", "author": { "@type": "Person", "name": "www.abcgazetesi.com" }, "publisher": { "@type": "Organization", "name": "www.abcgazetesi.com", "logo": { "@type": "ImageObject", "url": "/cdn-photo/16396/imgs/190420181810218089950.png", "width": 152, "height": 55 } } }

unnamed-010.gif

darbeicindedarbegif.gif

'Bir ABD projesi olan AKP’nin sonu geldi’

Gazeteci-yazar Merdan Yanardağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adalar İlçe Örgütünün davetlisi olarak 28 Ocak günü bir konferans vermek üzere Büyükada’ya geldi. Yanardağ, Anadolu Kulübü’nde düzenlenen “Türkiye nereye gidiyor?' başlıklı konferansta / söyleşide Adalılarla buluştu. Kalabalık bir dinleyici topluluğunun katıldığı ve izleyenlerin çok başarılı bulduğu etkinlik yaklaşık 3 saat sürdü.

ABC Gazetesi (abcgazatesi.com) ve Kültür Türk TV (TELE 1) Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, 'Türkiye nereye gidiyor?’ sorusunu tutuklandığı ve yargılandığı 'Ergenekon’ davasından örnekler vererek anlatmaya başladı. Yanardağ, “Tamamen ideolojik bir anlayışla hazırlanan Ergenekon iddianamesi, Cumhuriyet’i yargılamaya ve mahkum etmeye dönüktü' dedi.

2013’te sonuçlanan 'Ergenekon Davası’nı “Devletin İslamcılar tarafından ele geçirilişinin finali' olarak nitelendiren Yanardağ, bugünü değerlendirmek için dün yaşananları iyi anlamak gerektiğini söyledi. Yanardağ, Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne uzanan çizgide Türkiye’nin içinden geçtiği süreçleri analiz etti. Cumhuriyetin "ihanete uğrayan bir devrim" olduğunu da belirten Yanardağ, şunları söyledi:

"Cumhuriyetin kurucu unsurlarının bir bölümü -ki onlar daha sonra iktidarı ele geçirdi ve ülkeyi yaklaşık 70 yıldır yönetti- cumhuriyet devrimine ihanet etti. Başta TSK'nın bir bölüm komuta kademesi olmak üzere, cumhuriyetin sağ kanadı, NATO üyeliğiyle birlikte, Osmanlı-Türk aydınlanması ve modernleşme sürecinin kazandırdığı her şeyi tasfiye etmeye yöneldi. Türkiye Soğuk Savaş'a kurban edilen bir ülkedir. Türk halkı NATO'nun anti-komünist siyasetleri için harcanmış bir toplumdur. Sol düşmanlığı nedeniyle islamcı gericilik desteklenerek, devrimci ve ilerici güçlerin, değer ve ilkelerin karşısına çıkarıldı.

unnamed-173.jpg

"Cumhuriyet, 70 yıl boyunca kendi solunu tasfiye etmekle uğraştı. sonunda solunu tasfiye etmeyi başararak bütün dengelerini yitirdi ve gericiliğe teslim oldu. sandılar ki, sol tehlikesi bertaraf edilince islamcılara 'hadi işiniz bitti evinize, medreselerinize gidin' deyince onlar sahneden çekilecek. Öyle olmadı, gericiler, 'hayır gitmiyoruz, kendi düzenimizi kuracağız, siz gideceksiniz' dediler. Ergenekon davalarının anlamı budur. Biz, çeşitli eleştirilerimizin olduğu Cumhuriyeti, cami avlusuna terk edilmiş şekilde kucağımızda bulduk."

“İSLAMO-FAŞİST BİR REJİM'

Darbeler tarihi içinde, ilerici 27 Mayıs 1961 müdahalesinin, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 faşist darbeleriyle aynı kategoride değerlendirilmesinin büyük bir yanlış olduğunu belirten Yanardağ, "Bu bir Aristo mantığıdır. Çünkü gerici ve faşist darbeler ile Türkiye'nin en demokratik anayasasını yapan 27 Mayıs müdahalesini aynı kefeye koymak aymazlıktır. Aralarındaki nitelik farkını görmemektir. Cumhuriyet'e demokratik bir boyut kazandıran 27 Mayıs'ın tek ve kabul edilemez yanlışı idamlardır" dedi.

