unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları İbrahim Kaya

AKP ne zaman ve nasıl gider?

17.09.2017 17:08

Türkiyeyi 15 yıldır yöneten AKPnin çok derin sorunlar yaşadığı, kendi açmazlarını çözemediği ve deyim yerindeyse pek çok yumuşak karnının oluştuğu türünde anlayışlarla son zamanlarda daha sık karşılaşıyoruz. Önemli ölçüde, bu anlayışların AKPye ilişkin bazı gerçeklikleri ifade ettiğini kabul etmek gerekir. Ancak, bu tür anlayışların handikapları, üstünlüklerinden çok daha fazladır. Öncelikle, mevcut durumu saptamada bu anlayışlar çok basit bir hesaba dayanmaktadırlar: AKP her açıdan bir çıkmazdadır; dış politikada, eğitimde, ekonomide ve diğer sahalarda Türkiyenin sorunlarını çözememektedir. Dolayısıyla, AKPnin gitmesi çok kolay ve birdenbire gerçekleşecektir. Şimdi bu tür temellendirmeler sadece varsayımsal düzeyde geçerlidir; halbuki ülkenin gerçekliğini iyi tetkik ettiğimizde görüyoruz ki AKPnin gitmesi yani bir bakıma yeniden kurtuluş öyle kolayca ve birdenbire olmayacaktır. bunun gerçekleşmesi, çok ciddi bir Yeniden Cumhuriyet Programınının toplumun önemli bir bölümünde karşılık bulmasını gerektirmektedir. Bu yazıda, dolayısıyla, AKPnin ne zaman, nasıl ve hangi alternatif programla gideceğini ele alacağız.

Ne Zaman?

Bu konuda iki ana tutumu gözlemliyoruz: birincisi, seçimle AKPnin gitmesi mümkün gözükmüyor çünkü sandıkta ve sonrasında güvenlik yok, yani, oyların adil sayılması ve sonuçların doğru verilmesi olası olmadığından, AKPnin seçimle gitmesi mümkün değil. Eğer bu anlayışı benimsiyorsak, ne yapacağız? Yani iktidar değişimi nasıl gerçekleştirilecek? Fiziki zorlama, yani iktidarı zora dayalı olarak yerinden etme, bildiğimiz gibi devrim veya darbe anlamına geliyor. Darbeye karşı olduğumuza göre, devrimde mi ısrar edeceğiz? Bunun toplumda karşılığı var mı? Devrimler Çağında olmadığımızın emareleri hemen her yerde. Ancak, yakın gelecek belki de bu olasılığı ortaya çıkarma potansiyeline sahip olacaktır. Fakat hep gelecek, gelecek derken şimdiki zamandaki fırsatları kaçırdığımızı artık anlamamız gerek. Şimdiki zamanda yaşamak ve böylelikle geleceği kurma planı yapmak gerçekçiliktir. Demek ki gerçekçi olmak, kurtulmak için önceliğimizdir. Devrimden ziyade sert muhalefeti, sokak siyasetini önerenler de yok değildir. Yani AKPnin seçimle gitmeyeceği anlayışını benimseyenlerden bir grup, AKPnin güçlü bir muhalefet aracılığıyla, gündelik yaşamda sürekli bir karşı koyuşla, uzun soluklu mücadeleyle gideceğini düşünmektedir. Bu türden siyasetlerin gerekliliği konusunda bir itiraz temellendirmek mümkün görünmese de, AKPnin bu türden siyasete dayanamayıp çekip gideceğini düşünmek gerçekçilik ilkesine aykırıdır. Bu tür sokak siyasetlerine karşı daha da otoriterleşecek olan iktidar, bu sokak siyasetlerini kendisini toplumun gözünde bir kez daha meşru gösterme şansı olarak değerlendirecektir.

İkinci tutum, 2019 seçimlerine işaret eden tutumdur. Yani AKP, iyi bir strateji ve ona uygun taktikler sonucunda 2019da seçimle gidebilir. Bu anlayışın daha gerçekçi olduğunu söylemeliyim. Türkiye güçlü bir iktidarı seçimle yani demokratik yoldan göndermeyi başarabilir. Elbette bunun koşullarının sağlanması için devasa bir mücadeleye girişilmesi kaçınılmazdır. Seçimler için hemen şimdi büyük bir programın açıklanması ve yeniden cumhuriyet inşası için toplumun muhtelif gruplarıyla istişare edilmesi gerekliliktir. Ne zaman gidecek AKP? 2019daki seçimlerle! Peki nasıl?

Nasıl?

