya gelmesine dahi düşman olacak kadar yürekleri, beyinleri kararmış. Akıldan, bilimden yoksun, içeriksiz, kravatlı temsili adamların canlı robotları kor ateşler saçtılar vücutlara. Ama insanların aklındaki idealleri silemeyecekler! Aklılardaki, insanlığın yüksek değerleridir... Mesela, barış, kardeşlik… 

Yaşanan olgular kavramsallaştırılıp bilimsel disiplinler içine sokulurlar.

Örneğin, ülkenin Ortadoğu’ya -her ne akılsa- çevrilmesine sevinenler sosyal medya üzerinde, yaratıcı zekâdan uzak olmalarının hazımsızlığından kaynaklanan, güya hakaretamiz bir edayla “Gezi Zekâlılar” tanımını kavramlaştırdıklarından bihaber, küfür niyetine ortaya atmışlardır. Evet, ne mutlu ki atık bu “Gezi Zekâlılık” sosyolojik ve politik kavramlar galerisinde yerini almıştır. Ve zamanın ruhuna uygun olarak doğduğu mekânla anılan bir fikr-i isyanın kavramlaşmış halidir. Diyalektiğin yasaları yüksek sesle emrediyor: Bulun karşıtını! Ve buluyorlar:
“Geri Zekâlılar!”

Geri Zekâlılıksa, psikolojik ve patolojik bir kavramdır. Telaşlanmayınız, bilim dışı bir şey yok, bilimden kaçamazsınız. Siz de bilim disiplinlerinin merceği altındasınız mevcut politik-patolojik halinizle.  

Bu savaş karanlıkla, aydınlığın; karşıtlıklarla, Gezi Zekâlıların savaşıdır!

Gezi Zekâlılar halaya dururken akıllarına dayanışma gelir. Nezaketli bir eda içinde cinsiyet algısı/kimliği zihinlerde silinir. Oysaki altı yaşında olan bir kız çocuğunu bile temsili olarak düşünürken senin aklına nikâh gelir. Gezi Zekâlılar, nezaketten, kadınların önünde diz çökerken; sen, ananın diz kapağından yukarısına çökme telaşındasın.
Seni, bağrında taşıyan sadece biz değiliz ki! Senin gibi taassubu-karanlığı, Ortaçağ denen bir dönemde koskocaman Avrupa da bağrında yaşattı. Rönesans denen bir aydınlanma çerağıyla da senin gözünü kamaştırıp bağrından söküp attı.

Evet, bizim, seni söküp atmamız kısa zamanda pek kolay gibi gözükmüyor bana. İşte ondandır ki ben, Endişeli Modernlerin ta kendisiyim. Üzgünüm!

Karanlığın şansı toplumun parçalı (dağınık) oluşundandır. Emperyalist projelerin aktörleri haline ister istemez ya da bilmeyerek-aymazlıkla getirilişindendir... Şimdi, toplumsal hallerimize girmeyi bu yazı çerçevesinde uygun görmüyorum, bu bir özeleştiri yazısı değildir. O hakkımız da var, baki kalsın.

Emperyalist proje kavramından söz etmişken belki de, piyonlara çatarak hedefi ne küçültüyorsun, bu çapta bir katliam dış güç desteği olmadan olabilir mi… Falan diyecekler çıkabilecektir. Evet, doğrudur. Doğru olsa da her şeye komplo kulpu takmak yarar sağlamayabilir. İllaki dış güç aramak, iç unsurların lehine masumiyet zırhına dönüşebilir.  

Karşındaki güç, almış olduğu askeri eğitimin becerisi ve kör inancının gerçek dürtüsüyle ipini elinden tutanlardan bağımsız hiç mi eylem yapamaz? Bir mekanik robot enerjisi bitene kadar kendi başına da gidebilir. Kaldı ki canlı robotlar hayda hayda inisiyatif kullanabilirler.

Neden?

Onun inandığı karanlık bir ideolojisi yok mu? Kör ideolojisi adına eylem iştahı hiç kabaramaz mı, hem de askeri eğitimliyken. Zaten onun eylemi, ipini elinden tutandan bağımsız da olsa yine ipini elinde tutanın emeline hizmet edecektir. Bu nedenle egemenin onu iradi davranışlara bırakmışlığı da vardır. Aldığı taşeronluk kendi öz ideolojisine de hepten uygun olduğu için isteyerek, severek, planlayarak egemenden bağımsız bir başına da katliam yapabilir. 
Benim bu yazı hedefim, onun insana kıyabilme iştihasıdır. Çağdışı olan ideolojisidir. Şimdilik arkasındaki dış gücü irdelemek değildir. Şuna bakacağız: Komşusunun kanını akıttığı sürece Cennetten yer edineceğine inanıyor mu, inanmıyor mu? Evet, inanıyor. Ha işte, katliam yapabilmesi için hep mi dış güçler emir verecek bunlara? Konya il stadında katliama alkış çalmanın ve “Allah’ım daha çok ölü olsun!” twitterlerinin arkasından da dış güçleri mi arayacağız? Bu güruhun kültürel ve ideolojik genetiğinde hangi ilkellik ve düşmanlıkların kodlandıklarını bilmez misin? 

Bu katliam elbette;

-Suriye’den bağımsız değil,
-Mezhepçilikten bağımsız değil,
-Özelinde etnik stratejik çatışmalardan bağımsız değil,

Peki, kime yaramış bu katliam? Cevabını sen verdin okurken, ben duydum bile!

Görüleceği gibi hedef, aydınlıktan yana olan hiçbir kesimden bağımsız değildir. Aydınlanmacı olup da bu aydınlanmacı kesimlerin herhangi birine olan rezervlerinden dolayı karanlığa karşı duyarsız ve tepkisiz kalanlar tehlikenin farkında değillerdir.

Katledilenler arasında kimler yok ki?

Bağımsız sosyalisti var, Atatürkçüsü var, Alevi’si var, Sünni’si var, türbanlısı var, Türk’ü var, Kürt’ü var, değişik partililer var… Var oğlu var. Sen, bunların hangisinin dışındasın?

 “Barış” organizasyonunun yaklaşımlarına karşı rezervli olanlara demek isterim ki, varsayalım ki çatı örgütleri şüphe duyduğun politik adımların aletidirler. Yahu, tabanındaki mensuplar; halisane, bağımsız, idealist politik vb. tutumlarla oraya gelemezler mi? Varsay ki çok saflar yahu! Barış gibi yüce bir ideal ve eylemin coşkusuyla geldiler ve öldüler. Seyirci mi kalacaksın? Birlik olmak şart! Yoksa bu karanlık yenilemez. Katliam etnik değil, karanlığın kalkışmasıdır.

Geri Zekâlı olmaktansa Gezi Zekâlı olmakta sayısız yarar var.

*** 

Bütünleyici bir açıklama: Yazım genel içeriği itibariyle İslam diniyle alakalı değildir. Dinimizde katliam emri yok ki eleştirimizi ona mal etmiş olalım. Eleştirimiz ya da irdelemelerimiz İslam dinini yozlaştıran ve taassup kılmak isteyenlere karşıdır.

Yine “geri zekâlılık” tanımlaması her hangi bir şahsiyet ya da grup vurgusunu kapsamamaktadır. Ortaya çıkan “Gezi Zekâlılık” fenomeninin temsilcilerinin karşıt/çelişik durumlara düşüp düşmeme vurgusudur.

 

      UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
      Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
      Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2016 ABC Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : +90 212 963 1051 (pbx)