Yanardağ, AKP iktidarının hayata geçirmeye çalıştığı ve "gerici faşist diktatörlük girişimi" diye nitelendirdiği 'Başkanlık Anayasası’na yönelik düşüncelerini izleyicilerle paylaştı. Yanardağ şunları söyledi:

“Dinci-faşizan bir diktatörlük anayasasını getirmeye çalışıyorlar. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki güçler ayrılığı ilkesini ortadan kaldıran, Meclis’i işlevsiz hale getiren, Bakanlar Kurulu’nu tasfiye eden, hükümeti başkanın sekreterinden oluşturan, Meclis’i tek başına feshetme yetkisinin tanındığı, Anayasa Mahkemesi üyelerinin neredeyse tamamının ve tüm üst düzey bürokratları 'Başkan’ tarafından atandığı ve bunların hiçbir denetime tabi tutulmadığı, milletvekillerinin gensoru veremediği, Cumhurbaşkanı'nın bütçeyi tek başına belirlediği bir rejim öneriyorlar bu topluma. Tam bir deli gömleği! Bu yetkiler Hitler’de bile yoktu. Siyasal İslam’ın getirmeye çalıştığı böyle bir rejime 'demokratik’ düzen demek mümkün değil. Eğer arkasında da siyasal İslamcı bir hareket varsa, bu ancak ve ancak islamo-faşit bir rejimdir.'

unnamed-(1)-135.jpg

“AKP AMERİKAN PROJESİYDİ, BİTTİ'

Türkiye’nin bu sürece birden bire gelmediğinin altını çizen Yanardağ, AKP 'nin kuruluş amacını da anlattı:

 “AKP yerli değildir, bir Amerikan projesidir. İslamcı bir grup, emperyalizmle işbirliği yaparak bu partiyi kurdu. AKP, 70 yıllık bir karşı devrimin sonucu olarak iktidara geldi. Ancak sonu da geldi. AKP, emperyalizmin ve Türkiye sermayesinin kirli işlerini gördü. Emperyalizm ve sermaye ile işi bitince de 'bizim zamanımız başlıyor. Başkanlık Anayasası ile bu ülkeye İslami rejim getireceğiz’ dedi. Başkanlık Anayasası meselesi budur. Cumhuriyet’i bitirmeye yöneliktir. Ancak AKP bitti. Batı da AKP’yi istemiyor. Siyasi İslam’ı tasfiye edecek diye düşünüyorum.'

'TÜRKİYE, KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAK'

AKP’nin Başkanlık Anayasası ile Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına sürüklediğini söyleyen Yanardağ şöyle devam etti:

“Siyasi İslam’ın yeni bir rejim kuracak insan kaynakları, bilgi ve birikimi yok. Siyasal islam -İslam değil, siyasal islam- cehaletin, akıl ve bilim dışılığın adıdır. Siyasal islamcılık, İmam Gazali'den beri aklı ve bilimi kafirlik sayar. Türkiye halkı bu karanlığa mahkum olmayacak kadar güçlüdür. Hiçbir koşulda bu gericiliğe teslim olmayacaktır. Tehdit ve korkuyu yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Ancak halk artık korkuya teslim olmayacak. Bu ülkenin ciddi bir aydınlanma birikimi var. Abdülhamit’i iktidardan indiren güçlü bir birikim bu. Hiç kimsenin dokunulmazlığı yoktur, hiçbir iktidar sonsuza kadar yaşayacak değildir. Hiçbir zaman kazanmaya bu kadar yakın olmamıştık. AKP ağır bir yenilgiye uğrayacak.'

unnamed-(2)-096.jpg

“LAİKÇİ TEYZELERE ÖZÜR BORÇLULAR'

Gazeteci Merdan Yanardağ, konuşmasında, bir dönem AKP’nin yanında yer alan liberal aydınları da eleştirdi ve Türkiye’nin geldiği noktada dönek solcuların ve liberallerin de büyük sorumluluğunun olduğunu belirtti. Yanardağ şunları söyledi:

“AKP, özellikle iktidarının ikinci döneminde 'demokrasi’ ve "özgürlük" vaadiyle bazı liberal, demokrat ve sol çevreleri yanına çekti. Ortada büyük bir yalan vardı ve bu yalana çeşitli çıkar hesaplarıyla inanmaya hazır bir kesim bulunuyordu. Liberal aydıların, pek azınının yanılarak, büyük bölümünün ise akçalı çıkarlar başta olmak üzere çeşitli ikbal hesaplarıyla kendi hayatlarına ve halkına ihaneti sonucu, AKP iktidarını pekiştirdi. Bu 'kullanışlı atpallar' toplumsal muhalefetin direniş refleksinin kırılmasında önemli bir ol oynadı. Çoğu laik bir hayat süren bu liberallerin AKP'ye verdikleri yaşamsal destek nedeniyle halk muhalefetinin önemli dinamiklerinde bir kararsızlık durumu oluştu. Kendilerine 'aydın’ diyen bazı gazeteciler ve yazarlar, AKP’nin karanlık yüzünü ya göremedi ya da küçük ve gündelik hesaplarla sakladı. Daha çok ikincisi oldu."

