unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

YAZARLAR

Tüm Yazıları Haluk Şahin

Kim kazandı, kim kaybetti?

28.03.2017 18:06

Son derece adaletsiz, çarpık, hakkaniyetten yoksun bir referandum kampanyası geçirdiğimizi görmek için bilimsel araştırmalara ihtiyaç yok .  Kent meydanlarına çıkıp şöyle bir bakınmak yeter. Her yer Evet mesajlarıyla dolu.  Medya ise, yazılısı ile görseli ile,  o kent meydanlarından bile daha kötü, çoğunda hayırın esamisi okunmuyor. 

          Gene de,  ilerde bu referandum ile ilgili araştırma yapacak olanlar geçen hafta Demokrasi İçin Birlik topluluğunun yayınladığı medya kullanımı istatistiklerini görünce hayret içinde kalacak, Haksızlığın ve partizanlığın bu kadarı da olmaz! diyeceklerdir.

         İktidar,  sandıktan evet çıkartmak için var gücüyle çullanıyor. Camileri, okulları, hastaneleri, hapishaneleri,  devletin tüm olanaklarını bu amaçla kullanıyor.  Harcadığı paranın haddi hesabı yok. Kullanılan söylemin kışkırtıcılığı ve bayağılığına ise girmek bile istemiyorum.

          Utanıyorum, üzülüyorum.

                                                                   ***                                                  

          Şundan üzülüyorum:

          bu topraklarda yaşayan insanlarda,  geçmişten süzülüp gelmiş ince bir hakkaniyet ve adalet duygusu olduğuna inanmışımdır hep.  Bunu evde, mahallede, okulda elde etmişizdir kuşkusuz.  Masallardan, filmlerden, televizyon dizilerinden öğrenmişizdir. Büyük bir olasılıkla çocukluğumuzda sofrada ekmek ya da yemek dağıtılırken, komşunun bahçesindeki erik ağacından topladığımız erikleri üleşirken,  askerde son paket sigaramızı arkadaşlarımızla paylaşırken öğrenmişizdir.  Haksızlık edenleri, açgözlülük yapanları  ayıplamışızdır.  Küçük çocukları döven iri yarı adamlara kızmışızdır.  Kendilerinin yarısı boyundaki garibanlara saldıran izbandutlara Dengini ara demişizdir! Bencil Almanı ya da kendisinden başkasını düşünmeyen Amerikalıyı  eleştirmişizdir!

         Haktanır olmak, adil davranmak önemlidir bizim için.  Harcımız gereği böyledir.

        Peki,  bu toplumda yetişmiş bu insanlar,  nasıl olur da bu kadar hakkaniyetten ve adaletten uzak bir kampanyaya tenezzül ederler?     

        Böylesine çürük bir meyveden hayır gelmeyeceğini, kendilerinin değilse bile, çocuklarının ve torunlarının bu yüzden mahcup duruma düşeceğini düşünemezler mi? 

         Üstelik bunların çoğu Müslüman olduğu iddasında, bu dünyada yaptıklarıyla cennete gitmeye talipler;  öyleyken,  Hazreti Ömerin adaletine dair vaaz dinledikten (hatta verdikten) hemen sonra haksızlığın ve adaletsizliğin daniskasını yapmakta nasıl olup da bir beis görmüyorlar?   Ki Hazreti Ömer, devlet hazinesinin kötüye kullanımının en büyük günah olduğunu söylemiştir!

         Bu nasıl bir vicdan felcidir?   Parasını devlet hazinesinden yani bizim vergilerimizden alan TRTyi nasıl bir mazeretle böyle bir haksızlık borazanı haline getirebilirler?    

        O TRT ki, kuruluşuyla ilgili Anayasa maddesinde hala özerk ve tarafsız yazar.

        O TRTki, devlet radyosunun partizanca kullanımının Anayasa suçu sayılmasının ve suçlularının cezalandırılmasının ardından, bir daha böyle şeyler olmasın diye kurulmuştur!

* *

         Tek yanlı kampanyannın  beyin yıkaması ile kazanacaklarını mı sanıyorlar?

          Tarih önünde mümkün değil:

          Bu kadar tek yanlı ve hakkaniyetten uzak bir kampanya manevi anlamda zaten kaybedilmiştir!

          

Eğitim