unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Torun Ahmet Türkmen

Yarın daha büyük bedel ödememek için...

14.06.2017 10:01

Ali asker dinliyorum. Özel bir sessizlik isteyerek Metris türküsünü söylüyor üstad. Duygulandığı yüzünden belli. Bizde hüzünleniyoruz.

Duygulanmamak mümkün mü?

"Şu metrisin önü,

bir uzun alan

bir tek seni sevdim

gerisi yalan."

12 Eylül zorbalığına direnen, sonrasında, boğazından aşağıya kaynar su dökülerek öldürülen gencin şiirinden bestelenen türkü...

Koskaca bir kuşağın türküsü. O dönemi yaşayan her insan bu türküde kendinden bir parça bulur. 

Mücadele, kararlılık ve masum bir gençlik duygusu. Sevgi, aşk.

Ülkesini seven birçok insan 12 Eylülde metrislerin önünde çok bekledi. Tabutsuz ölüler aldı nizamiye kapılarından. Sevdiği insanlardan haber alabilmek için çok bekledi. Öğrenmek istedikleri tek bir şey vardı; sevdikleri insanların saglıklarından haber alabilmek.

Bugünde aynı acıları yaşanıyor. Daha da fazlası. 

Zorbalık devlet oldu. Hak, hukuk, adalet, vicdan gibi duygular devlet kavramının içinden ayıklandı. Liyakat, çoktan yerini yandaşlığa bıraktı. 

Toplumda karşıtlıklar hat safhaya ulaştı. AKP iktidarı alanı daraldıkça Toplumsal kutuplaşmayı iktidarda kalmak için sınırsız ölçüde kullanmaya başladı.

Kutuplaşma karşıtlığa dönüşüyor. Hemde vatandaşlar içinde. Bunu görelim. Tehlikenin belki de en büyüğü bu.

Yakın zamana kadar vatandaşlar arası pozitif toplumsal ilişkiler, komşuluk ilişkileri yerini güvensizliğe, kamplaşmaya bırakmaya başladı.

Toplumsal ilişkiler çözülüyor. "Komşu komşunun külüne muhtaç" deyimi çoktan yerini çıkar ve beklentiye bıraktı. 

Güvensizlik duygusu toplumsal ilişkileri törpüleyen en önemli etkenlerden biri olmaya başladı. İnsanlar devletine, devletin kurumlarına güvenmiyor. En kötüsü, böylesi bir ortamda birbirlerine de güvenmemeye başladı. Bireysellik artıyor. Çocuklarımızı koruyamaz hale geldik.

Şiddet sarmalı tüm Türkiyeyi kuşatmaya başladı. Aile işi şiddet, kadınlar üzerinde baskı ve kadın cinayetleri son 15 yılda onlarca kat arttı. Bu durum siyasi iktidarca engellenmeye çalışılmadığı gibi "kadını toplumsal yaşamda görünür olmaktan tümden çıkarmak için" kullanılmaya başladı.

Kısacası toplumsal yapı maalesef çürümeye terkedilmiş gözüküyor. İşin en kötüsü bu durum AKP iktidarınca bilinçli bir politika olarak sistematik bir şekilde uygulanıyor.

Bu yolla toplumsal muhalefeti "dizginlemek" hedefi güdülüyor. 15 Temmuz sonrası örnekleri görüldüğü gibi oluşturulan bu güçler "paramiliter" amaçla da kullanılabilecek hale dönüştürülmeye çalışılıyor. Yakın gelecekte böyle bir tehdidin görünür hale geleceğini düşünebiliriz. 

Bu durum ve gidişat karşısında durumu idare eden, "aman sesimizi fazla yükseltmeyelim" diyen çevrelerin tüm bu olası gelişmeleri dikkatle izlemelerinde yarar var. Eğer bugün önlem alınmaz ve gerekli bakış açıları ve politikalar geliştirilmezse yarın çok daha büyük bir açmaz ve yıkımla karşı karşıya kalınacağı bilinmelidir.

Defalarca yazıldı. Bir kez daha ifade etmekte yarar var; bu süreci tersine çevirecek bir güç birikimi artık var. Olgunun en güzel yanı bu güçler diktatörlük rejimine karşı örgütlenmeye açık. Yeter ki bu durum iyi görülsün ve heba edilmesin. 

Bir gerçek daha var; Siyasi iktidar cephesi "çok parçalı hale geldi" bu olgu kendi içlerinde de açık açık dillendiriliyor. Bir kaç gün önce bir AKP il yöneticisinin ifadesi çok önemli. Referandum sonucunu kastederek "sizin yüzünüze baktığımda yüzüm kızarıyor, utanıyorum ama ne yazıkki sisteme ayak uydurmamız gerekiyor" diyor.

Siyasi iktidar, yönetim mekanizmasını, siyasal ve toplumsal baskıları başarılı bir şekilde uyguladığı için ayakta.

TBMM darbe girişimi araştırma komisyonunun raporundaki darbenin siyasi ayağını saklama çabalarına karşı kamuoyunda ciddi bir reaksiyon oluşması çok önemli. CHPnin muhalefet şerhindeki ifadeler AKPnin darbedeki rolünü iyice ortaya çıkardı. Keşke uyarılarımızı dikkate alarak bu tepkiyi darbeden hemen sonra koyabilselerdi. Olgu konuşuldukça süreç kamuoyunca kavranmaya başlanıyor.

AKPnin payandası durumundaki MHP çevrelerinde de rahatsızlık belirtileri dışa vurulmaya başladı.

Yani, iyimser olmak için çok neden var. Yeter ki neyi, nasıl yapacağımızı iyi bilelim. Süreci atlamayalım, savsaklamayalım.

Eğitim