unnamed-010.gif

24257314_145708686196461_1413277131_n.png

darbeicindedarbegif.gif

unnamed-011.gif

Çok Okunanlar

Tuncay Özkan da KHK'ya takıldı

The Guardian: Erdoğan kaybederse meclisi feshedebilir

Demirtaş, HDP'nin ikinci tur kararını açıkladı

Diyanet İşleri Başkanı: Kıraathane, bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir

MHP'de toplu istifa: Bu bozuk çarkta yer almayacağız

Aslı Aydıntaşbaş: IŞİD'ciler El Nusra'cılar evlerinden alınacak

Cumhuriyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş, "Adalet ve Kalkınma Partisi, önümüzdeki dönemde İslamcılıkla mücadele etmek için kalacak. Kontrol ettiğini sandığı, açıp kapama vanasını elinde tuttuğunu düşündüğü İslamcılık kartı, ciddi bir cihatçılık tehlikesi olarak Türkiye'yi vurmaya başladı. Bu yüzden artık kaçarı yok. IŞİD'ciler, Nusracılar, iki gün sonra diğerleri bir bir evlerinden alınacak. IŞİD'i karşısına alan Türkiye, bundan sonra cihadizm ve radikal İslamla mücadelenin temel üssü olacak" dedi.

Aslı Aydıntaşbaş'ın "AKP'ye biçilen rulo" başlığıyla yayımlanan (25 Aralık 2016) yazısı şöyle:

"Farkında mısınız, devlet, yavaş yavaş fabrika ayarlarına dönüyor. 

"Eskiden iktidar partisine 'Ankaralılaştınız' dendiğinde, müthiş alınırlardı. Şimdi ise alınmıyorlar, çünkü Türkiye, hızla 90'lı yıllardaki devlet modeline geri dönüyor.

"Demokrasi ve İslamcılık vaadiyle gelen iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidardan düşmemek için hızla devletleşiyor, devletleştikçe de 15-16 yıl önceki kurulum iddialarından bir bir vazgeçiyor. 

"Bundan neyi kast ediyorum? 90'lı yıllarda karşımızda, baskıcı, kontrolcü, Kürt hareketiyle mücadele eden devlet modeli vardı. Buna o yillarda 'statüko' deniyordu. Kemalizmdi, Kemalizmdi, ne laiklik ne de Kemalizmdi. 90'lı yılların Devleti ' tehdit' tanımlarıyla kendini şekillendiren ziyaretinde Toplumu özgürleştirmek değil onu 'Kontrol etmek' Için dizayn edilmiş bir devletti. 

"Hukuk da, ekonomi de bu, 'kontrolcü devlet' ya da o gün sıkça kullanılan tabiriyle 'ceberut devlet' anlayışının bir uzantısı olarak şekillenmişti. 'Ekonomiye Milli' Uygun Bir iş dünyası Profili doğdu, buna UYGUN 'Sanatçılar'olustu tabii ettik 'yerli milli ettik' medya o dönem Üzerine düşen görevi fazlasıyla Yerine getirdi. 

"90'lı yıllarda devlet değişemiyordu ve düşünemiyordu. Bir akıl tutulması içinde, vasatlığa teslim olmuş, herkesin yanlış olduğunu bildiği şablonlarla patinaj yapıyordu. Örnek mi istiyorsunuz? 'Manisalı Çocuklar' olayını hatırlar mısınız? Gençlerin çoğu Manisa davasını hatırlamaz. Yıl 1995. Çoğunluk lise çağındaki 16 çocuk, duvara yazı yazmak ve bildiri dağıtmak suçundan gözaltına alınmış ve akıl almaz işkenceler görmüştü. Örgüt üyeliği ve terör suçunu. 16 yaşındaki bir çocuğa işkence yapmak bir devlete ne fayda sağlar? Hiç. Ama sistemini düşünmüştüm. 
Genclerin gördüğü eziyet, Tüm Türkiye'yi 'sistem' denilen ceberut A.Ş. BASKICI yapıdan iğrendirmişti. Manisalı çocuklar, Türkiye'de yanlış giden her şey onu sembolü oldu. 

"Ve ardından büyük deprem geldi. 1999. Sistem, depremle birlikte yerle bir oldu. Çöktü. 

"İşte Adalet ve Kalkınma Partisi, ilk çıkış ve yükseliş döneminde bu kokuşmuş düzenin karşısına kendini tanımladı ve bu sayede rağbet gördü. Ceberut devletin karşılığı demokrasi ve İslamcılık karışımı bir değişim. AKP, bir protestoyu hareket etti. 

