unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

Bilgisizliğin saldırısında sıra sözlüklere mi geldi?

HÜRRİYET YAŞAR

Artık bir deli bir kuyuya bir taş atıp da kırk akıllı çıkarmaya uğraşmıyor. Birçok kişi birçok kuyuya birçok taşı birden atıyor. Toplumun bilinci, kuyulara atılan taşları çıkarmaya yetişemiyor. Çünkü bilimciliği de, solculuğu da, bilgi değil, akıntının gücü belirliyor şimdi.

O atasözündeki 'deli’ sözcüğü, hiç akla gelmeyecek şaşırtıcılıkta bir yanlışı yapan kişiyi gösterir. Olayımızda, bilgisizliğin en koyu ama en atak olanı söz konusu.

En son örnek, sözlükte sözcük yasaklattırmak. Üstelik mahkeme kararıyla. Üstelik kadın erkek eşitliği ve kadınların aşağılanmasına son verme adına. Üstelik bunu yaptıranlar solcu.

Her şey aklıma gelirdi de, 1983’te 12 Eylül faşizminin kararıyla Türkçecilerden alınıp Osmanlıcacılara verilerek bağımsız dernek niteliği yok edilen bugünkü Türk Dil Kurumu’nu (TDK) savunmak durumunda kalacağım aklıma gelmezdi.

Solcu bilinen bir grubun önderi, eşitliği ve kadın haklarını savunmak adına mahkemeye başvurmuş, sözlükteki “boyalı, esnaf, kötüleşmek, kötü yola düşmek, müsait, oynak, serbest, taze, teslim etmek, yollu' v.b. sözcüklerin kadına ilişkin anlamlarının sözlükten çıkarılmasını önermiş. Mahkeme de biz hukukçuyuz, sözlükçülükten anlamayız, bilirkişiye başvuralım dememiş; bu dilekçeyi veren yurttaş anlıyorsa biz niye anlamayalım diye düşünmüş olmalı ki, üç kişilik yargıçlar kurulu olarak görüşüp karar vermiş. İki erkek yargıç, kadın davacıyı haklı bulurken, bir kadın yargıç da haksız bulmuş. Kadın yargıcımızı, iş bilgisi gerektiren bu karara katılmadığı için kutluyorum.

Mahkeme kararına uyarsak, bundan sonra sözlük yazmak için sözlüğün ne olup ne olmadığını ve sözlük yapmayı bilmek gerekmeyecek, yazılmış bir sözlüğü beğenmeyenin mahkemeye başvurması yetecektir. Açılan davanın, konusundan da önce, en önemli sonucu budur.

Karara ulaşamadıysak da, basından öğrenebildiğimiz kadarına bir göz atalım:

"Türkçenin söz ve anlam yapısını korumak ve geliştirmek konusunda davalı idarenin asli görevi üstlendiği, bu görevi kapsamında; Türkçenin, özellikleri ve kuralları bozulmadan doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılmasını sağlamak, dilin düzeysiz, kaba ve argo kullanımına yer vermemesi ve de 'toplumsal cinsiyetçilik' bağlamında kadını zorunlu rollere iten, onu aşağılayan ve ikincil gösteren ifadeleri içeren her türlü kelime yapısını kullanmaması gerektiği açıktır. Diğer bir ifadeyle, toplumsal cinsiyetçilik içeren tüm kelime yapılarına çalışmalarında yer vermemesi, davalı idarenin uluslararası ve ulusal normlardan kaynaklanan görevidir."

Birkaç satırlık paragrafta birkaç anlatım bozukluğuna ve dil yanlışına düşerek o beğenmedikleri dilcilerden doğru tümce kurmayı öğrenmeye gereksinimleri olduğu anlaşılan ve yaptıkları iş nedeniyle doğru anlaşılacak tümceler kurmayı bilmek zorunda olan sayın yargıçlarımız, 'hiçbir’ diyecekleri iki yerin birinde 'her türlü’, öbüründe 'tüm’ diyerek dilcilere yakalanıvermişler. Böylece, karar verdikleri konunun, bilirkişiye başvurmadan karar veremeyecekleri ölçüde özel bilgi gerektiren bir konu olduğunu düşünmeden hüküm kurmanın –kendileri ayrımına varmadan– bir örneğini yaratmışlar.

Karara göz gezdirmeyi sürdürelim: “… dava konusu kelimelerin argo anlamlarının, Türkçenin (…) doğru ve güzel kullanılması hususunda öncü görevi üstlenen Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde ve internet sayfasında yer almasının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır."

İşte burası, sayın yargıçların, sözlüğün işlevinin ne olduğunu bilmediklerini ortaya koyuyor. Başka bir yazımızın içeriğiyle yinelemeye düşmeyi göze alarak, sözlüğün tanımını yeniden verelim: 

“Bir dilin bütün ya da belli bir çağda kullanılmış sözcük ve deyimlerini abece sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan ya da başka dillerdeki karşılıklarını veren yapıt.' (Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yay. 7. Baskı, 1983)
Vecihe Hatiboğlu’nun 1972’de, yine Türk Dil Kurumu yayınları arasında çıkan Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü’nün 2. baskısındaki tanımı, en yalın olanı:

“Bir dilin sözcüklerini alfabe sırasıyla açıklayan kitap.'