"O LİBERALLER ARTIK ENTELEKTÜEL ÇÖPTÜR" 

Yanardağ, sözlerine şöyle devam etti:

"Ancak söz konusu liberallerin, 'Laikçi teyzeler’ diye dalga geçtikleri kadınlar, bu karanlığı ve kendilerine yönelik saldırıyı ilk günden itibaren gördü. Bugün 'aldatıldık' veya 'niyet okuyamazdık" ya da "böyle olacağını bilemezdik' diyen liberaller, gerçeği gören o 'laikçi teyzeler'den özür dilemelidir. Bugün Erdoğan-AKP iktidarından şikayetçi olan bütün liberallerin, o 'laikçi teyzeler'e bir özür borcu var. Çünkü yanıldılar, fena halde haksız çıktılar. Onların bu topluma yaptıktıkları ihanet, hiçbir tartışma ve tereddüte yol açmayacak şekilde ortaya çıktı.

"AKP'nin siyasal hedeflerini göremeyen, yani kendi deyimleriyle 'niyetini okuyamayan' bu alık ve uyanık liberaller, her nasılsa bizim niyetimizi okudu. Bize, 'Ergenekoncu, darbeci, Kemalist vesayetçi' diye saldırmakta hiç tereddüt etmediler. Onlar, sayıları çok az olmakla birlikte, kendilerine sunulan olanakları kullanarak halkın direniş refleksini kırdı. Bu liberal ihanetin mensupları, Türkiye’nin bugünkü karanlığı yaşamasına neden oldu. Sağcısı ve solcusuyla o liberaller, bugün artık birer entelektüel çöptür.

"İç dinamiklere dayanan bir oylumu olmakla birlikte, esas olarak bir ABD projesi olarak doğan ve iktidara taşınan AKP'nin dönemi artık kapandı. CIA ve İsrail istihbarat örgütlerinin bilgisi ve desteğiyle kurulan AKP'nin işi bitti. Toplumun her kesimiyle kavgalı, sadece cami cemaatinin bir kısmının desteğini alıyor. Bu da iktidar için yetmez. Millet onu bu referandumda tarihin karanlıklarına gönderecektir. Bütün kamuoyu araştırmaları bunu söylüyor. Bu nedenle karamsarlığa gerek yok! Faşizan Başkanlık Anayasası'na 'Hayır' diyenler açık ara önde. Ancak, hiç rehavete kapılmamak lazım. AKP, kolay kolay gitmek istemeyecektir. Kararlı olmak ve çok çalışarak başarılı olunabilir. Bunun için öncelikle korkuyu yenmek ve cesareti toplumsallaştırmak gerekiyor. Başarı son 15 yıldır hiç bu kadar yakın olmadı."

Çok Okunanlar

Ahmet Hakan: Acaba o isim aday olsa yüzde kaç oy alırdı?

Alaattin Çakıcı'dan Meral Akşener açıklaması

AKP'nin mitingine kaç kişi katıldı?

AKP'li kadın: Tayyip senin her yerini yerim

Abdulkadir Selvi: Çiller'e, Akşener'i sordum 

İlgili Haberler

Kültür Sanat

La Casa De Papel'e Türk imzası

Kültür Sanat

Küçük Prens'in yazarının aşk mektubu açık artırmayla satıldı

Kültür Sanat

"Yalova Müzik Festivali 2018", 2 Ağustos'ta başlayacak

Kültür Sanat

Munzur Festivali tarihi açıklandı

Kültür Sanat

Zülfü Livaneli'den “Gölgeler'e saygı duruşu

Kültür Sanat

Leman'ın yeni sayısı Demirtaş'lı, ketıl'lı

Kültür Sanat

11 yaşındaki yetenek İtalya'dan birincilikle döndü

Kültür Sanat

Dünyanın en büyük sanat fuarı açıldı

Kültür Sanat

'Ayla' yeniden vizyona girecek!

Kültür Sanat

Yeni Ülke okuyucusuyla buluşuyor

Kültür Sanat

Google'dan sanatçı Füreya Koral'a özel doodle

Kültür Sanat

Brüksel'deki Şirinler Köyü ziyarete açıldı