"Ancak bugün gelinen noktada iktidar partisi, hem gerçek İslamcılık hem de demokrasiden uzaklaştı ve daha da uzaklaşmaya mahkûm. Bilerek ya da bilmeyerek, Devletin iktidar partisi bugün 'fabrika ayarlarına' dönüşünün Temel enstrümanıdır. O fabrika ayarları, Aynı zamanda küresel sistemlerde belli bir rol oynamasını öngörüyor. AKP'nin demokrasiyi işletemeyen ve artık bu rolü oynamak dışında bir başka seçeneği kalmadı.

"Siz bakmayın görüntüdeki 'islamcılık' sosuna. O Cardio 1990'lı yillarda 'Kemalizm' in suiistimal Edilmesi gibi kamuflaj Amaçlı yüzeyde bir durum seyreden ve. Tuhaf bir İslamcı- milliyetçi ideoloji. Ama gerçek İslamcılık değil çünkü değiştirin iddiası. Bugün karşılıkımıza İslamcılık teklif etti, bildiğimiz devlet tapınmacılığı. 

"Ama biraz işe yaramaz. Adalet ve Kalkınma Partisi, önümüzdeki dönemde İslamcılıkla mücadele etmek için kalacak. Kontrol ettiğini sandığı, açıp kapama vanasını elinde tuttuğunu düşündüğü İslamcılık kartı, ciddi bir cihatçılık tehlikesi olarak Türkiye'yi vurmaya başladı. Bu yüzden artık kaçarı yok. IŞİD'CİLER, Nusracılar, iki gün sonra diğerleri bir bir evlerinden alınacak. IŞİD'i karşısına alan Türkiye, bundan sonra cihadizm ve radikal İslamla mücadelenin temel üssü olacak. 

"İslamcılık vede ortaya çıkmış AKP'nin bundan sonra misyonu, küresel anlamda selefi İslamcılık ve radikalizmle mücadelede koçbaşı olacak. 

"Kısacası dünya, Selefi cihatçılık akımıyla mücadeleyi yıllardır burada İslamcılık havası estirenlere yaptıracak.

"Ankara ister Rusya'yla ittifakını genişletsin, ister Trump Amerika'sına dönsün. Dünya Türkiye'ye bu rolü dayatacak. 
Aynı Pakistan gibi diyeceğim ama dilim varmıyor."

Politika

Politika

Akşener: Biz engelleri aşa aşa geliyoruz

Politika

Demirtaş, HDP'nin ikinci tur kararını açıkladı

Politika

Karamollaoğlu: AKP'den %15'lik bir kopma var, oylar bize geliyor

Politika

AKP'li yazar Erdoğan'dan umudunu kesmiş!

Politika

MHP'de toplu istifa: Bu bozuk çarkta yer almayacağız

Politika

Abdüllatif Şener: Kandil operasyonu sembolik mi

Politika

Kılıçdaroğlu'ndan seçmene animasyonlu video

Politika

Diyanet İşleri Başkanı: Kıraathane, bizim medeniyetimizin en önemli müesseselerindendir

Politika

Tuncay Özkan da KHK'ya takıldı

Politika

The Guardian: Erdoğan kaybederse meclisi feshedebilir

Politika

İnce: Benimle televizyona çık havan olsun

Politika

Erdoğan Sultangazi'de: Kandil'i bombalıyoruz!

Aslı Aydıntaşbaş: IŞİD'ciler El Nusra'cılar evlerinden alınacak

Güncelleme: 25.12.2016 16:49

Cumhuriyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş, "Adalet ve Kalkınma Partisi, önümüzdeki dönemde İslamcılıkla mücadele etmek için kalacak. Kontrol ettiğini sandığı, açıp kapama vanasını elinde tuttuğunu düşündüğü İslamcılık kartı, ciddi bir cihatçılık tehlikesi olarak Türkiye'yi vurmaya başladı. Bu yüzden artık kaçarı yok. IŞİD'ciler, Nusracılar, iki gün sonra diğerleri bir bir evlerinden alınacak. IŞİD'i karşısına alan Türkiye, bundan sonra cihadizm ve radikal İslamla mücadelenin temel üssü olacak" dedi.

Aslı Aydıntaşbaş'ın "AKP'ye biçilen rulo" başlığıyla yayımlanan (25 Aralık 2016) yazısı şöyle:

"Farkında mısınız, devlet, yavaş yavaş fabrika ayarlarına dönüyor. 

"Eskiden iktidar partisine 'Ankaralılaştınız' dendiğinde, müthiş alınırlardı. Şimdi ise alınmıyorlar, çünkü Türkiye, hızla 90'lı yıllardaki devlet modeline geri dönüyor.

"Demokrasi ve İslamcılık vaadiyle gelen iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, iktidardan düşmemek için hızla devletleşiyor, devletleştikçe de 15-16 yıl önceki kurulum iddialarından bir bir vazgeçiyor. 

