unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Doğan Yurdakul

Anayasa torbasının adı da kendine benziyor

23.02.2017 15:25

Yamalı bohçaya benzeyen anayasa değişikliği torbasına aranan ad nihayet bulundu: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi!

İktidar ve sözcüleri, nedense rejim değişikliği sözünden çok korkuyor, her fırsatta bu bir rejim değişikliği değil sistem değişikliği deyip duruyorlardı. Sonunda Erdoğan da bu sıkıntıyı gidermeye çalıştı. Elazığ konuşmasında, Türkiyede rejimin değişmediğini, sadece yönetim sisteminin değiştiğini, bu sistemin adının, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olduğunu söyledi.  

Torbanın ucubeye benzeyen içeriği o kadar çok irdelendi ki, onu ele alacak değilim.

Demokrasinin birbirlerinden ayrılmasını şart koştuğu dört kuvvetini (yürütme, yasama, yargı ve basın), bir kişinin eline vermek başından beri en büyük amaçlarıydı. Son seçimde bunu başarmak için 400 milletvekili isteyip de alamayınca ertelediler. Sonra 15 Temmuz oldu, buzdolabındaki başkanlık rejimi hevesi derin dondurucuya kaldırıldı.

Sonra birden bire başkanlıkla ilgili eski sözlerini unutan bir Devlet Bahçeli ortaya çıktı, getirin, destekleyelim dedi, meclisteki eksik sayılarının tamamlanması olanağını sundu. 15 Temmuz kahramanlık destanının rüzgarıyla neden olmasın? diye düşündüler. Ertelenmiş hedefi  isteksizce de olsa derin dondurucudan çıkardılar. Ne zaman, nerede, kim tarafından hazırlandığı belli olmayan yamalı bir anayasa bohçasına tıkıştırdılar. Mecliste gizlenmiş FETÖcülerin korkudan verdikleri açık oylarıyla  zar zor kabul edilebilen bu torbayı, şimdi istemeye istemeye halk oylamasına götürüyorlar.

25 MİLYONLUK HAPİSHANE VAR MI? 

İstemeye istemeye diyorum çünkü, şimdiye kadar hiçbir seçim öncesinde olmadığı kadar sıkıntılılar. Kampanyaya bir türlü beraber yürüdük biz bu yollarda diye başlayamıyorlar. Bir yaptıkları bir yaptıklarını, bir söyledikleri bir söylediklerini tutmuyor. Büyük gazetelerde köşe başı tutmuş en ünlü yandaşlardan çatlak sesler çıkıyor.

Şuna kuşku yok, bu iktidarın en iyi bildiği şey vatandaşı bölüp kutuplaştırarak seçim kazanmak. Referandum kampanyasına da artık ustalaştıkları  bu yöntemle girişmek istediler. Hayır oyu verecek olanları peşinen terörist ilan ederek işe başladılar. Tutmayacağı baştan belliydi, tutmadı. Öyle ya, şu ana kadar yapılan anket sonuçlarını bir yana bıraksanız bile, 1 Kasım seçimlerinde AKPye oy vermemiş 25 milyon yurttaş var. En az 25 milyon kişiyi terörist suçlamasıyla tıkabileceğiniz bir hapisane var mı? Gerçi başta Erdoğan olmak üzere yine ara sıra bu sözü dillendiren iktidar sözcüleri oluyor. Ama birçok AKPlinin de itiraz ettiği bu tehdit, hayır oyu verecek seçmeni artık korkutabilme etkisini yitiriyor, 16 Nisana kadar da hiçbir etkisinin kalmayacağı, giderek alay konusu olacak gibi görünüyor.  

HEMEN Mİ? İKİ YIL SONRA MI?

Evet kampanyası yürütenlerin daha başka sıkıntıları da var. Bunlardan biri, Erdoğanın ne zaman partili Cumhurbaşkanı olacağı. Bu anayasa değişikliği, referandumda kabul edilse bile iki yıl sonra yürürlüğe girecek, Milletvekili seçimi ve Partili Cumhurbaşkanı seçimi 3 Kasım 2019da birlikte yapılacak. Değişiklik metni böyle diyor. Erdoğan ancak o zaman yasal olarak partili Cumhurbaşkanı olabilecek.

Durum aynen Abdullah Gülün Cumhurbaşkanlığı süresinin beş mi yoksa yedi yıl mı olacağı konusundaki karmaşaya benziyor. O zaman da Anayasa değişikliği metnini muğlak bırakmışlardı, şimdi de öyle.

Erdoğanın 16 Nisanda evet çıkarsa hemen partinin başına geçme eğiliminde olduğu biliniyor. Ama olay ben yaptım oldu denecek kadar basit değil. Tüm yetkileri ele geçirmek ve meclisi feshedip seçime gitmek için bile iki yıl beklemesi gerek.  Zaten bu konuda devletin tepesinde de henüz bir görüş birliği yok. Yıldırım partili cumhurbaşkanlığı iki yıl sonra diyor. Eğer öyleyse, evet oyu verecek olan seçmen, kardeşim madem bütün bu yetkileri iki yıl sonra kullanmaya başlayacaksın, neden daha şimdiden benden peşinen oy istiyorsun diye sormaz mı?

YUKARISI BIYIK, AŞAĞISI SAKAL

Evet cephesinin başka bir sıkıntısı ise Kürt oylarını almak. İktidar yanlısı yazarlar açık açık yazıyor: ... Kürt oyları hayati derecede önemli. AKP muhafazakar Kürtleri kazanmaya dönük strateji ve dil arayışında  (Abdülkadir Selvi, Hürriyet, 21.02.2017).

Muhafazakar dedikleri Kürt oyları, herhalde 7 Haziranda HDPye giden ve 1 Kasımda (beyaz Toroslar tehdidinden korkup, istikrar vaadine kanarak) AKPye geri dönmüş olan yüzde 5lik bir kesim olsa gerek. Peki ama, o muhafazakar Kürtlere, Başbakan Yıldırımın Meclis kürsüsünden yaptığı Bozkurt işaretini nasıl anlatacaksınız?

Dahası, Erdoğan  Adıyamanda HDPlilerden de evet istiyor. Seçilmiş liderlerini ve seçilmiş milletvekillerini hapse attıkları HDPlilerden! Bir yanda (ne kadarının hayır vereceği belli olmayan) yüzde 12lik bir MHP seçmeni, öte yanda (çoğunun hayır vereceği belli olan) yüzde 11lik bir HDP seçmeni. Neredeyse her iki evete bir hayır!

Evet kampanyası yürütenlerin sıkıntıları bu kadarla kalmıyor. Gerisini de yazacağım. Sıkıntılar şu an için hayır çıkacak boyutuna varmış değil, zamanla belki o da gelebilir. Şu anki sıkıntı biz ne halt ettik? endişesi.

 Her yenilgiden sonra birilerinin bunları kandırdığını söylediklerini biliyoruz. Ne dersiniz? Bu referandumda yenilirlerse, ya da düşüşe geçecekleri bir biçimde kıl payı kazanırlarsa, bu kez de Bahçeli bizi kandırdı! derler mi acaba?

 

Eğitim