İlk olarak, AKPnin gitmesi için hamleler yapacağı konusunda şüphesi olmayan aktörlerin 2019 seçiminin siyasal partiler arası geleneksel seçimlerden biri olmadığı gerçeğini içselleştirmesi gerekmektedir. Bu konuda emin olanların muhtelif toplumsal grupların temsilcileri olarak Yeniden Cumhuriyet Programında uzlaşması ve programın topluma anlatılması için şimdiden yurt sathında çalışmaların başlatılacağı beyanatının verilmesi elzemdir. Demek ki, değişimin gerçekleştirilebileceğine inanan aktörlere ihtiyaç var ve bu aktörlerin topluma anlatacağı Yeniden Cumhuriyet Programına ihtiyaç var. Uzun bir zamandır bu program hakkında yazıyorum (2010 referandumundan buyana ancak yeniden cumhuriyet inşası gerçekleşirse Türkiyenin düzlüğe çıkacağını yazıyorum). Bu programın insan yaşamı için vazgeçilmez üç saha açısından yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyulduğu anlayışı temeli teşkil ediyor: ekonomik, politik ve epistemik/kültürel sahalar yeniden yapılandırılmalı ve adeta modern Türkiye yeniden inşa edilmelidir. Bu büyük dönüşümün gerekliliğini anlayamayanlar toplumu AKPnin gitmesi gerektiği konusunda ikna edemezler. Bu büyük dönüşüm modernliği olmayan kapitalist Türkiyeden ekonominin hukuk kurallarına bağlı işlediği modern Türkiyeye geçişi ifade etmektedir. Politik olarak kutuplaşmış bir toplumdan birlikte yaşamaya yönelmiş bir topluma dönüşümü ifade etmektedir. Birlikte toplum halinde yaşamak temel hedefimizdir ve bu hedef için laik cumhuriyet değerlerinin temel uzlaşı olması kaçınılmazdır. Kültürel olarak bilimsel bilginin, sekülerliğin, Aydınlanmanın gündelik yaşam pratiklerimize klavuzluk ettiği bir Türkiyeye geçiş esası oluşturmaktadır. Hurafeden, gericilikten, dincilikten arınmış bir Türkiyeye yönelmek kültürel kurtuluş anlamına gelmektedir; mesela sanat kurumunun dinden ve siyaset kurumundan özerkleşmesi böylece sağlanacaktır.

Şimdi kısaca değindiğim bu programa toplumdan çok ciddi bir desteğin geleceği muhakkaktır. Verginin adil biçimde toplandığı, ihalelerin şeffaf biçimde ve hukuk kuralları çerçevesinde gerçekleştirildiği, piyasanın yıkıcı güçlerinden toplumun korunduğu, ülkenin inşaat şantiyesi olmaktan çıkarıldığı, işsizliğin ve yoksulluğun sosyal sorunlar olarak görüldüğü ve çözüldüğü, tarımda ve sanayide gerçek büyümenin gerçekleştirildiği, toplumsal tabakalaşmada liyakatin işlediği bir cumhuriyet idaresine toplumun özlemi sanıldığından fazladır ve bu özlemi gerçekleştirecek programa sahip olan aktörlerin toplumla ilişki kurması sorun olmayacaktır. Politik olarak, laik ulus-devletin ve yurttaşlığın temellerini oluşturduğu demokrasinin bireysel özgürlük ve toplumsal dayanışma ilkeleri üstünde yükselmesi gerektiği, toplum halinde birlikte yaşamak için kültürel aidiyetlerin esası oluşturmadığı, yurttaş olmanın temeli teşkil ettiği yaklaşımlarının toplumun önemli bir bölümünde karşılık bulacağı aşikardır. Politikanın bizi birlikte yaşatacak değerlere dayanması gerektiği, ortak sorunlarımızın ortaklaşa bir şekilde çözüleceği, terörün üstüne gitmenin bütün toplumun arzusu haline gelmesi gerektiği yaklaşımları kuşkusuz toplum tarafından özlenen gerçekliğe işaret etmektedir. Kültürel olarak, ne denli farklı dinsel anlayışlara sahip olunursa olunsun, bilimin yani hepimiz için pozitif sonuçlar veren etkinlik sahasının öne çıkarılması, korunması, desteklenmesi konusunda toplumun önemli bir bölümünün itirazı olmayacaktır. Hangi dinsel anlayışın daha doğru olduğu tartışması vuku bulursa anlaşmamız mümkün değilken, tümörlü bir hastanın ameliyat edilmesi gerektiği konusunda uzlaşmamız büyük sorun teşkil etmeyecektir.

Kısacası, AKPnin gidişi, Yeniden Cumhuriyet Programının toplumun muhtelif gruplarına anlatılmasına dayanan bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır ve bu mücadelenin zafere ulaşacağı yer elbette sandıktır. Ancak, bu kesinlikle sadece seçime odaklanan bir mücadele olmayacaktır, olamaz. Her olası durumda topluma ulaşmak ve politik kimlik kazandırmak kuşkusuz yeniden Cumhuriyet Programı için elzemdir. Her ne kadar sokak siyasetleri aracılığıyla AKPnin gideceği anlayışına uzak olsam da, siyaseti geleneksel yani kurumsal çerçevesinin içine sıkıştırmanın da büyük bir handikap olduğunun farkındayım. Sokakta, caddede, kahvede yani insanın olduğu her mekanda Yeniden Cumhuriyet Programının konuşulması esastır ve fakat bu esasın hedefi seçimlerde AKPnin gitmesini sağlamaktır. Yani 2019 seçimlerinde (erken de olabilir) AKP gidecektir, ama elbette bu seçimlerin esasını Cumhurbaşkanlığı seçimi oluşturacağından Yeniden Cumhuriyet Programının adayının kim olacağı çok büyük bir önem taşımaktadır. Aday konusunu başka bir yazıda ele almak dileğiyle, iyi pazarlar.              

Eğitim