Ama en kapsamlı tanımı, Dil ve Edebiyat Terimleri Sözlüğü’nde Yusuf Çotuksöken yapmış:

“Bir dilin belli bir çağda ya da bütün çağlarda kullanılan ya da kullanılmış olan hemen bütün sözcüklerini, terimlerini, deyimlerini alfabetik düzende tanımlarıyla birlikte veren, gerektiğinde örnek cümlelerle bu tanımları pekiştiren bir ya da birkaç ciltlik yapıt. (Cem Yay. 1. Baskı, 1992)

Şimdi oynak sözcüğünün ilk sözlüğümüz olan Divanü Lûgat-it Türk’teki anlamına bakalım:

oynak: “oynak işler = oynak kadın'. (Çev. Besim Atalay, TDK Yay. Cilt I, sf. 120, Ankara 1986)
Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedi, 2. tanımında “Sık sık değişen kararsız şey için kullanılır; değişken,' dedikten sonra 4. tanımında “Ahlak yönünden serbest, davranışları hafif kadın için kullanılır,' demiş.
En güzel tanımı Ali Püsküllüoğlu yapmış: “(kadın ya da kız için) davranışları ağırbaşlı olmayan, erkeklerle oynaşan, cilveli.' (Türkçe Sözlük, Doğan Kitap, 2. Baskı, Ekim 1999)

Şimdi TDK sözlüğünde Reşat Nuri Güntekin’den alındığı belirtilerek verilen örnek kullanımı aktaralım: “Bu otuz yaşlarında çenebaz ve oynak bir duldu.'

Ne yapacağız bu sözlükleri şimdi? Yorgun Savaşçı’lar gibi yakacak mıyız? Yorgun Savaşçı filmini halk için zararlı bulup yakanlara faşist demek kolay. Aşağılama üreten kafa ile o kafanın varlığını saptayan bilimsel kaynağı birbirinden ayırabilmek… Bu eskiden bunca zor da değildi. Yorgun Savaşçı’dan korkan faşistler, ülkemizin solcusunun aydınının bilimsel düzeyini bu noktaya değin geriletmeyi başardılar. 

Okuduklarını, görevleri gereği herkesten iyi anlamak zorunda olan yargıçlarımızın gözden kaçırdıkları şu olsa gerek: 'Sözlük’ denen kaynak kitap için yapılan hiçbir tanımında, “bir dilin edepli, ayıpsız, cins ayrımı yapmayan, eşitlikçi, adil nitelik taşıyan sözcüklerinin tanımını yapan, bu niteliklere aykırı sözcüklere yer vermeyen kaynak kitap' diye yazmıyor. Peki, Ankara 6. İdare Mahkememizin sayın yargıçları, 'sözlük’ denen bilimsel kaynak kitabın, nerede okudukları hangi tanımına uyarak o kararı verdiler de sözlüklerde sözcük ve tanım yasaklanabileceğini düşündüler?
Varsayalım TDK, sözlüğündeki sözcüklerin tanımlarındaki aşağılama içeren anlamlarını çıkarıp attı, öteki sözlükçüler de “TDK ne yaparsa en doğrusunu yapar' deyip ona uydular, sonra da birisi o sözcüklerden birini ya da birkaçını, bu sözlük kıyımına neden olan kişiye yönelterek, yani o sözcükleri kullanarak “Sen şöylesin, sen böylesin…' dedi. Aşağılamaya uğrayan sözlük kıyımcımız kendine ne söylendiğini nasıl anlayacak, mahkemeye başvursa nasıl kanıtlayacak? En korkunç olanı da, sözlükten sözcüğü çıkarttıran mahkeme, o sözcüklerin ne anlama geldiğini bulmak için nereden kaynak bulacak; köprüaltı insanlarının bilirkişiliğine mi başvuracak?

Bir şeyden hiç kuşkum yok: Sözlüklerdeki tanımlardan rahatsız olarak ilericilik yaptıklarını ya da hakkı hukuku koruduğunu sananlar, gündelik yaşamları içinde sık sık sözlüğe bakıp o sözlüklerin tanımlarından yararlanan kişiler değiller. Sözlükler, söz varlığımızın anlamlarını olabildiğince eksiksiz ve doğru olarak derleyip açıklayan bilimsel kaynaklarımızdır. Sözlük yasaklamakla anatomi kitabını yasaklamak arasındaki ayrım, birinin sözlük, öbürünün anatomi kitabı olmasından başka bir şey değildir. 

 

Çok Okunanlar

Anadolu Ajansı seçim sonuçlarını 4 gün önceden açıkladı

Seçime 3 gün kala Gezici'den son anket

Ahmet Hakan, İnce için oran verdi

Konda ilk kez anket sonuçlarını açıkladı: Erdoğan ilk turda...

AA'nın ardından Milliyet de seçim sonuçlarını açıkladı 

İlgili Haberler

ABC Kritik

53 yurttaşın katili dediklerinizle neden pazarlık yaptınız?

ABC Kritik

Kandil hamlesi: Terör değil algı operasyonu

ABC Kritik

AKP'nin son seçim hamlesi: Membiç ve Kandil

ABC Kritik

Mesajı Aldığınız İçin Teşekkür Ediyorum Sayın İnce

ABC Kritik

Ürdün domino etkisini bekliyor...

ABC Kritik

24 Haziran'da hemen demokrasi

ABC Kritik

Yeni sınav sisteminin diğer adı: Adaletsizlik!

ABC Kritik

Erdoğan neden sakin

ABC Kritik

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs... Geleceğin körfezi

ABC Kritik

27 Mayıs darbe mi yoksa bir devrim midir?

ABC Kritik

Hain arıyorsan aynaya bak polis telsizcisi Hayko!

ABC Kritik

Demokrat Parti ve 27 Mayıs