unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Gerçekler Acıdır

Ali Kaya Soysal

Bu tip maçlardan sonra necip basınımız manşetlerinde genellikle "teşekkürler çocuklar" veya "ayakta alkışlıyoruz ", "yazık oldu, kısmet, buraya kadarmış" gibi klişeleri kullanırlar. Hepsi aslında batıya karşı 400 küsür yıllık ezikliğimizin dışavurumudur. Önce zafer naraları, ırkçılık boyutlarına varan bizi bize pohpohlama, gerçeklerden kaçış, sonra da hüsran dolu cümleler… Yıllardır aynı palavralar…

Önce gerçekleri görüp, ardından sahanın içine girelim: Rakibimiz Lyon, Avrupa’nın beşinci büyük liginin dördüncüsü, Fransa’da defalarca şampiyonluk yaşamış köklü bir kulüp. Mesela Lacazette’nin, Valbuena’nın piyasa değerleri 30-40 milyon euro civarında. Biz seneye Oğuzhan’ı 15 milyona pazarlamayı hedeflerken... Tüm bunlara karşın penaltılara kalan maçta Beşiktaş yarı finale kalabilir miydi? Şansı yanında olsaydı, evet. Maçın içine geçelim:

     Öncelikle , Lyon ile oynanan toplam 210 dakikanın Fransa’daki maçın ilk 20 dakikasi dışında, rakip bizden oyun olarak  üstündü. Bu tespiti yapalım, kabul edelim. İlk maçta 83 ve 84’te yenilen iki gole kızıp, elimizdeki skoru kaçırdık diye hayıflandık. Oysa maç boyu baskılı oynayan Lyon, bu golleri daha önce de bulabilirdi.

Dün gece ise ilk 4 dakikada hızlı ataklar sonucu Cenk’in iki kaliteli şutunu gördük, ama oyunun kontrolü başından itibaren Lyon’da idi. Belki de Beşiktaş’a geldiğinden beri en tutuk oyununu ortaya koyan Hutchinson ile sürekli pas hatası yapan kaptan Oğuzhan orta sahayı rakibe, daha doğrusu Tolisso’ya teslim ettiler. Bu arada 14. dakikada Talisca’nın sağ ayağından sürpriz bir gol bulduk, ama bu gol de onların yerleşik oyun düzenini etkilemedi, baskıya devam ettiler, semeresini de 34’te Lacazette’nin beraberlik golüyle gördüler. Devre sonuna kadar Fabri ve direk, farkın artmasını önledi, “ikinci yarıda silkinir miyiz acaba?' hisleriyle soyunma odalarının yolunu tuttuk.

İkinci 45’te oyunun akışı değişmedi. Bir tarafta topuyla, tüfeğiyle gelen Lyon; diğer yanda kapanmaya çalışıp, Basel ve Quaresma’nın kontralarına bel bağlamış Beşiktaş... Nitekim 58’de Adriano’nun hızlı çıkışında yaptığı ortaya Talisca üç defans oyuncusu arasından yükselerek, nefis kafa vuruşuyla takımını öne geçirdi. Aslında bu dakikadaki 2-1’lik skor bir saatlik oyunun akışına ters idi, fakat futbolda bunlar var. Önemli olan kalan yarım saatte bu şansı iyi kullanabilmekti.

Bu bölümde Fabri resmen devleşti. Adeta ilk maçtaki fahiş hatasını affettirdi diyebilirim. Beşiktaş savunmada kalmayı tercih etti, daha doğrusu zorunda kaldı. 86 ve 89. dakikalarda maçın kırılma anları yaşandı: İlkinde sağdan gelen ortanın direkten dönmesiyle Babel topu önünde buldu, ama içeri atamadı, atsa Beşiktaş şu anda her ne kadar rakibine mahkum oynamış olsa da yarı finaldeydi. İkincisin de ise Lyon’un hızlı atağında ceza alanına giren Lacazette topu direğe nişanladı, aksi halde oyun uzatmaya gitmezdi, o anda biterdi.

Uzatma bölümündeki görüntü 90 dakikadan pek farklı değildi. Fabricio’nun muhteşem oyunu, yorulan Oğuzhan, Quaresma ve Adriano’nun yerlerine Tolgay, Necip ve Beck’in girmesi muhtemel penaltılarda Beşiktaş’a bir artı, bir de eksi getiriyordu. Artı, Fabri’nin 120 dakikalık performansının devam edeceği beklentisiydi, ama tutmadı, 7 penaltıdan birine bile engel olamadı. Eksi ise, oyundan çıkan 3 oyuncunun ortak özelliklerinin penaltıcı olmalarıydı. Penaltı konusuna gelmişken, Şenol Hoca’ya soruyorum: Bir gün önceki son antrenmanda mutlaka penaltı çalışması yaptırmışsındır. Acaba Tosic ve Mitroviç bu çalışmaya katıldılar mı, yani planlamanda varlar mıydı? 

Hocanın bir başka hatası, bir gün önceki basın toplantısında teknik, taktik tek kelime etmemesi, gergin bir ifadeyle sürekli UEFA kararından dem vurmasıydı. Konu yönetimin işi olmasına rağmen... Bu durum mental açıdan oyuncularda doğal olarak inanç kaybına neden olmuş, bunu gördük. Hocam, artık 64 yaşındasın, çok tecrübelisin, kendi kafa yapına uygun bir kulüp buldun. Birinci yıl şampiyonluk yaşadın, ikinciye dolu dizgin gidiyorsun. Lütfen bazı takıntılarından kurtul, sakin ol, kendini, oyuncuları, taraftarı germe.

Taraftar demişken de, sevgili BJK seyircisi, önemli olan stadı tıka başa doldurmak değildir, ses efektivitesi sağlayıp rakibe baskı kurmaktır önemli olan. Bunu maalesef yapamıyorsunuz. İlk beş dakikanın dışında insanın enerjisini alan, beynini uyuşturan arabesk şarkılar eşliğinde seyircilik yaptınız taraftarlık yerine.

Özetle, dün gece kimse görevini yeterince yapamadı. Her şeye rağmen turu geçebilir miydik? Son 2 penaltıyı yardımcı antrenör Tamer ve malzemeci Süreyya atsaydı belki, evet.

 

Çok Okunanlar

Polis korumasında oy hırsızlığı böyle görüntülendi

Sosyal medya bu görüntüyü konuşuyor: İnce'yi görünce suratını astı

Saldırıya uğrayan Ümit Özdağ'dan ilk açıklama

'AKP'ye yakın cemaat saf değiştirdi'

TRT'ye atanan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Akış'tan tehditler: Ateş edeceğiz

İlgili Haberler

Spor

Belçika Tunus'u farkla geçti

Spor

Trabzonspor'un ‘feda' çağrısına futbolculardan olumsuz yanıt

Spor

Dünya Kupası'nda günün maçları

Spor

Basketbol Süper Ligi'nde yabancı oyuncu kararı

Spor

Süper Kupa tarihi açıklandı

Spor

Süper Kupa'nın oynanacağı yer ve tarih belli oldu

Spor

Türk yıldız Juventus'ta

Spor

Fenerbahçe'de yeni teknik direktör dönemi

Spor

Yeşil sahada evlendiler

Spor

Türk futbolcu Juventus'a transfer oldu

Spor

Dietmar Hamann: Mesut Özil'den elinizi çekin!

Spor

Luis Nani'den Göztepe açıklaması