"Bundan neyi kast ediyorum? 90'lı yıllarda karşımızda, baskıcı, kontrolcü, Kürt hareketiyle mücadele eden devlet modeli vardı. Buna o yillarda 'statüko' deniyordu. Kemalizmdi, Kemalizmdi, ne laiklik ne de Kemalizmdi. 90'lı yılların Devleti ' tehdit' tanımlarıyla kendini şekillendiren ziyaretinde Toplumu özgürleştirmek değil onu 'Kontrol etmek' Için dizayn edilmiş bir devletti. 

"Hukuk da, ekonomi de bu, 'kontrolcü devlet' ya da o gün sıkça kullanılan tabiriyle 'ceberut devlet' anlayışının bir uzantısı olarak şekillenmişti. 'Ekonomiye Milli' Uygun Bir iş dünyası Profili doğdu, buna UYGUN 'Sanatçılar'olustu tabii ettik 'yerli milli ettik' medya o dönem Üzerine düşen görevi fazlasıyla Yerine getirdi. 

"90'lı yıllarda devlet değişemiyordu ve düşünemiyordu. Bir akıl tutulması içinde, vasatlığa teslim olmuş, herkesin yanlış olduğunu bildiği şablonlarla patinaj yapıyordu. Örnek mi istiyorsunuz? 'Manisalı Çocuklar' olayını hatırlar mısınız? Gençlerin çoğu Manisa davasını hatırlamaz. Yıl 1995. Çoğunluk lise çağındaki 16 çocuk, duvara yazı yazmak ve bildiri dağıtmak suçundan gözaltına alınmış ve akıl almaz işkenceler görmüştü. Örgüt üyeliği ve terör suçunu. 16 yaşındaki bir çocuğa işkence yapmak bir devlete ne fayda sağlar? Hiç. Ama sistemini düşünmüştüm. 
Genclerin gördüğü eziyet, Tüm Türkiye'yi 'sistem' denilen ceberut A.Ş. BASKICI yapıdan iğrendirmişti. Manisalı çocuklar, Türkiye'de yanlış giden her şey onu sembolü oldu. 

"Ve ardından büyük deprem geldi. 1999. Sistem, depremle birlikte yerle bir oldu. Çöktü. 

"İşte Adalet ve Kalkınma Partisi, ilk çıkış ve yükseliş döneminde bu kokuşmuş düzenin karşısına kendini tanımladı ve bu sayede rağbet gördü. Ceberut devletin karşılığı demokrasi ve İslamcılık karışımı bir değişim. AKP, bir protestoyu hareket etti. 

"Ancak bugün gelinen noktada iktidar partisi, hem gerçek İslamcılık hem de demokrasiden uzaklaştı ve daha da uzaklaşmaya mahkûm. Bilerek ya da bilmeyerek, Devletin iktidar partisi bugün 'fabrika ayarlarına' dönüşünün Temel enstrümanıdır. O fabrika ayarları, Aynı zamanda küresel sistemlerde belli bir rol oynamasını öngörüyor. AKP'nin demokrasiyi işletemeyen ve artık bu rolü oynamak dışında bir başka seçeneği kalmadı.

"Siz bakmayın görüntüdeki 'islamcılık' sosuna. O Cardio 1990'lı yillarda 'Kemalizm' in suiistimal Edilmesi gibi kamuflaj Amaçlı yüzeyde bir durum seyreden ve. Tuhaf bir İslamcı- milliyetçi ideoloji. Ama gerçek İslamcılık değil çünkü değiştirin iddiası. Bugün karşılıkımıza İslamcılık teklif etti, bildiğimiz devlet tapınmacılığı. 

"Ama biraz işe yaramaz. Adalet ve Kalkınma Partisi, önümüzdeki dönemde İslamcılıkla mücadele etmek için kalacak. Kontrol ettiğini sandığı, açıp kapama vanasını elinde tuttuğunu düşündüğü İslamcılık kartı, ciddi bir cihatçılık tehlikesi olarak Türkiye'yi vurmaya başladı. Bu yüzden artık kaçarı yok. IŞİD'CİLER, Nusracılar, iki gün sonra diğerleri bir bir evlerinden alınacak. IŞİD'i karşısına alan Türkiye, bundan sonra cihadizm ve radikal İslamla mücadelenin temel üssü olacak. 

"İslamcılık vede ortaya çıkmış AKP'nin bundan sonra misyonu, küresel anlamda selefi İslamcılık ve radikalizmle mücadelede koçbaşı olacak. 

"Kısacası dünya, Selefi cihatçılık akımıyla mücadeleyi yıllardır burada İslamcılık havası estirenlere yaptıracak.

"Ankara ister Rusya'yla ittifakını genişletsin, ister Trump Amerika'sına dönsün. Dünya Türkiye'ye bu rolü dayatacak. 
Aynı Pakistan gibi diyeceğim ama dilim varmıyor."